Cüzler 23

۞ وَمَاۤ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندࣲ مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِینَ
İngilizce

And We sent not down against his People, after him, any hosts from heaven, nor was it needful for Us so to do

turkish

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler

36 (Ya-Sin) Sure
28 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ
İngilizce

It was no more than a single mighty Blast, and behold! they were (like ashes) quenched and silent

turkish

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler

36 (Ya-Sin) Sure
29 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا یَأۡتِیهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

Ah! Alas for (My) Servants! There comes not a messenger to them but they mock him

turkish

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı

36 (Ya-Sin) Sure
30 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَرَوۡا۟ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَیۡهِمۡ لَا یَرۡجِعُونَ
İngilizce

See they not how many generations before them we destroyed? Not to them will they return

turkish

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
31 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن كُلࣱّ لَّمَّا جَمِیعࣱ لَّدَیۡنَا مُحۡضَرُونَ
İngilizce

But each one of them all - will be brought before Us (for judgment)

turkish

Hepsi huzurumuza getirileceklerdir

36 (Ya-Sin) Sure
32 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَیۡتَةُ أَحۡیَیۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّا فَمِنۡهُ یَأۡكُلُونَ
İngilizce

A Sign for them is the earth that is dead: We do give it life, and produce grain therefrom, of which ye do eat

turkish

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler

36 (Ya-Sin) Sure
33 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا فِیهَا جَنَّـٰتࣲ مِّن نَّخِیلࣲ وَأَعۡنَـٰبࣲ وَفَجَّرۡنَا فِیهَا مِنَ ٱلۡعُیُونِ
İngilizce

And We produce therein orchard with date-palms and vines, and We cause springs to gush forth therein

turkish

Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız

36 (Ya-Sin) Sure
34 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِیَأۡكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَیۡدِیهِمۡۚ أَفَلَا یَشۡكُرُونَ
İngilizce

That they may enjoy the fruits of this (artistry): It was not their hands that made this: will they not then give thanks

turkish

Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
35 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَ ٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Glory to Allah, Who created in pairs all things that the earth produces, as well as their own (human) kind and (other) things of which they have no knowledge

turkish

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir

36 (Ya-Sin) Sure
36 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمُ ٱلَّیۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ
İngilizce

And a Sign for them is the Night: We withdraw therefrom the Day, and behold they are plunged in darkness

turkish

Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler

36 (Ya-Sin) Sure
37 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِی لِمُسۡتَقَرࣲّ لَّهَاۚ ذَ ٰلِكَ تَقۡدِیرُ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡعَلِیمِ
İngilizce

And the sun runs his course for a period determined for him: that is the decree of (Him), the Exalted in Might, the All-Knowing

turkish

Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur

36 (Ya-Sin) Sure
38 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِیمِ
İngilizce

And the Moon,- We have measured for her mansions (to traverse) till she returns like the old (and withered) lower part of a date-stalk

turkish

Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir

36 (Ya-Sin) Sure
39 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا ٱلشَّمۡسُ یَنۢبَغِی لَهَاۤ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّیۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِی فَلَكࣲ یَسۡبَحُونَ
İngilizce

It is not permitted to the Sun to catch up the Moon, nor can the Night outstrip the Day: Each (just) swims along in (its own) orbit (according to Law)

turkish

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler

36 (Ya-Sin) Sure
40 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّیَّتَهُمۡ فِی ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
İngilizce

And a Sign for them is that We bore their race (through the Flood) in the loaded Ark

turkish

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır

36 (Ya-Sin) Sure
41 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا یَرۡكَبُونَ
İngilizce

And We have created for them similar (vessels) on which they ride

turkish

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır

36 (Ya-Sin) Sure
42 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِیخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ یُنقَذُونَ
İngilizce

If it were Our Will, We could drown them: then would there be no helper (to hear their cry), nor could they be delivered

turkish

Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
43 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِینࣲ
İngilizce

Except by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time

turkish

Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık

36 (Ya-Sin) Sure
44 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَیۡنَ أَیۡدِیكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
İngilizce

When they are told, "Fear ye that which is before you and that which will be after you, in order that ye may receive Mercy," (they turn back)

turkish

Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler

36 (Ya-Sin) Sure
45 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَأۡتِیهِم مِّنۡ ءَایَةࣲ مِّنۡ ءَایَـٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُوا۟ عَنۡهَا مُعۡرِضِینَ
İngilizce

Not a Sign comes to them from among the Signs of their Lord, but they turn away therefrom

turkish

Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
46 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمۡ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ یَشَاۤءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

And when they are told, "Spend ye of (the bounties) with which Allah has provided you," the Unbelievers say to those who believe: "Shall we then feed those whom, if Allah had so willed, He would have fed, (Himself)?- Ye are in nothing but manifest error

turkish

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler

36 (Ya-Sin) Sure
47 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Further, they say, "When will this promise (come to pass), if what ye say is true

turkish

Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler

36 (Ya-Sin) Sure
48 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا یَنظُرُونَ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ یَخِصِّمُونَ
İngilizce

They will not (have to) wait for aught but a single Blast: it will seize them while they are yet disputing among themselves

turkish

Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler

36 (Ya-Sin) Sure
49 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ تَوۡصِیَةࣰ وَلَاۤ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِمۡ یَرۡجِعُونَ
İngilizce

No (chance) will they then have, by will, to dispose (of their affairs), nor to return to their own people

turkish

O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler

36 (Ya-Sin) Sure
50 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنُفِخَ فِی ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ یَنسِلُونَ
İngilizce

The trumpet shall be sounded, when behold! from the sepulchres (men) will rush forth to their Lord

turkish

Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar

36 (Ya-Sin) Sure
51 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

They will say: "Ah! Woe unto us! Who hath raised us up from our beds of repose?"... (A voice will say:) "This is what (Allah) Most Gracious had promised. And true was the word of the messengers

turkish

Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir

36 (Ya-Sin) Sure
52 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ جَمِیعࣱ لَّدَیۡنَا مُحۡضَرُونَ
İngilizce

It will be no more than a single Blast, when lo! they will all be brought up before Us

turkish

Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur

36 (Ya-Sin) Sure
53 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡیَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَیۡءࣰا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Then, on that Day, not a soul will be wronged in the least, and ye shall but be repaid the meeds of your past Deeds

turkish

Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz

36 (Ya-Sin) Sure
54 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡیَوۡمَ فِی شُغُلࣲ فَـٰكِهُونَ
İngilizce

Verily the Companions of the Garden shall that Day have joy in all that they do

turkish

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler

36 (Ya-Sin) Sure
55 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُمۡ وَأَزۡوَ ٰجُهُمۡ فِی ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَاۤئِكِ مُتَّكِءُونَ
İngilizce

They and their associates will be in groves of (cool) shade, reclining on Thrones (of dignity)

turkish

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır

36 (Ya-Sin) Sure
56 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهُمۡ فِیهَا فَـٰكِهَةࣱ وَلَهُم مَّا یَدَّعُونَ
İngilizce

(Every) fruit (enjoyment) will be there for them; they shall have whatever they call for

turkish

Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır

36 (Ya-Sin) Sure
57 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمࣱ قَوۡلࣰا مِّن رَّبࣲّ رَّحِیمࣲ
İngilizce

Peace!" - a word (of salutation) from a Lord Most Merciful

turkish

Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır

36 (Ya-Sin) Sure
58 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱمۡتَـٰزُوا۟ ٱلۡیَوۡمَ أَیُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
İngilizce

And O ye in sin! Get ye apart this Day

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
59 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَیۡكُمۡ یَـٰبَنِیۤ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُوا۟ ٱلشَّیۡطَـٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِینࣱ
İngilizce

Did I not enjoin on you, O ye Children of Adam, that ye should not worship Satan; for that he was to you an enemy avowed

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
60 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِیۚ هَـٰذَا صِرَ ٰطࣱ مُّسۡتَقِیمࣱ
İngilizce

And that ye should worship Me, (for that) this was the Straight Way

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
61 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلࣰّا كَثِیرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُوا۟ تَعۡقِلُونَ
İngilizce

But he did lead astray a great multitude of you. Did ye not, then, understand

turkish

And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz

36 (Ya-Sin) Sure
62 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِی كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
İngilizce

This is the Hell of which ye were (repeatedly) warned

turkish

İşte bu, size söz verilen cehennemdir

36 (Ya-Sin) Sure
63 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡیَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
İngilizce

Embrace ye the (fire) this Day, for that ye (persistently) rejected (Truth)

turkish

Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin

36 (Ya-Sin) Sure
64 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلۡیَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰۤ أَفۡوَ ٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَاۤ أَیۡدِیهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ یَكۡسِبُونَ
İngilizce

That Day shall We set a seal on their mouths. But their hands will speak to us, and their feet bear witness, to all that they did

turkish

İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder

36 (Ya-Sin) Sure
65 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَشَاۤءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰۤ أَعۡیُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَ ٰطَ فَأَنَّىٰ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

If it had been our Will, We could surely have blotted out their eyes; then should they have run about groping for the Path, but how could they have seen

turkish

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
66 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَشَاۤءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُوا۟ مُضِیࣰّا وَلَا یَرۡجِعُونَ
İngilizce

And if it had been Our Will, We could have transformed them (to remain) in their places; then should they have been unable to move about, nor could they have returned (after error)

turkish

Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
67 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِی ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا یَعۡقِلُونَ
İngilizce

If We grant long life to any, We cause him to be reversed in nature: Will they not then understand

turkish

Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
68 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا یَنۢبَغِی لَهُۥۤۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ وَقُرۡءَانࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

We have not instructed the (Prophet) in Poetry, nor is it meet for him: this is no less than a Message and a Qur'an making things clear

turkish

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır

36 (Ya-Sin) Sure
69 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّیُنذِرَ مَن كَانَ حَیࣰّا وَیَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

That it may give admonition to any (who are) alive, and that the charge may be proved against those who reject (Truth)

turkish

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın

36 (Ya-Sin) Sure
70 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَوۡا۟ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَیۡدِینَاۤ أَنۡعَـٰمࣰا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ
İngilizce

See they not that it is We Who have created for them - among the things which Our hands have fashioned - cattle, which are under their dominion

turkish

Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar

36 (Ya-Sin) Sure
71 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا یَأۡكُلُونَ
İngilizce

And that We have subjected them to their (use)? of them some do carry them and some they eat

turkish

Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır

36 (Ya-Sin) Sure
72 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَهُمۡ فِیهَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا یَشۡكُرُونَ
İngilizce

And they have (other) profits from them (besides), and they get (milk) to drink. Will they not then be grateful

turkish

Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
73 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لَّعَلَّهُمۡ یُنصَرُونَ
İngilizce

Yet they take (for worship) gods other than Allah, (hoping) that they might be helped

turkish

Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler

36 (Ya-Sin) Sure
74 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡتَطِیعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندࣱ مُّحۡضَرُونَ
İngilizce

They have not the power to help them: but they will be brought up (before Our Judgment-seat) as a troop (to be condemned)

turkish

Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler

36 (Ya-Sin) Sure
75 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا یَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا یُسِرُّونَ وَمَا یُعۡلِنُونَ
İngilizce

Let not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose

turkish

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz

36 (Ya-Sin) Sure
76 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِیمࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Doth not man see that it is We Who created him from sperm? yet behold! he (stands forth) as an open adversary

turkish

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

36 (Ya-Sin) Sure
77 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلࣰا وَنَسِیَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن یُحۡیِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِیَ رَمِیمࣱ
İngilizce

And he makes comparisons for Us, and forgets his own (origin and) Creation: He says, "Who can give life to (dry) bones and decomposed ones (at that)

turkish

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

36 (Ya-Sin) Sure
78 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ یُحۡیِیهَا ٱلَّذِیۤ أَنشَأَهَاۤ أَوَّلَ مَرَّةࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِیمٌ
İngilizce

Say, "He will give them life Who created them for the first time! for He is Well-versed in every kind of creation

turkish

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir

36 (Ya-Sin) Sure
79 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارࣰا فَإِذَاۤ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ
İngilizce

The same Who produces for you fire out of the green tree, when behold! ye kindle therewith (your own fires)

turkish

Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız

36 (Ya-Sin) Sure
80 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَیۡسَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰۤ أَن یَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

Is not He Who created the heavens and the earth able to create the like thereof?" - Yea, indeed! for He is the Creator Supreme, of skill and knowledge (infinite)

turkish

Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir

36 (Ya-Sin) Sure
81 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَاۤ أَمۡرُهُۥۤ إِذَاۤ أَرَادَ شَیۡءًا أَن یَقُولَ لَهُۥ كُن فَیَكُونُ
İngilizce

Verily, when He intends a thing, His Command is, "be", and it is

turkish

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur

36 (Ya-Sin) Sure
82 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِی بِیَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیۡءࣲ وَإِلَیۡهِ تُرۡجَعُونَ
İngilizce

So glory to Him in Whose hands is the dominion of all things: and to Him will ye be all brought back

turkish

Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir

36 (Ya-Sin) Sure
83 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلصَّـٰۤفَّـٰتِ صَفࣰّا
İngilizce

By those who range themselves in ranks

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
1 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلزَّ ٰجِرَ ٰتِ زَجۡرࣰا
İngilizce

And so are strong in repelling (evil)

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
2 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلتَّـٰلِیَـٰتِ ذِكۡرًا
İngilizce

And thus proclaim the Message (of Allah)

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
3 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ إِلَـٰهَكُمۡ لَوَ ٰحِدࣱ
İngilizce

Verily, verily, your Allah is one

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
4 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَـٰرِقِ
İngilizce

Lord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
5 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا زَیَّنَّا ٱلسَّمَاۤءَ ٱلدُّنۡیَا بِزِینَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ
İngilizce

We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars

turkish

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik

37 (As-Saffat) Sure
6 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحِفۡظࣰا مِّن كُلِّ شَیۡطَـٰنࣲ مَّارِدࣲ
İngilizce

(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits

turkish

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk

37 (As-Saffat) Sure
7 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَیُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ
İngilizce

(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side

turkish

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

37 (As-Saffat) Sure
8 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
دُحُورࣰاۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ
İngilizce

Repulsed, for they are under a perpetual penalty

turkish

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

37 (As-Saffat) Sure
9 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ
İngilizce

Except such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness

turkish

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir

37 (As-Saffat) Sure
10 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَاۤۚ إِنَّا خَلَقۡنَـٰهُم مِّن طِینࣲ لَّازِبِۭ
İngilizce

Just ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay

turkish

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır

37 (As-Saffat) Sure
11 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ عَجِبۡتَ وَیَسۡخَرُونَ
İngilizce

Truly dost thou marvel, while they ridicule

turkish

Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

37 (As-Saffat) Sure
12 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا یَذۡكُرُونَ
İngilizce

And, when they are admonished, pay no heed

turkish

Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler

37 (As-Saffat) Sure
13 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا رَأَوۡا۟ ءَایَةࣰ یَسۡتَسۡخِرُونَ
İngilizce

And, when they see a Sign, turn it to mockery

turkish

Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar

37 (As-Saffat) Sure
14 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوۤا۟ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

And say, "This is nothing but evident sorcery

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
15 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
İngilizce

What! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
16 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ ءَابَاۤؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

And also our fathers of old

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
17 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَ ٰخِرُونَ
İngilizce

Say thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)

turkish

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

37 (As-Saffat) Sure
18 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّمَا هِیَ زَجۡرَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ یَنظُرُونَ
İngilizce

Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see

turkish

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar

37 (As-Saffat) Sure
19 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلدِّینِ
İngilizce

They will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment

turkish

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür

37 (As-Saffat) Sure
20 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied

turkish

Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir

37 (As-Saffat) Sure
21 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ ٱحۡشُرُوا۟ ٱلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ وَأَزۡوَ ٰجَهُمۡ وَمَا كَانُوا۟ یَعۡبُدُونَ
İngilizce

Bring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped

turkish

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

37 (As-Saffat) Sure
22 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَ ٰطِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Besides Allah, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire

turkish

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

37 (As-Saffat) Sure
23 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡءُولُونَ
İngilizce

But stop them, for they must be asked

turkish

Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır

37 (As-Saffat) Sure
24 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
İngilizce

What is the matter with you that ye help not each other

turkish

Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
25 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ هُمُ ٱلۡیَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
İngilizce

Nay, but that day they shall submit (to Judgment)

turkish

Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır

37 (As-Saffat) Sure
26 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

And they will turn to one another, and question one another

turkish

Birbirlerine dönüp soruşurlar

37 (As-Saffat) Sure
27 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

They will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)

turkish

İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler

37 (As-Saffat) Sure
28 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَل لَّمۡ تَكُونُوا۟ مُؤۡمِنِینَ
İngilizce

They will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith

turkish

Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz

37 (As-Saffat) Sure
29 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَیۡكُم مِّن سُلۡطَـٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰا طَـٰغِینَ
İngilizce

Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion

turkish

Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz

37 (As-Saffat) Sure
30 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَحَقَّ عَلَیۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَاۤۖ إِنَّا لَذَاۤئِقُونَ
İngilizce

So now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)

turkish

Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız

37 (As-Saffat) Sure
31 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَغۡوَیۡنَـٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِینَ
İngilizce

We led you astray: for truly we were ourselves astray

turkish

Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık

37 (As-Saffat) Sure
32 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّهُمۡ یَوۡمَئِذࣲ فِی ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
İngilizce

Truly, that Day, they will (all) share in the Penalty

turkish

O gün hepsi azabda birleşirler

37 (As-Saffat) Sure
33 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Verily that is how We shall deal with Sinners

turkish

Doğrusu suçlulara böyle yaparız

37 (As-Saffat) Sure
34 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوۤا۟ إِذَا قِیلَ لَهُمۡ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ یَسۡتَكۡبِرُونَ
İngilizce

For they, when they were told that there is no god except Allah, would puff themselves up with Pride

turkish

Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler

37 (As-Saffat) Sure
35 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوۤا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ
İngilizce

And say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed

turkish

Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
36 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ جَاۤءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Nay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the messengers (before him)

turkish

Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı

37 (As-Saffat) Sure
37 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكُمۡ لَذَاۤئِقُوا۟ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِیمِ
İngilizce

Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty

turkish

Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

37 (As-Saffat) Sure
38 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

But it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought

turkish

Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız

37 (As-Saffat) Sure
39 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

But the sincere (and devoted) Servants of Allah

turkish

Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
40 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

For them is a Sustenance determined

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
41 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَ ٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
İngilizce

Fruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
42 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

In Gardens of Felicity

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
43 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

Facing each other on Thrones (of Dignity)

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
44 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُطَافُ عَلَیۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِینِۭ
İngilizce

Round will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
45 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَیۡضَاۤءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّـٰرِبِینَ
İngilizce

Crystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
46 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا فِیهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا یُنزَفُونَ
İngilizce

Free from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
47 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِینࣱ
İngilizce

And besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)

turkish

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

37 (As-Saffat) Sure
48 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُنَّ بَیۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ
İngilizce

As if they were (delicate) eggs closely guarded

turkish

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

37 (As-Saffat) Sure
49 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

Then they will turn to one another and question one another

turkish

Birbirlerine dönüp sorarlar

37 (As-Saffat) Sure
50 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ قَاۤئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّی كَانَ لِی قَرِینࣱ
İngilizce

One of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
51 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِینَ
İngilizce

Who used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
52 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِینُونَ
İngilizce

When we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
53 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
İngilizce

(A voice) said: "Would ye like to look down

turkish

Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

37 (As-Saffat) Sure
54 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِی سَوَاۤءِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

He looked down and saw him in the midst of the Fire

turkish

Bir bakar onu cehennemin ortasında görür

37 (As-Saffat) Sure
55 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِینِ
İngilizce

He said: "By Allah! thou wast little short of bringing me to perdition

turkish

Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

37 (As-Saffat) Sure
56 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّی لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِینَ
İngilizce

Had it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)

turkish

Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum

37 (As-Saffat) Sure
57 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَیِّتِینَ
İngilizce

Is it (the case) that we shall not die

turkish

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

37 (As-Saffat) Sure
58 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِینَ
İngilizce

Except our first death, and that we shall not be punished

turkish

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

37 (As-Saffat) Sure
59 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ
İngilizce

Verily this is the supreme achievement

turkish

İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur

37 (As-Saffat) Sure
60 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِمِثۡلِ هَـٰذَا فَلۡیَعۡمَلِ ٱلۡعَـٰمِلُونَ
İngilizce

For the like of this let all strive, who wish to strive

turkish

Çalışanlar bunun için çalışsın

37 (As-Saffat) Sure
61 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَذَ ٰلِكَ خَیۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
İngilizce

Is that the better entertainment or the Tree of Zaqqum

turkish

Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı

37 (As-Saffat) Sure
62 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا جَعَلۡنَـٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers

turkish

Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık

37 (As-Saffat) Sure
63 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِیۤ أَصۡلِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

For it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire

turkish

O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

37 (As-Saffat) Sure
64 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّیَـٰطِینِ
İngilizce

The shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils

turkish

Tomurcukları şeytan başı gibidir

37 (As-Saffat) Sure
65 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّهُمۡ لَءَاكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِءُونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
İngilizce

Truly they will eat thereof and fill their bellies therewith

turkish

İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

37 (As-Saffat) Sure
66 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَیۡهَا لَشَوۡبࣰا مِّنۡ حَمِیمࣲ
İngilizce

Then on top of that they will be given a mixture made of boiling water

turkish

Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir

37 (As-Saffat) Sure
67 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Then shall their return be to the (Blazing) Fire

turkish

Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir

37 (As-Saffat) Sure
68 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡا۟ ءَابَاۤءَهُمۡ ضَاۤلِّینَ
İngilizce

Truly they found their fathers on the wrong Path

turkish

Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı

37 (As-Saffat) Sure
69 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَهُمۡ عَلَىٰۤ ءَاثَـٰرِهِمۡ یُهۡرَعُونَ
İngilizce

So they (too) were rushed down on their footsteps

turkish

Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı

37 (As-Saffat) Sure
70 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

And truly before them, many of the ancients went astray

turkish

Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı

37 (As-Saffat) Sure
71 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِیهِم مُّنذِرِینَ
İngilizce

But We sent aforetime, among them, (messengers) to admonish them

turkish

And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik

37 (As-Saffat) Sure
72 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنظُرۡ كَیۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِینَ
İngilizce

Then see what was the end of those who were admonished (but heeded not)

turkish

Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak

37 (As-Saffat) Sure
73 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except the sincere (and devoted) Servants of Allah

turkish

Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
74 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِیبُونَ
İngilizce

(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer

turkish

And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik

37 (As-Saffat) Sure
75 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And We delivered him and his people from the Great Calamity

turkish

Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
76 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ذُرِّیَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِینَ
İngilizce

And made his progeny to endure (on this earth)

turkish

Ancak onun soyunu sürekli kıldık

37 (As-Saffat) Sure
77 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations to come in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
78 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِی ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Peace and salutation to Noah among the nations

turkish

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
79 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do we reward those who do right

turkish

İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
80 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
81 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

Then the rest we overwhelmed in the Flood

turkish

Sonra, diğerlerini suda boğduk

37 (As-Saffat) Sure
82 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَإِنَّ مِن شِیعَتِهِۦ لَإِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

Verily among those who followed his Way was Abraham

turkish

İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı

37 (As-Saffat) Sure
83 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ جَاۤءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِیمٍ
İngilizce

Behold! he approached his Lord with a sound heart

turkish

Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

37 (As-Saffat) Sure
84 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

Behold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship

turkish

İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
85 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِیدُونَ
İngilizce

Is it a falsehood- gods other than Allah- that ye desire

turkish

Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
86 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Then what is your idea about the Lord of the worlds

turkish

Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

37 (As-Saffat) Sure
87 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِی ٱلنُّجُومِ
İngilizce

Then did he cast a glance at the Stars

turkish

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

37 (As-Saffat) Sure
88 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنِّی سَقِیمࣱ
İngilizce

And he said, "I am indeed sick (at heart)

turkish

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

37 (As-Saffat) Sure
89 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّوۡا۟ عَنۡهُ مُدۡبِرِینَ
İngilizce

So they turned away from him, and departed

turkish

Onu bırakıp gittiler

37 (As-Saffat) Sure
90 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَاغَ إِلَىٰۤ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

Then did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)

turkish

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

37 (As-Saffat) Sure
91 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
İngilizce

What is the matter with you that ye speak not (intelligently)

turkish

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

37 (As-Saffat) Sure
92 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَاغَ عَلَیۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡیَمِینِ
İngilizce

Then did he turn upon them, striking (them) with the right hand

turkish

Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu

37 (As-Saffat) Sure
93 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلُوۤا۟ إِلَیۡهِ یَزِفُّونَ
İngilizce

Then came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)

turkish

Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler

37 (As-Saffat) Sure
94 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
İngilizce

He said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved

turkish

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

37 (As-Saffat) Sure
95 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
İngilizce

But Allah has created you and your handwork

turkish

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

37 (As-Saffat) Sure
96 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ ٱبۡنُوا۟ لَهُۥ بُنۡیَـٰنࣰا فَأَلۡقُوهُ فِی ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

They said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire

turkish

Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler

37 (As-Saffat) Sure
97 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَیۡدࣰا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِینَ
İngilizce

(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated

turkish

Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

37 (As-Saffat) Sure
98 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالَ إِنِّی ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّی سَیَهۡدِینِ
İngilizce

He said: "I will go to my Lord! He will surely guide me

turkish

İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi

37 (As-Saffat) Sure
99 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ هَبۡ لِی مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

O my Lord! Grant me a righteous (son)

turkish

Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı

37 (As-Saffat) Sure
100 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبَشَّرۡنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِیمࣲ
İngilizce

So We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear

turkish

Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik

37 (As-Saffat) Sure
101 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡیَ قَالَ یَـٰبُنَیَّ إِنِّیۤ أَرَىٰ فِی ٱلۡمَنَامِ أَنِّیۤ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ یَـٰۤأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِیۤ إِن شَاۤءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِینَ
İngilizce

Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if Allah so wills one practising Patience and Constancy

turkish

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi

37 (As-Saffat) Sure
102 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّاۤ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِینِ
İngilizce

So when they had both submitted their wills (to Allah), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
103 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَـٰدَیۡنَـٰهُ أَن یَـٰۤإِبۡرَ ٰهِیمُ
İngilizce

We called out to him "O Abraham

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
104 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡیَاۤۚ إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
105 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰۤؤُا۟ ٱلۡمُبِینُ
İngilizce

For this was obviously a trial

turkish

Doğrusu bu apaçık bir deneme idi

37 (As-Saffat) Sure
106 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَدَیۡنَـٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

And We ransomed him with a momentous sacrifice

turkish

Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik

37 (As-Saffat) Sure
107 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
108 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

Peace and salutation to Abraham

turkish

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
109 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

İşte iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
110 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
111 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَشَّرۡنَـٰهُ بِإِسۡحَـٰقَ نَبِیࣰّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

And We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous

turkish

Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik

37 (As-Saffat) Sure
112 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَـٰرَكۡنَا عَلَیۡهِ وَعَلَىٰۤ إِسۡحَـٰقَۚ وَمِن ذُرِّیَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِینࣱ
İngilizce

We blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls

turkish

Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır

37 (As-Saffat) Sure
113 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
İngilizce

Again (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron

turkish

And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk

37 (As-Saffat) Sure
114 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَجَّیۡنَـٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And We delivered them and their people from (their) Great Calamity

turkish

İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
115 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَصَرۡنَـٰهُمۡ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلۡغَـٰلِبِینَ
İngilizce

And We helped them, so they overcame (their troubles)

turkish

Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi

37 (As-Saffat) Sure
116 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاتَیۡنَـٰهُمَا ٱلۡكِتَـٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِینَ
İngilizce

And We gave them the Book which helps to make things clear

turkish

Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik

37 (As-Saffat) Sure
117 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهَدَیۡنَـٰهُمَا ٱلصِّرَ ٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِیمَ
İngilizce

And We guided them to the Straight Way

turkish

Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik

37 (As-Saffat) Sure
118 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِمَا فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
119 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
İngilizce

Peace and salutation to Moses and Aaron

turkish

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
120 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
121 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For they were two of our believing Servants

turkish

İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
122 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ إِلۡیَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Elias among those sent (by Us)

turkish

Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
123 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦۤ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, he said to his people, "Will ye not fear (Allah)

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
124 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَـٰلِقِینَ
İngilizce

Will ye call upon Baal and forsake the Best of Creators

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
125 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَاۤئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Allah, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
126 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
İngilizce

But they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)

turkish

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

37 (As-Saffat) Sure
127 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except the sincere and devoted Servants of Allah (among them)

turkish

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

37 (As-Saffat) Sure
128 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
129 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰۤ إِلۡ یَاسِینَ
İngilizce

Peace and salutation to such as Elias

turkish

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
130 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
131 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

O, inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
132 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لُوطࣰا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Lut among those sent (by Us)

turkish

Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
133 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ نَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥۤ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Behold, We delivered him and his adherents, all

turkish

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
134 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عَجُوزࣰا فِی ٱلۡغَـٰبِرِینَ
İngilizce

Except an old woman who was among those who lagged behind

turkish

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
135 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

Then We destroyed the rest

turkish

Sonra diğerlerini yok etmiştik

37 (As-Saffat) Sure
136 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَیۡهِم مُّصۡبِحِینَ
İngilizce

Verily, ye pass by their (sites), by day

turkish

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
137 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبِٱلَّیۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
İngilizce

And by night: will ye not understand

turkish

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
138 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ یُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Jonah among those sent (by Us)

turkish

Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
139 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
İngilizce

When he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden

turkish

Dolu bir gemiye kaçmıştı

37 (As-Saffat) Sure
140 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِینَ
İngilizce

He (agreed to) cast lots, and he was condemned

turkish

Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

37 (As-Saffat) Sure
141 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِیمࣱ
İngilizce

Then the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame

turkish

Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu

37 (As-Saffat) Sure
142 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِینَ
İngilizce

Had it not been that he (repented and) glorified Allah

turkish

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

37 (As-Saffat) Sure
143 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَلَبِثَ فِی بَطۡنِهِۦۤ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

He would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection

turkish

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

37 (As-Saffat) Sure
144 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَنَبَذۡنَـٰهُ بِٱلۡعَرَاۤءِ وَهُوَ سَقِیمࣱ
İngilizce

But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness

turkish

Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık

37 (As-Saffat) Sure
145 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَیۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن یَقۡطِینࣲ
İngilizce

And We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind

turkish

Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik

37 (As-Saffat) Sure
146 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ یَزِیدُونَ
İngilizce

And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more

turkish

Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik

37 (As-Saffat) Sure
147 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَءَامَنُوا۟ فَمَتَّعۡنَـٰهُمۡ إِلَىٰ حِینࣲ
İngilizce

And they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while

turkish

Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

37 (As-Saffat) Sure
148 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ
İngilizce

Now ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons

turkish

Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

37 (As-Saffat) Sure
149 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةَ إِنَـٰثࣰا وَهُمۡ شَـٰهِدُونَ
İngilizce

Or that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)

turkish

Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler

37 (As-Saffat) Sure
150 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَاۤ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَیَقُولُونَ
İngilizce

Is it not that they say, from their own invention

turkish

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

37 (As-Saffat) Sure
151 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ
İngilizce

Allah has begotten children"? but they are liars

turkish

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

37 (As-Saffat) Sure
152 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِینَ
İngilizce

Did He (then) choose daughters rather than sons

turkish

Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş

37 (As-Saffat) Sure
153 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ كَیۡفَ تَحۡكُمُونَ
İngilizce

What is the matter with you? How judge ye

turkish

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
154 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

Will ye not then receive admonition

turkish

Hiç düşünmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
155 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَـٰنࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Or have ye an authority manifest

turkish

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var

37 (As-Saffat) Sure
156 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأۡتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Then bring ye your Book (of authority) if ye be truthful

turkish

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

37 (As-Saffat) Sure
157 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلُوا۟ بَیۡنَهُۥ وَبَیۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
İngilizce

And they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment-Seat)

turkish

Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler

37 (As-Saffat) Sure
158 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

Glory to Allah! (He is free) from the things they ascribe (to Him)

turkish

Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir

37 (As-Saffat) Sure
159 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Not (so do) the Servants of Allah, sincere and devoted

turkish

Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
160 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

For, verily, neither ye nor those ye worship

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
161 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَنتُمۡ عَلَیۡهِ بِفَـٰتِنِینَ
İngilizce

Can lead (any) into temptation concerning Allah

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
162 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Except such as are (themselves) going to the blazing Fire

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
163 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا مِنَّاۤ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
164 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّاۤفُّونَ
İngilizce

And we are verily ranged in ranks (for service)

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
165 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
İngilizce

And we are verily those who declare (Allah's) glory

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
166 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن كَانُوا۟ لَیَقُولُونَ
İngilizce

And there were those who said

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
167 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

If only we had had before us a Message from those of old

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
168 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

We should certainly have been Servants of Allah, sincere (and devoted)

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
169 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

But (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know

turkish

Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
170 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Already has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)

turkish

And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

37 (As-Saffat) Sure
171 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
İngilizce

That they would certainly be assisted

turkish

Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
172 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ
İngilizce

And that Our forces,- they surely must conquer

turkish

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir

37 (As-Saffat) Sure
173 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

So turn thou away from them for a little while

turkish

Bir süreye kadar onlara aldırış etme

37 (As-Saffat) Sure
174 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

And watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)

turkish

Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
175 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَبِعَذَابِنَا یَسۡتَعۡجِلُونَ
İngilizce

Do they wish (indeed) to hurry on our Punishment

turkish

Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

37 (As-Saffat) Sure
176 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَاۤءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِینَ
İngilizce

But when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)

turkish

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur

37 (As-Saffat) Sure
177 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

So turn thou away from them for a little while

turkish

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37 (As-Saffat) Sure
178 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)

turkish

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
179 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

Glory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)

turkish

Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir

37 (As-Saffat) Sure
180 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

And Peace on the messengers

turkish

Ve selam, peygamberleredir

37 (As-Saffat) Sure
181 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

And Praise to Allah, the Lord and Cherisher of the Worlds

turkish

Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

37 (As-Saffat) Sure
182 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
صۤۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِی ٱلذِّكۡرِ
İngilizce

Sad: By the Qur'an, Full of Admonition: (This is the Truth)

turkish

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler

38 (Sad) Sure
1 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ فِی عِزَّةࣲ وَشِقَاقࣲ
İngilizce

But the Unbelievers (are steeped) in self-glory and Separatism

turkish

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler

38 (Sad) Sure
2 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنࣲ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِینَ مَنَاصࣲ
İngilizce

How many generations before them did We destroy? In the end they cried (for mercy)- when there was no longer time for being saved

turkish

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi

38 (Sad) Sure
3 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعَجِبُوۤا۟ أَن جَاۤءَهُم مُّنذِرࣱ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرࣱ كَذَّابٌ
İngilizce

So they wonder that a Warner has come to them from among themselves! and the Unbelievers say, "This is a sorcerer telling lies

turkish

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi

38 (Sad) Sure
4 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَجَعَلَ ٱلۡءَالِهَةَ إِلَـٰهࣰا وَ ٰحِدًاۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَیۡءٌ عُجَابࣱ
İngilizce

Has he made the gods (all) into one Allah? Truly this is a wonderful thing

turkish

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi

38 (Sad) Sure
5 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُوا۟ وَٱصۡبِرُوا۟ عَلَىٰۤ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَیۡءࣱ یُرَادُ
İngilizce

And the leader among them go away (impatiently), (saying), "Walk ye away, and remain constant to your gods! For this is truly a thing designed (against you)

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
6 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِی ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡءَاخِرَةِ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا ٱخۡتِلَـٰقٌ
İngilizce

We never heard (the like) of this among the people of these latter days: this is nothing but a made-up tale

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
7 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءُنزِلَ عَلَیۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَیۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِی شَكࣲّ مِّن ذِكۡرِیۚ بَل لَّمَّا یَذُوقُوا۟ عَذَابِ
İngilizce

What! has the Message been sent to him - (Of all persons) among us?"... but they are in doubt concerning My (Own) Message! Nay, they have not yet tasted My Punishment

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
8 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَاۤئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡوَهَّابِ
İngilizce

Or have they the treasures of the mercy of thy Lord,- the Exalted in Power, the Grantor of Bounties without measure

turkish

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır

38 (Sad) Sure
9 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۖ فَلۡیَرۡتَقُوا۟ فِی ٱلۡأَسۡبَـٰبِ
İngilizce

Or have they the dominion of the heavens and the earth and all between? If so, let them mount up with the ropes and means (to reach that end)

turkish

Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler

38 (Sad) Sure
10 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جُندࣱ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومࣱ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ
İngilizce

But there - will be put to flight even a host of confederates

turkish

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur

38 (Sad) Sure
11 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَعَادࣱ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ
İngilizce

Before them (were many who) rejected messengers,- the people of Noah, and 'Ad, and Pharaoh, the Lord of Stakes

turkish

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır

38 (Sad) Sure
12 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطࣲ وَأَصۡحَـٰبُ لۡءَیۡكَةِۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ
İngilizce

And Thamud, and the people of Lut, and the Companions of the Wood; - such were the Confederates

turkish

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır

38 (Sad) Sure
13 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ
İngilizce

Not one (of them) but rejected the messengers, but My punishment came justly and inevitably (on them)

turkish

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler

38 (Sad) Sure
14 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَنظُرُ هَـٰۤؤُلَاۤءِ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ مَّا لَهَا مِن فَوَاقࣲ
İngilizce

These (today) only wait for a single mighty Blast, which (when it comes) will brook no delay

turkish

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler

38 (Sad) Sure
15 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ یَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

They say: "Our Lord! hasten to us our sentence (even) before the Day of Account

turkish

Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler

38 (Sad) Sure
16 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا یَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَیۡدِۖ إِنَّهُۥۤ أَوَّابٌ
İngilizce

Have patience at what they say, and remember our servant David, the man of strength: for he ever turned (to Allah)

turkish

Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
17 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ یُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِیِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ
İngilizce

It was We that made the hills declare, in unison with him, Our Praises, at eventide and at break of day

turkish

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi

38 (Sad) Sure
18 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلطَّیۡرَ مَحۡشُورَةࣰۖ كُلࣱّ لَّهُۥۤ أَوَّابࣱ
İngilizce

And the birds gathered (in assemblies): all with him did turn (to Allah)

turkish

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi

38 (Sad) Sure
19 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَیۡنَـٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ
İngilizce

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision

turkish

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik

38 (Sad) Sure
20 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُوا۟ ٱلۡمِحۡرَابَ
İngilizce

Has the Story of the Disputants reached thee? Behold, they climbed over the wall of the private chamber

turkish

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar

38 (Sad) Sure
21 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَٱحۡكُم بَیۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَاۤ إِلَىٰ سَوَاۤءِ ٱلصِّرَ ٰطِ
İngilizce

When they entered the presence of David, and he was terrified of them, they said: "Fear not: we are two disputants, one of whom has wronged the other: Decide now between us with truth, and treat us not with injustice, but guide us to the even Path

turkish

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar

38 (Sad) Sure
22 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَاۤ أَخِی لَهُۥ تِسۡعࣱ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةࣰ وَلِیَ نَعۡجَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِیهَا وَعَزَّنِی فِی ٱلۡخِطَابِ
İngilizce

This man is my brother: He has nine and ninety ewes, and I have (but) one: Yet he says, 'commit her to my care,' and is (moreover) harsh to me in speech

turkish

Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi

38 (Sad) Sure
23 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِیرࣰا مِّنَ ٱلۡخُلَطَاۤءِ لَیَبۡغِی بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَقَلِیلࣱ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَ̅خَ̅رَّ̅ ̅رَ̅ا̅كِ̅عࣰ̅ا̅ وَأَنَابَ ۩
İngilizce

(David) said: "He has undoubtedly wronged thee in demanding thy (single) ewe to be added to his (flock of) ewes: truly many are the partners (in business) who wrong each other: Not so do those who believe and work deeds of righteousness, and how few are they?"... and David gathered that We had tried him: he asked forgiveness of his Lord, fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance)

turkish

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti

38 (Sad) Sure
24 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَ ٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

So We forgave him this (lapse): he enjoyed, indeed, a Near Approach to Us, and a beautiful place of (Final) Return

turkish

Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır

38 (Sad) Sure
25 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَـٰكَ خَلِیفَةࣰ فِی ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَیۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَیُضِلَّكَ عَن سَبِیلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِینَ یَضِلُّونَ عَن سَبِیلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِیدُۢ بِمَا نَسُوا۟ یَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

O David! We did indeed make thee a vicegerent on earth: so judge thou between men in truth (and justice): Nor follow thou the lusts (of thy heart), for they will mislead thee from the Path of Allah: for those who wander astray from the Path of Allah, is a Penalty Grievous, for that they forget the Day of Account

turkish

Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır

38 (Sad) Sure
26 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا بَـٰطِلࣰاۚ ذَ ٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ۚ فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ
İngilizce

Not without purpose did We create heaven and earth and all between! that were the thought of Unbelievers! but woe to the Unbelievers because of the Fire (of Hell)

turkish

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline

38 (Sad) Sure
27 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِینَ فِی ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِینَ كَٱلۡفُجَّارِ
İngilizce

Shall We treat those who believe and work deeds of righteousness, the same as those who do mischief on earth? Shall We treat those who guard against evil, the same as those who turn aside from the right

turkish

Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız

38 (Sad) Sure
28 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ إِلَیۡكَ مُبَـٰرَكࣱ لِّیَدَّبَّرُوۤا۟ ءَایَـٰتِهِۦ وَلِیَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

(Here is) a Book which We have sent down unto thee, full of blessings, that they may mediate on its Signs, and that men of understanding may receive admonition

turkish

Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar

38 (Sad) Sure
29 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَیۡمَـٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥۤ أَوَّابٌ
İngilizce

To David We gave Solomon (for a son),- How excellent in Our service! Ever did he turn (to Us)

turkish

Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
30 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ عُرِضَ عَلَیۡهِ بِٱلۡعَشِیِّ ٱلصَّـٰفِنَـٰتُ ٱلۡجِیَادُ
İngilizce

Behold, there were brought before him, at eventide coursers of the highest breeding, and swift of foot

turkish

Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu

38 (Sad) Sure
31 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنِّیۤ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَیۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّی حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ
İngilizce

And he said, "Truly do I love the love of good, with a view to the glory of my Lord,"- until (the sun) was hidden in the veil (of night)

turkish

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı

38 (Sad) Sure
32 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رُدُّوهَا عَلَیَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ
İngilizce

Bring them back to me." then began he to pass his hand over (their) legs and their necks

turkish

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı

38 (Sad) Sure
33 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَیۡمَـٰنَ وَأَلۡقَیۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِیِّهِۦ جَسَدࣰا ثُمَّ أَنَابَ
İngilizce

And We did try Solomon: We placed on his throne a body (without life); but he did turn (to Us in true devotion)

turkish

And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü

38 (Sad) Sure
34 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِی وَهَبۡ لِی مُلۡكࣰا لَّا یَنۢبَغِی لِأَحَدࣲ مِّنۢ بَعۡدِیۤۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ
İngilizce

He said, "O my Lord! Forgive me, and grant me a kingdom which, (it may be), suits not another after me: for Thou art the Grantor of Bounties (without measure)

turkish

Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi

38 (Sad) Sure
35 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّیحَ تَجۡرِی بِأَمۡرِهِۦ رُخَاۤءً حَیۡثُ أَصَابَ
İngilizce

Then We subjected the wind to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
36 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّیَـٰطِینَ كُلَّ بَنَّاۤءࣲ وَغَوَّاصࣲ
İngilizce

As also the evil ones, (including) every kind of builder and diver

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
37 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاخَرِینَ مُقَرَّنِینَ فِی ٱلۡأَصۡفَادِ
İngilizce

As also others bound together in fetters

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
38 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا عَطَاۤؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَیۡرِ حِسَابࣲ
İngilizce

Such are Our Bounties: whether thou bestow them (on others) or withhold them, no account will be asked

turkish

İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik

38 (Sad) Sure
39 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

And he enjoyed, indeed, a Near Approach to Us, and a beautiful Place of (Final) Return

turkish

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır

38 (Sad) Sure
40 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَاۤ أَیُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَسَّنِیَ ٱلشَّیۡطَـٰنُ بِنُصۡبࣲ وَعَذَابٍ
İngilizce

Commemorate Our Servant Job. Behold he cried to his Lord: "The Evil One has afflicted me with distress and suffering

turkish

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti

38 (Sad) Sure
41 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَـٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدࣱ وَشَرَابࣱ
İngilizce

(The command was given:) "Strike with thy foot: here is (water) wherein to wash, cool and refreshing, and (water) to drink

turkish

Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik

38 (Sad) Sure
42 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لَهُۥۤ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُو۟لِی ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

And We gave him (back) his people, and doubled their number,- as a Grace from Ourselves, and a thing for commemoration, for all who have Understanding

turkish

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik

38 (Sad) Sure
43 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخُذۡ بِیَدِكَ ضِغۡثࣰا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَـٰهُ صَابِرࣰاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥۤ أَوَّابࣱ
İngilizce

And take in thy hand a little grass, and strike therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service! ever did he turn (to Us)

turkish

Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
44 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ عِبَـٰدَنَاۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ وَإِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَ أُو۟لِی ٱلۡأَیۡدِی وَٱلۡأَبۡصَـٰرِ
İngilizce

And commemorate Our Servants Abraham, Isaac, and Jacob, possessors of Power and Vision

turkish

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an

38 (Sad) Sure
45 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَخۡلَصۡنَـٰهُم بِخَالِصَةࣲ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ
İngilizce

Verily We did choose them for a special (purpose)- proclaiming the Message of the Hereafter

turkish

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık

38 (Sad) Sure
46 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَیۡنَ ٱلۡأَخۡیَارِ
İngilizce

They were, in Our sight, truly, of the company of the Elect and the Good

turkish

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler

38 (Sad) Sure
47 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَـٰعِیلَ وَٱلۡیَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلࣱّ مِّنَ ٱلۡأَخۡیَارِ
İngilizce

And commemorate Isma'il, Elisha, and Zul-Kifl: Each of them was of the Company of the Good

turkish

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir

38 (Sad) Sure
48 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا ذِكۡرࣱۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ لَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

This is a Message (of admonition): and verily, for the righteous, is a beautiful Place of (Final) Return

turkish

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır

38 (Sad) Sure
49 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَنَّـٰتِ عَدۡنࣲ مُّفَتَّحَةࣰ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَ ٰبُ
İngilizce

Gardens of Eternity, whose doors will (ever) be open to them

turkish

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır

38 (Sad) Sure
50 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُتَّكِءِینَ فِیهَا یَدۡعُونَ فِیهَا بِفَـٰكِهَةࣲ كَثِیرَةࣲ وَشَرَابࣲ
İngilizce

Therein will they recline (at ease): Therein can they call (at pleasure) for fruit in abundance, and (delicious) drink

turkish

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler

38 (Sad) Sure
51 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ
İngilizce

And beside them will be chaste women restraining their glances, (companions) of equal age

turkish

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır

38 (Sad) Sure
52 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِیَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

Such is the Promise made, to you for the Day of Account

turkish

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir

38 (Sad) Sure
53 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ
İngilizce

Truly such will be Our Bounty (to you); it will never fail

turkish

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir

38 (Sad) Sure
54 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِینَ لَشَرَّ مَءَابࣲ
İngilizce

Yea, such! but - for the wrong-doers will be an evil place of (Final) Return

turkish

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır

38 (Sad) Sure
55 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَهَنَّمَ یَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
İngilizce

Hell!- they will burn therein, - an evil bed (indeed, to lie on)

turkish

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır

38 (Sad) Sure
56 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا فَلۡیَذُوقُوهُ حَمِیمࣱ وَغَسَّاقࣱ
İngilizce

Yea, such! - then shall they taste it,- a boiling fluid, and a fluid dark, murky, intensely cold

turkish

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar

38 (Sad) Sure
57 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦۤ أَزۡوَ ٰجٌ
İngilizce

And other Penalties of a similar kind, to match them

turkish

Bunlara benzer daha başkaları da vardır

38 (Sad) Sure
58 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا فَوۡجࣱ مُّقۡتَحِمࣱ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ
İngilizce

Here is a troop rushing headlong with you! No welcome for them! truly, they shall burn in the Fire

turkish

(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir

38 (Sad) Sure
59 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ
İngilizce

(The followers shall cry to the misleaders:) "Nay, ye (too)! No welcome for you! It is ye who have brought this upon us! Now evil is (this) place to stay in

turkish

(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler

38 (Sad) Sure
60 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابࣰا ضِعۡفࣰا فِی ٱلنَّارِ
İngilizce

They will say: "Our Lord! whoever brought this upon us,- Add to him a double Penalty in the Fire

turkish

Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler

38 (Sad) Sure
61 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالࣰا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ
İngilizce

And they will say: "What has happened to us that we see not men whom we used to number among the bad ones

turkish

Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz

38 (Sad) Sure
62 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَّخَذۡنَـٰهُمۡ سِخۡرِیًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ
İngilizce

Did we treat them (as such) in ridicule, or have (our) eyes failed to perceive them

turkish

Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi

38 (Sad) Sure
63 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ذَ ٰلِكَ لَحَقࣱّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ
İngilizce

Truly that is just and fitting,- the mutual recriminations of the People of the Fire

turkish

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir

38 (Sad) Sure
64 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَاۤ أَنَا۠ مُنذِرࣱۖ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَ ٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ
İngilizce

Say: "Truly am I a Warner: no god is there but the one Allah, Supreme and Irresistible

turkish

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur

38 (Sad) Sure
65 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ
İngilizce

The Lord of the heavens and the earth, and all between,- Exalted in Might, able to enforce His Will, forgiving again and again

turkish

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır

38 (Sad) Sure
66 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِیمٌ
İngilizce

Say: "That is a Message Supreme (above all)

turkish

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz

38 (Sad) Sure
67 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ
İngilizce

From which ye do turn away

turkish

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz

38 (Sad) Sure
68 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا كَانَ لِیَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰۤ إِذۡ یَخۡتَصِمُونَ
İngilizce

No knowledge have I of the Chiefs on high, when they discuss (matters) among themselves

turkish

Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu

38 (Sad) Sure
69 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن یُوحَىٰۤ إِلَیَّ إِلَّاۤ أَنَّمَاۤ أَنَا۠ نَذِیرࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

Only this has been revealed to me: that I am to give warning plainly and publicly

turkish

Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım

38 (Sad) Sure
70 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰۤئِكَةِ إِنِّی خَـٰلِقُۢ بَشَرࣰا مِّن طِینࣲ
İngilizce

Behold, thy Lord said to the angels: "I am about to create man from clay

turkish

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın

38 (Sad) Sure
71 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا سَوَّیۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِیهِ مِن رُّوحِی فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَـٰجِدِینَ
İngilizce

When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him

turkish

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın

38 (Sad) Sure
72 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
İngilizce

So the angels prostrated themselves, all of them together

turkish

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu

38 (Sad) Sure
73 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ إِبۡلِیسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

Not so Iblis: he was haughty, and became one of those who reject Faith

turkish

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu

38 (Sad) Sure
74 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ یَـٰۤإِبۡلِیسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِیَدَیَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِینَ
İngilizce

(Allah) said: "O Iblis! What prevents thee from prostrating thyself to one whom I have created with my hands? Art thou haughty? Or art thou one of the high (and mighty) ones

turkish

Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi

38 (Sad) Sure
75 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَنَا۠ خَیۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِی مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِینࣲ
İngilizce

(Iblis) said: "I am better than he: thou createdst me from fire, and him thou createdst from clay

turkish

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi

38 (Sad) Sure
76 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِیمࣱ
İngilizce

(Allah) said: "Then get thee out from here: for thou art rejected, accursed

turkish

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi

38 (Sad) Sure
77 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ عَلَیۡكَ لَعۡنَتِیۤ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And My curse shall be on thee till the Day of Judgment

turkish

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi

38 (Sad) Sure
78 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِیۤ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

(Iblis) said: "O my Lord! Give me then respite till the Day the (dead) are raised

turkish

Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi

38 (Sad) Sure
79 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِینَ
İngilizce

(Allah) said: "Respite then is granted thee

turkish

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

38 (Sad) Sure
80 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ
İngilizce

Till the Day of the Time Appointed

turkish

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

38 (Sad) Sure
81 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِیَنَّهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

(Iblis) said: "Then, by Thy power, I will put them all in the wrong

turkish

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi

38 (Sad) Sure
82 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except Thy Servants amongst them, sincere and purified (by Thy Grace)

turkish

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi

38 (Sad) Sure
83 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ
İngilizce

(Allah) said: "Then it is just and fitting- and I say what is just and fitting

turkish

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi

38 (Sad) Sure
84 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

That I will certainly fill Hell with thee and those that follow thee,- every one

turkish

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi

38 (Sad) Sure
85 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرࣲ وَمَاۤ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِینَ
İngilizce

Say: "No reward do I ask of you for this (Qur'an), nor am I a pretender

turkish

De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim

38 (Sad) Sure
86 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

This is no less than a Message to (all) the Worlds

turkish

Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür

38 (Sad) Sure
87 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِینِۭ
İngilizce

And ye shall certainly know the truth of it (all) after a while

turkish

Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz

38 (Sad) Sure
88 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِیلُ ٱلۡكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡحَكِیمِ
İngilizce

The revelation of this Book is from Allah, the Exalted in Power, full of Wisdom

turkish

Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır

39 (Az-Zumar) Sure
1 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنزَلۡنَاۤ إِلَیۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ بِٱلۡحَقِّ فَٱعۡبُدِ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰا لَّهُ ٱلدِّینَ
İngilizce

Verily it is We Who have revealed the Book to thee in Truth: so serve Allah, offering Him sincere devotion

turkish

Biz sana Kitap'ı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O'na kulluk et

39 (Az-Zumar) Sure
2 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّینُ ٱلۡخَالِصُۚ وَٱلَّذِینَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦۤ أَوۡلِیَاۤءَ مَا نَعۡبُدُهُمۡ إِلَّا لِیُقَرِّبُونَاۤ إِلَى ٱللَّهِ زُلۡفَىٰۤ إِنَّ ٱللَّهَ یَحۡكُمُ بَیۡنَهُمۡ فِی مَا هُمۡ فِیهِ یَخۡتَلِفُونَۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا یَهۡدِی مَنۡ هُوَ كَـٰذِبࣱ كَفَّارࣱ
İngilizce

Is it not to Allah that sincere devotion is due? But those who take for protectors other than Allah (say): "We only serve them in order that they may bring us nearer to Allah." Truly Allah will judge between them in that wherein they differ. But Allah guides not such as are false and ungrateful

turkish

Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez

39 (Az-Zumar) Sure
3 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّوۡ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن یَتَّخِذَ وَلَدࣰا لَّٱصۡطَفَىٰ مِمَّا یَخۡلُقُ مَا یَشَاۤءُۚ سُبۡحَـٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَ ٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ
İngilizce

Had Allah wished to take to Himself a son, He could have chosen whom He pleased out of those whom He doth create: but Glory be to Him! (He is above such things.) He is Allah, the One, the Irresistible

turkish

Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah'tır

39 (Az-Zumar) Sure
4 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ یُكَوِّرُ ٱلَّیۡلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَیُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّیۡلِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ یَجۡرِی لِأَجَلࣲ مُّسَمًّىۗ أَلَا هُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ
İngilizce

He created the heavens and the earth in true (proportions): He makes the Night overlap the Day, and the Day overlap the Night: He has subjected the sun and the moon (to His law): Each one follows a course for a time appointed. Is not He the Exalted in Power - He Who forgives again and again

turkish

Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O'dur

39 (Az-Zumar) Sure
5 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَ ٰحِدَةࣲ ثُمَّ جَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ ثَمَـٰنِیَةَ أَزۡوَ ٰجࣲۚ یَخۡلُقُكُمۡ فِی بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمۡ خَلۡقࣰا مِّنۢ بَعۡدِ خَلۡقࣲ فِی ظُلُمَـٰتࣲ ثَلَـٰثࣲۚ ذَ ٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۖ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ
İngilizce

He created you (all) from a single person: then created, of like nature, his mate; and he sent down for you eight head of cattle in pairs: He makes you, in the wombs of your mothers, in stages, one after another, in three veils of darkness. such is Allah, your Lord and Cherisher: to Him belongs (all) dominion. There is no god but He: then how are ye turned away (from your true Centre)

turkish

Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz

39 (Az-Zumar) Sure
6 Ayet
459 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن تَكۡفُرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِیٌّ عَنكُمۡۖ وَلَا یَرۡضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلۡكُفۡرَۖ وَإِن تَشۡكُرُوا۟ یَرۡضَهُ لَكُمۡۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَیُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَۚ إِنَّهُۥ عَلِیمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
İngilizce

If ye reject (Allah), Truly Allah hath no need of you; but He liketh not ingratitude from His servants: if ye are grateful, He is pleased with you. No bearer of burdens can bear the burden of another. In the end, to your Lord is your Return, when He will tell you the truth of all that ye did (in this life). for He knoweth well all that is in (men's) hearts

turkish

Eğer inkar ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnidir. Kullarının inkarından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalblerde olanı bilir

39 (Az-Zumar) Sure
7 Ayet
459 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ ضُرࣱّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِیبًا إِلَیۡهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعۡمَةࣰ مِّنۡهُ نَسِیَ مَا كَانَ یَدۡعُوۤا۟ إِلَیۡهِ مِن قَبۡلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادࣰا لِّیُضِلَّ عَن سَبِیلِهِۦۚ قُلۡ تَمَتَّعۡ بِكُفۡرِكَ قَلِیلًا إِنَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلنَّارِ
İngilizce

When some trouble toucheth man, he crieth unto his Lord, turning to Him in repentance: but when He bestoweth a favour upon him as from Himself, (man) doth forget what he cried and prayed for before, and he doth set up rivals unto Allah, thus misleading others from Allah's Path. Say, "Enjoy thy blasphemy for a little while: verily thou art (one) of the Companions of the Fire

turkish

İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin

39 (Az-Zumar) Sure
8 Ayet
459 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمَّنۡ هُوَ قَـٰنِتٌ ءَانَاۤءَ ٱلَّیۡلِ سَاجِدࣰا وَقَاۤئِمࣰا یَحۡذَرُ ٱلۡءَاخِرَةَ وَیَرۡجُوا۟ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ یَسۡتَوِی ٱلَّذِینَ یَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِینَ لَا یَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا یَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

Is one who worships devoutly during the hour of the night prostrating himself or standing (in adoration), who takes heed of the Hereafter, and who places his hope in the Mercy of his Lord - (like one who does not)? Say: "Are those equal, those who know and those who do not know? It is those who are endued with understanding that receive admonition

turkish

Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar

39 (Az-Zumar) Sure
9 Ayet
459 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ یَـٰعِبَادِ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِینَ أَحۡسَنُوا۟ فِی هَـٰذِهِ ٱلدُّنۡیَا حَسَنَةࣱۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَ ٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا یُوَفَّى ٱلصَّـٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَیۡرِ حِسَابࣲ
İngilizce

Say: "O ye my servants who believe! Fear your Lord, good is (the reward) for those who do good in this world. Spacious is Allah's earth! those who patiently persevere will truly receive a reward without measure

turkish

Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir

39 (Az-Zumar) Sure
10 Ayet
459 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنِّیۤ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰا لَّهُ ٱلدِّینَ
İngilizce

Say: "Verily, I am commanded to serve Allah with sincere devotion

turkish

De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum

39 (Az-Zumar) Sure
11 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأُمِرۡتُ لِأَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلۡمُسۡلِمِینَ
İngilizce

And I am commanded to be the first of those who bow to Allah in Islam

turkish

Ve Müslümanların ilki olmakla emrolundum

39 (Az-Zumar) Sure
12 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنِّیۤ أَخَافُ إِنۡ عَصَیۡتُ رَبِّی عَذَابَ یَوۡمٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

Say: "I would, if I disobeyed my Lord, indeed have fear of the Penalty of a Mighty Day

turkish

De ki: "Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım

39 (Az-Zumar) Sure
13 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلِ ٱللَّهَ أَعۡبُدُ مُخۡلِصࣰا لَّهُۥ دِینِی
İngilizce

Say: "It is Allah I serve, with my sincere (and exclusive) devotion

turkish

De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim

39 (Az-Zumar) Sure
14 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱعۡبُدُوا۟ مَا شِئۡتُم مِّن دُونِهِۦۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡخَـٰسِرِینَ ٱلَّذِینَ خَسِرُوۤا۟ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِیهِمۡ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِۗ أَلَا ذَ ٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِینُ
İngilizce

Serve ye what ye will besides him." Say: "Truly, those in loss are those who lose their own souls and their People on the Day of Judgment: Ah! that is indeed the (real and) evident Loss

turkish

Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: Hüsrana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur

39 (Az-Zumar) Sure
15 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ ظُلَلࣱ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحۡتِهِمۡ ظُلَلࣱۚ ذَ ٰلِكَ یُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥۚ یَـٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ
İngilizce

They shall have Layers of Fire above them, and Layers (of Fire) below them: with this doth Allah warn off his servants: "O My Servants! then fear ye Me

turkish

Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının

39 (Az-Zumar) Sure
16 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ ٱجۡتَنَبُوا۟ ٱلطَّـٰغُوتَ أَن یَعۡبُدُوهَا وَأَنَابُوۤا۟ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰۚ فَبَشِّرۡ عِبَادِ
İngilizce

Those who eschew Evil,- and fall not into its worship,- and turn to Allah (in repentance),- for them is Good News: so announce the Good News to My Servants

turkish

Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir

39 (Az-Zumar) Sure
17 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَسۡتَمِعُونَ ٱلۡقَوۡلَ فَیَتَّبِعُونَ أَحۡسَنَهُۥۤۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلَّذِینَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُۖ وَأُو۟لَـٰۤئِكَ هُمۡ أُو۟لُوا۟ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

Those who listen to the Word, and follow the best (meaning) in it: those are the ones whom Allah has guided, and those are the ones endued with understanding

turkish

Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir

39 (Az-Zumar) Sure
18 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَنۡ حَقَّ عَلَیۡهِ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِی ٱلنَّارِ
İngilizce

Is, then, one against whom the decree of Punishment is justly due (equal to one who eschews Evil)? Wouldst thou, then, deliver one (who is) in the Fire

turkish

Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın

39 (Az-Zumar) Sure
19 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَـٰكِنِ ٱلَّذِینَ ٱتَّقَوۡا۟ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ غُرَفࣱ مِّن فَوۡقِهَا غُرَفࣱ مَّبۡنِیَّةࣱ تَجۡرِی مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ لَا یُخۡلِفُ ٱللَّهُ ٱلۡمِیعَادَ
İngilizce

But it is for those who fear their Lord. That lofty mansions, one above another, have been built: beneath them flow rivers (of delight): (such is) the Promise of Allah: never doth Allah fail in (His) promise

turkish

Fakat, Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz

39 (Az-Zumar) Sure
20 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءࣰ فَسَلَكَهُۥ یَنَـٰبِیعَ فِی ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ یُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعࣰا مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَ ٰنُهُۥ ثُمَّ یَهِیجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرࣰّا ثُمَّ یَجۡعَلُهُۥ حُطَـٰمًاۚ إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَذِكۡرَىٰ لِأُو۟لِی ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

Seest thou not that Allah sends down rain from the sky, and leads it through springs in the earth? Then He causes to grow, therewith, produce of various colours: then it withers; thou wilt see it grow yellow; then He makes it dry up and crumble away. Truly, in this, is a Message of remembrance to men of understanding

turkish

Allah'ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır

39 (Az-Zumar) Sure
21 Ayet
460 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَـٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورࣲ مِّن رَّبِّهِۦۚ فَوَیۡلࣱ لِّلۡقَـٰسِیَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینٍ
İngilizce

Is one whose heart Allah has opened to Islam, so that he has received Enlightenment from Allah, (no better than one hard-hearted)? Woe to those whose hearts are hardened against celebrating the praises of Allah! they are manifestly wandering (in error)

turkish

Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar

39 (Az-Zumar) Sure
22 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحۡسَنَ ٱلۡحَدِیثِ كِتَـٰبࣰا مُّتَشَـٰبِهࣰا مَّثَانِیَ تَقۡشَعِرُّ مِنۡهُ جُلُودُ ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ ثُمَّ تَلِینُ جُلُودُهُمۡ وَقُلُوبُهُمۡ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ ذَ ٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ یَهۡدِی بِهِۦ مَن یَشَاۤءُۚ وَمَن یُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ
İngilizce

Allah has revealed (from time to time) the most beautiful Message in the form of a Book, consistent with itself, (yet) repeating (its teaching in various aspects): the skins of those who fear their Lord tremble thereat; then their skins and their hearts do soften to the celebration of Allah's praises. Such is the guidance of Allah: He guides therewith whom He pleases, but such as Allah leaves to stray, can have none to guide

turkish

Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap, Allah'ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz

39 (Az-Zumar) Sure
23 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَن یَتَّقِی بِوَجۡهِهِۦ سُوۤءَ ٱلۡعَذَابِ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِۚ وَقِیلَ لِلظَّـٰلِمِینَ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
İngilizce

Is, then, one who has to fear the brunt of the Penalty on the Day of Judgment (and receive it) on his face, (like one guarded therefrom)? It will be said to the wrong-doers: "Taste ye (the fruits of) what ye earned

turkish

Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karşılığını tadın" denir

39 (Az-Zumar) Sure
24 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَیۡثُ لَا یَشۡعُرُونَ
İngilizce

Those before them (also) rejected (revelation), and so the Punishment came to them from directions they did not perceive

turkish

Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı

39 (Az-Zumar) Sure
25 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلۡخِزۡیَ فِی ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡءَاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُوا۟ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

So Allah gave them a taste of humiliation in the present life, but greater is the punishment of the Hereafter, if they only knew

turkish

Allah onlara, dünya hayatında rezilliği tattırdı; ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilseler

39 (Az-Zumar) Sure
26 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِی هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلࣲ لَّعَلَّهُمۡ یَتَذَكَّرُونَ
İngilizce

We have put forth for men, in this Qur'an every kind of Parable, in order that they may receive admonition

turkish

Biz bu Kuran'da insanlara her türlü misali, belki öğüt alırlar diye, and olsun ki verdik

39 (Az-Zumar) Sure
27 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُرۡءَانًا عَرَبِیًّا غَیۡرَ ذِی عِوَجࣲ لَّعَلَّهُمۡ یَتَّقُونَ
İngilizce

(It is) a Qur'an in Arabic, without any crookedness (therein): in order that they may guard against Evil

turkish

O, eğriliği olmayan, Arapça bir Kuran'dır. Belki sakınırlar

39 (Az-Zumar) Sure
28 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰا رَّجُلࣰا فِیهِ شُرَكَاۤءُ مُتَشَـٰكِسُونَ وَرَجُلࣰا سَلَمࣰا لِّرَجُلٍ هَلۡ یَسۡتَوِیَانِ مَثَلًاۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Allah puts forth a Parable a man belonging to many partners at variance with each other, and a man belonging entirely to one master: are those two equal in comparison? Praise be to Allah! but most of them have no knowledge

turkish

Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Övülmek Allah içindir, fakat çoğu bilmezler

39 (Az-Zumar) Sure
29 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكَ مَیِّتࣱ وَإِنَّهُم مَّیِّتُونَ
İngilizce

Truly thou wilt die (one day), and truly they (too) will die (one day)

turkish

Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler

39 (Az-Zumar) Sure
30 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّكُمۡ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمۡ تَخۡتَصِمُونَ
İngilizce

In the end will ye (all), on the Day of Judgment, settle your disputes in the presence of your Lord

turkish

Ey insanlar! Sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız

39 (Az-Zumar) Sure
31 Ayet
461 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri