Cüzler 29

۞ تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِی بِیَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ قَدِیرٌ
İngilizce

Blessed be He in Whose hands is Dominion; and He over all things hath Power

turkish

Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir

67 (Al-Mulk) Sure
1 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَیَوٰةَ لِیَبۡلُوَكُمۡ أَیُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلࣰاۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡغَفُورُ
İngilizce

He Who created Death and Life, that He may try which of you is best in deed: and He is the Exalted in Might, Oft-Forgiving

turkish

Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır

67 (Al-Mulk) Sure
2 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَ ٰتࣲ طِبَاقࣰاۖ مَّا تَرَىٰ فِی خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتࣲۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورࣲ
İngilizce

He Who created the seven heavens one above another: No want of proportion wilt thou see in the Creation of (Allah) Most Gracious. So turn thy vision again: seest thou any flaw

turkish

Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin

67 (Al-Mulk) Sure
3 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَیۡنِ یَنقَلِبۡ إِلَیۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئࣰا وَهُوَ حَسِیرࣱ
İngilizce

Again turn thy vision a second time: (thy) vision will come back to thee dull and discomfited, in a state worn out

turkish

Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer

67 (Al-Mulk) Sure
4 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ زَیَّنَّا ٱلسَّمَاۤءَ ٱلدُّنۡیَا بِمَصَـٰبِیحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومࣰا لِّلشَّیَـٰطِینِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِیرِ
İngilizce

And we have, (from of old), adorned the lowest heaven with Lamps, and We have made such (Lamps) (as) missiles to drive away the Evil Ones, and have prepared for them the Penalty of the Blazing Fire

turkish

And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık

67 (Al-Mulk) Sure
5 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِلَّذِینَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِیرُ
İngilizce

For those who reject their Lord (and Cherisher) is the Penalty of Hell: and evil is (such), Destination

turkish

Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür

67 (Al-Mulk) Sure
6 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَاۤ أُلۡقُوا۟ فِیهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِیقࣰا وَهِیَ تَفُورُ
İngilizce

When they are cast therein, they will hear the (terrible) drawing in of its breath even as it blazes forth

turkish

Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler

67 (Al-Mulk) Sure
7 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَكَادُ تَمَیَّزُ مِنَ ٱلۡغَیۡظِۖ كُلَّمَاۤ أُلۡقِیَ فِیهَا فَوۡجࣱ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَاۤ أَلَمۡ یَأۡتِكُمۡ نَذِیرࣱ
İngilizce

Almost bursting with fury: Every time a Group is cast therein, its Keepers will ask, "Did no Warner come to you

turkish

Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar

67 (Al-Mulk) Sure
8 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدۡ جَاۤءَنَا نَذِیرࣱ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَیۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِی ضَلَـٰلࣲ كَبِیرࣲ
İngilizce

They will say: "Yes indeed; a Warner did come to us, but we rejected him and said, 'Allah never sent down any (Message): ye are nothing but an egregious delusion

turkish

Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler

67 (Al-Mulk) Sure
9 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِیۤ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِیرِ
İngilizce

They will further say: "Had we but listened or used our intelligence, we should not (now) be among the Companions of the Blazing Fire

turkish

Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler

67 (Al-Mulk) Sure
10 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱعۡتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمۡ فَسُحۡقࣰا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِیرِ
İngilizce

They will then confess their sins: but far will be (Forgiveness) from the Companions of the Blazing Fire

turkish

Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar

67 (Al-Mulk) Sure
11 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَیۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرࣱ كَبِیرࣱ
İngilizce

As for those who fear their Lord unseen, for them is Forgiveness and a great Reward

turkish

Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır

67 (Al-Mulk) Sure
12 Ayet
562 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَسِرُّوا۟ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُوا۟ بِهِۦۤۖ إِنَّهُۥ عَلِیمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
İngilizce

And whether ye hide your word or publish it, He certainly has (full) knowledge, of the secrets of (all) hearts

turkish

Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir

67 (Al-Mulk) Sure
13 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَا یَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِیفُ ٱلۡخَبِیرُ
İngilizce

Should He not know,- He that created? and He is the One that understands the finest mysteries (and) is well-acquainted (with them)

turkish

Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır

67 (Al-Mulk) Sure
14 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُوَ ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولࣰا فَٱمۡشُوا۟ فِی مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزۡقِهِۦۖ وَإِلَیۡهِ ٱلنُّشُورُ
İngilizce

It is He Who has made the earth manageable for you, so traverse ye through its tracts and enjoy of the Sustenance which He furnishes: but unto Him is the Resurrection

turkish

Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır

67 (Al-Mulk) Sure
15 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَمِنتُم مَّن فِی ٱلسَّمَاۤءِ أَن یَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِیَ تَمُورُ
İngilizce

Do ye feel secure that He Who is in heaven will not cause you to be swallowed up by the earth when it shakes (as in an earthquake)

turkish

Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır

67 (Al-Mulk) Sure
16 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِی ٱلسَّمَاۤءِ أَن یُرۡسِلَ عَلَیۡكُمۡ حَاصِبࣰاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَیۡفَ نَذِیرِ
İngilizce

Or do ye feel secure that He Who is in Heaven will not send against you a violent tornado (with showers of stones), so that ye shall know how (terrible) was My warning

turkish

Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz

67 (Al-Mulk) Sure
17 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَیۡفَ كَانَ نَكِیرِ
İngilizce

But indeed men before them rejected (My warning): then how (terrible) was My rejection (of them)

turkish

And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış

67 (Al-Mulk) Sure
18 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَوۡا۟ إِلَى ٱلطَّیۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰۤفَّـٰتࣲ وَیَقۡبِضۡنَۚ مَا یُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَیۡءِۭ بَصِیرٌ
İngilizce

Do they not observe the birds above them, spreading their wings and folding them in? None can uphold them except (Allah) Most Gracious: Truly (Allah) Most Gracious: Truly it is He that watches over all things

turkish

Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir

67 (Al-Mulk) Sure
19 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی هُوَ جُندࣱ لَّكُمۡ یَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِی غُرُورٍ
İngilizce

Nay, who is there that can help you, (even as) an army, besides (Allah) Most Merciful? In nothing but delusion are the Unbelievers

turkish

Yahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar

67 (Al-Mulk) Sure
20 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی یَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُۥۚ بَل لَّجُّوا۟ فِی عُتُوࣲّ وَنُفُورٍ
İngilizce

Or who is there that can provide you with Sustenance if He were to withhold His provision? Nay, they obstinately persist in insolent impiety and flight (from the Truth)

turkish

Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler

67 (Al-Mulk) Sure
21 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَن یَمۡشِی مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰۤ أَمَّن یَمۡشِی سَوِیًّا عَلَىٰ صِرَ ٰطࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ
İngilizce

Is then one who walks headlong, with his face grovelling, better guided,- or one who walks evenly on a Straight Way

turkish

Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır

67 (Al-Mulk) Sure
22 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ ٱلَّذِیۤ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡءِدَةَۚ قَلِیلࣰا مَّا تَشۡكُرُونَ
İngilizce

Say: "It is He Who has created you (and made you grow), and made for you the faculties of hearing, seeing, feeling and understanding: little thanks it is ye give

turkish

De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz

67 (Al-Mulk) Sure
23 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ ٱلَّذِی ذَرَأَكُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَیۡهِ تُحۡشَرُونَ
İngilizce

Say: "It is He Who has multiplied you through the earth, and to Him shall ye be gathered together

turkish

Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

67 (Al-Mulk) Sure
24 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

They ask: When will this promise be (fulfilled)? - If ye are telling the truth

turkish

Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler

67 (Al-Mulk) Sure
25 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَاۤ أَنَا۠ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Say: "As to the knowledge of the time, it is with Allah alone: I am (sent) only to warn plainly in public

turkish

De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım

67 (Al-Mulk) Sure
26 Ayet
563 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةࣰ سِیۤءَتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ وَقِیلَ هَـٰذَا ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ
İngilizce

At length, when they see it close at hand, grieved will be the faces of the Unbelievers, and it will be said (to them): "This is (the promise fulfilled), which ye were calling for

turkish

Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir

67 (Al-Mulk) Sure
27 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ أَرَءَیۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِیَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِیَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن یُجِیرُ ٱلۡكَـٰفِرِینَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِیمࣲ
İngilizce

Say: "See ye?- If Allah were to destroy me, and those with me, or if He bestows His Mercy on us,- yet who can deliver the Unbelievers from a grievous Penalty

turkish

De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir

67 (Al-Mulk) Sure
28 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَیۡهِ تَوَكَّلۡنَاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

Say: "He is (Allah) Most Gracious: We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will ye know which (of us) it is that is in manifest error

turkish

De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz

67 (Al-Mulk) Sure
29 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ أَرَءَیۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَاۤؤُكُمۡ غَوۡرࣰا فَمَن یَأۡتِیكُم بِمَاۤءࣲ مَّعِینِۭ
İngilizce

Say: "See ye?- If your stream be some morning lost (in the underground earth), who then can supply you with clear-flowing water

turkish

De ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir

67 (Al-Mulk) Sure
30 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ نۤۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا یَسۡطُرُونَ
İngilizce

Nun. By the Pen and the (Record) which (men) write

turkish

Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

68 (Al-Qalam) Sure
1 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ
İngilizce

Thou art not, by the Grace of thy Lord, mad or possessed

turkish

Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

68 (Al-Qalam) Sure
2 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَیۡرَ مَمۡنُونࣲ
İngilizce

Nay, verily for thee is a Reward unfailing

turkish

Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır

68 (Al-Qalam) Sure
3 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

And thou (standest) on an exalted standard of character

turkish

Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir

68 (Al-Qalam) Sure
4 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَتُبۡصِرُ وَیُبۡصِرُونَ
İngilizce

Soon wilt thou see, and they will see

turkish

Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

68 (Al-Qalam) Sure
5 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَییِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ
İngilizce

Which of you is afflicted with madness

turkish

Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

68 (Al-Qalam) Sure
6 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِیلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِینَ
İngilizce

Verily it is thy Lord that knoweth best, which (among men) hath strayed from His Path: and He knoweth best those who receive (true) Guidance

turkish

Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir

68 (Al-Qalam) Sure
7 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

So hearken not to those who deny (the Truth)

turkish

Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme

68 (Al-Qalam) Sure
8 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَدُّوا۟ لَوۡ تُدۡهِنُ فَیُدۡهِنُونَ
İngilizce

Their desire is that thou shouldst be pliant: so would they be pliant

turkish

(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar

68 (Al-Qalam) Sure
9 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِینٍ
İngilizce

Heed not the type of despicable men,- ready with oaths

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
10 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَمَّازࣲ مَّشَّاۤءِۭ بِنَمِیمࣲ
İngilizce

A slanderer, going about with calumnies

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
11 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَیۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِیمٍ
İngilizce

(Habitually) hindering (all) good, transgressing beyond bounds, deep in sin

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
12 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَ ٰلِكَ زَنِیمٍ
İngilizce

Violent (and cruel),- with all that, base-born

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
13 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِینَ
İngilizce

Because he possesses wealth and (numerous) sons

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
14 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِ ءَایَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

When to him are rehearsed Our Signs, "Tales of the ancients", he cries

turkish

Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der

68 (Al-Qalam) Sure
15 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ
İngilizce

Soon shall We brand (the beast) on the snout

turkish

Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz

68 (Al-Qalam) Sure
16 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا بَلَوۡنَـٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُوا۟ لَیَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِینَ
İngilizce

Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning

turkish

Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

68 (Al-Qalam) Sure
17 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَسۡتَثۡنُونَ
İngilizce

But made no reservation, ("If it be Allah's Will)

turkish

Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

68 (Al-Qalam) Sure
18 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَطَافَ عَلَیۡهَا طَاۤئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَاۤئِمُونَ
İngilizce

Then there came on the (garden) a visitation from thy Lord, (which swept away) all around, while they were asleep

turkish

Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

68 (Al-Qalam) Sure
19 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِیمِ
İngilizce

So the (garden) became, by the morning, like a dark and desolate spot, (whose fruit had been gathered)

turkish

Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

68 (Al-Qalam) Sure
20 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَنَادَوۡا۟ مُصۡبِحِینَ
İngilizce

As the morning broke, they called out, one to another

turkish

Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

68 (Al-Qalam) Sure
21 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنِ ٱغۡدُوا۟ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰرِمِینَ
İngilizce

Go ye to your tilth (betimes) in the morning, if ye would gather the fruits

turkish

Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

68 (Al-Qalam) Sure
22 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمۡ یَتَخَـٰفَتُونَ
İngilizce

So they departed, conversing in secret low tones, (saying)

turkish

Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
23 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن لَّا یَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡیَوۡمَ عَلَیۡكُم مِّسۡكِینࣱ
İngilizce

Let not a single indigent person break in upon you into the (garden) this day

turkish

Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
24 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَغَدَوۡا۟ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَـٰدِرِینَ
İngilizce

And they opened the morning, strong in an (unjust) resolve

turkish

Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler

68 (Al-Qalam) Sure
25 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوۤا۟ إِنَّا لَضَاۤلُّونَ
İngilizce

But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way

turkish

Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
26 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
İngilizce

Indeed we are shut out (of the fruits of our labour)

turkish

Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
27 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ
İngilizce

Said one of them, more just (than the rest): "Did I not say to you, 'Why not glorify (Allah)

turkish

Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi

68 (Al-Qalam) Sure
28 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ سُبۡحَـٰنَ رَبِّنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong

turkish

Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
29 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَلَـٰوَمُونَ
İngilizce

Then they turned, one against another, in reproach

turkish

Birbirlerini yermeye başladılar

68 (Al-Qalam) Sure
30 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِینَ
İngilizce

They said: "Alas for us! We have indeed transgressed

turkish

Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik

68 (Al-Qalam) Sure
31 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَسَىٰ رَبُّنَاۤ أَن یُبۡدِلَنَا خَیۡرࣰا مِّنۡهَاۤ إِنَّاۤ إِلَىٰ رَبِّنَا رَ ٰغِبُونَ
İngilizce

It may be that our Lord will give us in exchange a better (garden) than this: for we do turn to Him (in repentance)

turkish

Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz

68 (Al-Qalam) Sure
32 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡءَاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُوا۟ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Such is the Punishment (in this life); but greater is the Punishment in the Hereafter,- if only they knew

turkish

İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler

68 (Al-Qalam) Sure
33 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

Verily, for the Righteous, are Gardens of Delight, in the Presence of their Lord

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır

68 (Al-Qalam) Sure
34 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِینَ كَٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Shall We then treat the People of Faith like the People of Sin

turkish

Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız

68 (Al-Qalam) Sure
35 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ كَیۡفَ تَحۡكُمُونَ
İngilizce

What is the matter with you? How judge ye

turkish

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

68 (Al-Qalam) Sure
36 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ كِتَـٰبࣱ فِیهِ تَدۡرُسُونَ
İngilizce

Or have ye a book through which ye learn

turkish

Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var

68 (Al-Qalam) Sure
37 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَكُمۡ فِیهِ لَمَا تَخَیَّرُونَ
İngilizce

That ye shall have, through it whatever ye choose

turkish

Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır

68 (Al-Qalam) Sure
38 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ أَیۡمَـٰنٌ عَلَیۡنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ
İngilizce

Or have ye Covenants with Us to oath, reaching to the Day of Judgment, (providing) that ye shall have whatever ye shall demand

turkish

Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır

68 (Al-Qalam) Sure
39 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلۡهُمۡ أَیُّهُم بِذَ ٰلِكَ زَعِیمٌ
İngilizce

Ask thou of them, which of them will stand surety for that

turkish

Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır

68 (Al-Qalam) Sure
40 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَاۤءُ فَلۡیَأۡتُوا۟ بِشُرَكَاۤئِهِمۡ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Or have they some "Partners" (in Allahhead)? Then let them produce their "partners", if they are truthful

turkish

Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler

68 (Al-Qalam) Sure
41 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَیُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ
İngilizce

The Day that the shin shall be laid bare, and they shall be summoned to bow in adoration, but they shall not be able

turkish

O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

68 (Al-Qalam) Sure
42 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَـٰشِعَةً أَبۡصَـٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُوا۟ یُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَـٰلِمُونَ
İngilizce

Their eyes will be cast down,- ignominy will cover them; seeing that they had been summoned aforetime to bow in adoration, while they were whole, (and had refused)

turkish

O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

68 (Al-Qalam) Sure
43 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡنِی وَمَن یُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلۡحَدِیثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَیۡثُ لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Then leave Me alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not

turkish

Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız

68 (Al-Qalam) Sure
44 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأُمۡلِی لَهُمۡۚ إِنَّ كَیۡدِی مَتِینٌ
İngilizce

A (long) respite will I grant them: truly powerful is My Plan

turkish

Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır

68 (Al-Qalam) Sure
45 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ تَسۡءَلُهُمۡ أَجۡرࣰا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
İngilizce

Or is it that thou dost ask them for a reward, so that they are burdened with a load of debt

turkish

Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır

68 (Al-Qalam) Sure
46 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَیۡبُ فَهُمۡ یَكۡتُبُونَ
İngilizce

Or that the Unseen is in their hands, so that they can write it down

turkish

Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar

68 (Al-Qalam) Sure
47 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ
İngilizce

So wait with patience for the Command of thy Lord, and be not like the Companion of the Fish,- when he cried out in agony

turkish

Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti

68 (Al-Qalam) Sure
48 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّوۡلَاۤ أَن تَدَ ٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَاۤءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ
İngilizce

Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked shore, in disgrace

turkish

Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı

68 (Al-Qalam) Sure
49 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱجۡتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

Thus did his Lord choose him and make him of the Company of the Righteous

turkish

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
50 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن یَكَادُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَیُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَـٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكۡرَ وَیَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ
İngilizce

And the Unbelievers would almost trip thee up with their eyes when they hear the Message; and they say: "Surely he is possessed

turkish

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
51 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

But it is nothing less than a Message to all the worlds

turkish

Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir

68 (Al-Qalam) Sure
52 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ ٱلۡحَاۤقَّةُ
İngilizce

The Sure Reality

turkish

Gerçekleşecek olan

69 (Al-Haqqah) Sure
1 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا ٱلۡحَاۤقَّةُ
İngilizce

What is the Sure Reality

turkish

Nedir o gerçekleşecek olan gün

69 (Al-Haqqah) Sure
2 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَاۤقَّةُ
İngilizce

And what will make thee realise what the Sure Reality is

turkish

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir

69 (Al-Haqqah) Sure
3 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ وَعَادُۢ بِٱلۡقَارِعَةِ
İngilizce

The Thamud and the 'Ad People (branded) as false the Stunning Calamity

turkish

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar

69 (Al-Haqqah) Sure
4 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهۡلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِیَةِ
İngilizce

But the Thamud,- they were destroyed by a terrible Storm of thunder and lightning

turkish

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi

69 (Al-Haqqah) Sure
5 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا عَادࣱ فَأُهۡلِكُوا۟ بِرِیحࣲ صَرۡصَرٍ عَاتِیَةࣲ
İngilizce

And the 'Ad, they were destroyed by a furious Wind, exceedingly violent

turkish

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi

69 (Al-Haqqah) Sure
6 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَخَّرَهَا عَلَیۡهِمۡ سَبۡعَ لَیَالࣲ وَثَمَـٰنِیَةَ أَیَّامٍ حُسُومࣰاۖ فَتَرَى ٱلۡقَوۡمَ فِیهَا صَرۡعَىٰ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ خَاوِیَةࣲ
İngilizce

He made it rage against them seven nights and eight days in succession: so that thou couldst see the (whole) people lying prostrate in its (path), as they had been roots of hollow palm-trees tumbled down

turkish

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün

69 (Al-Haqqah) Sure
7 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَهَلۡ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِیَةࣲ
İngilizce

Then seest thou any of them left surviving

turkish

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün

69 (Al-Haqqah) Sure
8 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَاۤءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَـٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ
İngilizce

And Pharaoh, and those before him, and the Cities Overthrown, committed habitual Sin

turkish

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi

69 (Al-Haqqah) Sure
9 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَصَوۡا۟ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةࣰ رَّابِیَةً
İngilizce

And disobeyed (each) the messenger of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty

turkish

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı

69 (Al-Haqqah) Sure
10 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَاۤءُ حَمَلۡنَـٰكُمۡ فِی ٱلۡجَارِیَةِ
İngilizce

We, when the water (of Noah's Flood) overflowed beyond its limits, carried you (mankind), in the floating (Ark)

turkish

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

69 (Al-Haqqah) Sure
11 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةࣰ وَتَعِیَهَاۤ أُذُنࣱ وَ ٰعِیَةࣱ
İngilizce

That We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance

turkish

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

69 (Al-Haqqah) Sure
12 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نُفِخَ فِی ٱلصُّورِ نَفۡخَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ
İngilizce

Then, when one blast is sounded on the Trumpet

turkish

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69 (Al-Haqqah) Sure
13 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ
İngilizce

And the earth is moved, and its mountains, and they are crushed to powder at one stroke

turkish

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69 (Al-Haqqah) Sure
14 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَوۡمَئِذࣲ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
İngilizce

On that Day shall the (Great) Event come to pass

turkish

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

69 (Al-Haqqah) Sure
15 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَهِیَ یَوۡمَئِذࣲ وَاهِیَةࣱ
İngilizce

And the sky will be rent asunder, for it will that Day be flimsy

turkish

Gök yarılır; o gün düzeni bozulur

69 (Al-Haqqah) Sure
16 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰۤ أَرۡجَاۤئِهَاۚ وَیَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ یَوۡمَئِذࣲ ثَمَـٰنِیَةࣱ
İngilizce

And the angels will be on its sides, and eight will, that Day, bear the Throne of thy Lord above them

turkish

Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir

69 (Al-Haqqah) Sure
17 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَئِذࣲ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِیَةࣱ
İngilizce

That Day shall ye be brought to Judgment: not an act of yours that ye hide will be hidden

turkish

O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz

69 (Al-Haqqah) Sure
18 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِیَ كِتَـٰبَهُۥ بِیَمِینِهِۦ فَیَقُولُ هَاۤؤُمُ ٱقۡرَءُوا۟ كِتَـٰبِیَهۡ
İngilizce

Then he that will be given his Record in his right hand will say: "Ah here! Read ye my Record

turkish

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

69 (Al-Haqqah) Sure
19 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی ظَنَنتُ أَنِّی مُلَـٰقٍ حِسَابِیَهۡ
İngilizce

I did really understand that my Account would (One Day) reach me

turkish

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

69 (Al-Haqqah) Sure
20 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَهُوَ فِی عِیشَةࣲ رَّاضِیَةࣲ
İngilizce

And he will be in a life of Bliss

turkish

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69 (Al-Haqqah) Sure
21 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّةٍ عَالِیَةࣲ
İngilizce

In a Garden on high

turkish

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69 (Al-Haqqah) Sure
22 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُطُوفُهَا دَانِیَةࣱ
İngilizce

The Fruits whereof (will hang in bunches) low and near

turkish

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

69 (Al-Haqqah) Sure
23 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَٱشۡرَبُوا۟ هَنِیۤءَۢا بِمَاۤ أَسۡلَفۡتُمۡ فِی ٱلۡأَیَّامِ ٱلۡخَالِیَةِ
İngilizce

Eat ye and drink ye, with full satisfaction; because of the (good) that ye sent before you, in the days that are gone

turkish

Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz

69 (Al-Haqqah) Sure
24 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِیَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَیَقُولُ یَـٰلَیۡتَنِی لَمۡ أُوتَ كِتَـٰبِیَهۡ
İngilizce

And he that will be given his Record in his left hand, will say: "Ah! Would that my Record had not been given to me

turkish

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69 (Al-Haqqah) Sure
25 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِیَهۡ
İngilizce

And that I had never realised how my account (stood)

turkish

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69 (Al-Haqqah) Sure
26 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰلَیۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِیَةَ
İngilizce

Ah! Would that (Death) had made an end of me

turkish

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69 (Al-Haqqah) Sure
27 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَغۡنَىٰ عَنِّی مَالِیَهۡۜ
İngilizce

Of no profit to me has been my wealth

turkish

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69 (Al-Haqqah) Sure
28 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلَكَ عَنِّی سُلۡطَـٰنِیَهۡ
İngilizce

My power has perished from me

turkish

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

69 (Al-Haqqah) Sure
29 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
İngilizce

(The stern command will say): "Seize ye him, and bind ye him

turkish

İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın

69 (Al-Haqqah) Sure
30 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ ٱلۡجَحِیمَ صَلُّوهُ
İngilizce

And burn ye him in the Blazing Fire

turkish

Sonra cehenneme yaslayın

69 (Al-Haqqah) Sure
31 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ فِی سِلۡسِلَةࣲ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعࣰا فَٱسۡلُكُوهُ
İngilizce

Further, make him march in a chain, whereof the length is seventy cubits

turkish

Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun

69 (Al-Haqqah) Sure
32 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ كَانَ لَا یُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

This was he that would not believe in Allah Most High

turkish

Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı

69 (Al-Haqqah) Sure
33 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِینِ
İngilizce

And would not encourage the feeding of the indigent

turkish

Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi

69 (Al-Haqqah) Sure
34 Ayet
567 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَیۡسَ لَهُ ٱلۡیَوۡمَ هَـٰهُنَا حَمِیمࣱ
İngilizce

So no friend hath he here this Day

turkish

Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur

69 (Al-Haqqah) Sure
35 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِینࣲ
İngilizce

Nor hath he any food except the corruption from the washing of wounds

turkish

Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

69 (Al-Haqqah) Sure
36 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَأۡكُلُهُۥۤ إِلَّا ٱلۡخَـٰطِءُونَ
İngilizce

Which none do eat but those in sin

turkish

Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

69 (Al-Haqqah) Sure
37 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

So I do call to witness what ye see

turkish

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69 (Al-Haqqah) Sure
38 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

And what ye see not

turkish

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69 (Al-Haqqah) Sure
39 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِیمࣲ
İngilizce

That this is verily the word of an honoured messenger

turkish

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

69 (Al-Haqqah) Sure
40 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرࣲۚ قَلِیلࣰا مَّا تُؤۡمِنُونَ
İngilizce

It is not the word of a poet: little it is ye believe

turkish

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz

69 (Al-Haqqah) Sure
41 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِیلࣰا مَّا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

Nor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive

turkish

Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz

69 (Al-Haqqah) Sure
42 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِیلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

(This is) a Message sent down from the Lord of the Worlds

turkish

Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir

69 (Al-Haqqah) Sure
43 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَیۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِیلِ
İngilizce

And if the messenger were to invent any sayings in Our name

turkish

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69 (Al-Haqqah) Sure
44 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡیَمِینِ
İngilizce

We should certainly seize him by his right hand

turkish

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69 (Al-Haqqah) Sure
45 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِینَ
İngilizce

And We should certainly then cut off the artery of his heart

turkish

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

69 (Al-Haqqah) Sure
46 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَـٰجِزِینَ
İngilizce

Nor could any of you withhold him (from Our wrath)

turkish

Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız

69 (Al-Haqqah) Sure
47 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةࣱ لِّلۡمُتَّقِینَ
İngilizce

But verily this is a Message for the Allah-fearing

turkish

Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür

69 (Al-Haqqah) Sure
48 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِینَ
İngilizce

And We certainly know that there are amongst you those that reject (it)

turkish

İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz

69 (Al-Haqqah) Sure
49 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

But truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers

turkish

Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür

69 (Al-Haqqah) Sure
50 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡیَقِینِ
İngilizce

But verily it is Truth of assured certainty

turkish

O, şüphesiz kesin gerçektir

69 (Al-Haqqah) Sure
51 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

So glorify the name of thy Lord Most High

turkish

Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et

69 (Al-Haqqah) Sure
52 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَأَلَ سَاۤئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ
İngilizce

A questioner asked about a Penalty to befall

turkish

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70 (Al-Ma'arij) Sure
1 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّلۡكَـٰفِرِینَ لَیۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ
İngilizce

The Unbelievers, the which there is none to ward off

turkish

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70 (Al-Ma'arij) Sure
2 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِّنَ ٱللَّهِ ذِی ٱلۡمَعَارِجِ
İngilizce

(A Penalty) from Allah, Lord of the Ways of Ascent

turkish

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

70 (Al-Ma'arij) Sure
3 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَیۡهِ فِی یَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِینَ أَلۡفَ سَنَةࣲ
İngilizce

The angels and the spirit ascend unto him in a Day the measure whereof is (as) fifty thousand years

turkish

Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler

70 (Al-Ma'arij) Sure
4 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰا جَمِیلًا
İngilizce

Therefore do thou hold Patience,- a Patience of beautiful (contentment)

turkish

Güzel güzel sabret

70 (Al-Ma'arij) Sure
5 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ یَرَوۡنَهُۥ بَعِیدࣰا
İngilizce

They see the (Day) indeed as a far-off (event)

turkish

Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar

70 (Al-Ma'arij) Sure
6 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَرَىٰهُ قَرِیبࣰا
İngilizce

But We see it (quite) near

turkish

Ama biz onu yakın görmekteyiz

70 (Al-Ma'arij) Sure
7 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَاۤءُ كَٱلۡمُهۡلِ
İngilizce

The Day that the sky will be like molten brass

turkish

Gök, o gün, erimiş maden gibi olur

70 (Al-Ma'arij) Sure
8 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
İngilizce

And the mountains will be like wool

turkish

Dağlar da atılmış pamuğa döner

70 (Al-Ma'arij) Sure
9 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَسۡءَلُ حَمِیمٌ حَمِیمࣰا
İngilizce

And no friend will ask after a friend

turkish

Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz

70 (Al-Ma'arij) Sure
10 Ayet
568 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُبَصَّرُونَهُمۡۚ یَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ یَفۡتَدِی مِنۡ عَذَابِ یَوۡمِئِذِۭ بِبَنِیهِ
İngilizce

Though they will be put in sight of each other,- the sinner's desire will be: Would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children

turkish

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70 (Al-Ma'arij) Sure
11 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِیهِ
İngilizce

His wife and his brother

turkish

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70 (Al-Ma'arij) Sure
12 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَصِیلَتِهِ ٱلَّتِی تُءۡوِیهِ
İngilizce

His kindred who sheltered him

turkish

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70 (Al-Ma'arij) Sure
13 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن فِی ٱلۡأَرۡضِ جَمِیعࣰا ثُمَّ یُنجِیهِ
İngilizce

And all, all that is on earth,- so it could deliver him

turkish

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister

70 (Al-Ma'arij) Sure
14 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
İngilizce

By no means! for it would be the Fire of Hell

turkish

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70 (Al-Ma'arij) Sure
15 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ
İngilizce

Plucking out (his being) right to the skull

turkish

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70 (Al-Ma'arij) Sure
16 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَدۡعُوا۟ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
İngilizce

Inviting (all) such as turn their backs and turn away their faces (from the Right)

turkish

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70 (Al-Ma'arij) Sure
17 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰۤ
İngilizce

And collect (wealth) and hide it (from use)

turkish

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır

70 (Al-Ma'arij) Sure
18 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
İngilizce

Truly man was created very impatient

turkish

İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır

70 (Al-Ma'arij) Sure
19 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰا
İngilizce

Fretful when evil touches him

turkish

Başına bir fenalık gelince feryat eder

70 (Al-Ma'arij) Sure
20 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَیۡرُ مَنُوعًا
İngilizce

And niggardly when good reaches him

turkish

Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder

70 (Al-Ma'arij) Sure
21 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّینَ
İngilizce

Not so those devoted to Prayer

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
22 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَاۤئِمُونَ
İngilizce

Those who remain steadfast to their prayer

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
23 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ فِیۤ أَمۡوَ ٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

And those in whose wealth is a recognised right

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
24 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّلسَّاۤئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
İngilizce

For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking)

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
25 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ یُصَدِّقُونَ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And those who hold to the truth of the Day of Judgment

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
26 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
İngilizce

And those who fear the displeasure of their Lord

turkish

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
27 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَیۡرُ مَأۡمُونࣲ
İngilizce

For their Lord's displeasure is the opposite of Peace and Tranquillity

turkish

Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir

70 (Al-Ma'arij) Sure
28 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَـٰفِظُونَ
İngilizce

And those who guard their chastity

turkish

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler

70 (Al-Ma'arij) Sure
29 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عَلَىٰۤ أَزۡوَ ٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَیۡمَـٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَیۡرُ مَلُومِینَ
İngilizce

Except with their wives and the (captives) whom their right hands possess,- for (then) they are not to be blamed

turkish

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler

70 (Al-Ma'arij) Sure
30 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَاۤءَ ذَ ٰلِكَ فَأُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
İngilizce

But those who trespass beyond this are transgressors

turkish

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir

70 (Al-Ma'arij) Sure
31 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَ ٰعُونَ
İngilizce

And those who respect their trusts and covenants

turkish

Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler

70 (Al-Ma'arij) Sure
32 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُم بِشَهَـٰدَ ٰتِهِمۡ قَاۤئِمُونَ
İngilizce

And those who stand firm in their testimonies

turkish

Şahidliklerini gereği gibi yapanlar

70 (Al-Ma'arij) Sure
33 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ یُحَافِظُونَ
İngilizce

And those who guard (the sacredness) of their worship

turkish

Namazlarına riayet edenler

70 (Al-Ma'arij) Sure
34 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ فِی جَنَّـٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ
İngilizce

Such will be the honoured ones in the Gardens (of Bliss)

turkish

İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir

70 (Al-Ma'arij) Sure
35 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَالِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهۡطِعِینَ
İngilizce

Now what is the matter with the Unbelievers that they rush madly before thee

turkish

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar

70 (Al-Ma'arij) Sure
36 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَنِ ٱلۡیَمِینِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِینَ
İngilizce

From the right and from the left, in crowds

turkish

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar

70 (Al-Ma'arij) Sure
37 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ أَن یُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِیمࣲ
İngilizce

Does every man of them long to enter the Garden of Bliss

turkish

Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor

70 (Al-Ma'arij) Sure
38 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِنَّا خَلَقۡنَـٰهُم مِّمَّا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

By no means! For We have created them out of the (base matter) they know

turkish

Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır

70 (Al-Ma'arij) Sure
39 Ayet
569 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَـٰرِقِ وَٱلۡمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
İngilizce

Now I do call to witness the Lord of all points in the East and the West that We can certainly

turkish

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez

70 (Al-Ma'arij) Sure
40 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰۤ أَن نُّبَدِّلَ خَیۡرࣰا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِینَ
İngilizce

Substitute for them better (men) than they; And We are not to be defeated (in Our Plan)

turkish

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez

70 (Al-Ma'arij) Sure
41 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡهُمۡ یَخُوضُوا۟ وَیَلۡعَبُوا۟ حَتَّىٰ یُلَـٰقُوا۟ یَوۡمَهُمُ ٱلَّذِی یُوعَدُونَ
İngilizce

So leave them to plunge in vain talk and play about, until they encounter that Day of theirs which they have been promised

turkish

Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar

70 (Al-Ma'arij) Sure
42 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ یُوفِضُونَ
İngilizce

The Day whereon they will issue from their sepulchres in sudden haste as if they were rushing to a goal-post (fixed for them)

turkish

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür

70 (Al-Ma'arij) Sure
43 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَـٰشِعَةً أَبۡصَـٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمُ ٱلَّذِی كَانُوا۟ یُوعَدُونَ
İngilizce

Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised

turkish

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür

70 (Al-Ma'arij) Sure
44 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦۤ أَنۡ أَنذِرۡ قَوۡمَكَ مِن قَبۡلِ أَن یَأۡتِیَهُمۡ عَذَابٌ أَلِیمࣱ
İngilizce

We sent Noah to his People (with the Command): "Do thou warn thy People before there comes to them a grievous Penalty

turkish

Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik

71 (Nuh) Sure
1 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ یَـٰقَوۡمِ إِنِّی لَكُمۡ نَذِیرࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

He said: "O my People! I am to you a Warner, clear and open

turkish

O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım

71 (Nuh) Sure
2 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنِ ٱعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

That ye should worship Allah, fear Him and obey me

turkish

Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz

71 (Nuh) Sure
3 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَغۡفِرۡ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ وَیُؤَخِّرۡكُمۡ إِلَىٰۤ أَجَلࣲ مُّسَمًّىۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَاۤءَ لَا یُؤَخَّرُۚ لَوۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew

turkish

Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz

71 (Nuh) Sure
4 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ إِنِّی دَعَوۡتُ قَوۡمِی لَیۡلࣰا وَنَهَارࣰا
İngilizce

He said: "O my Lord! I have called to my People night and day

turkish

Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım

71 (Nuh) Sure
5 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمۡ یَزِدۡهُمۡ دُعَاۤءِیۤ إِلَّا فِرَارࣰا
İngilizce

But my call only increases (their) flight (from the Right)

turkish

Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı

71 (Nuh) Sure
6 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنِّی كُلَّمَا دَعَوۡتُهُمۡ لِتَغۡفِرَ لَهُمۡ جَعَلُوۤا۟ أَصَـٰبِعَهُمۡ فِیۤ ءَاذَانِهِمۡ وَٱسۡتَغۡشَوۡا۟ ثِیَابَهُمۡ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسۡتَكۡبَرُوا۟ ٱسۡتِكۡبَارࣰا
İngilizce

And every time I have called to them, that Thou mightest forgive them, they have (only) thrust their fingers into their ears, covered themselves up with their garments, grown obstinate, and given themselves up to arrogance

turkish

Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler

71 (Nuh) Sure
7 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنِّی دَعَوۡتُهُمۡ جِهَارࣰا
İngilizce

So I have called to them aloud

turkish

Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım

71 (Nuh) Sure
8 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنِّیۤ أَعۡلَنتُ لَهُمۡ وَأَسۡرَرۡتُ لَهُمۡ إِسۡرَارࣰا
İngilizce

Further I have spoken to them in public and secretly in private

turkish

Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim

71 (Nuh) Sure
9 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقُلۡتُ ٱسۡتَغۡفِرُوا۟ رَبَّكُمۡ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارࣰا
İngilizce

Saying, 'Ask forgiveness from your Lord; for He is Oft-Forgiving

turkish

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin

71 (Nuh) Sure
10 Ayet
570 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُرۡسِلِ ٱلسَّمَاۤءَ عَلَیۡكُم مِّدۡرَارࣰا
İngilizce

He will send rain to you in abundance

turkish

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin

71 (Nuh) Sure
11 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیُمۡدِدۡكُم بِأَمۡوَ ٰلࣲ وَبَنِینَ وَیَجۡعَل لَّكُمۡ جَنَّـٰتࣲ وَیَجۡعَل لَّكُمۡ أَنۡهَـٰرࣰا
İngilizce

Give you increase in wealth and sons; and bestow on you gardens and bestow on you rivers (of flowing water)

turkish

Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın

71 (Nuh) Sure
12 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّا لَكُمۡ لَا تَرۡجُونَ لِلَّهِ وَقَارࣰا
İngilizce

What is the matter with you, that ye place not your hope for kindness and long-suffering in Allah

turkish

Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz

71 (Nuh) Sure
13 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَدۡ خَلَقَكُمۡ أَطۡوَارًا
İngilizce

Seeing that it is He that has created you in diverse stages

turkish

Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır

71 (Nuh) Sure
14 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَوۡا۟ كَیۡفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبۡعَ سَمَـٰوَ ٰتࣲ طِبَاقࣰا
İngilizce

See ye not how Allah has created the seven heavens one above another

turkish

Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz

71 (Nuh) Sure
15 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلَ ٱلۡقَمَرَ فِیهِنَّ نُورࣰا وَجَعَلَ ٱلشَّمۡسَ سِرَاجࣰا
İngilizce

And made the moon a light in their midst, and made the sun as a (Glorious) Lamp

turkish

Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır

71 (Nuh) Sure
16 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ نَبَاتࣰا
İngilizce

And Allah has produced you from the earth growing (gradually)

turkish

Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir

71 (Nuh) Sure
17 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ یُعِیدُكُمۡ فِیهَا وَیُخۡرِجُكُمۡ إِخۡرَاجࣰا
İngilizce

And in the End He will return you into the (earth), and raise you forth (again at the Resurrection)

turkish

Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır

71 (Nuh) Sure
18 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ بِسَاطࣰا
İngilizce

And Allah has made the earth for you as a carpet (spread out)

turkish

Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur

71 (Nuh) Sure
19 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّتَسۡلُكُوا۟ مِنۡهَا سُبُلࣰا فِجَاجࣰا
İngilizce

That ye may go about therein, in spacious roads

turkish

Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur

71 (Nuh) Sure
20 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ نُوحࣱ رَّبِّ إِنَّهُمۡ عَصَوۡنِی وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمۡ یَزِدۡهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥۤ إِلَّا خَسَارࣰا
İngilizce

Noah said: "O my Lord! They have disobeyed me, but they follow (men) whose wealth and children give them no increase but only Loss

turkish

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi

71 (Nuh) Sure
21 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَكَرُوا۟ مَكۡرࣰا كُبَّارࣰا
İngilizce

And they have devised a tremendous Plot

turkish

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi

71 (Nuh) Sure
22 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمۡ وَلَا تَذَرُنَّ وَدࣰّا وَلَا سُوَاعࣰا وَلَا یَغُوثَ وَیَعُوقَ وَنَسۡرࣰا
İngilizce

And they have said (to each other), 'Abandon not your gods: Abandon neither Wadd nor Suwa', neither Yaguth nor Ya'uq, nor Nasr

turkish

İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler

71 (Nuh) Sure
23 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَدۡ أَضَلُّوا۟ كَثِیرࣰاۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِینَ إِلَّا ضَلَـٰلࣰا
İngilizce

They have already misled many; and grant Thou no increase to the wrong-doers but in straying (from their mark)

turkish

Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır

71 (Nuh) Sure
24 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِّمَّا خَطِیۤءَـٰتِهِمۡ أُغۡرِقُوا۟ فَأُدۡخِلُوا۟ نَارࣰا فَلَمۡ یَجِدُوا۟ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارࣰا
İngilizce

Because of their sins they were drowned (in the flood), and were made to enter the Fire (of Punishment): and they found- in lieu of Allah- none to help them

turkish

Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar

71 (Nuh) Sure
25 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالَ نُوحࣱ رَّبِّ لَا تَذَرۡ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِینَ دَیَّارًا
İngilizce

And Noah, said: "O my Lord! Leave not of the Unbelievers, a single one on earth

turkish

Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma

71 (Nuh) Sure
26 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكَ إِن تَذَرۡهُمۡ یُضِلُّوا۟ عِبَادَكَ وَلَا یَلِدُوۤا۟ إِلَّا فَاجِرࣰا كَفَّارࣰا
İngilizce

For, if Thou dost leave (any of) them, they will but mislead Thy devotees, and they will breed none but wicked ungrateful ones

turkish

Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler

71 (Nuh) Sure
27 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبِّ ٱغۡفِرۡ لِی وَلِوَ ٰلِدَیَّ وَلِمَن دَخَلَ بَیۡتِیَ مُؤۡمِنࣰا وَلِلۡمُؤۡمِنِینَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِینَ إِلَّا تَبَارَۢا
İngilizce

O my Lord! Forgive me, my parents, all who enter my house in Faith, and (all) believing men and believing women: and to the wrong-doers grant Thou no increase but in perdition

turkish

Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır

71 (Nuh) Sure
28 Ayet
571 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ قُلۡ أُوحِیَ إِلَیَّ أَنَّهُ ٱسۡتَمَعَ نَفَرࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَقَالُوۤا۟ إِنَّا سَمِعۡنَا قُرۡءَانًا عَجَبࣰا
İngilizce

Say: It has been revealed to me that a company of Jinns listened (to the Qur'an). They said, 'We have really heard a wonderful Recital

turkish

De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız

72 (Al-Jinn) Sure
1 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَهۡدِیۤ إِلَى ٱلرُّشۡدِ فَءَامَنَّا بِهِۦۖ وَلَن نُّشۡرِكَ بِرَبِّنَاۤ أَحَدࣰا
İngilizce

It gives guidance to the Right, and we have believed therein: we shall not join (in worship) any (gods) with our Lord

turkish

De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız

72 (Al-Jinn) Sure
2 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ تَعَـٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَـٰحِبَةࣰ وَلَا وَلَدࣰا
İngilizce

And Exalted is the Majesty of our Lord: He has taken neither a wife nor a son

turkish

Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir

72 (Al-Jinn) Sure
3 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ كَانَ یَقُولُ سَفِیهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطࣰا
İngilizce

There were some foolish ones among us, who used to utter extravagant lies against Allah

turkish

Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu

72 (Al-Jinn) Sure
4 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا ظَنَنَّاۤ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰا
İngilizce

But we do think that no man or spirit should say aught that untrue against Allah

turkish

Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık

72 (Al-Jinn) Sure
5 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالࣱ مِّنَ ٱلۡإِنسِ یَعُوذُونَ بِرِجَالࣲ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَزَادُوهُمۡ رَهَقࣰا
İngilizce

True, there were persons among mankind who took shelter with persons among the Jinns, but they increased them in folly

turkish

Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı

72 (Al-Jinn) Sure
6 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُمۡ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَن لَّن یَبۡعَثَ ٱللَّهُ أَحَدࣰا
İngilizce

And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment)

turkish

Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı

72 (Al-Jinn) Sure
7 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ فَوَجَدۡنَـٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسࣰا شَدِیدࣰا وَشُهُبࣰا
İngilizce

And we pried into the secrets of heaven; but we found it filled with stern guards and flaming fires

turkish

Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk

72 (Al-Jinn) Sure
8 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمۡعِۖ فَمَن یَسۡتَمِعِ ٱلۡءَانَ یَجِدۡ لَهُۥ شِهَابࣰا رَّصَدࣰا
İngilizce

We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush

turkish

Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor

72 (Al-Jinn) Sure
9 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا لَا نَدۡرِیۤ أَشَرٌّ أُرِیدَ بِمَن فِی ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدࣰا
İngilizce

And we understand not whether ill is intended to those on earth, or whether their Lord (really) intends to guide them to right conduct

turkish

Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz

72 (Al-Jinn) Sure
10 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَ ٰلِكَۖ كُنَّا طَرَاۤئِقَ قِدَدࣰا
İngilizce

There are among us some that are righteous, and some the contrary: we follow divergent paths

turkish

Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık

72 (Al-Jinn) Sure
11 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا ظَنَنَّاۤ أَن لَّن نُّعۡجِزَ ٱللَّهَ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَن نُّعۡجِزَهُۥ هَرَبࣰا
İngilizce

But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight

turkish

Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık

72 (Al-Jinn) Sure
12 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعۡنَا ٱلۡهُدَىٰۤ ءَامَنَّا بِهِۦۖ فَمَن یُؤۡمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا یَخَافُ بَخۡسࣰا وَلَا رَهَقࣰا
İngilizce

And as for us, since we have listened to the Guidance, we have accepted it: and any who believes in his Lord has no fear, either of a short (account) or of any injustice

turkish

Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz

72 (Al-Jinn) Sure
13 Ayet
572 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّا مِنَّا ٱلۡمُسۡلِمُونَ وَمِنَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَۖ فَمَنۡ أَسۡلَمَ فَأُو۟لَـٰۤئِكَ تَحَرَّوۡا۟ رَشَدࣰا
İngilizce

Amongst us are some that submit their wills (to Allah), and some that swerve from justice. Now those who submit their wills - they have sought out (the path) of right conduct

turkish

İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır

72 (Al-Jinn) Sure
14 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبࣰا
İngilizce

But those who swerve,- they are (but) fuel for Hell-fire

turkish

Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular

72 (Al-Jinn) Sure
15 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَلَّوِ ٱسۡتَقَـٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِیقَةِ لَأَسۡقَیۡنَـٰهُم مَّاۤءً غَدَقࣰا
İngilizce

(And Allah's Message is): "If they (the Pagans) had (only) remained on the (right) Way, We should certainly have bestowed on them Rain in abundance

turkish

Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır

72 (Al-Jinn) Sure
16 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّنَفۡتِنَهُمۡ فِیهِۚ وَمَن یُعۡرِضۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِۦ یَسۡلُكۡهُ عَذَابࣰا صَعَدࣰا
İngilizce

That We might try them by that (means). But if any turns away from the remembrance of his Lord, He will cause him to undergo a severe Penalty

turkish

Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır

72 (Al-Jinn) Sure
17 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّ ٱلۡمَسَـٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدࣰا
İngilizce

And the places of worship are for Allah (alone): So invoke not any one along with Allah

turkish

Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın

72 (Al-Jinn) Sure
18 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبۡدُ ٱللَّهِ یَدۡعُوهُ كَادُوا۟ یَكُونُونَ عَلَیۡهِ لِبَدࣰا
İngilizce

Yet when the Devotee of Allah stands forth to invoke Him, they just make round him a dense crowd

turkish

Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi

72 (Al-Jinn) Sure
19 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَاۤ أَدۡعُوا۟ رَبِّی وَلَاۤ أُشۡرِكُ بِهِۦۤ أَحَدࣰا
İngilizce

Say: "I do no more than invoke my Lord, and I join not with Him any (false god)

turkish

De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam

72 (Al-Jinn) Sure
20 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنِّی لَاۤ أَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّا وَلَا رَشَدࣰا
İngilizce

Say: "It is not in my power to cause you harm, or to bring you to right conduct

turkish

De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim

72 (Al-Jinn) Sure
21 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنِّی لَن یُجِیرَنِی مِنَ ٱللَّهِ أَحَدࣱ وَلَنۡ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا
İngilizce

Say: "No one can deliver me from Allah (If I were to disobey Him), nor should I find refuge except in Him

turkish

De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam

72 (Al-Jinn) Sure
22 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا بَلَـٰغࣰا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦۚ وَمَن یَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِینَ فِیهَاۤ أَبَدًا
İngilizce

Unless I proclaim what I receive from Allah and His Messages: for any that disobey Allah and His Messenger,- for them is Hell: they shall dwell therein for ever

turkish

Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır

72 (Al-Jinn) Sure
23 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَا رَأَوۡا۟ مَا یُوعَدُونَ فَسَیَعۡلَمُونَ مَنۡ أَضۡعَفُ نَاصِرࣰا وَأَقَلُّ عَدَدࣰا
İngilizce

At length, when they see (with their own eyes) that which they are promised,- then will they know who it is that is weakest in (his) helper and least important in point of numbers

turkish

Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir

72 (Al-Jinn) Sure
24 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنۡ أَدۡرِیۤ أَقَرِیبࣱ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ یَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّیۤ أَمَدًا
İngilizce

Say: "I know not whether the (Punishment) which ye are promised is near, or whether my Lord will appoint for it a distant term

turkish

De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem

72 (Al-Jinn) Sure
25 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَـٰلِمُ ٱلۡغَیۡبِ فَلَا یُظۡهِرُ عَلَىٰ غَیۡبِهِۦۤ أَحَدًا
İngilizce

He (alone) knows the Unseen, nor does He make any one acquainted with His Mysteries

turkish

Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz

72 (Al-Jinn) Sure
26 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنِ ٱرۡتَضَىٰ مِن رَّسُولࣲ فَإِنَّهُۥ یَسۡلُكُ مِنۢ بَیۡنِ یَدَیۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ رَصَدࣰا
İngilizce

Except a messenger whom He has chosen: and then He makes a band of watchers march before him and behind him

turkish

Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar

72 (Al-Jinn) Sure
27 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّیَعۡلَمَ أَن قَدۡ أَبۡلَغُوا۟ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَیۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَیۡءٍ عَدَدَۢا
İngilizce

That He may know that they have (truly) brought and delivered the Messages of their Lord: and He surrounds (all the mysteries) that are with them, and takes account of every single thing

turkish

Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar

72 (Al-Jinn) Sure
28 Ayet
573 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمُزَّمِّلُ
İngilizce

O thou folded in garments

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
1 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُمِ ٱلَّیۡلَ إِلَّا قَلِیلࣰا
İngilizce

Stand (to prayer) by night, but not all night

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
2 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نِّصۡفَهُۥۤ أَوِ ٱنقُصۡ مِنۡهُ قَلِیلًا
İngilizce

Half of it,- or a little less

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
3 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ زِدۡ عَلَیۡهِ وَرَتِّلِ ٱلۡقُرۡءَانَ تَرۡتِیلًا
İngilizce

Or a little more; and recite the Qur'an in slow, measured rhythmic tones

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
4 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا سَنُلۡقِی عَلَیۡكَ قَوۡلࣰا ثَقِیلًا
İngilizce

Soon shall We send down to thee a weighty Message

turkish

Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz

73 (Al-Muzzammil) Sure
5 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّیۡلِ هِیَ أَشَدُّ وَطۡءࣰا وَأَقۡوَمُ قِیلًا
İngilizce

Truly the rising by night is most potent for governing (the soul), and most suitable for (framing) the Word (of Prayer and Praise)

turkish

şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir

73 (Al-Muzzammil) Sure
6 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَكَ فِی ٱلنَّهَارِ سَبۡحࣰا طَوِیلࣰا
İngilizce

True, there is for thee by day prolonged occupation with ordinary duties

turkish

Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
7 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلۡ إِلَیۡهِ تَبۡتِیلࣰا
İngilizce

But keep in remembrance the name of thy Lord and devote thyself to Him whole-heartedly

turkish

Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel

73 (Al-Muzzammil) Sure
8 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِیلࣰا
İngilizce

(He is) Lord of the East and the West: there is no god but He: take Him therefore for (thy) Disposer of Affairs

turkish

O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut

73 (Al-Muzzammil) Sure
9 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا یَقُولُونَ وَٱهۡجُرۡهُمۡ هَجۡرࣰا جَمِیلࣰا
İngilizce

And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity)

turkish

Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl

73 (Al-Muzzammil) Sure
10 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَرۡنِی وَٱلۡمُكَذِّبِینَ أُو۟لِی ٱلنَّعۡمَةِ وَمَهِّلۡهُمۡ قَلِیلًا
İngilizce

And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while

turkish

Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver

73 (Al-Muzzammil) Sure
11 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَدَیۡنَاۤ أَنكَالࣰا وَجَحِیمࣰا
İngilizce

With Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them)

turkish

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
12 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَطَعَامࣰا ذَا غُصَّةࣲ وَعَذَابًا أَلِیمࣰا
İngilizce

And a Food that chokes, and a Penalty Grievous

turkish

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
13 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلۡجِبَالُ كَثِیبࣰا مَّهِیلًا
İngilizce

One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down

turkish

Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir

73 (Al-Muzzammil) Sure
14 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَیۡكُمۡ رَسُولࣰا شَـٰهِدًا عَلَیۡكُمۡ كَمَاۤ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ رَسُولࣰا
İngilizce

We have sent to you, (O men!) a messenger, to be a witness concerning you, even as We sent a messenger to Pharaoh

turkish

Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik

73 (Al-Muzzammil) Sure
15 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَـٰهُ أَخۡذࣰا وَبِیلࣰا
İngilizce

But Pharaoh disobeyed the messenger; so We seized him with a heavy Punishment

turkish

Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık

73 (Al-Muzzammil) Sure
16 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرۡتُمۡ یَوۡمࣰا یَجۡعَلُ ٱلۡوِلۡدَ ٰنَ شِیبًا
İngilizce

Then how shall ye, if ye deny (Allah), guard yourselves against a Day that will make children hoary-headed

turkish

Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz

73 (Al-Muzzammil) Sure
17 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلسَّمَاۤءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولًا
İngilizce

Whereon the sky will be cleft asunder? His Promise needs must be accomplished

turkish

O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir

73 (Al-Muzzammil) Sure
18 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِیلًا
İngilizce

Verily this is an Admonition: therefore, whoso will, let him take a (straight) path to his Lord

turkish

Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar

73 (Al-Muzzammil) Sure
19 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِنَّ رَبَّكَ یَعۡلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدۡنَىٰ مِن ثُلُثَیِ ٱلَّیۡلِ وَنِصۡفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَاۤئِفَةࣱ مِّنَ ٱلَّذِینَ مَعَكَۚ وَٱللَّهُ یُقَدِّرُ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحۡصُوهُ فَتَابَ عَلَیۡكُمۡۖ فَٱقۡرَءُوا۟ مَا تَیَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ عَلِمَ أَن سَیَكُونُ مِنكُم مَّرۡضَىٰ وَءَاخَرُونَ یَضۡرِبُونَ فِی ٱلۡأَرۡضِ یَبۡتَغُونَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ یُقَـٰتِلُونَ فِی سَبِیلِ ٱللَّهِۖ فَٱقۡرَءُوا۟ مَا تَیَسَّرَ مِنۡهُۚ وَأَقِیمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقۡرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰاۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَیۡرࣲ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَیۡرࣰا وَأَعۡظَمَ أَجۡرࣰاۚ وَٱسۡتَغۡفِرُوا۟ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِیمُۢ
İngilizce

Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful

turkish

Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder

73 (Al-Muzzammil) Sure
20 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
İngilizce

O thou wrapped up (in the mantle)

turkish

Ey örtüye bürünen

74 (Al-Muddaththir) Sure
1 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُمۡ فَأَنذِرۡ
İngilizce

Arise and deliver thy warning

turkish

Kalk da uyar

74 (Al-Muddaththir) Sure
2 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
İngilizce

And thy Lord do thou magnify

turkish

Rabbini yücelt

74 (Al-Muddaththir) Sure
3 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثِیَابَكَ فَطَهِّرۡ
İngilizce

And thy garments keep free from stain

turkish

Giydiklerini temiz tut

74 (Al-Muddaththir) Sure
4 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
İngilizce

And all abomination shun

turkish

Kötü şeyleri terke devam et

74 (Al-Muddaththir) Sure
5 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
İngilizce

Nor expect, in giving, any increase (for thyself)

turkish

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma

74 (Al-Muddaththir) Sure
6 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
İngilizce

But, for thy Lord's (Cause), be patient and constant

turkish

Rabbin için sabret

74 (Al-Muddaththir) Sure
7 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نُقِرَ فِی ٱلنَّاقُورِ
İngilizce

Finally, when the Trumpet is sounded

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
8 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَ ٰلِكَ یَوۡمَئِذࣲ یَوۡمٌ عَسِیرٌ
İngilizce

That will be- that Day - a Day of Distress

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
9 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ غَیۡرُ یَسِیرࣲ
İngilizce

Far from easy for those without Faith

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
10 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَرۡنِی وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِیدࣰا
İngilizce

Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
11 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰا مَّمۡدُودࣰا
İngilizce

To whom I granted resources in abundance

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
12 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَنِینَ شُهُودࣰا
İngilizce

And sons to be by his side

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
13 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِیدࣰا
İngilizce

To whom I made (life) smooth and comfortable

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
14 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ یَطۡمَعُ أَنۡ أَزِیدَ
İngilizce

Yet is he greedy-that I should add (yet more)

turkish

Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar

74 (Al-Muddaththir) Sure
15 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَایَـٰتِنَا عَنِیدࣰا
İngilizce

By no means! For to Our Signs he has been refractory

turkish

Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır

74 (Al-Muddaththir) Sure
16 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
İngilizce

Soon will I visit him with a mount of calamities

turkish

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım

74 (Al-Muddaththir) Sure
17 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
İngilizce

For he thought and he plotted

turkish

Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
18 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
İngilizce

And woe to him! How he plotted

turkish

Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
19 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ قُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
İngilizce

Yea, Woe to him; How he plotted

turkish

Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
20 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نَظَرَ
İngilizce

Then he looked round

turkish

Sonra baktı

74 (Al-Muddaththir) Sure
21 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
İngilizce

Then he frowned and he scowled

turkish

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı

74 (Al-Muddaththir) Sure
22 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
İngilizce

Then he turned back and was haughty

turkish

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı

74 (Al-Muddaththir) Sure
23 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ یُؤۡثَرُ
İngilizce

Then said he: "This is nothing but magic, derived from of old

turkish

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

74 (Al-Muddaththir) Sure
24 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
İngilizce

This is nothing but the word of a mortal

turkish

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

74 (Al-Muddaththir) Sure
25 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَأُصۡلِیهِ سَقَرَ
İngilizce

Soon will I cast him into Hell-Fire

turkish

İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım

74 (Al-Muddaththir) Sure
26 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
İngilizce

And what will explain to thee what Hell-Fire is

turkish

Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin

74 (Al-Muddaththir) Sure
27 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تُبۡقِی وَلَا تَذَرُ
İngilizce

Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone

turkish

O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer

74 (Al-Muddaththir) Sure
28 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ
İngilizce

Darkening and changing the colour of man

turkish

İnsanın derisini kavurur

74 (Al-Muddaththir) Sure
29 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَیۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
İngilizce

Over it are Nineteen

turkish

Orada ondokuz bekçi vardır

74 (Al-Muddaththir) Sure
30 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا جَعَلۡنَاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰۤئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِیَسۡتَیۡقِنَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَیَزۡدَادَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ إِیمَـٰنࣰا وَلَا یَرۡتَابَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِیَقُولَ ٱلَّذِینَ فِی قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَـٰفِرُونَ مَاذَاۤ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلࣰاۚ كَذَ ٰلِكَ یُضِلُّ ٱللَّهُ مَن یَشَاۤءُ وَیَهۡدِی مَن یَشَاۤءُۚ وَمَا یَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِیَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
İngilizce

And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind

turkish

Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir

74 (Al-Muddaththir) Sure
31 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
İngilizce

Nay, verily: By the Moon

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
32 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
İngilizce

And by the Night as it retreateth

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
33 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلصُّبۡحِ إِذَاۤ أَسۡفَرَ
İngilizce

And by the Dawn as it shineth forth

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
34 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
İngilizce

This is but one of the mighty (portents)

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
35 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَذِیرࣰا لِّلۡبَشَرِ
İngilizce

A warning to mankind

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
36 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِمَن شَاۤءَ مِنكُمۡ أَن یَتَقَدَّمَ أَوۡ یَتَأَخَّرَ
İngilizce

To any of you that chooses to press forward, or to follow behind

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
37 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِینَةٌ
İngilizce

Every soul will be (held) in pledge for its deeds

turkish

Herkes kazancına bağlı bir rehindir

74 (Al-Muddaththir) Sure
38 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

Except the Companions of the Right Hand

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
39 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
40 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

And (ask) of the Sinners

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
41 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا سَلَكَكُمۡ فِی سَقَرَ
İngilizce

What led you into Hell Fire

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
42 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّینَ
İngilizce

They will say: "We were not of those who prayed

turkish

Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik

74 (Al-Muddaththir) Sure
43 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِینَ
İngilizce

Nor were we of those who fed the indigent

turkish

Düşkün kimseyi doyurmuyorduk

74 (Al-Muddaththir) Sure
44 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَاۤئِضِینَ
İngilizce

But we used to talk vanities with vain talkers

turkish

Batıla dalanlarla biz de dalardık

74 (Al-Muddaththir) Sure
45 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And we used to deny the Day of Judgment

turkish

Ceza gününü yalanlardık

74 (Al-Muddaththir) Sure
46 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ أَتَىٰنَا ٱلۡیَقِینُ
İngilizce

Until there came to us (the Hour) that is certain

turkish

Ölüm bize o haldeyken geldi

74 (Al-Muddaththir) Sure
47 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِینَ
İngilizce

Then will no intercession of (any) intercessors profit them

turkish

Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez

74 (Al-Muddaththir) Sure
48 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِینَ
İngilizce

Then what is the matter with them that they turn away from admonition

turkish

Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
49 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ
İngilizce

As if they were affrighted asses

turkish

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

74 (Al-Muddaththir) Sure
50 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
İngilizce

Fleeing from a lion

turkish

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

74 (Al-Muddaththir) Sure
51 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ یُرِیدُ كُلُّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ أَن یُؤۡتَىٰ صُحُفࣰا مُّنَشَّرَةࣰ
İngilizce

Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out

turkish

Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister

74 (Al-Muddaththir) Sure
52 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ بَل لَّا یَخَافُونَ ٱلۡءَاخِرَةَ
İngilizce

By no means! But they fear not the Hereafter

turkish

Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
53 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ
İngilizce

Nay, this surely is an admonition

turkish

Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür

74 (Al-Muddaththir) Sure
54 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن شَاۤءَ ذَكَرَهُۥ
İngilizce

Let any who will, keep it in remembrance

turkish

Dileyen kimse öğüt alır

74 (Al-Muddaththir) Sure
55 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَذۡكُرُونَ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
İngilizce

But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness

turkish

Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir

74 (Al-Muddaththir) Sure
56 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ لَاۤ أُقۡسِمُ بِیَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ
İngilizce

I do call to witness the Resurrection Day

turkish

Kıyamet gününe yemin ederim

75 (Al-Qiyamah) Sure
1 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَاۤ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ
İngilizce

And I do call to witness the self-reproaching spirit: (Eschew Evil)

turkish

Ve nedamet çeken nefse yemin ederim

75 (Al-Qiyamah) Sure
2 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ
İngilizce

Does man think that We cannot assemble his bones

turkish

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor

75 (Al-Qiyamah) Sure
3 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلَىٰ قَـٰدِرِینَ عَلَىٰۤ أَن نُّسَوِّیَ بَنَانَهُۥ
İngilizce

Nay, We are able to put together in perfect order the very tips of his fingers

turkish

Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz

75 (Al-Qiyamah) Sure
4 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ یُرِیدُ ٱلۡإِنسَـٰنُ لِیَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ
İngilizce

But man wishes to do wrong (even) in the time in front of him

turkish

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der

75 (Al-Qiyamah) Sure
5 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَسۡءَلُ أَیَّانَ یَوۡمُ ٱلۡقِیَـٰمَةِ
İngilizce

He questions: "When is the Day of Resurrection

turkish

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der

75 (Al-Qiyamah) Sure
6 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ
İngilizce

At length, when the sight is dazed

turkish

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

75 (Al-Qiyamah) Sure
7 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ
İngilizce

And the moon is buried in darkness

turkish

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

75 (Al-Qiyamah) Sure
8 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ
İngilizce

And the sun and moon are joined together

turkish

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

75 (Al-Qiyamah) Sure
9 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ ٱلۡإِنسَـٰنُ یَوۡمَئِذٍ أَیۡنَ ٱلۡمَفَرُّ
İngilizce

That Day will Man say: "Where is the refuge

turkish

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

75 (Al-Qiyamah) Sure
10 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا لَا وَزَرَ
İngilizce

By no means! No place of safety

turkish

Hayır; hayır; bir sığınak yoktur

75 (Al-Qiyamah) Sure
11 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ رَبِّكَ یَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ
İngilizce

Before thy Lord (alone), that Day will be the place of rest

turkish

O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun

75 (Al-Qiyamah) Sure
12 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُنَبَّؤُا۟ ٱلۡإِنسَـٰنُ یَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
İngilizce

That Day will Man be told (all) that he put forward, and all that he put back

turkish

O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir

75 (Al-Qiyamah) Sure
13 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلۡإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِیرَةࣱ
İngilizce

Nay, man will be evidence against himself

turkish

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir

75 (Al-Qiyamah) Sure
14 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِیرَهُۥ
İngilizce

Even though he were to put up his excuses

turkish

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir

75 (Al-Qiyamah) Sure
15 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦۤ
İngilizce

Move not thy tongue concerning the (Qur'an) to make haste therewith

turkish

Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle

75 (Al-Qiyamah) Sure
16 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ عَلَیۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ
İngilizce

It is for Us to collect it and to promulgate it

turkish

Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer

75 (Al-Qiyamah) Sure
17 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا قَرَأۡنَـٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ
İngilizce

But when We have promulgated it, follow thou its recital (as promulgated)

turkish

Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle

75 (Al-Qiyamah) Sure
18 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ عَلَیۡنَا بَیَانَهُۥ
İngilizce

Nay more, it is for Us to explain it (and make it clear)

turkish

Sonra onu sana açıklamak Bize düşer

75 (Al-Qiyamah) Sure
19 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ
İngilizce

Nay, (ye men!) but ye love the fleeting life

turkish

Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz

75 (Al-Qiyamah) Sure
20 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَذَرُونَ ٱلۡءَاخِرَةَ
İngilizce

And leave alone the Hereafter

turkish

Ahireti bırakırsınız

75 (Al-Qiyamah) Sure
21 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وُجُوهࣱ یَوۡمَئِذࣲ نَّاضِرَةٌ
İngilizce

Some faces, that Day, will beam (in brightness and beauty)

turkish

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır

75 (Al-Qiyamah) Sure
22 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةࣱ
İngilizce

Looking towards their Lord

turkish

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır

75 (Al-Qiyamah) Sure
23 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوُجُوهࣱ یَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةࣱ
İngilizce

And some faces, that Day, will be sad and dismal

turkish

O gün bir takım yüzler de asıktır

75 (Al-Qiyamah) Sure
24 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَظُنُّ أَن یُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةࣱ
İngilizce

In the thought that some back-breaking calamity was about to be inflicted on them

turkish

Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır

75 (Al-Qiyamah) Sure
25 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِیَ
İngilizce

Yea, when (the soul) reaches to the collar-bone (in its exit)

turkish

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir

75 (Al-Qiyamah) Sure
26 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِیلَ مَنۡۜ رَاقࣲ
İngilizce

And there will be a cry, "Who is a magician (to restore him)

turkish

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir

75 (Al-Qiyamah) Sure
27 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ
İngilizce

And he will conclude that it was (the Time) of Parting

turkish

Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır

75 (Al-Qiyamah) Sure
28 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
İngilizce

And one leg will be joined with another

turkish

Bacaklar birbirine dolaşır

75 (Al-Qiyamah) Sure
29 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ رَبِّكَ یَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ
İngilizce

That Day the Drive will be (all) to thy Lord

turkish

O gün sevk Rabbin huzurunadır

75 (Al-Qiyamah) Sure
30 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
İngilizce

So he gave nothing in charity, nor did he pray

turkish

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

75 (Al-Qiyamah) Sure
31 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
İngilizce

But on the contrary, he rejected Truth and turned away

turkish

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

75 (Al-Qiyamah) Sure
32 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِۦ یَتَمَطَّىٰۤ
İngilizce

Then did he stalk to his family in full conceit

turkish

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

75 (Al-Qiyamah) Sure
33 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ
İngilizce

Woe to thee, (O men!), yea, woe

turkish

Sana yazıklar olsun, yazıklar

75 (Al-Qiyamah) Sure
34 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰۤ
İngilizce

Again, Woe to thee, (O men!), yea, woe

turkish

Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar

75 (Al-Qiyamah) Sure
35 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَن یُتۡرَكَ سُدًى
İngilizce

Does man think that he will be left uncontrolled, (without purpose)

turkish

İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır

75 (Al-Qiyamah) Sure
36 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَكُ نُطۡفَةࣰ مِّن مَّنِیࣲّ یُمۡنَىٰ
İngilizce

Was he not a drop of sperm emitted (in lowly form)

turkish

O, katılan bir meni damlası değil miydi

75 (Al-Qiyamah) Sure
37 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
İngilizce

Then did he become a leech-like clot; then did (Allah) make and fashion (him) in due proportion

turkish

Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti

75 (Al-Qiyamah) Sure
38 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَیۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰۤ
İngilizce

And of him He made two sexes, male and female

turkish

Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı

75 (Al-Qiyamah) Sure
39 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَیۡسَ ذَ ٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰۤ أَن یُحۡـِۧیَ ٱلۡمَوۡتَىٰ
İngilizce

Has not He, (the same), the power to give life to the dead

turkish

Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter

75 (Al-Qiyamah) Sure
40 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَـٰنِ حِینࣱ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ یَكُن شَیۡءࣰا مَّذۡكُورًا
İngilizce

Has there not been over Man a long period of Time, when he was nothing - (not even) mentioned

turkish

İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir

76 (Al-Insan) Sure
1 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجࣲ نَّبۡتَلِیهِ فَجَعَلۡنَـٰهُ سَمِیعَۢا بَصِیرًا
İngilizce

Verily We created Man from a drop of mingled sperm, in order to try him: So We gave him (the gifts), of Hearing and Sight

turkish

Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır

76 (Al-Insan) Sure
2 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا هَدَیۡنَـٰهُ ٱلسَّبِیلَ إِمَّا شَاكِرࣰا وَإِمَّا كَفُورًا
İngilizce

We showed him the Way: whether he be grateful or ungrateful (rests on his will)

turkish

Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük

76 (Al-Insan) Sure
3 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِینَ سَلَـٰسِلَا۟ وَأَغۡلَـٰلࣰا وَسَعِیرًا
İngilizce

For the Rejecters we have prepared chains, yokes, and a blazing Fire

turkish

Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık

76 (Al-Insan) Sure
4 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ یَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسࣲ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
İngilizce

As to the Righteous, they shall drink of a Cup (of Wine) mixed with Kafur

turkish

Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler

76 (Al-Insan) Sure
5 Ayet
578 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَیۡنࣰا یَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ یُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِیرࣰا
İngilizce

A Fountain where the Devotees of Allah do drink, making it flow in unstinted abundance

turkish

Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır

76 (Al-Insan) Sure
6 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَیَخَافُونَ یَوۡمࣰا كَانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِیرࣰا
İngilizce

They perform (their) vows, and they fear a Day whose evil flies far and wide

turkish

Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar

76 (Al-Insan) Sure
7 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِینࣰا وَیَتِیمࣰا وَأَسِیرًا
İngilizce

And they feed, for the love of Allah, the indigent, the orphan, and the captive

turkish

Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler

76 (Al-Insan) Sure
8 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَا نُطۡعِمُكُمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِیدُ مِنكُمۡ جَزَاۤءࣰ وَلَا شُكُورًا
İngilizce

(Saying),"We feed you for the sake of Allah alone: no reward do we desire from you, nor thanks

turkish

Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler

76 (Al-Insan) Sure
9 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا یَوۡمًا عَبُوسࣰا قَمۡطَرِیرࣰا
İngilizce

We only fear a Day of distressful Wrath from the side of our Lord

turkish

Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler

76 (Al-Insan) Sure
10 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمِ وَلَقَّىٰهُمۡ نَضۡرَةࣰ وَسُرُورࣰا
İngilizce

But Allah will deliver them from the evil of that Day, and will shed over them a Light of Beauty and (blissful) Joy

turkish

Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir

76 (Al-Insan) Sure
11 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةࣰ وَحَرِیرࣰا
İngilizce

And because they were patient and constant, He will reward them with a Garden and (garments of) silk

turkish

Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir

76 (Al-Insan) Sure
12 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّتَّكِءِینَ فِیهَا عَلَى ٱلۡأَرَاۤئِكِۖ لَا یَرَوۡنَ فِیهَا شَمۡسࣰا وَلَا زَمۡهَرِیرࣰا
İngilizce

Reclining in the (Garden) on raised thrones, they will see there neither the sun's (excessive heat) nor (the moon's) excessive cold

turkish

Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler

76 (Al-Insan) Sure
13 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَدَانِیَةً عَلَیۡهِمۡ ظِلَـٰلُهَا وَذُلِّلَتۡ قُطُوفُهَا تَذۡلِیلࣰا
İngilizce

And the shades of the (Garden) will come low over them, and the bunches (of fruit), there, will hang low in humility

turkish

Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır

76 (Al-Insan) Sure
14 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیُطَافُ عَلَیۡهِم بِءَانِیَةࣲ مِّن فِضَّةࣲ وَأَكۡوَابࣲ كَانَتۡ قَوَارِیرَا۠
İngilizce

And amongst them will be passed round vessels of silver and goblets of crystal

turkish

Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır

76 (Al-Insan) Sure
15 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَوَارِیرَا۟ مِن فِضَّةࣲ قَدَّرُوهَا تَقۡدِیرࣰا
İngilizce

Crystal-clear, made of silver: they will determine the measure thereof (according to their wishes)

turkish

Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar

76 (Al-Insan) Sure
16 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیُسۡقَوۡنَ فِیهَا كَأۡسࣰا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِیلًا
İngilizce

And they will be given to drink there of a Cup (of Wine) mixed with Zanjabil

turkish

Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler

76 (Al-Insan) Sure
17 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَیۡنࣰا فِیهَا تُسَمَّىٰ سَلۡسَبِیلࣰا
İngilizce

A fountain there, called Salsabil

turkish

O pınara "Selsebil" denir

76 (Al-Insan) Sure
18 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَیَطُوفُ عَلَیۡهِمۡ وِلۡدَ ٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَیۡتَهُمۡ حَسِبۡتَهُمۡ لُؤۡلُؤࣰا مَّنثُورࣰا
İngilizce

And round about them will (serve) youths of perpetual (freshness): If thou seest them, thou wouldst think them scattered Pearls

turkish

Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın

76 (Al-Insan) Sure
19 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا رَأَیۡتَ ثَمَّ رَأَیۡتَ نَعِیمࣰا وَمُلۡكࣰا كَبِیرًا
İngilizce

And when thou lookest, it is there thou wilt see a Bliss and a Realm Magnificent

turkish

Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün

76 (Al-Insan) Sure
20 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَـٰلِیَهُمۡ ثِیَابُ سُندُسٍ خُضۡرࣱ وَإِسۡتَبۡرَقࣱۖ وَحُلُّوۤا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةࣲ وَسَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ شَرَابࣰا طَهُورًا
İngilizce

Upon them will be green Garments of fine silk and heavy brocade, and they will be adorned with Bracelets of silver; and their Lord will give to them to drink of a Wine Pure and Holy

turkish

Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir

76 (Al-Insan) Sure
21 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا كَانَ لَكُمۡ جَزَاۤءࣰ وَكَانَ سَعۡیُكُم مَّشۡكُورًا
İngilizce

Verily this is a Reward for you, and your Endeavour is accepted and recognised

turkish

İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir

76 (Al-Insan) Sure
22 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا عَلَیۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ تَنزِیلࣰا
İngilizce

It is We Who have sent down the Qur'an to thee by stages

turkish

Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz

76 (Al-Insan) Sure
23 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعۡ مِنۡهُمۡ ءَاثِمًا أَوۡ كَفُورࣰا
İngilizce

Therefore be patient with constancy to the Command of thy Lord, and hearken not to the sinner or the ingrate among them

turkish

Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma

76 (Al-Insan) Sure
24 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ بُكۡرَةࣰ وَأَصِیلࣰا
İngilizce

And celebrate the name of thy Lord morning and evening

turkish

Rabbinin adını sabah akşam an

76 (Al-Insan) Sure
25 Ayet
579 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِنَ ٱلَّیۡلِ فَٱسۡجُدۡ لَهُۥ وَسَبِّحۡهُ لَیۡلࣰا طَوِیلًا
İngilizce

And part of the night, prostrate thyself to Him; and glorify Him a long night through

turkish

Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et

76 (Al-Insan) Sure
26 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ یُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَیَذَرُونَ وَرَاۤءَهُمۡ یَوۡمࣰا ثَقِیلࣰا
İngilizce

As to these, they love the fleeting life, and put away behind them a Day (that will be) hard

turkish

Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar

76 (Al-Insan) Sure
27 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَّحۡنُ خَلَقۡنَـٰهُمۡ وَشَدَدۡنَاۤ أَسۡرَهُمۡۖ وَإِذَا شِئۡنَا بَدَّلۡنَاۤ أَمۡثَـٰلَهُمۡ تَبۡدِیلًا
İngilizce

It is We Who created them, and We have made their joints strong; but, when We will, We can substitute the like of them by a complete change

turkish

Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz

76 (Al-Insan) Sure
28 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِیلࣰا
İngilizce

This is an admonition: Whosoever will, let him take a (straight) Path to his Lord

turkish

Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar

76 (Al-Insan) Sure
29 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَشَاۤءُونَ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِیمًا حَكِیمࣰا
İngilizce

But ye will not, except as Allah wills; for Allah is full of Knowledge and Wisdom

turkish

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir

76 (Al-Insan) Sure
30 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُدۡخِلُ مَن یَشَاۤءُ فِی رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّـٰلِمِینَ أَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابًا أَلِیمَۢا
İngilizce

He will admit to His Mercy whom He will; But the wrong-doers,- for them has He prepared a grievous Penalty

turkish

Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır

76 (Al-Insan) Sure
31 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡمُرۡسَلَـٰتِ عُرۡفࣰا
İngilizce

By the (Winds) sent forth one after another (to man's profit)

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
1 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡعَـٰصِفَـٰتِ عَصۡفࣰا
İngilizce

Which then blow violently in tempestuous Gusts

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
2 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّـٰشِرَ ٰتِ نَشۡرࣰا
İngilizce

And scatter (things) far and wide

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
3 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡفَـٰرِقَـٰتِ فَرۡقࣰا
İngilizce

Then separate them, one from another

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
4 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُلۡقِیَـٰتِ ذِكۡرًا
İngilizce

Then spread abroad a Message

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
5 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا
İngilizce

Whether of Justification or of Warning

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
6 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَ ٰقِعࣱ
İngilizce

Assuredly, what ye are promised must come to pass

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
7 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ
İngilizce

Then when the stars become dim

turkish

Yıldızların ışığı giderildiği zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
8 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلسَّمَاۤءُ فُرِجَتۡ
İngilizce

When the heaven is cleft asunder

turkish

Gök yarıldığı zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
9 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ
İngilizce

When the mountains are scattered (to the winds) as dust

turkish

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
10 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ
İngilizce

And when the messengers are (all) appointed a time (to collect)

turkish

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
11 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِأَیِّ یَوۡمٍ أُجِّلَتۡ
İngilizce

For what Day are these (portents) deferred

turkish

Bu, hangi güne bırakılmıştı

77 (Al-Mursalat) Sure
12 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِیَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ
İngilizce

For the Day of Sorting out

turkish

Hüküm gününe bırakılmıştı

77 (Al-Mursalat) Sure
13 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
İngilizce

And what will explain to thee what is the Day of Sorting out

turkish

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

77 (Al-Mursalat) Sure
14 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
15 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Did We not destroy the men of old (for their evil)

turkish

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

77 (Al-Mursalat) Sure
16 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

So shall We make later (generations) follow them

turkish

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

77 (Al-Mursalat) Sure
17 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Thus do We deal with men of sin

turkish

Suçlulara böyle yaparız

77 (Al-Mursalat) Sure
18 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün, yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
19 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّاۤءࣲ مَّهِینࣲ
İngilizce

Have We not created you from a fluid (held) despicable

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
20 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَـٰهُ فِی قَرَارࣲ مَّكِینٍ
İngilizce

The which We placed in a place of rest, firmly fixed

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
21 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

For a period (of gestation), determined (according to need)

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
22 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَـٰدِرُونَ
İngilizce

For We do determine (according to need); for We are the best to determine (things)

turkish

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

77 (Al-Mursalat) Sure
23 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
24 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا
İngilizce

Have We not made the earth (as a place) to draw together

turkish

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

77 (Al-Mursalat) Sure
25 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَحۡیَاۤءࣰ وَأَمۡوَ ٰتࣰا
İngilizce

The living and the dead

turkish

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

77 (Al-Mursalat) Sure
26 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا فِیهَا رَوَ ٰسِیَ شَـٰمِخَـٰتࣲ وَأَسۡقَیۡنَـٰكُم مَّاۤءࣰ فُرَاتࣰا
İngilizce

And made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)

turkish

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
27 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların vay o gün haline

77 (Al-Mursalat) Sure
28 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱنطَلِقُوۤا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

(It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false

turkish

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
29 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱنطَلِقُوۤا۟ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِی ثَلَـٰثِ شُعَبࣲ
İngilizce

Depart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns

turkish

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
30 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا ظَلِیلࣲ وَلَا یُغۡنِی مِنَ ٱللَّهَبِ
İngilizce

(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze

turkish

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
31 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا تَرۡمِی بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ
İngilizce

Indeed it throws about sparks (huge) as Forts

turkish

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

77 (Al-Mursalat) Sure
32 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتࣱ صُفۡرࣱ
İngilizce

As if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)

turkish

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

77 (Al-Mursalat) Sure
33 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
34 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ لَا یَنطِقُونَ
İngilizce

That will be a Day when they shall not be able to speak

turkish

Bu, onların konuşamayacakları gündür

77 (Al-Mursalat) Sure
35 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَیَعۡتَذِرُونَ
İngilizce

Nor will it be open to them to put forth pleas

turkish

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

77 (Al-Mursalat) Sure
36 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
37 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَـٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)

turkish

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

77 (Al-Mursalat) Sure
38 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَیۡدࣱ فَكِیدُونِ
İngilizce

Now, if ye have a trick (or plot), use it against Me

turkish

Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

77 (Al-Mursalat) Sure
39 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
40 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی ظِلَـٰلࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water)

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

77 (Al-Mursalat) Sure
41 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَوَ ٰكِهَ مِمَّا یَشۡتَهُونَ
İngilizce

And (they shall have) fruits,- all they desire

turkish

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar

77 (Al-Mursalat) Sure
42 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَٱشۡرَبُوا۟ هَنِیۤءَۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness)

turkish

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

77 (Al-Mursalat) Sure
43 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus do We certainly reward the Doers of Good

turkish

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

77 (Al-Mursalat) Sure
44 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
45 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِیلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ
İngilizce

(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners

turkish

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

77 (Al-Mursalat) Sure
46 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
47 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُوا۟ لَا یَرۡكَعُونَ
İngilizce

And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so

turkish

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

77 (Al-Mursalat) Sure
48 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
49 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ حَدِیثِۭ بَعۡدَهُۥ یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Then what Message, after that, will they believe in

turkish

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar

77 (Al-Mursalat) Sure
50 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri