Cüzler 27
İngilizce
(Abraham) said: "And what, O ye Messengers, is your errand (now)
turkish
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They said, "We have been sent to a people (deep) in sin
turkish
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To bring on, on them, (a shower of) stones of clay (brimstone)
turkish
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Marked as from thy Lord for those who trespass beyond bounds
turkish
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then We evacuated those of the Believers who were there
turkish
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We found not there any just (Muslim) persons except in one house
turkish
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty
turkish
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in Moses (was another Sign): Behold, We sent him to Pharaoh, with authority manifest
turkish
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But (Pharaoh) turned back with his Chiefs, and said, "A sorcerer, or one possessed
turkish
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame
turkish
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind
turkish
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness
turkish
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in the Thamud (was another Sign): Behold, they were told, "Enjoy (your brief day) for a little while
turkish
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on
turkish
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves
turkish
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So were the People of Noah before them for they wickedly transgressed
turkish
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With power and skill did We construct the Firmament: for it is We Who create the vastness of pace
turkish
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have spread out the (spacious) earth: How excellently We do spread out
turkish
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And of every thing We have created pairs: That ye may receive instruction
turkish
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Hasten ye then (at once) to Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open
turkish
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And make not another an object of worship with Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open
turkish
Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Similarly, no messenger came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed
turkish
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is this the legacy they have transmitted, one to another? Nay, they are themselves a people transgressing beyond bounds
turkish
Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So turn away from them: not thine is the blame
turkish
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But teach (thy Message) for teaching benefits the Believers
turkish
Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
I have only created Jinns and men, that they may serve Me
turkish
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me
turkish
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For Allah is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever)
turkish
Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)
turkish
Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised
turkish
Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Mount (of Revelation)
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By a Decree inscribed
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In a Scroll unfolded
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the much-frequented Fane
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Canopy Raised High
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Ocean filled with Swell
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, the Doom of thy Lord will indeed come to pass
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
There is none can avert it
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On the Day when the firmament will be in dreadful commotion
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains will fly hither and thither
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then woe that Day to those that treat (Truth) as Falsehood
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That play (and paddle) in shallow trifles
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day shall they be thrust down to the Fire of Hell, irresistibly
turkish
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This:, it will be said, "Is the Fire,- which ye were wont to deny
turkish
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is this then a fake, or is it ye that do not see
turkish
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Burn ye therein: the same is it to you whether ye bear it with patience, or not: Ye but receive the recompense of your (own) deeds
turkish
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As to the Righteous, they will be in Gardens, and in Happiness
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Enjoying the (Bliss) which their Lord hath bestowed on them, and their Lord shall deliver them from the Penalty of the Fire
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(To them will be said:) "Eat and drink ye, with profit and health, because of your (good) deeds
turkish
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes
turkish
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who believe and whose families follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds
turkish
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We shall bestow on them, of fruit and meat, anything they shall desire
turkish
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They shall there exchange, one with another, a (loving) cup free of frivolity, free of all taint of ill
turkish
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Round about them will serve, (devoted) to them, young male servants (handsome) as Pearls well-guarded
turkish
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will advance to each other, engaging in mutual enquiry
turkish
Birbirlerine dönüp soruşurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will say: "Aforetime, we were not without fear for the sake of our people
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah has been good to us, and has delivered us from the Penalty of the Scorching Wind
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly, we did call unto Him from of old: truly it is He, the Beneficent, the Merciful
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore proclaim thou the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed
turkish
Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say:- "A Poet! we await for him some calamity (hatched) by Time
turkish
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say thou: "Await ye!- I too will wait along with you
turkish
De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it that their faculties of understanding urge them to this, or are they but a people transgressing beyond bounds
turkish
Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say, "He fabricated the (Message)"? Nay, they have no faith
turkish
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let them then produce a recital like unto it,- If (it be) they speak the truth
turkish
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were they created of nothing, or were they themselves the creators
turkish
Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or did they create the heavens and the earth? Nay, they have no firm belief
turkish
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or are the Treasures of thy Lord with them, or are they the managers (of affairs)
turkish
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have they a ladder, by which they can (climb up to heaven and) listen (to its secrets)? Then let (such a) listener of theirs produce a manifest proof
turkish
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or has He only daughters and ye have sons
turkish
Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or is it that thou dost ask for a reward, so that they are burdened with a load of debt
turkish
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or that the Unseen in it their hands, and they write it down
turkish
Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they intend a plot (against thee)? But those who defy Allah are themselves involved in a Plot
turkish
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have they a god other than Allah? Exalted is Allah far above the things they associate with Him
turkish
Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were they to see a piece of the sky falling (on them), they would (only) say: "Clouds gathered in heaps
turkish
Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror)
turkish
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day when their plotting will avail them nothing and no help shall be given them
turkish
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And verily, for those who do wrong, there is another punishment besides this: But most of them understand not
turkish
Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now await in patience the command of thy Lord: for verily thou art in Our eyes: and celebrate the praises of thy Lord the while thou standest forth
turkish
Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And for part of the night also praise thou Him,- and at the retreat of the stars
turkish
Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Star when it goes down
turkish
Batmakta olan yıldıza and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Your Companion is neither astray nor being misled
turkish
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor does he say (aught) of (his own) Desire
turkish
O, kendiliğinden konuşmamaktadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is no less than inspiration sent down to him
turkish
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He was taught by one Mighty in Power
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Endued with Wisdom: for he appeared (in stately form)
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
While he was in the highest part of the horizon
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he approached and came closer
turkish
Sonra yaklaşmış ve inmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer
turkish
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So did (Allah) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey
turkish
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw
turkish
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will ye then dispute with him concerning what he saw
turkish
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For indeed he saw him at a second descent
turkish
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Near the Lote-tree beyond which none may pass
turkish
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Near it is the Garden of Abode
turkish
Orada Me'va cenneti vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)
turkish
Sidre'yi bürüyen bürüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(His) sight never swerved, nor did it go wrong
turkish
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest
turkish
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Have ye seen Lat. and 'Uzza
turkish
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And another, the third (goddess), Manat
turkish
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! for you the male sex, and for Him, the female
turkish
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, such would be indeed a division most unfair
turkish
Öyleyse bu haksız bir paylaşma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
These are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which Allah has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guidance from their Lord
turkish
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, shall man have (just) anything he hankers after
turkish
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But it is to Allah that the End and the Beginning (of all things) belong
turkish
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
How many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after Allah has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him
turkish
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who believe not in the Hereafter, name the angels with female names
turkish
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth
turkish
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world
turkish
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance
turkish
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, to Allah belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best
turkish
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil
turkish
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou one who turns back
turkish
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Gives a little, then hardens (his heart)
turkish
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! Has he knowledge of the Unseen so that he can see
turkish
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses
turkish
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And of Abraham who fulfilled his engagements
turkish
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Namely, that no bearer of burdens can bear the burden of another
turkish
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That man can have nothing but what he strives for
turkish
İnsan ancak çalıştığına erişir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That (the fruit of) his striving will soon come in sight
turkish
Onun çalışması şüphesiz görülecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will he be rewarded with a reward complete
turkish
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That to thy Lord is the final Goal
turkish
Doğrusu son varış Rabbinedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who granteth Laughter and Tears
turkish
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who granteth Death and Life
turkish
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He did create in pairs,- male and female
turkish
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From a seed when lodged (in its place)
turkish
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)
turkish
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who giveth wealth and satisfaction
turkish
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)
turkish
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)
turkish
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Thamud nor gave them a lease of perpetual life
turkish
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors
turkish
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)
turkish
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So that (ruins unknown) have covered them up
turkish
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about
turkish
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This is a Warner, of the (series of) Warners of old
turkish
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (Judgment) ever approaching draws nigh
turkish
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No (soul) but Allah can lay it bare
turkish
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye then wonder at this recital
turkish
Bu söze mi şaşıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And will ye laugh and not weep
turkish
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Wasting your time in vanities
turkish
Habersiz oyalanmaktasınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But fall ye down in prostration to Allah, and adore (Him)
turkish
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder
turkish
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic
turkish
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time
turkish
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them)
turkish
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Mature wisdom;- but (the preaching of) Warners profits them not
turkish
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair
turkish
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad
turkish
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Hastening, with eyes transfixed, towards the Caller!- "Hard is this Day!", the Unbelievers will say
turkish
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Before them the People of Noah rejected (their messenger): they rejected Our servant, and said, "Here is one possessed!", and he was driven out
turkish
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he called on his Lord: "I am one overcome: do Thou then help (me)
turkish
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So We opened the gates of heaven, with water pouring forth
turkish
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed
turkish
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We bore him on an (Ark) made of broad planks and caulked with palm-fibre
turkish
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)
turkish
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The 'Ad (people) (too) rejected (Truth): then how terrible was My Penalty and My Warning
turkish
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We sent against them a furious wind, on a Day of violent Disaster
turkish
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Plucking out men as if they were roots of palm-trees torn up (from the ground)
turkish
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Thamud (also) rejected (their) Warners
turkish
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For they said: "What! a man! a Solitary one from among ourselves! shall we follow such a one? Truly should we then be straying in mind, and mad
turkish
İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one
turkish
İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ah! they will know on the morrow, which is the liar, the insolent one
turkish
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We will send the she-camel by way of trial for them. So watch them, (O Salih), and possess thyself in patience
turkish
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And tell them that the water is to be divided between them: Each one's right to drink being brought forward (by suitable turns)
turkish
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her)
turkish
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ah! how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle
turkish
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The people of Lut rejected (his) warning
turkish
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We sent against them a violent Tornado with showers of stones, (which destroyed them), except Lut's household: them We delivered by early Dawn
turkish
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks
turkish
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning
turkish
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning
turkish
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Early on the morrow an abiding Punishment seized them
turkish
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So taste ye My Wrath and My Warning
turkish
Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah)
turkish
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (people) rejected all Our Signs; but We seized them with such Penalty (as comes) from One Exalted in Power, able to carry out His Will
turkish
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Are your Unbelievers, (O Quraish), better than they? Or have ye an immunity in the Sacred Books
turkish
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say: "We acting together can defend ourselves
turkish
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will their multitude be put to flight, and they will show their backs
turkish
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter
turkish
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad
turkish
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day they will be dragged through the Fire on their faces, (they will hear:) "Taste ye the touch of Hell
turkish
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, all things have We created in proportion and measure
turkish
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Our Command is but a single (Act),- like the twinkling of an eye
turkish
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (oft) in the past, have We destroyed gangs like unto you: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
All that they do is noted in (their) Books (of Deeds)
turkish
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Every matter, small and great, is on record
turkish
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Rivers
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In an Assembly of Truth, in the Presence of a Sovereign Omnipotent
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Allah) Most Gracious
turkish
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is He Who has taught the Qur'an
turkish
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He has created man
turkish
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He has taught him speech (and intelligence)
turkish
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The sun and the moon follow courses (exactly) computed
turkish
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the herbs and the trees - both (alike) prostrate in adoration
turkish
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Firmament has He raised high, and He has set up the Balance (of Justice)
turkish
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In order that ye may not transgress (due) balance
turkish
Artık tartıda tecavüz etmeyin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So establish weight with justice and fall not short in the balance
turkish
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is He Who has spread out the earth for (His) creatures
turkish
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein is fruit and date-palms, producing spathes (enclosing dates)
turkish
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Also corn, with (its) leaves and stalk for fodder, and sweet-smelling plants
turkish
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He created man from sounding clay like unto pottery
turkish
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He created Jinns from fire free of smoke
turkish
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(He is) Lord of the two Easts and Lord of the two Wests
turkish
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He has let free the two bodies of flowing water, meeting together
turkish
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Between them is a Barrier which they do not transgress
turkish
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Out of them come Pearls and Coral
turkish
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And His are the Ships sailing smoothly through the seas, lofty as mountains
turkish
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
All that is on earth will perish
turkish
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But will abide (for ever) the Face of thy Lord,- full of Majesty, Bounty and Honour
turkish
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Of Him seeks (its need) every creature in the heavens and on earth: every day in (new) Splendour doth He (shine)
turkish
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon shall We settle your affairs, O both ye worlds
turkish
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O ye assembly of Jinns and men! If it be ye can pass beyond the zones of the heavens and the earth, pass ye! not without authority shall ye be able to pass
turkish
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On you will be sent (O ye evil ones twain!) a flame of fire (to burn) and a smoke (to choke): no defence will ye have
turkish
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the sky is rent asunder, and it becomes red like ointment
turkish
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On that Day no question will be asked of man or Jinn as to his sin
turkish
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(For) the sinners will be known by their marks: and they will be seized by their forelocks and their feet
turkish
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This is the Hell which the Sinners deny
turkish
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In its midst and in the midst of boiling hot water will they wander round
turkish
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But for such as fear the time when they will stand before (the Judgment Seat of) their Lord, there will be two Gardens
turkish
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Containing all kinds (of trees and delights)
turkish
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them (each) will be two Springs flowing (free)
turkish
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them will be Fruits of every kind, two and two
turkish
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will recline on Carpets, whose inner linings will be of rich brocade: the Fruit of the Gardens will be near (and easy of reach)
turkish
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them will be (Maidens), chaste, restraining their glances, whom no man or Jinn before them has touched
turkish
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Like unto Rubies and coral
turkish
Onlar yakut ve mercan gibidirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is there any Reward for Good - other than Good
turkish
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And besides these two, there are two other Gardens
turkish
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Dark-green in colour (from plentiful watering)
turkish
Renkleri koyu yeşildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them (each) will be two Springs pouring forth water in continuous abundance
turkish
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them will be Fruits, and dates and pomegranates
turkish
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In them will be fair (Companions), good, beautiful
turkish
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Companions restrained (as to their glances), in (goodly) pavilions
turkish
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Whom no man or Jinn before them has touched
turkish
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Reclining on green Cushions and rich Carpets of beauty
turkish
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the favours of your Lord will ye deny
turkish
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Blessed be the name of thy Lord, full of Majesty, Bounty and Honour
turkish
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the Event inevitable cometh to pass
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will no (soul) entertain falsehood concerning its coming
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Many) will it bring low; (many) will it exalt
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the earth shall be shaken to its depths
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains shall be crumbled to atoms
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Becoming dust scattered abroad
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye shall be sorted out into three classes
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand
turkish
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
turkish
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)
turkish
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
These will be those Nearest to Allah
turkish
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In Gardens of Bliss
turkish
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A number of people from those of old
turkish
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a few from those of later times
turkish
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)
turkish
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Reclining on them, facing each other
turkish
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Round about them will (serve) youths of perpetual (freshness)
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And with fruits, any that they may select
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the flesh of fowls, any that they may desire
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Like unto Pearls well-guarded
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Reward for the deeds of their past (life)
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Not frivolity will they hear therein, nor any taint of ill
turkish
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Only the saying, "Peace! Peace
turkish
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) among Lote-trees without thorns
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Among Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In shade long-extended
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By water flowing constantly
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And fruit in abundance
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Whose season is not limited, nor (supply) forbidden
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And on Thrones (of Dignity), raised high
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have created (their Companions) of special creation
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made them virgin - pure (and undefiled)
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Beloved (by nature), equal in age
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the Companions of the Right Hand
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A (goodly) number from those of old
turkish
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a (goodly) number from those of later times
turkish
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
turkish
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in the shades of Black Smoke
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nothing (will there be) to refresh, nor to please
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)
turkish
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And persisted obstinately in wickedness supreme
turkish
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again
turkish
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(We) and our fathers of old
turkish
Önce gelip geçmiş babalarımız da mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: "Yea, those of old and those of later times
turkish
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
All will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known
turkish
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood
turkish
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ye will surely taste of the Tree of Zaqqum
turkish
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will ye fill your insides therewith
turkish
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And drink Boiling Water on top of it
turkish
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Indeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst
turkish
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such will be their entertainment on the Day of Requital
turkish
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is We Who have created you: why will ye not witness the Truth
turkish
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye then see?- The (human Seed) that ye throw out
turkish
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye who create it, or are We the Creators
turkish
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated
turkish
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not
turkish
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises
turkish
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the seed that ye sow in the ground
turkish
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye that cause it to grow, or are We the Cause
turkish
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Indeed are we shut out (of the fruits of our labour)
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the water which ye drink
turkish
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye bring it down (in rain) from the cloud or do We
turkish
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks
turkish
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the Fire which ye kindle
turkish
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it
turkish
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts
turkish
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
turkish
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Furthermore I call to witness the setting of the Stars
turkish
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that is indeed a mighty adjuration if ye but knew
turkish
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That this is indeed a qur'an Most Honourable
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In Book well-guarded
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which none shall touch but those who are clean
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Revelation from the Lord of the Worlds
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it such a Message that ye would hold in light esteem
turkish
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And have ye made it your livelihood that ye should declare it false
turkish
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye the while (sit) looking on
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We are nearer to him than ye, and yet see not
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then why do ye not,- If you are exempt from (future) account
turkish
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Call back the soul, if ye are true (in the claim of independence)
turkish
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus, then, if he be of those Nearest to Allah
turkish
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights
turkish
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And if he be of the Companions of the Right Hand
turkish
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand
turkish
Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong
turkish
Eğer, sapık yalancılardan ise
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For him is Entertainment with Boiling Water
turkish
Ona kaynar sudan konukluk sunulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And burning in Hell-Fire
turkish
Cehenneme sokulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, this is the Very Truth and Certainly
turkish
Doğrusu kesin gerçek budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
turkish
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Whatever is in the heavens and on earth,- let it declare the Praises and Glory of Allah: for He is the Exalted in Might, the Wise
turkish
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To Him belongs the dominion of the heavens and the earth: It is He Who gives Life and Death; and He has Power over all things
turkish
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He is the First and the Last, the Evident and the Immanent: and He has full knowledge of all things
turkish
O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He it is Who created the heavens and the earth in Six Days, and is moreover firmly established on the Throne (of Authority). He knows what enters within the earth and what comes forth out of it, what comes down from heaven and what mounts up to it. And He is with you wheresoever ye may be. And Allah sees well all that ye do
turkish
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To Him belongs the dominion of the heavens and the earth: and all affairs are referred back to Allah
turkish
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He merges Night into Day, and He merges Day into Night; and He has full knowledge of the secrets of (all) hearts
turkish
Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Believe in Allah and His messenger, and spend (in charity) out of the (substance) whereof He has made you heirs. For, those of you who believe and spend (in charity),- for them is a great Reward
turkish
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What cause have ye why ye should not believe in Allah?- and the Messenger invites you to believe in your Lord, and has indeed taken your Covenant, if ye are men of Faith
turkish
Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He is the One Who sends to His Servant Manifest Signs, that He may lead you from the depths of Darkness into the Light and verily Allah is to you most kind and Merciful
turkish
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what cause have ye why ye should not spend in the cause of Allah?- For to Allah belongs the heritage of the heavens and the earth. Not equal among you are those who spent (freely) and fought, before the Victory, (with those who did so later). Those are higher in rank than those who spent (freely) and fought afterwards. But to all has Allah promised a goodly (reward). And Allah is well acquainted with all that ye do
turkish
Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who is he that will Loan to Allah a beautiful loan? for (Allah) will increase it manifold to his credit, and he will have (besides) a liberal Reward
turkish
Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
One Day shalt thou see the believing men and the believing women- how their Light runs forward before them and by their right hands: (their greeting will be): "Good News for you this Day! Gardens beneath which flow rivers! to dwell therein for aye! This is indeed the highest Achievement
turkish
İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir: "Müjde; bugün içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir." İşte bu büyük kurtuluştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
One Day will the Hypocrites- men and women - say to the Believers: "Wait for us! Let us borrow (a Light) from your Light!" It will be said: "Turn ye back to your rear! then seek a Light (where ye can)!" So a wall will be put up betwixt them, with a gate therein. Within it will be Mercy throughout, and without it, all alongside, will be (Wrath and) Punishment
turkish
İkiyüzlü erkek ve kadınlar müminlere: "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün, onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; inananlarla ikiyüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dışında azap olan bir sur çekilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Those without) will call out, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! but ye led yourselves into temptation; ye looked forward (to our ruin); ye doubted (Allah's Promise); and (your false) desires deceived you; until there issued the Command of Allah. And the Deceiver deceived you in respect of Allah
turkish
İkiyüzlüler, inananlara: "Biz sizinle beraber değil miydik" diye seslenirler. Onlar: "Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah'a karşı da ayarttı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This Day shall no ransom be accepted of you, nor of those who rejected Allah." Your abode is the Fire: that is the proper place to claim you: and an evil refuge it is
turkish
Bugün sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacağınız yer ateştir, layığınız orasıdır; ne kötü bir dönüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Has not the Time arrived for the Believers that their hearts in all humility should engage in the remembrance of Allah and of the Truth which has been revealed (to them), and that they should not become like those to whom was given Revelation aforetime, but long ages passed over them and their hearts grew hard? For many among them are rebellious transgressors
turkish
İnananların gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Know ye (all) that Allah giveth life to the earth after its death! already have We shown the Signs plainly to you, that ye may learn wisdom
turkish
Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For those who give in Charity, men and women, and loan to Allah a Beautiful Loan, it shall be increased manifold (to their credit), and they shall have (besides) a liberal reward
turkish
Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a güzel bir takdimde bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who believe in Allah and His messengers- they are the Sincere (lovers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their Reward and their Light. But those who reject Allah and deny Our Signs,- they are the Companions of Hell-Fire
turkish
Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Know ye (all), that the life of this world is but play and amusement, pomp and mutual boasting and multiplying, (in rivalry) among yourselves, riches and children. Here is a similitude: How rain and the growth which it brings forth, delight (the hearts of) the tillers; soon it withers; thou wilt see it grow yellow; then it becomes dry and crumbles away. But in the Hereafter is a Penalty severe (for the devotees of wrong). And Forgiveness from Allah and (His) Good Pleasure (for the devotees of Allah). And what is the life of this world, but goods and chattels of deception
turkish
Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah'ın hoşnudluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Be ye foremost (in seeking) Forgiveness from your Lord, and a Garden (of Bliss), the width whereof is as the width of heaven and earth, prepared for those who believe in Allah and His messengers: that is the Grace of Allah, which He bestows on whom he pleases: and Allah is the Lord of Grace abounding
turkish
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No misfortune can happen on earth or in your souls but is recorded in a decree before We bring it into existence: That is truly easy for Allah
turkish
Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap'da bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In order that ye may not despair over matters that pass you by, nor exult over favours bestowed upon you. For Allah loveth not any vainglorious boaster
turkish
Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such persons as are covetous and commend covetousness to men. And if any turn back (from Allah's Way), verily Allah is Free of all Needs, Worthy of all Praise
turkish
Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah'ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We sent aforetime our messengers with Clear Signs and sent down with them the Book and the Balance (of Right and Wrong), that men may stand forth in justice; and We sent down Iron, in which is (material for) mighty war, as well as many benefits for mankind, that Allah may test who it is that will help, Unseen, Him and His messengers: For Allah is Full of Strength, Exalted in Might (and able to enforce His Will)
turkish
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We sent Noah and Abraham, and established in their line Prophethood and Revelation: and some of them were on right guidance. But many of them became rebellious transgressors
turkish
And olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i Biz gönderdik; ikisinin soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi doğru yoldadır, birçoğu da yoldan çıkmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, in their wake, We followed them up with (others of) Our messengers: We sent after them Jesus the son of Mary, and bestowed on him the Gospel; and We ordained in the hearts of those who followed him Compassion and Mercy. But the Monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them: (We commanded) only the seeking for the Good Pleasure of Allah; but that they did not foster as they should have done. Yet We bestowed, on those among them who believed, their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors
turkish
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O ye that believe! Fear Allah, and believe in His Messenger, and He will bestow on you a double portion of His Mercy: He will provide for you a Light by which ye shall walk (straight in your path), and He will forgive you (your past): for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful
turkish
Ey inananlar! Allah'tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir ışık var etsin; sizi bağışlasın; Allah bağışlayandır, acıyandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That the People of the Book may know that they have no power whatever over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to bestow it on whomsoever He wills. For Allah is the Lord of Grace abounding
turkish
Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir