Cüzler 27

۞ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَیُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

(Abraham) said: "And what, O ye Messengers, is your errand (now)

turkish

İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi

51 (Ad-Zariyat) Sure
31 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّاۤ أُرۡسِلۡنَاۤ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِینَ
İngilizce

They said, "We have been sent to a people (deep) in sin

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
32 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِنُرۡسِلَ عَلَیۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن طِینࣲ
İngilizce

To bring on, on them, (a shower of) stones of clay (brimstone)

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
33 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِینَ
İngilizce

Marked as from thy Lord for those who trespass beyond bounds

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
34 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِیهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Then We evacuated those of the Believers who were there

turkish

Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık

51 (Ad-Zariyat) Sure
35 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا وَجَدۡنَا فِیهَا غَیۡرَ بَیۡتࣲ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِینَ
İngilizce

But We found not there any just (Muslim) persons except in one house

turkish

Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk

51 (Ad-Zariyat) Sure
36 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا فِیهَاۤ ءَایَةࣰ لِّلَّذِینَ یَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِیمَ
İngilizce

And We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty

turkish

Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık

51 (Ad-Zariyat) Sure
37 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی مُوسَىٰۤ إِذۡ أَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

And in Moses (was another Sign): Behold, We sent him to Pharaoh, with authority manifest

turkish

Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
38 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونࣱ
İngilizce

But (Pharaoh) turned back with his Chiefs, and said, "A sorcerer, or one possessed

turkish

Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

51 (Ad-Zariyat) Sure
39 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذۡنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَـٰهُمۡ فِی ٱلۡیَمِّ وَهُوَ مُلِیمࣱ
İngilizce

So We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame

turkish

Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
40 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمُ ٱلرِّیحَ ٱلۡعَقِیمَ
İngilizce

And in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind

turkish

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
41 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا تَذَرُ مِن شَیۡءٍ أَتَتۡ عَلَیۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِیمِ
İngilizce

It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness

turkish

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
42 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی ثَمُودَ إِذۡ قِیلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

And in the Thamud (was another Sign): Behold, they were told, "Enjoy (your brief day) for a little while

turkish

Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
43 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَتَوۡا۟ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمۡ یَنظُرُونَ
İngilizce

But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on

turkish

Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı

51 (Ad-Zariyat) Sure
44 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُوا۟ مِن قِیَامࣲ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِینَ
İngilizce

Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves

turkish

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
45 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمࣰا فَـٰسِقِینَ
İngilizce

So were the People of Noah before them for they wickedly transgressed

turkish

Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti

51 (Ad-Zariyat) Sure
46 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءَ بَنَیۡنَـٰهَا بِأَیۡی۟دࣲ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
İngilizce

With power and skill did We construct the Firmament: for it is We Who create the vastness of pace

turkish

Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz

51 (Ad-Zariyat) Sure
47 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَـٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَـٰهِدُونَ
İngilizce

And We have spread out the (spacious) earth: How excellently We do spread out

turkish

Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz

51 (Ad-Zariyat) Sure
48 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن كُلِّ شَیۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَیۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
İngilizce

And of every thing We have created pairs: That ye may receive instruction

turkish

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır

51 (Ad-Zariyat) Sure
49 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفِرُّوۤا۟ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّی لَكُم مِّنۡهُ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Hasten ye then (at once) to Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open

turkish

De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51 (Ad-Zariyat) Sure
50 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَجۡعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّی لَكُم مِّنۡهُ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

And make not another an object of worship with Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open

turkish

Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51 (Ad-Zariyat) Sure
51 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ مَاۤ أَتَى ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ
İngilizce

Similarly, no messenger came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed

turkish

Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

51 (Ad-Zariyat) Sure
52 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَوَاصَوۡا۟ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
İngilizce

Is this the legacy they have transmitted, one to another? Nay, they are themselves a people transgressing beyond bounds

turkish

Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

51 (Ad-Zariyat) Sure
53 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَاۤ أَنتَ بِمَلُومࣲ
İngilizce

So turn away from them: not thine is the blame

turkish

Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin

51 (Ad-Zariyat) Sure
54 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

But teach (thy Message) for teaching benefits the Believers

turkish

Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir

51 (Ad-Zariyat) Sure
55 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِیَعۡبُدُونِ
İngilizce

I have only created Jinns and men, that they may serve Me

turkish

Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır

51 (Ad-Zariyat) Sure
56 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أُرِیدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقࣲ وَمَاۤ أُرِیدُ أَن یُطۡعِمُونِ
İngilizce

No Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me

turkish

Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

51 (Ad-Zariyat) Sure
57 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِینُ
İngilizce

For Allah is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever)

turkish

Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

51 (Ad-Zariyat) Sure
58 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّ لِلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبࣰا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَـٰبِهِمۡ فَلَا یَسۡتَعۡجِلُونِ
İngilizce

For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)

turkish

Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

51 (Ad-Zariyat) Sure
59 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِن یَوۡمِهِمُ ٱلَّذِی یُوعَدُونَ
İngilizce

Woe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised

turkish

Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere

51 (Ad-Zariyat) Sure
60 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلطُّورِ
İngilizce

By the Mount (of Revelation)

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
1 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكِتَـٰبࣲ مَّسۡطُورࣲ
İngilizce

By a Decree inscribed

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
2 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی رَقࣲّ مَّنشُورࣲ
İngilizce

In a Scroll unfolded

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
3 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡبَیۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ
İngilizce

By the much-frequented Fane

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
4 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ
İngilizce

By the Canopy Raised High

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
5 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ
İngilizce

And by the Ocean filled with Swell

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
6 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَ ٰقِعࣱ
İngilizce

Verily, the Doom of thy Lord will indeed come to pass

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
7 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعࣲ
İngilizce

There is none can avert it

turkish

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

52 (At-Tur) Sure
8 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَاۤءُ مَوۡرࣰا
İngilizce

On the Day when the firmament will be in dreadful commotion

turkish

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

52 (At-Tur) Sure
9 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَسِیرُ ٱلۡجِبَالُ سَیۡرࣰا
İngilizce

And the mountains will fly hither and thither

turkish

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

52 (At-Tur) Sure
10 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Then woe that Day to those that treat (Truth) as Falsehood

turkish

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

52 (At-Tur) Sure
11 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ فِی خَوۡضࣲ یَلۡعَبُونَ
İngilizce

That play (and paddle) in shallow trifles

turkish

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

52 (At-Tur) Sure
12 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
İngilizce

That Day shall they be thrust down to the Fire of Hell, irresistibly

turkish

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur

52 (At-Tur) Sure
13 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِی كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
İngilizce

This:, it will be said, "Is the Fire,- which ye were wont to deny

turkish

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur

52 (At-Tur) Sure
14 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَسِحۡرٌ هَـٰذَاۤ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

Is this then a fake, or is it ye that do not see

turkish

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir

52 (At-Tur) Sure
15 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوۤا۟ أَوۡ لَا تَصۡبِرُوا۟ سَوَاۤءٌ عَلَیۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Burn ye therein: the same is it to you whether ye bear it with patience, or not: Ye but receive the recompense of your (own) deeds

turkish

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir

52 (At-Tur) Sure
16 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی جَنَّـٰتࣲ وَنَعِیمࣲ
İngilizce

As to the Righteous, they will be in Gardens, and in Happiness

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur

52 (At-Tur) Sure
17 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَـٰكِهِینَ بِمَاۤ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Enjoying the (Bliss) which their Lord hath bestowed on them, and their Lord shall deliver them from the Penalty of the Fire

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur

52 (At-Tur) Sure
18 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَٱشۡرَبُوا۟ هَنِیۤءَۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

(To them will be said:) "Eat and drink ye, with profit and health, because of your (good) deeds

turkish

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz

52 (At-Tur) Sure
19 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُتَّكِءِینَ عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّصۡفُوفَةࣲۖ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِینࣲ
İngilizce

They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes

turkish

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz

52 (At-Tur) Sure
20 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّیَّتُهُم بِإِیمَـٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّیَّتَهُمۡ وَمَاۤ أَلَتۡنَـٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَیۡءࣲۚ كُلُّ ٱمۡرِئِۭ بِمَا كَسَبَ رَهِینࣱ
İngilizce

And those who believe and whose families follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds

turkish

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır

52 (At-Tur) Sure
21 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمۡدَدۡنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةࣲ وَلَحۡمࣲ مِّمَّا یَشۡتَهُونَ
İngilizce

And We shall bestow on them, of fruit and meat, anything they shall desire

turkish

Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz

52 (At-Tur) Sure
22 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَتَنَـٰزَعُونَ فِیهَا كَأۡسࣰا لَّا لَغۡوࣱ فِیهَا وَلَا تَأۡثِیمࣱ
İngilizce

They shall there exchange, one with another, a (loving) cup free of frivolity, free of all taint of ill

turkish

Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır

52 (At-Tur) Sure
23 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَیَطُوفُ عَلَیۡهِمۡ غِلۡمَانࣱ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤࣱ مَّكۡنُونࣱ
İngilizce

Round about them will serve, (devoted) to them, young male servants (handsome) as Pearls well-guarded

turkish

Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar

52 (At-Tur) Sure
24 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

They will advance to each other, engaging in mutual enquiry

turkish

Birbirlerine dönüp soruşurlar

52 (At-Tur) Sure
25 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِیۤ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِینَ
İngilizce

They will say: "Aforetime, we were not without fear for the sake of our people

turkish

Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

52 (At-Tur) Sure
26 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَیۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
İngilizce

But Allah has been good to us, and has delivered us from the Penalty of the Scorching Wind

turkish

Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

52 (At-Tur) Sure
27 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

Truly, we did call unto Him from of old: truly it is He, the Beneficent, the Merciful

turkish

Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

52 (At-Tur) Sure
28 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَكِّرۡ فَمَاۤ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنࣲ وَلَا مَجۡنُونٍ
İngilizce

Therefore proclaim thou the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed

turkish

Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin

52 (At-Tur) Sure
29 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَقُولُونَ شَاعِرࣱ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَیۡبَ ٱلۡمَنُونِ
İngilizce

Or do they say:- "A Poet! we await for him some calamity (hatched) by Time

turkish

Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz

52 (At-Tur) Sure
30 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّی مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِینَ
İngilizce

Say thou: "Await ye!- I too will wait along with you

turkish

De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim

52 (At-Tur) Sure
31 Ayet
524 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ تَأۡمُرُهُمۡ أَحۡلَـٰمُهُم بِهَـٰذَاۤۚ أَمۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
İngilizce

Is it that their faculties of understanding urge them to this, or are they but a people transgressing beyond bounds

turkish

Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler

52 (At-Tur) Sure
32 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥۚ بَل لَّا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Or do they say, "He fabricated the (Message)"? Nay, they have no faith

turkish

Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar

52 (At-Tur) Sure
33 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلۡیَأۡتُوا۟ بِحَدِیثࣲ مِّثۡلِهِۦۤ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Let them then produce a recital like unto it,- If (it be) they speak the truth

turkish

Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler

52 (At-Tur) Sure
34 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ خُلِقُوا۟ مِنۡ غَیۡرِ شَیۡءٍ أَمۡ هُمُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ
İngilizce

Were they created of nothing, or were they themselves the creators

turkish

Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir

52 (At-Tur) Sure
35 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۚ بَل لَّا یُوقِنُونَ
İngilizce

Or did they create the heavens and the earth? Nay, they have no firm belief

turkish

Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar

52 (At-Tur) Sure
36 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَاۤئِنُ رَبِّكَ أَمۡ هُمُ ٱلۡمُصَۣیۡطِرُونَ
İngilizce

Or are the Treasures of thy Lord with them, or are they the managers (of affairs)

turkish

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler

52 (At-Tur) Sure
37 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُمۡ سُلَّمࣱ یَسۡتَمِعُونَ فِیهِۖ فَلۡیَأۡتِ مُسۡتَمِعُهُم بِسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینٍ
İngilizce

Or have they a ladder, by which they can (climb up to heaven and) listen (to its secrets)? Then let (such a) listener of theirs produce a manifest proof

turkish

Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin

52 (At-Tur) Sure
38 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُ ٱلۡبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلۡبَنُونَ
İngilizce

Or has He only daughters and ye have sons

turkish

Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi

52 (At-Tur) Sure
39 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ تَسۡءَلُهُمۡ أَجۡرࣰا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
İngilizce

Or is it that thou dost ask for a reward, so that they are burdened with a load of debt

turkish

Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar

52 (At-Tur) Sure
40 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَیۡبُ فَهُمۡ یَكۡتُبُونَ
İngilizce

Or that the Unseen in it their hands, and they write it down

turkish

Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar

52 (At-Tur) Sure
41 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یُرِیدُونَ كَیۡدࣰاۖ فَٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلۡمَكِیدُونَ
İngilizce

Or do they intend a plot (against thee)? But those who defy Allah are themselves involved in a Plot

turkish

Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir

52 (At-Tur) Sure
42 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُمۡ إِلَـٰهٌ غَیۡرُ ٱللَّهِۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا یُشۡرِكُونَ
İngilizce

Or have they a god other than Allah? Exalted is Allah far above the things they associate with Him

turkish

Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir

52 (At-Tur) Sure
43 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن یَرَوۡا۟ كِسۡفࣰا مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ سَاقِطࣰا یَقُولُوا۟ سَحَابࣱ مَّرۡكُومࣱ
İngilizce

Were they to see a piece of the sky falling (on them), they would (only) say: "Clouds gathered in heaps

turkish

Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler

52 (At-Tur) Sure
44 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡهُمۡ حَتَّىٰ یُلَـٰقُوا۟ یَوۡمَهُمُ ٱلَّذِی فِیهِ یُصۡعَقُونَ
İngilizce

So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror)

turkish

Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak

52 (At-Tur) Sure
45 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ لَا یُغۡنِی عَنۡهُمۡ كَیۡدُهُمۡ شَیۡءࣰا وَلَا هُمۡ یُنصَرُونَ
İngilizce

The Day when their plotting will avail them nothing and no help shall be given them

turkish

O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler

52 (At-Tur) Sure
46 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لِلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ عَذَابࣰا دُونَ ذَ ٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

And verily, for those who do wrong, there is another punishment besides this: But most of them understand not

turkish

Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler

52 (At-Tur) Sure
47 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعۡیُنِنَاۖ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ حِینَ تَقُومُ
İngilizce

Now await in patience the command of thy Lord: for verily thou art in Our eyes: and celebrate the praises of thy Lord the while thou standest forth

turkish

Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et

52 (At-Tur) Sure
48 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِنَ ٱلَّیۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَإِدۡبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ
İngilizce

And for part of the night also praise thou Him,- and at the retreat of the stars

turkish

Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et

52 (At-Tur) Sure
49 Ayet
525 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ
İngilizce

By the Star when it goes down

turkish

Batmakta olan yıldıza and olsun ki

53 (An-Najm) Sure
1 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ
İngilizce

Your Companion is neither astray nor being misled

turkish

Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır

53 (An-Najm) Sure
2 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰۤ
İngilizce

Nor does he say (aught) of (his own) Desire

turkish

O, kendiliğinden konuşmamaktadır

53 (An-Najm) Sure
3 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡیࣱ یُوحَىٰ
İngilizce

It is no less than inspiration sent down to him

turkish

Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir

53 (An-Najm) Sure
4 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَّمَهُۥ شَدِیدُ ٱلۡقُوَىٰ
İngilizce

He was taught by one Mighty in Power

turkish

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

53 (An-Najm) Sure
5 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ
İngilizce

Endued with Wisdom: for he appeared (in stately form)

turkish

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

53 (An-Najm) Sure
6 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
İngilizce

While he was in the highest part of the horizon

turkish

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

53 (An-Najm) Sure
7 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
İngilizce

Then he approached and came closer

turkish

Sonra yaklaşmış ve inmiştir

53 (An-Najm) Sure
8 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَیۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ
İngilizce

And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer

turkish

Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu

53 (An-Najm) Sure
9 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَوۡحَىٰۤ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَاۤ أَوۡحَىٰ
İngilizce

So did (Allah) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey

turkish

Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti

53 (An-Najm) Sure
10 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰۤ
İngilizce

The (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw

turkish

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı

53 (An-Najm) Sure
11 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا یَرَىٰ
İngilizce

Will ye then dispute with him concerning what he saw

turkish

Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız

53 (An-Najm) Sure
12 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ
İngilizce

For indeed he saw him at a second descent

turkish

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

53 (An-Najm) Sure
13 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ
İngilizce

Near the Lote-tree beyond which none may pass

turkish

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

53 (An-Najm) Sure
14 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰۤ
İngilizce

Near it is the Garden of Abode

turkish

Orada Me'va cenneti vardır

53 (An-Najm) Sure
15 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ یَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا یَغۡشَىٰ
İngilizce

Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)

turkish

Sidre'yi bürüyen bürüyordu

53 (An-Najm) Sure
16 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
İngilizce

(His) sight never swerved, nor did it go wrong

turkish

Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı

53 (An-Najm) Sure
17 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَایَـٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰۤ
İngilizce

For truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest

turkish

And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü

53 (An-Najm) Sure
18 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ
İngilizce

Have ye seen Lat. and 'Uzza

turkish

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

53 (An-Najm) Sure
19 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰۤ
İngilizce

And another, the third (goddess), Manat

turkish

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

53 (An-Najm) Sure
20 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ
İngilizce

What! for you the male sex, and for Him, the female

turkish

Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı

53 (An-Najm) Sure
21 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تِلۡكَ إِذࣰا قِسۡمَةࣱ ضِیزَىٰۤ
İngilizce

Behold, such would be indeed a division most unfair

turkish

Öyleyse bu haksız bir paylaşma

53 (An-Najm) Sure
22 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هِیَ إِلَّاۤ أَسۡمَاۤءࣱ سَمَّیۡتُمُوهَاۤ أَنتُمۡ وَءَابَاۤؤُكُم مَّاۤ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَـٰنٍۚ إِن یَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَاۤءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰۤ
İngilizce

These are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which Allah has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guidance from their Lord

turkish

Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir

53 (An-Najm) Sure
23 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لِلۡإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
İngilizce

Nay, shall man have (just) anything he hankers after

turkish

Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır

53 (An-Najm) Sure
24 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلِلَّهِ ٱلۡءَاخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ
İngilizce

But it is to Allah that the End and the Beginning (of all things) belong

turkish

Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır

53 (An-Najm) Sure
25 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ لَا تُغۡنِی شَفَـٰعَتُهُمۡ شَیۡءًا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن یَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن یَشَاۤءُ وَیَرۡضَىٰۤ
İngilizce

How many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after Allah has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him

turkish

Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz

53 (An-Najm) Sure
26 Ayet
526 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡءَاخِرَةِ لَیُسَمُّونَ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةَ تَسۡمِیَةَ ٱلۡأُنثَىٰ
İngilizce

Those who believe not in the Hereafter, name the angels with female names

turkish

Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar

53 (An-Najm) Sure
27 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن یَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا یُغۡنِی مِنَ ٱلۡحَقِّ شَیۡءࣰا
İngilizce

But they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth

turkish

Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez

53 (An-Najm) Sure
28 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ یُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَیَوٰةَ ٱلدُّنۡیَا
İngilizce

Therefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world

turkish

Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma

53 (An-Najm) Sure
29 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَ ٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِیلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ
İngilizce

That is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance

turkish

Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir

53 (An-Najm) Sure
30 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِلَّهِ مَا فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَمَا فِی ٱلۡأَرۡضِ لِیَجۡزِیَ ٱلَّذِینَ أَسَـٰۤءُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَیَجۡزِیَ ٱلَّذِینَ أَحۡسَنُوا۟ بِٱلۡحُسۡنَى
İngilizce

Yea, to Allah belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best

turkish

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

53 (An-Najm) Sure
31 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰۤئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَ ٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَ ٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِی بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوۤا۟ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰۤ
İngilizce

Those who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil

turkish

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

53 (An-Najm) Sure
32 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتَ ٱلَّذِی تَوَلَّىٰ
İngilizce

Seest thou one who turns back

turkish

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

53 (An-Najm) Sure
33 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَعۡطَىٰ قَلِیلࣰا وَأَكۡدَىٰۤ
İngilizce

Gives a little, then hardens (his heart)

turkish

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

53 (An-Najm) Sure
34 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَیۡبِ فَهُوَ یَرَىٰۤ
İngilizce

What! Has he knowledge of the Unseen so that he can see

turkish

Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor

53 (An-Najm) Sure
35 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَمۡ یُنَبَّأۡ بِمَا فِی صُحُفِ مُوسَىٰ
İngilizce

Nay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses

turkish

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

53 (An-Najm) Sure
36 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِبۡرَ ٰهِیمَ ٱلَّذِی وَفَّىٰۤ
İngilizce

And of Abraham who fulfilled his engagements

turkish

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

53 (An-Najm) Sure
37 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ
İngilizce

Namely, that no bearer of burdens can bear the burden of another

turkish

Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez

53 (An-Najm) Sure
38 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَن لَّیۡسَ لِلۡإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
İngilizce

That man can have nothing but what he strives for

turkish

İnsan ancak çalıştığına erişir

53 (An-Najm) Sure
39 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّ سَعۡیَهُۥ سَوۡفَ یُرَىٰ
İngilizce

That (the fruit of) his striving will soon come in sight

turkish

Onun çalışması şüphesiz görülecektir

53 (An-Najm) Sure
40 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ یُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَاۤءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ
İngilizce

Then will he be rewarded with a reward complete

turkish

Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir

53 (An-Najm) Sure
41 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ
İngilizce

That to thy Lord is the final Goal

turkish

Doğrusu son varış Rabbinedir

53 (An-Najm) Sure
42 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ
İngilizce

That it is He Who granteth Laughter and Tears

turkish

Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur

53 (An-Najm) Sure
43 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡیَا
İngilizce

That it is He Who granteth Death and Life

turkish

Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur

53 (An-Najm) Sure
44 Ayet
527 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَیۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ
İngilizce

That He did create in pairs,- male and female

turkish

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

53 (An-Najm) Sure
45 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ
İngilizce

From a seed when lodged (in its place)

turkish

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

53 (An-Najm) Sure
46 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّ عَلَیۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ
İngilizce

That He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)

turkish

Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur

53 (An-Najm) Sure
47 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ
İngilizce

That it is He Who giveth wealth and satisfaction

turkish

Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur

53 (An-Najm) Sure
48 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ
İngilizce

That He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)

turkish

Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur

53 (An-Najm) Sure
49 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥۤ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ
İngilizce

And that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)

turkish

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

53 (An-Najm) Sure
50 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثَمُودَا۟ فَمَاۤ أَبۡقَىٰ
İngilizce

And the Thamud nor gave them a lease of perpetual life

turkish

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

53 (An-Najm) Sure
51 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ
İngilizce

And before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors

turkish

Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi

53 (An-Najm) Sure
52 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ
İngilizce

And He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)

turkish

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

53 (An-Najm) Sure
53 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
İngilizce

So that (ruins unknown) have covered them up

turkish

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

53 (An-Najm) Sure
54 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
İngilizce

Then which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about

turkish

Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin

53 (An-Najm) Sure
55 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا نَذِیرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰۤ
İngilizce

This is a Warner, of the (series of) Warners of old

turkish

İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır

53 (An-Najm) Sure
56 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَزِفَتِ ٱلۡءَازِفَةُ
İngilizce

The (Judgment) ever approaching draws nigh

turkish

Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır

53 (An-Najm) Sure
57 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَیۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
İngilizce

No (soul) but Allah can lay it bare

turkish

Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur

53 (An-Najm) Sure
58 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمِنۡ هَـٰذَا ٱلۡحَدِیثِ تَعۡجَبُونَ
İngilizce

Do ye then wonder at this recital

turkish

Bu söze mi şaşıyorsunuz

53 (An-Najm) Sure
59 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ
İngilizce

And will ye laugh and not weep

turkish

Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz

53 (An-Najm) Sure
60 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنتُمۡ سَـٰمِدُونَ
İngilizce

Wasting your time in vanities

turkish

Habersiz oyalanmaktasınız

53 (An-Najm) Sure
61 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَ̅ٱ̅سۡ̅جُ̅دُ̅و̅ا۟̅ لِلَّهِ وَٱعۡبُدُوا۟ ۩
İngilizce

But fall ye down in prostration to Allah, and adore (Him)

turkish

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin

53 (An-Najm) Sure
62 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱقۡتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلۡقَمَرُ
İngilizce

The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder

turkish

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler

54 (Al-Qamar) Sure
1 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن یَرَوۡا۟ ءَایَةࣰ یُعۡرِضُوا۟ وَیَقُولُوا۟ سِحۡرࣱ مُّسۡتَمِرࣱّ
İngilizce

But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic

turkish

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler

54 (Al-Qamar) Sure
2 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوۤا۟ أَهۡوَاۤءَهُمۡۚ وَكُلُّ أَمۡرࣲ مُّسۡتَقِرࣱّ
İngilizce

They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time

turkish

Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır

54 (Al-Qamar) Sure
3 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ جَاۤءَهُم مِّنَ ٱلۡأَنۢبَاۤءِ مَا فِیهِ مُزۡدَجَرٌ
İngilizce

There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them)

turkish

And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir

54 (Al-Qamar) Sure
4 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حِكۡمَةُۢ بَـٰلِغَةࣱۖ فَمَا تُغۡنِ ٱلنُّذُرُ
İngilizce

Mature wisdom;- but (the preaching of) Warners profits them not

turkish

Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor

54 (Al-Qamar) Sure
5 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡۘ یَوۡمَ یَدۡعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَیۡءࣲ نُّكُرٍ
İngilizce

Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair

turkish

Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün

54 (Al-Qamar) Sure
6 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُشَّعًا أَبۡصَـٰرُهُمۡ یَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ كَأَنَّهُمۡ جَرَادࣱ مُّنتَشِرࣱ
İngilizce

They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad

turkish

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler

54 (Al-Qamar) Sure
7 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّهۡطِعِینَ إِلَى ٱلدَّاعِۖ یَقُولُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا یَوۡمٌ عَسِرࣱ
İngilizce

Hastening, with eyes transfixed, towards the Caller!- "Hard is this Day!", the Unbelievers will say

turkish

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler

54 (Al-Qamar) Sure
8 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ فَكَذَّبُوا۟ عَبۡدَنَا وَقَالُوا۟ مَجۡنُونࣱ وَٱزۡدُجِرَ
İngilizce

Before them the People of Noah rejected (their messenger): they rejected Our servant, and said, "Here is one possessed!", and he was driven out

turkish

Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti

54 (Al-Qamar) Sure
9 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَدَعَا رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَغۡلُوبࣱ فَٱنتَصِرۡ
İngilizce

Then he called on his Lord: "I am one overcome: do Thou then help (me)

turkish

O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı

54 (Al-Qamar) Sure
10 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفَتَحۡنَاۤ أَبۡوَ ٰبَ ٱلسَّمَاۤءِ بِمَاۤءࣲ مُّنۡهَمِرࣲ
İngilizce

So We opened the gates of heaven, with water pouring forth

turkish

Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık

54 (Al-Qamar) Sure
11 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُیُونࣰا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَاۤءُ عَلَىٰۤ أَمۡرࣲ قَدۡ قُدِرَ
İngilizce

And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed

turkish

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti

54 (Al-Qamar) Sure
12 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَمَلۡنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَ ٰحࣲ وَدُسُرࣲ
İngilizce

But We bore him on an (Ark) made of broad planks and caulked with palm-fibre

turkish

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu

54 (Al-Qamar) Sure
13 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَجۡرِی بِأَعۡیُنِنَا جَزَاۤءࣰ لِّمَن كَانَ كُفِرَ
İngilizce

She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)

turkish

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu

54 (Al-Qamar) Sure
14 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَد تَّرَكۡنَـٰهَاۤ ءَایَةࣰ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
15 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

But how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
16 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
17 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ عَادࣱ فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

The 'Ad (people) (too) rejected (Truth): then how terrible was My Penalty and My Warning

turkish

Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
18 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ رِیحࣰا صَرۡصَرࣰا فِی یَوۡمِ نَحۡسࣲ مُّسۡتَمِرࣲّ
İngilizce

For We sent against them a furious wind, on a Day of violent Disaster

turkish

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik

54 (Al-Qamar) Sure
19 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلࣲ مُّنقَعِرࣲ
İngilizce

Plucking out men as if they were roots of palm-trees torn up (from the ground)

turkish

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik

54 (Al-Qamar) Sure
20 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

Yea, how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
21 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

But We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
22 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

The Thamud (also) rejected (their) Warners

turkish

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı

54 (Al-Qamar) Sure
23 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالُوۤا۟ أَبَشَرࣰا مِّنَّا وَ ٰحِدࣰا نَّتَّبِعُهُۥۤ إِنَّاۤ إِذࣰا لَّفِی ضَلَـٰلࣲ وَسُعُرٍ
İngilizce

For they said: "What! a man! a Solitary one from among ourselves! shall we follow such a one? Truly should we then be straying in mind, and mad

turkish

İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler

54 (Al-Qamar) Sure
24 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءُلۡقِیَ ٱلذِّكۡرُ عَلَیۡهِ مِنۢ بَیۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرࣱ
İngilizce

Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one

turkish

İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler

54 (Al-Qamar) Sure
25 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَعۡلَمُونَ غَدࣰا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ
İngilizce

Ah! they will know on the morrow, which is the liar, the insolent one

turkish

Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir

54 (Al-Qamar) Sure
26 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا مُرۡسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةࣰ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ
İngilizce

For We will send the she-camel by way of trial for them. So watch them, (O Salih), and possess thyself in patience

turkish

Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret

54 (Al-Qamar) Sure
27 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَبِّئۡهُمۡ أَنَّ ٱلۡمَاۤءَ قِسۡمَةُۢ بَیۡنَهُمۡۖ كُلُّ شِرۡبࣲ مُّحۡتَضَرࣱ
İngilizce

And tell them that the water is to be divided between them: Each one's right to drink being brought forward (by suitable turns)

turkish

Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle

54 (Al-Qamar) Sure
28 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَادَوۡا۟ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
İngilizce

But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her)

turkish

Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti

54 (Al-Qamar) Sure
29 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

Ah! how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
30 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَكَانُوا۟ كَهَشِیمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ
İngilizce

For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle

turkish

Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular

54 (Al-Qamar) Sure
31 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
32 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطِۭ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

The people of Lut rejected (his) warning

turkish

Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı

54 (Al-Qamar) Sure
33 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ حَاصِبًا إِلَّاۤ ءَالَ لُوطࣲۖ نَّجَّیۡنَـٰهُم بِسَحَرࣲ
İngilizce

We sent against them a violent Tornado with showers of stones, (which destroyed them), except Lut's household: them We delivered by early Dawn

turkish

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz

54 (Al-Qamar) Sure
34 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نِّعۡمَةࣰ مِّنۡ عِندِنَاۚ كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی مَن شَكَرَ
İngilizce

As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks

turkish

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz

54 (Al-Qamar) Sure
35 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَنذَرَهُم بَطۡشَتَنَا فَتَمَارَوۡا۟ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning

turkish

Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler

54 (Al-Qamar) Sure
36 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ رَ ٰوَدُوهُ عَن ضَیۡفِهِۦ فَطَمَسۡنَاۤ أَعۡیُنَهُمۡ فَذُوقُوا۟ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning

turkish

And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

54 (Al-Qamar) Sure
37 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ صَبَّحَهُم بُكۡرَةً عَذَابࣱ مُّسۡتَقِرࣱّ
İngilizce

Early on the morrow an abiding Punishment seized them

turkish

And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi

54 (Al-Qamar) Sure
38 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذُوقُوا۟ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

So taste ye My Wrath and My Warning

turkish

Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

54 (Al-Qamar) Sure
39 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
40 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ جَاۤءَ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ ٱلنُّذُرُ
İngilizce

To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah)

turkish

And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi

54 (Al-Qamar) Sure
41 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذۡنَـٰهُمۡ أَخۡذَ عَزِیزࣲ مُّقۡتَدِرٍ
İngilizce

The (people) rejected all Our Signs; but We seized them with such Penalty (as comes) from One Exalted in Power, able to carry out His Will

turkish

Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık

54 (Al-Qamar) Sure
42 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَكُفَّارُكُمۡ خَیۡرࣱ مِّنۡ أُو۟لَـٰۤئِكُمۡ أَمۡ لَكُم بَرَاۤءَةࣱ فِی ٱلزُّبُرِ
İngilizce

Are your Unbelievers, (O Quraish), better than they? Or have ye an immunity in the Sacred Books

turkish

Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var

54 (Al-Qamar) Sure
43 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَقُولُونَ نَحۡنُ جَمِیعࣱ مُّنتَصِرࣱ
İngilizce

Or do they say: "We acting together can defend ourselves

turkish

Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar

54 (Al-Qamar) Sure
44 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیُهۡزَمُ ٱلۡجَمۡعُ وَیُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
İngilizce

Soon will their multitude be put to flight, and they will show their backs

turkish

Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir

54 (Al-Qamar) Sure
45 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوۡعِدُهُمۡ وَٱلسَّاعَةُ أَدۡهَىٰ وَأَمَرُّ
İngilizce

Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter

turkish

Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür

54 (Al-Qamar) Sure
46 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِینَ فِی ضَلَـٰلࣲ وَسُعُرࣲ
İngilizce

Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad

turkish

Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
47 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُسۡحَبُونَ فِی ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
İngilizce

The Day they will be dragged through the Fire on their faces, (they will hear:) "Taste ye the touch of Hell

turkish

Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir

54 (Al-Qamar) Sure
48 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كُلَّ شَیۡءٍ خَلَقۡنَـٰهُ بِقَدَرࣲ
İngilizce

Verily, all things have We created in proportion and measure

turkish

Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır

54 (Al-Qamar) Sure
49 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَمۡرُنَاۤ إِلَّا وَ ٰحِدَةࣱ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ
İngilizce

And Our Command is but a single (Act),- like the twinkling of an eye

turkish

Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir

54 (Al-Qamar) Sure
50 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَاۤ أَشۡیَاعَكُمۡ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And (oft) in the past, have We destroyed gangs like unto you: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
51 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلُّ شَیۡءࣲ فَعَلُوهُ فِی ٱلزُّبُرِ
İngilizce

All that they do is noted in (their) Books (of Deeds)

turkish

İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır

54 (Al-Qamar) Sure
52 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلُّ صَغِیرࣲ وَكَبِیرࣲ مُّسۡتَطَرٌ
İngilizce

Every matter, small and great, is on record

turkish

Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır

54 (Al-Qamar) Sure
53 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی جَنَّـٰتࣲ وَنَهَرࣲ
İngilizce

As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Rivers

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
54 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِیكࣲ مُّقۡتَدِرِۭ
İngilizce

In an Assembly of Truth, in the Presence of a Sovereign Omnipotent

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
55 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ ٱلرَّحۡمَـٰنُ
İngilizce

(Allah) Most Gracious

turkish

Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti

55 (Ar-Rahman) Sure
1 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ
İngilizce

It is He Who has taught the Qur'an

turkish

Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti

55 (Ar-Rahman) Sure
2 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ
İngilizce

He has created man

turkish

İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti

55 (Ar-Rahman) Sure
3 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَّمَهُ ٱلۡبَیَانَ
İngilizce

He has taught him speech (and intelligence)

turkish

İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti

55 (Ar-Rahman) Sure
4 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانࣲ
İngilizce

The sun and the moon follow courses (exactly) computed

turkish

Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir

55 (Ar-Rahman) Sure
5 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ یَسۡجُدَانِ
İngilizce

And the herbs and the trees - both (alike) prostrate in adoration

turkish

Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler

55 (Ar-Rahman) Sure
6 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِیزَانَ
İngilizce

And the Firmament has He raised high, and He has set up the Balance (of Justice)

turkish

O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur

55 (Ar-Rahman) Sure
7 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَّا تَطۡغَوۡا۟ فِی ٱلۡمِیزَانِ
İngilizce

In order that ye may not transgress (due) balance

turkish

Artık tartıda tecavüz etmeyin

55 (Ar-Rahman) Sure
8 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَقِیمُوا۟ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُوا۟ ٱلۡمِیزَانَ
İngilizce

So establish weight with justice and fall not short in the balance

turkish

Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın

55 (Ar-Rahman) Sure
9 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ
İngilizce

It is He Who has spread out the earth for (His) creatures

turkish

Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir

55 (Ar-Rahman) Sure
10 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهَا فَـٰكِهَةࣱ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ
İngilizce

Therein is fruit and date-palms, producing spathes (enclosing dates)

turkish

Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
11 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّیۡحَانُ
İngilizce

Also corn, with (its) leaves and stalk for fodder, and sweet-smelling plants

turkish

Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
12 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
13 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلࣲ كَٱلۡفَخَّارِ
İngilizce

He created man from sounding clay like unto pottery

turkish

O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır

55 (Ar-Rahman) Sure
14 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَلَقَ ٱلۡجَاۤنَّ مِن مَّارِجࣲ مِّن نَّارࣲ
İngilizce

And He created Jinns from fire free of smoke

turkish

Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır

55 (Ar-Rahman) Sure
15 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
16 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَیۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَیۡنِ
İngilizce

(He is) Lord of the two Easts and Lord of the two Wests

turkish

O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir

55 (Ar-Rahman) Sure
17 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
18 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَیۡنِ یَلۡتَقِیَانِ
İngilizce

He has let free the two bodies of flowing water, meeting together

turkish

Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir

55 (Ar-Rahman) Sure
19 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَیۡنَهُمَا بَرۡزَخࣱ لَّا یَبۡغِیَانِ
İngilizce

Between them is a Barrier which they do not transgress

turkish

Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar

55 (Ar-Rahman) Sure
20 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
21 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَخۡرُجُ مِنۡهُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
İngilizce

Out of them come Pearls and Coral

turkish

Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar

55 (Ar-Rahman) Sure
22 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
23 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَءَاتُ فِی ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ
İngilizce

And His are the Ships sailing smoothly through the seas, lofty as mountains

turkish

Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur

55 (Ar-Rahman) Sure
24 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
25 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُّ مَنۡ عَلَیۡهَا فَانࣲ
İngilizce

All that is on earth will perish

turkish

Yeryüzünde bulunan her şey fanidir

55 (Ar-Rahman) Sure
26 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
İngilizce

But will abide (for ever) the Face of thy Lord,- full of Majesty, Bounty and Honour

turkish

Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir

55 (Ar-Rahman) Sure
27 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
28 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَسۡءَلُهُۥ مَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ كُلَّ یَوۡمٍ هُوَ فِی شَأۡنࣲ
İngilizce

Of Him seeks (its need) every creature in the heavens and on earth: every day in (new) Splendour doth He (shine)

turkish

Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir

55 (Ar-Rahman) Sure
29 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
30 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَیُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
İngilizce

Soon shall We settle your affairs, O both ye worlds

turkish

Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız

55 (Ar-Rahman) Sure
31 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
32 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُوا۟ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُوا۟ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنࣲ
İngilizce

O ye assembly of Jinns and men! If it be ye can pass beyond the zones of the heavens and the earth, pass ye! not without authority shall ye be able to pass

turkish

Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki

55 (Ar-Rahman) Sure
33 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
34 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُرۡسَلُ عَلَیۡكُمَا شُوَاظࣱ مِّن نَّارࣲ وَنُحَاسࣱ فَلَا تَنتَصِرَانِ
İngilizce

On you will be sent (O ye evil ones twain!) a flame of fire (to burn) and a smoke (to choke): no defence will ye have

turkish

Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
35 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
36 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةࣰ كَٱلدِّهَانِ
İngilizce

When the sky is rent asunder, and it becomes red like ointment

turkish

Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur

55 (Ar-Rahman) Sure
37 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
38 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَوۡمَئِذࣲ لَّا یُسۡءَلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسࣱ وَلَا جَاۤنࣱّ
İngilizce

On that Day no question will be asked of man or Jinn as to his sin

turkish

O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur

55 (Ar-Rahman) Sure
39 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
40 Ayet
532 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِیمَـٰهُمۡ فَیُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَ ٰصِی وَٱلۡأَقۡدَامِ
İngilizce

(For) the sinners will be known by their marks: and they will be seized by their forelocks and their feet

turkish

Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar

55 (Ar-Rahman) Sure
41 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
42 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِی یُكَذِّبُ بِهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
İngilizce

This is the Hell which the Sinners deny

turkish

İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur

55 (Ar-Rahman) Sure
43 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَطُوفُونَ بَیۡنَهَا وَبَیۡنَ حَمِیمٍ ءَانࣲ
İngilizce

In its midst and in the midst of boiling hot water will they wander round

turkish

Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar

55 (Ar-Rahman) Sure
44 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
45 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
İngilizce

But for such as fear the time when they will stand before (the Judgment Seat of) their Lord, there will be two Gardens

turkish

Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
46 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
47 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَوَاتَاۤ أَفۡنَانࣲ
İngilizce

Containing all kinds (of trees and delights)

turkish

Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur

55 (Ar-Rahman) Sure
48 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
49 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِمَا عَیۡنَانِ تَجۡرِیَانِ
İngilizce

In them (each) will be two Springs flowing (free)

turkish

Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
50 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
51 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةࣲ زَوۡجَانِ
İngilizce

In them will be Fruits of every kind, two and two

turkish

Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
52 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
53 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُتَّكِءِینَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَاۤئِنُهَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقࣲۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَیۡنِ دَانࣲ
İngilizce

They will recline on Carpets, whose inner linings will be of rich brocade: the Fruit of the Gardens will be near (and easy of reach)

turkish

Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar

55 (Ar-Rahman) Sure
54 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
55 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِنَّ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ یَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَاۤنࣱّ
İngilizce

In them will be (Maidens), chaste, restraining their glances, whom no man or Jinn before them has touched

turkish

Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
56 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
57 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُنَّ ٱلۡیَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ
İngilizce

Like unto Rubies and coral

turkish

Onlar yakut ve mercan gibidirler

55 (Ar-Rahman) Sure
58 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
59 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ جَزَاۤءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ
İngilizce

Is there any Reward for Good - other than Good

turkish

İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir

55 (Ar-Rahman) Sure
60 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
61 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
İngilizce

And besides these two, there are two other Gardens

turkish

Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
62 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
63 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُدۡهَاۤمَّتَانِ
İngilizce

Dark-green in colour (from plentiful watering)

turkish

Renkleri koyu yeşildir

55 (Ar-Rahman) Sure
64 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
65 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِمَا عَیۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ
İngilizce

In them (each) will be two Springs pouring forth water in continuous abundance

turkish

İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
66 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
67 Ayet
533 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِمَا فَـٰكِهَةࣱ وَنَخۡلࣱ وَرُمَّانࣱ
İngilizce

In them will be Fruits, and dates and pomegranates

turkish

İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
68 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
69 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهِنَّ خَیۡرَ ٰتٌ حِسَانࣱ
İngilizce

In them will be fair (Companions), good, beautiful

turkish

Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
70 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
71 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حُورࣱ مَّقۡصُورَ ٰتࣱ فِی ٱلۡخِیَامِ
İngilizce

Companions restrained (as to their glances), in (goodly) pavilions

turkish

Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır

55 (Ar-Rahman) Sure
72 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
73 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَمۡ یَطۡمِثۡهُنَّ إِنسࣱ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَاۤنࣱّ
İngilizce

Whom no man or Jinn before them has touched

turkish

Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır

55 (Ar-Rahman) Sure
74 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
75 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُتَّكِءِینَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرࣲ وَعَبۡقَرِیٍّ حِسَانࣲ
İngilizce

Reclining on green Cushions and rich Carpets of beauty

turkish

Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar

55 (Ar-Rahman) Sure
76 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ ءَالَاۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
İngilizce

Then which of the favours of your Lord will ye deny

turkish

Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

55 (Ar-Rahman) Sure
77 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِی ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
İngilizce

Blessed be the name of thy Lord, full of Majesty, Bounty and Honour

turkish

Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir

55 (Ar-Rahman) Sure
78 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
İngilizce

When the Event inevitable cometh to pass

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
1 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَیۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
İngilizce

Then will no (soul) entertain falsehood concerning its coming

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
2 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ
İngilizce

(Many) will it bring low; (many) will it exalt

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
3 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّا
İngilizce

When the earth shall be shaken to its depths

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
4 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّا
İngilizce

And the mountains shall be crumbled to atoms

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
5 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَانَتۡ هَبَاۤءࣰ مُّنۢبَثࣰّا
İngilizce

Becoming dust scattered abroad

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
6 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنتُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا ثَلَـٰثَةࣰ
İngilizce

And ye shall be sorted out into three classes

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
7 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَیۡمَنَةِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَیۡمَنَةِ
İngilizce

Then (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand

turkish

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
8 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡءَمَةِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡءَمَةِ
İngilizce

And the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand

turkish

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
9 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
İngilizce

And those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)

turkish

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
10 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
İngilizce

These will be those Nearest to Allah

turkish

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
11 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

In Gardens of Bliss

turkish

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
12 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

A number of people from those of old

turkish

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
13 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَلِیلࣱ مِّنَ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And a few from those of later times

turkish

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
14 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ
İngilizce

(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)

turkish

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
15 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّتَّكِءِینَ عَلَیۡهَا مُتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

Reclining on them, facing each other

turkish

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
16 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَطُوفُ عَلَیۡهِمۡ وِلۡدَ ٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ
İngilizce

Round about them will (serve) youths of perpetual (freshness)

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
17 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِیقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِینࣲ
İngilizce

With goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
18 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا یُنزِفُونَ
İngilizce

No after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
19 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَـٰكِهَةࣲ مِّمَّا یَتَخَیَّرُونَ
İngilizce

And with fruits, any that they may select

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
20 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَحۡمِ طَیۡرࣲ مِّمَّا یَشۡتَهُونَ
İngilizce

And the flesh of fowls, any that they may desire

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
21 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحُورٌ عِینࣱ
İngilizce

And (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
22 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَمۡثَـٰلِ ٱللُّؤۡلُؤِ ٱلۡمَكۡنُونِ
İngilizce

Like unto Pearls well-guarded

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
23 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءَۢ بِمَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ
İngilizce

A Reward for the deeds of their past (life)

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
24 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا تَأۡثِیمًا
İngilizce

Not frivolity will they hear therein, nor any taint of ill

turkish

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
25 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا قِیلࣰا سَلَـٰمࣰا سَلَـٰمࣰا
İngilizce

Only the saying, "Peace! Peace

turkish

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
26 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡیَمِینِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

The Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
27 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ
İngilizce

(They will be) among Lote-trees without thorns

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
28 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ
İngilizce

Among Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
29 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ
İngilizce

In shade long-extended

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
30 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤءࣲ مَّسۡكُوبࣲ
İngilizce

By water flowing constantly

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
31 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَـٰكِهَةࣲ كَثِیرَةࣲ
İngilizce

And fruit in abundance

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
32 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ
İngilizce

Whose season is not limited, nor (supply) forbidden

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
33 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ
İngilizce

And on Thrones (of Dignity), raised high

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
34 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنشَأۡنَـٰهُنَّ إِنشَاۤءࣰ
İngilizce

We have created (their Companions) of special creation

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
35 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَـٰهُنَّ أَبۡكَارًا
İngilizce

And made them virgin - pure (and undefiled)

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
36 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُرُبًا أَتۡرَابࣰا
İngilizce

Beloved (by nature), equal in age

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
37 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

For the Companions of the Right Hand

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
38 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

A (goodly) number from those of old

turkish

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
39 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And a (goodly) number from those of later times

turkish

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
40 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ
İngilizce

The Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand

turkish

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
41 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی سَمُومࣲ وَحَمِیمࣲ
İngilizce

(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
42 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَظِلࣲّ مِّن یَحۡمُومࣲ
İngilizce

And in the shades of Black Smoke

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
43 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِیمٍ
İngilizce

Nothing (will there be) to refresh, nor to please

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
44 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَبۡلَ ذَ ٰلِكَ مُتۡرَفِینَ
İngilizce

For that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)

turkish

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
45 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانُوا۟ یُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And persisted obstinately in wickedness supreme

turkish

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
46 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانُوا۟ یَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
İngilizce

And they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again

turkish

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
47 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ ءَابَاۤؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

(We) and our fathers of old

turkish

Önce gelip geçmiş babalarımız da mı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
48 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِینَ وَٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

Say: "Yea, those of old and those of later times

turkish

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
49 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِیقَـٰتِ یَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

All will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known

turkish

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
50 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَیُّهَا ٱلضَّاۤلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
İngilizce

Then will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood

turkish

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
51 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ
İngilizce

Ye will surely taste of the Tree of Zaqqum

turkish

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
52 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَالِءُونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
İngilizce

Then will ye fill your insides therewith

turkish

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
53 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَشَـٰرِبُونَ عَلَیۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِیمِ
İngilizce

And drink Boiling Water on top of it

turkish

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
54 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَشَـٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِیمِ
İngilizce

Indeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst

turkish

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
55 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا نُزُلُهُمۡ یَوۡمَ ٱلدِّینِ
İngilizce

Such will be their entertainment on the Day of Requital

turkish

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
56 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ خَلَقۡنَـٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
İngilizce

It is We Who have created you: why will ye not witness the Truth

turkish

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
57 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
İngilizce

Do ye then see?- The (human Seed) that ye throw out

turkish

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
58 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ
İngilizce

Is it ye who create it, or are We the Creators

turkish

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
59 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَیۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِینَ
İngilizce

We have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated

turkish

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez

56 (Al-Waqi'ah) Sure
60 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰۤ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَـٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِی مَا لَا تَعۡلَمُونَ
İngilizce

from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not

turkish

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez

56 (Al-Waqi'ah) Sure
61 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

And ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises

turkish

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
62 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
İngilizce

See ye the seed that ye sow in the ground

turkish

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
63 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّ ٰرِعُونَ
İngilizce

Is it ye that cause it to grow, or are We the Cause

turkish

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
64 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ نَشَاۤءُ لَجَعَلۡنَـٰهُ حُطَـٰمࣰا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
İngilizce

Were it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
65 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
İngilizce

(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
66 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
İngilizce

Indeed are we shut out (of the fruits of our labour)

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
67 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُمُ ٱلۡمَاۤءَ ٱلَّذِی تَشۡرَبُونَ
İngilizce

See ye the water which ye drink

turkish

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
68 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
İngilizce

Do ye bring it down (in rain) from the cloud or do We

turkish

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
69 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ نَشَاۤءُ جَعَلۡنَـٰهُ أُجَاجࣰا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
İngilizce

Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks

turkish

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
70 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِی تُورُونَ
İngilizce

See ye the Fire which ye kindle

turkish

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
71 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَاۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِءُونَ
İngilizce

Is it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it

turkish

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
72 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ جَعَلۡنَـٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَـٰعࣰا لِّلۡمُقۡوِینَ
İngilizce

We have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts

turkish

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
73 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Then celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme

turkish

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et

56 (Al-Waqi'ah) Sure
74 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِمَوَ ٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
İngilizce

Furthermore I call to witness the setting of the Stars

turkish

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
75 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِیمٌ
İngilizce

And that is indeed a mighty adjuration if ye but knew

turkish

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
76 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِیمࣱ
İngilizce

That this is indeed a qur'an Most Honourable

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
77 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی كِتَـٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ
İngilizce

In Book well-guarded

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
78 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَمَسُّهُۥۤ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
İngilizce

Which none shall touch but those who are clean

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
79 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِیلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

A Revelation from the Lord of the Worlds

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
80 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَبِهَـٰذَا ٱلۡحَدِیثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
İngilizce

Is it such a Message that ye would hold in light esteem

turkish

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
81 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

And have ye made it your livelihood that ye should declare it false

turkish

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
82 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
İngilizce

Then why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
83 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنتُمۡ حِینَئِذࣲ تَنظُرُونَ
İngilizce

And ye the while (sit) looking on

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
84 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَیۡهِ مِنكُمۡ وَلَـٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

But We are nearer to him than ye, and yet see not

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
85 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ إِن كُنتُمۡ غَیۡرَ مَدِینِینَ
İngilizce

Then why do ye not,- If you are exempt from (future) account

turkish

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize

56 (Al-Waqi'ah) Sure
86 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَرۡجِعُونَهَاۤ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Call back the soul, if ye are true (in the claim of independence)

turkish

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize

56 (Al-Waqi'ah) Sure
87 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِینَ
İngilizce

Thus, then, if he be of those Nearest to Allah

turkish

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
88 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَوۡحࣱ وَرَیۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِیمࣲ
İngilizce

(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights

turkish

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
89 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

And if he be of the Companions of the Right Hand

turkish

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise

56 (Al-Waqi'ah) Sure
90 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَلَـٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand

turkish

Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
91 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِینَ ٱلضَّاۤلِّینَ
İngilizce

And if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong

turkish

Eğer, sapık yalancılardan ise

56 (Al-Waqi'ah) Sure
92 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِیمࣲ
İngilizce

For him is Entertainment with Boiling Water

turkish

Ona kaynar sudan konukluk sunulur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
93 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَصۡلِیَةُ جَحِیمٍ
İngilizce

And burning in Hell-Fire

turkish

Cehenneme sokulur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
94 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡیَقِینِ
İngilizce

Verily, this is the Very Truth and Certainly

turkish

Doğrusu kesin gerçek budur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
95 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

So celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme

turkish

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et

56 (Al-Waqi'ah) Sure
96 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡحَكِیمُ
İngilizce

Whatever is in the heavens and on earth,- let it declare the Praises and Glory of Allah: for He is the Exalted in Might, the Wise

turkish

Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir

57 (Al-Hadid) Sure
1 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ یُحۡیِۦ وَیُمِیتُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ قَدِیرٌ
İngilizce

To Him belongs the dominion of the heavens and the earth: It is He Who gives Life and Death; and He has Power over all things

turkish

Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir

57 (Al-Hadid) Sure
2 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡءَاخِرُ وَٱلظَّـٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَیۡءٍ عَلِیمٌ
İngilizce

He is the First and the Last, the Evident and the Immanent: and He has full knowledge of all things

turkish

O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir

57 (Al-Hadid) Sure
3 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُوَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِی سِتَّةِ أَیَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ یَعۡلَمُ مَا یَلِجُ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَمَا یَخۡرُجُ مِنۡهَا وَمَا یَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَمَا یَعۡرُجُ فِیهَاۖ وَهُوَ مَعَكُمۡ أَیۡنَ مَا كُنتُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِیرࣱ
İngilizce

He it is Who created the heavens and the earth in Six Days, and is moreover firmly established on the Throne (of Authority). He knows what enters within the earth and what comes forth out of it, what comes down from heaven and what mounts up to it. And He is with you wheresoever ye may be. And Allah sees well all that ye do

turkish

Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür

57 (Al-Hadid) Sure
4 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ
İngilizce

To Him belongs the dominion of the heavens and the earth: and all affairs are referred back to Allah

turkish

Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür

57 (Al-Hadid) Sure
5 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُولِجُ ٱلَّیۡلَ فِی ٱلنَّهَارِ وَیُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِی ٱلَّیۡلِۚ وَهُوَ عَلِیمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
İngilizce

He merges Night into Day, and He merges Day into Night; and He has full knowledge of the secrets of (all) hearts

turkish

Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir

57 (Al-Hadid) Sure
6 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسۡتَخۡلَفِینَ فِیهِۖ فَٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمۡ وأَنفَقُوا۟ لَهُمۡ أَجۡرࣱ كَبِیرࣱ
İngilizce

Believe in Allah and His messenger, and spend (in charity) out of the (substance) whereof He has made you heirs. For, those of you who believe and spend (in charity),- for them is a great Reward

turkish

Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır

57 (Al-Hadid) Sure
7 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لَكُمۡ لَا تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ یَدۡعُوكُمۡ لِتُؤۡمِنُوا۟ بِرَبِّكُمۡ وَقَدۡ أَخَذَ مِیثَـٰقَكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

What cause have ye why ye should not believe in Allah?- and the Messenger invites you to believe in your Lord, and has indeed taken your Covenant, if ye are men of Faith

turkish

Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun

57 (Al-Hadid) Sure
8 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُوَ ٱلَّذِی یُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦۤ ءَایَـٰتِۭ بَیِّنَـٰتࣲ لِّیُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمۡ لَرَءُوفࣱ رَّحِیمࣱ
İngilizce

He is the One Who sends to His Servant Manifest Signs, that He may lead you from the depths of Darkness into the Light and verily Allah is to you most kind and Merciful

turkish

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir

57 (Al-Hadid) Sure
9 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِی سَبِیلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِیرَ ٰثُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا یَسۡتَوِی مِنكُم مَّنۡ أَنفَقَ مِن قَبۡلِ ٱلۡفَتۡحِ وَقَـٰتَلَۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ أَعۡظَمُ دَرَجَةࣰ مِّنَ ٱلَّذِینَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعۡدُ وَقَـٰتَلُوا۟ۚ وَكُلࣰّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِیرࣱ
İngilizce

And what cause have ye why ye should not spend in the cause of Allah?- For to Allah belongs the heritage of the heavens and the earth. Not equal among you are those who spent (freely) and fought, before the Victory, (with those who did so later). Those are higher in rank than those who spent (freely) and fought afterwards. But to all has Allah promised a goodly (reward). And Allah is well acquainted with all that ye do

turkish

Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır

57 (Al-Hadid) Sure
10 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّن ذَا ٱلَّذِی یُقۡرِضُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰا فَیُضَـٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥۤ أَجۡرࣱ كَرِیمࣱ
İngilizce

Who is he that will Loan to Allah a beautiful loan? for (Allah) will increase it manifold to his credit, and he will have (besides) a liberal Reward

turkish

Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır

57 (Al-Hadid) Sure
11 Ayet
538 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَرَى ٱلۡمُؤۡمِنِینَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ یَسۡعَىٰ نُورُهُم بَیۡنَ أَیۡدِیهِمۡ وَبِأَیۡمَـٰنِهِمۖ بُشۡرَىٰكُمُ ٱلۡیَوۡمَ جَنَّـٰتࣱ تَجۡرِی مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِینَ فِیهَاۚ ذَ ٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ
İngilizce

One Day shalt thou see the believing men and the believing women- how their Light runs forward before them and by their right hands: (their greeting will be): "Good News for you this Day! Gardens beneath which flow rivers! to dwell therein for aye! This is indeed the highest Achievement

turkish

İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir: "Müjde; bugün içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir." İşte bu büyük kurtuluştur

57 (Al-Hadid) Sure
12 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَقُولُ ٱلۡمُنَـٰفِقُونَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتُ لِلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقۡتَبِسۡ مِن نُّورِكُمۡ قِیلَ ٱرۡجِعُوا۟ وَرَاۤءَكُمۡ فَٱلۡتَمِسُوا۟ نُورࣰاۖ فَضُرِبَ بَیۡنَهُم بِسُورࣲ لَّهُۥ بَابُۢ بَاطِنُهُۥ فِیهِ ٱلرَّحۡمَةُ وَظَـٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلۡعَذَابُ
İngilizce

One Day will the Hypocrites- men and women - say to the Believers: "Wait for us! Let us borrow (a Light) from your Light!" It will be said: "Turn ye back to your rear! then seek a Light (where ye can)!" So a wall will be put up betwixt them, with a gate therein. Within it will be Mercy throughout, and without it, all alongside, will be (Wrath and) Punishment

turkish

İkiyüzlü erkek ve kadınlar müminlere: "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün, onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; inananlarla ikiyüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dışında azap olan bir sur çekilir

57 (Al-Hadid) Sure
13 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُنَادُونَهُمۡ أَلَمۡ نَكُن مَّعَكُمۡۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَـٰكِنَّكُمۡ فَتَنتُمۡ أَنفُسَكُمۡ وَتَرَبَّصۡتُمۡ وَٱرۡتَبۡتُمۡ وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡأَمَانِیُّ حَتَّىٰ جَاۤءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ
İngilizce

(Those without) will call out, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! but ye led yourselves into temptation; ye looked forward (to our ruin); ye doubted (Allah's Promise); and (your false) desires deceived you; until there issued the Command of Allah. And the Deceiver deceived you in respect of Allah

turkish

İkiyüzlüler, inananlara: "Biz sizinle beraber değil miydik" diye seslenirler. Onlar: "Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah'a karşı da ayarttı

57 (Al-Hadid) Sure
14 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡیَوۡمَ لَا یُؤۡخَذُ مِنكُمۡ فِدۡیَةࣱ وَلَا مِنَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ۚ مَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُۖ هِیَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِیرُ
İngilizce

This Day shall no ransom be accepted of you, nor of those who rejected Allah." Your abode is the Fire: that is the proper place to claim you: and an evil refuge it is

turkish

Bugün sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacağınız yer ateştir, layığınız orasıdır; ne kötü bir dönüştür

57 (Al-Hadid) Sure
15 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَلَمۡ یَأۡنِ لِلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ أَن تَخۡشَعَ قُلُوبُهُمۡ لِذِكۡرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلۡحَقِّ وَلَا یَكُونُوا۟ كَٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ مِن قَبۡلُ فَطَالَ عَلَیۡهِمُ ٱلۡأَمَدُ فَقَسَتۡ قُلُوبُهُمۡۖ وَكَثِیرࣱ مِّنۡهُمۡ فَـٰسِقُونَ
İngilizce

Has not the Time arrived for the Believers that their hearts in all humility should engage in the remembrance of Allah and of the Truth which has been revealed (to them), and that they should not become like those to whom was given Revelation aforetime, but long ages passed over them and their hearts grew hard? For many among them are rebellious transgressors

turkish

İnananların gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir

57 (Al-Hadid) Sure
16 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱعۡلَمُوۤا۟ أَنَّ ٱللَّهَ یُحۡیِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۚ قَدۡ بَیَّنَّا لَكُمُ ٱلۡءَایَـٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ
İngilizce

Know ye (all) that Allah giveth life to the earth after its death! already have We shown the Signs plainly to you, that ye may learn wisdom

turkish

Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık

57 (Al-Hadid) Sure
17 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُصَّدِّقِینَ وَٱلۡمُصَّدِّقَـٰتِ وَأَقۡرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰا یُضَـٰعَفُ لَهُمۡ وَلَهُمۡ أَجۡرࣱ كَرِیمࣱ
İngilizce

For those who give in Charity, men and women, and loan to Allah a Beautiful Loan, it shall be increased manifold (to their credit), and they shall have (besides) a liberal reward

turkish

Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a güzel bir takdimde bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır

57 (Al-Hadid) Sure
18 Ayet
539 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۤ أُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّیقُونَۖ وَٱلشُّهَدَاۤءُ عِندَ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ وَنُورُهُمۡۖ وَٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَاۤ أُو۟لَـٰۤئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

And those who believe in Allah and His messengers- they are the Sincere (lovers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their Reward and their Light. But those who reject Allah and deny Our Signs,- they are the Companions of Hell-Fire

turkish

Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır

57 (Al-Hadid) Sure
19 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱعۡلَمُوۤا۟ أَنَّمَا ٱلۡحَیَوٰةُ ٱلدُّنۡیَا لَعِبࣱ وَلَهۡوࣱ وَزِینَةࣱ وَتَفَاخُرُۢ بَیۡنَكُمۡ وَتَكَاثُرࣱ فِی ٱلۡأَمۡوَ ٰلِ وَٱلۡأَوۡلَـٰدِۖ كَمَثَلِ غَیۡثٍ أَعۡجَبَ ٱلۡكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ یَهِیجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرࣰّا ثُمَّ یَكُونُ حُطَـٰمࣰاۖ وَفِی ٱلۡءَاخِرَةِ عَذَابࣱ شَدِیدࣱ وَمَغۡفِرَةࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَ ٰنࣱۚ وَمَا ٱلۡحَیَوٰةُ ٱلدُّنۡیَاۤ إِلَّا مَتَـٰعُ ٱلۡغُرُورِ
İngilizce

Know ye (all), that the life of this world is but play and amusement, pomp and mutual boasting and multiplying, (in rivalry) among yourselves, riches and children. Here is a similitude: How rain and the growth which it brings forth, delight (the hearts of) the tillers; soon it withers; thou wilt see it grow yellow; then it becomes dry and crumbles away. But in the Hereafter is a Penalty severe (for the devotees of wrong). And Forgiveness from Allah and (His) Good Pleasure (for the devotees of Allah). And what is the life of this world, but goods and chattels of deception

turkish

Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah'ın hoşnudluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir

57 (Al-Hadid) Sure
20 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَابِقُوۤا۟ إِلَىٰ مَغۡفِرَةࣲ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَ ٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ یُؤۡتِیهِ مَن یَشَاۤءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Be ye foremost (in seeking) Forgiveness from your Lord, and a Garden (of Bliss), the width whereof is as the width of heaven and earth, prepared for those who believe in Allah and His messengers: that is the Grace of Allah, which He bestows on whom he pleases: and Allah is the Lord of Grace abounding

turkish

Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir

57 (Al-Hadid) Sure
21 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَصَابَ مِن مُّصِیبَةࣲ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِیۤ أَنفُسِكُمۡ إِلَّا فِی كِتَـٰبࣲ مِّن قَبۡلِ أَن نَّبۡرَأَهَاۤۚ إِنَّ ذَ ٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ یَسِیرࣱ
İngilizce

No misfortune can happen on earth or in your souls but is recorded in a decree before We bring it into existence: That is truly easy for Allah

turkish

Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap'da bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır

57 (Al-Hadid) Sure
22 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّكَیۡلَا تَأۡسَوۡا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ وَلَا تَفۡرَحُوا۟ بِمَاۤ ءَاتَىٰكُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا یُحِبُّ كُلَّ مُخۡتَالࣲ فَخُورٍ
İngilizce

In order that ye may not despair over matters that pass you by, nor exult over favours bestowed upon you. For Allah loveth not any vainglorious boaster

turkish

Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez

57 (Al-Hadid) Sure
23 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَبۡخَلُونَ وَیَأۡمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلۡبُخۡلِۗ وَمَن یَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِیُّ ٱلۡحَمِیدُ
İngilizce

Such persons as are covetous and commend covetousness to men. And if any turn back (from Allah's Way), verily Allah is Free of all Needs, Worthy of all Praise

turkish

Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah'ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır

57 (Al-Hadid) Sure
24 Ayet
540 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا بِٱلۡبَیِّنَـٰتِ وَأَنزَلۡنَا مَعَهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡمِیزَانَ لِیَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَنزَلۡنَا ٱلۡحَدِیدَ فِیهِ بَأۡسࣱ شَدِیدࣱ وَمَنَـٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِیَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن یَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلۡغَیۡبِۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِیٌّ عَزِیزࣱ
İngilizce

We sent aforetime our messengers with Clear Signs and sent down with them the Book and the Balance (of Right and Wrong), that men may stand forth in justice; and We sent down Iron, in which is (material for) mighty war, as well as many benefits for mankind, that Allah may test who it is that will help, Unseen, Him and His messengers: For Allah is Full of Strength, Exalted in Might (and able to enforce His Will)

turkish

And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür

57 (Al-Hadid) Sure
25 Ayet
541 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحࣰا وَإِبۡرَ ٰهِیمَ وَجَعَلۡنَا فِی ذُرِّیَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَـٰبَۖ فَمِنۡهُم مُّهۡتَدࣲۖ وَكَثِیرࣱ مِّنۡهُمۡ فَـٰسِقُونَ
İngilizce

And We sent Noah and Abraham, and established in their line Prophethood and Revelation: and some of them were on right guidance. But many of them became rebellious transgressors

turkish

And olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i Biz gönderdik; ikisinin soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi doğru yoldadır, birçoğu da yoldan çıkmıştır

57 (Al-Hadid) Sure
26 Ayet
541 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ قَفَّیۡنَا عَلَىٰۤ ءَاثَـٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّیۡنَا بِعِیسَى ٱبۡنِ مَرۡیَمَ وَءَاتَیۡنَـٰهُ ٱلۡإِنجِیلَۖ وَجَعَلۡنَا فِی قُلُوبِ ٱلَّذِینَ ٱتَّبَعُوهُ رَأۡفَةࣰ وَرَحۡمَةࣰۚ وَرَهۡبَانِیَّةً ٱبۡتَدَعُوهَا مَا كَتَبۡنَـٰهَا عَلَیۡهِمۡ إِلَّا ٱبۡتِغَاۤءَ رِضۡوَ ٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوۡهَا حَقَّ رِعَایَتِهَاۖ فَءَاتَیۡنَا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ مِنۡهُمۡ أَجۡرَهُمۡۖ وَكَثِیرࣱ مِّنۡهُمۡ فَـٰسِقُونَ
İngilizce

Then, in their wake, We followed them up with (others of) Our messengers: We sent after them Jesus the son of Mary, and bestowed on him the Gospel; and We ordained in the hearts of those who followed him Compassion and Mercy. But the Monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them: (We commanded) only the seeking for the Good Pleasure of Allah; but that they did not foster as they should have done. Yet We bestowed, on those among them who believed, their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors

turkish

Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır

57 (Al-Hadid) Sure
27 Ayet
541 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ یُؤۡتِكُمۡ كِفۡلَیۡنِ مِن رَّحۡمَتِهِۦ وَیَجۡعَل لَّكُمۡ نُورࣰا تَمۡشُونَ بِهِۦ وَیَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِیمࣱ
İngilizce

O ye that believe! Fear Allah, and believe in His Messenger, and He will bestow on you a double portion of His Mercy: He will provide for you a Light by which ye shall walk (straight in your path), and He will forgive you (your past): for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful

turkish

Ey inananlar! Allah'tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir ışık var etsin; sizi bağışlasın; Allah bağışlayandır, acıyandır

57 (Al-Hadid) Sure
28 Ayet
541 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّئَلَّا یَعۡلَمَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَـٰبِ أَلَّا یَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَیۡءࣲ مِّن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِیَدِ ٱللَّهِ یُؤۡتِیهِ مَن یَشَاۤءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

That the People of the Book may know that they have no power whatever over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to bestow it on whomsoever He wills. For Allah is the Lord of Grace abounding

turkish

Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir

57 (Al-Hadid) Sure
29 Ayet
541 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri