Cüzler 30
İngilizce
Concerning what are they disputing
turkish
Neyi soruşturuyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Concerning the Great News
turkish
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
About which they cannot agree
turkish
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, they shall soon (come to) know
turkish
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, verily they shall soon (come to) know
turkish
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Have We not made the earth as a wide expanse
turkish
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains as pegs
turkish
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (have We not) created you in pairs
turkish
Sizi çift çift yarattık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made your sleep for rest
turkish
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made the night as a covering
turkish
Geceyi bir örtü yaptık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made the day as a means of subsistence
turkish
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (have We not) built over you the seven firmaments
turkish
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And placed (therein) a Light of Splendour
turkish
Parlak ışık veren güneşi varettik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And do We not send down from the clouds water in abundance
turkish
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That We may produce therewith corn and vegetables
turkish
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And gardens of luxurious growth
turkish
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily the Day of Sorting out is a thing appointed
turkish
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds
turkish
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the heavens shall be opened as if there were doors
turkish
Gökler kapı kapı açılacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains shall vanish, as if they were a mirage
turkish
Dağlar yürütülüp serap olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly Hell is as a place of ambush
turkish
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the transgressors a place of destination
turkish
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will dwell therein for ages
turkish
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nothing cool shall they taste therein, nor any drink
turkish
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Save a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold
turkish
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A fitting recompense (for them)
turkish
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For that they used not to fear any account (for their deeds)
turkish
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they (impudently) treated Our Signs as false
turkish
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And all things have We preserved on record
turkish
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment
turkish
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart's) desires
turkish
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Gardens enclosed, and grapevines
turkish
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And voluptuous women of equal age
turkish
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a cup full (to the brim)
turkish
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No vanity shall they hear therein, nor Untruth
turkish
Orada boş ve yalan söz işitmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Recompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient
turkish
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him
turkish
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right
turkish
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord
turkish
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust
turkish
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the (angels) who tear out (the souls of the wicked) with violence
turkish
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By those who gently draw out (the souls of the blessed)
turkish
Canları kolaylıkla alanlara and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by those who glide along (on errands of mercy)
turkish
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then press forward as in a race
turkish
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then arrange to do (the Commands of their Lord)
turkish
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion
turkish
O gün bir sarsıntı sarsar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Followed by oft-repeated (commotions)
turkish
Peşinden bir diğeri gelir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Hearts that Day will be in agitation
turkish
O gün kalbler titrer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Cast down will be (their owners') eyes
turkish
İnsanların gözleri yere döner
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They say (now): "What! shall we indeed be returned to (our) former state
turkish
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! - when we shall have become rotten bones
turkish
Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They say: "It would, in that case, be a return with loss
turkish
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But verily, it will be but a single (Compelling) Cry
turkish
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When, behold, they will be in the (full) awakening (to Judgment)
turkish
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Has the story of Moses reached thee
turkish
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, thy Lord did call to him in the sacred valley of Tuwa
turkish
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Go thou to Pharaoh for he has indeed transgressed all bounds
turkish
Firavun'a git; doğrusu o azmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And say to him, 'Wouldst thou that thou shouldst be purified (from sin)
turkish
Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that I guide thee to thy Lord, so thou shouldst fear Him
turkish
Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did (Moses) show him the Great Sign
turkish
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But (Pharaoh) rejected it and disobeyed (guidance)
turkish
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, he turned his back, striving hard (against Allah)
turkish
Geri dönüp yürüdü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he collected (his men) and made a proclamation
turkish
Adamlarını toplayıp seslendi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Saying, "I am your Lord, Most High
turkish
Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah did punish him, (and made an) example of him, - in the Hereafter, as in this life
turkish
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily in this is an instructive warning for whosoever feareth (Allah)
turkish
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! Are ye the more difficult to create or the heaven (above)? (Allah) hath constructed it
turkish
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection
turkish
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light)
turkish
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse)
turkish
Ardından yeri düzenlemiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He draweth out therefrom its moisture and its pasture
turkish
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains hath He firmly fixed
turkish
Dağları yerleştirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For use and convenience to you and your cattle
turkish
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore, when there comes the great, overwhelming (Event)
turkish
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day when man shall remember (all) that he strove for
turkish
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Hell-Fire shall be placed in full view for (all) to see
turkish
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, for such as had transgressed all bounds
turkish
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And had preferred the life of this world
turkish
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Abode will be Hell-Fire
turkish
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And for such as had entertained the fear of standing before their Lord's (tribunal) and had restrained (their) soul from lower desires
turkish
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their abode will be the Garden
turkish
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They ask thee about the Hour,-'When will be its appointed time
turkish
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Wherein art thou (concerned) with the declaration thereof
turkish
Nerde senden onu anlatması
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With thy Lord in the Limit fixed therefor
turkish
Onun bilgisi Rabbine aittir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou art but a Warner for such as fear it
turkish
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn
turkish
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(The Prophet) frowned and turned away
turkish
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Because there came to him the blind man (interrupting)
turkish
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But what could tell thee but that perchance he might grow (in spiritual understanding)
turkish
Ne bilirsin, belki de o arınacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or that he might receive admonition, and the teaching might profit him
turkish
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As to one who regards Himself as self-sufficient
turkish
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To him dost thou attend
turkish
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Though it is no blame to thee if he grow not (in spiritual understanding)
turkish
Arınmak istememesinden sana ne
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But as to him who came to thee striving earnestly
turkish
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And with fear (in his heart)
turkish
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Of him wast thou unmindful
turkish
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means (should it be so)! For it is indeed a Message of instruction
turkish
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore let whoso will, keep it in remembrance
turkish
Dileyen onu öğüt kabul eder
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is) in Books held (greatly) in honour
turkish
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Exalted (in dignity), kept pure and holy
turkish
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Written) by the hands of scribes
turkish
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Honourable and Pious and Just
turkish
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe to man! What hath made him reject Allah
turkish
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From what stuff hath He created him
turkish
Allah onu hangi şeyden yaratmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From a sperm-drop: He hath created him, and then mouldeth him in due proportions
turkish
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then doth He make His path smooth for him
turkish
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then He causeth him to die, and putteth him in his grave
turkish
Sonra onu öldürür ve kabre koyar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, when it is His Will, He will raise him up (again)
turkish
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means hath he fulfilled what Allah hath commanded him
turkish
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then let man look at his food, (and how We provide it)
turkish
İnsan, yiyeceğine bir baksın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For that We pour forth water in abundance
turkish
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We split the earth in fragments
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And produce therein corn
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Grapes and nutritious plants
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Olives and Dates
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And enclosed Gardens, dense with lofty trees
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And fruits and fodder
turkish
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For use and convenience to you and your cattle
turkish
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
At length, when there comes the Deafening Noise
turkish
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day shall a man flee from his own brother
turkish
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And from his mother and his father
turkish
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And from his wife and his children
turkish
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Each one of them, that Day, will have enough concern (of his own) to make him indifferent to the others
turkish
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Some faces that Day will be beaming
turkish
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Laughing, rejoicing
turkish
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And other faces that Day will be dust-stained
turkish
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Blackness will cover them
turkish
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity
turkish
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the sun (with its spacious light) is folded up
turkish
Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the stars fall, losing their lustre
turkish
Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the mountains vanish (like a mirage)
turkish
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the she-camels, ten months with young, are left untended
turkish
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the wild beasts are herded together (in the human habitations)
turkish
Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the oceans boil over with a swell
turkish
Denizler kaynaştırıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the souls are sorted out, (being joined, like with like)
turkish
Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the female (infant), buried alive, is questioned
turkish
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For what crime she was killed
turkish
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the scrolls are laid open
turkish
Amel defterleri açıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the world on High is unveiled
turkish
Gök yerinden oynatıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the Blazing Fire is kindled to fierce heat
turkish
Cehennem alevlendirildiği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when the Garden is brought near
turkish
Cennet yaklaştırıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Then) shall each soul know what it has put forward
turkish
İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So verily I call to witness the planets - that recede
turkish
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Go straight, or hide
turkish
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Night as it dissipates
turkish
Kararmaya başlayan geceye and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Dawn as it breathes away the darkness
turkish
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily this is the word of a most honourable Messenger
turkish
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Endued with Power, with rank before the Lord of the Throne
turkish
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With authority there, (and) faithful to his trust
turkish
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (O people!) your companion is not one possessed
turkish
Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And without doubt he saw him in the clear horizon
turkish
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Neither doth he withhold grudgingly a knowledge of the Unseen
turkish
Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor is it the word of an evil spirit accursed
turkish
Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When whither go ye
turkish
Nereye gidiyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily this is no less than a Message to (all) the Worlds
turkish
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(With profit) to whoever among you wills to go straight
turkish
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But ye shall not will except as Allah wills,- the Cherisher of the Worlds
turkish
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the Sky is cleft asunder
turkish
Gök yarıldığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the Stars are scattered
turkish
Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the Oceans are suffered to burst forth
turkish
Denizler kaynaştığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when the Graves are turned upside down
turkish
Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Then) shall each soul know what it hath sent forward and (what it hath) kept back
turkish
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O man! What has seduced thee from thy Lord Most Beneficent
turkish
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Him Who created thee. Fashioned thee in due proportion, and gave thee a just bias
turkish
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In whatever Form He wills, does He put thee together
turkish
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay! But ye do reject Right and Judgment
turkish
Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But verily over you (are appointed angels) to protect you
turkish
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Kind and honourable,- Writing down (your deeds)
turkish
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They know (and understand) all that ye do
turkish
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As for the Righteous, they will be in bliss
turkish
İyiler şüphesiz nimet içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Wicked - they will be in the Fire
turkish
Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which they will enter on the Day of Judgment
turkish
Din Günü oraya girerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they will not be able to keep away therefrom
turkish
Oradan bir daha ayrılamazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what the Day of Judgment is
turkish
Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Again, what will explain to thee what the Day of Judgment is
turkish
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It will be) the Day when no soul shall have power (to do) aught for another: For the command, that Day, will be (wholly) with Allah
turkish
O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe to those that deal in fraud
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when they have to give by measure or weight to men, give less than due
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do they not think that they will be called to account
turkish
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On a Mighty Day
turkish
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds
turkish
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay! Surely the record of the wicked is (preserved) in Sijjin
turkish
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what Sijjin is
turkish
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is) a Register (fully) inscribed
turkish
O, yazılmış bir kitaptır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe, that Day, to those that deny
turkish
Yalanlayanların o gün vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those that deny the Day of Judgment
turkish
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And none can deny it but the Transgressor beyond bounds the Sinner
turkish
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When Our Signs are rehearsed to him, he says, "Tales of the ancients
turkish
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do
turkish
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, from (the Light of) their Lord, that Day, will they be veiled
turkish
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, they will enter the Fire of Hell
turkish
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false
turkish
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, verily the record of the Righteous is (preserved) in 'Illiyin
turkish
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what 'Illiyun is
turkish
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is) a Register (fully) inscribed
turkish
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To which bear witness those Nearest (to Allah)
turkish
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly the Righteous will be in Bliss
turkish
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On Thrones (of Dignity) will they command a sight (of all things)
turkish
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou wilt recognise in their faces the beaming brightness of Bliss
turkish
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their thirst will be slaked with Pure Wine sealed
turkish
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The seal thereof will be Musk: And for this let those aspire, who have aspirations
turkish
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With it will be (given) a mixture of Tasnim
turkish
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A spring, from (the waters) whereof drink those Nearest to Allah
turkish
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those in sin used to laugh at those who believed
turkish
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And whenever they passed by them, used to wink at each other (in mockery)
turkish
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when they returned to their own people, they would return jesting
turkish
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And whenever they saw them, they would say, "Behold! These are the people truly astray
turkish
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they had not been sent as keepers over them
turkish
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But on this Day the Believers will laugh at the Unbelievers
turkish
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On Thrones (of Dignity) they will command (a sight) (of all things)
turkish
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will not the Unbelievers have been paid back for what they did
turkish
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the sky is rent asunder
turkish
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And hearkens to (the Command of) its Lord, and it must needs (do so)
turkish
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when the earth is flattened out
turkish
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And casts forth what is within it and becomes (clean) empty
turkish
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And hearkens to (the Command of) its Lord,- and it must needs (do so);- (then will come Home the full reality)
turkish
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O thou man! Verily thou art ever toiling on towards thy Lord- painfully toiling,- but thou shalt meet Him
turkish
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he who is given his Record in his right hand
turkish
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will his account be taken by an easy reckoning
turkish
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he will turn to his people, rejoicing
turkish
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But he who is given his Record behind his back
turkish
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will he cry for perdition
turkish
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he will enter a Blazing Fire
turkish
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly, did he go about among his people, rejoicing
turkish
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly, did he think that he would not have to return (to Us)
turkish
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, nay! for his Lord was (ever) watchful of him
turkish
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So I do call to witness the ruddy glow of Sunset
turkish
Akşamın alaca karanlığına and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Night and its Homing
turkish
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Moon in her fullness
turkish
Dolunay halindeki aya and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ye shall surely travel from stage to stage
turkish
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What then is the matter with them, that they believe not
turkish
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when the Qur'an is read to them, they fall not prostrate
turkish
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But on the contrary the Unbelievers reject (it)
turkish
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah has full knowledge of what they secrete (in their breasts)
turkish
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So announce to them a Penalty Grievous
turkish
Onlara can yakıcı azabı müjde et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except to those who believe and work righteous deeds: For them is a Reward that will never fail
turkish
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the sky, (displaying) the Zodiacal Signs
turkish
İçinde burçları bulunan göğe and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the promised Day (of Judgment)
turkish
Söz verilen kıyamet gününe and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By one that witnesses, and the subject of the witness
turkish
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe to the makers of the pit (of fire)
turkish
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Fire supplied (abundantly) with fuel
turkish
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold! they sat over against the (fire)
turkish
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they witnessed (all) that they were doing against the Believers
turkish
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they ill-treated them for no other reason than that they believed in Allah, Exalted in Power, Worthy of all Praise
turkish
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Him to Whom belongs the dominion of the heavens and the earth! And Allah is Witness to all things
turkish
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who persecute (or draw into temptation) the Believers, men and women, and do not turn in repentance, will have the Penalty of Hell: They will have the Penalty of the Burning Fire
turkish
Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For those who believe and do righteous deeds, will be Gardens; beneath which rivers flow: That is the great Salvation, (the fulfilment of all desires)
turkish
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly strong is the Grip (and Power) of thy Lord
turkish
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is He Who creates from the very beginning, and He can restore (life)
turkish
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He is the Oft-Forgiving, Full of Loving-Kindness
turkish
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Lord of the Throne of Glory
turkish
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Doer (without let) of all that He intends
turkish
Her dilediğini mutlaka yapandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Has the story reached thee, of the forces
turkish
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Of Pharaoh and the Thamud
turkish
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And yet the Unbelievers (persist) in rejecting (the Truth)
turkish
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah doth encompass them from behind
turkish
Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, this is a Glorious Qur'an
turkish
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Inscribed) in a Tablet Preserved
turkish
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Sky and the Night-Visitant (therein)
turkish
Göğe ve Tarık'a and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what the Night-Visitant is
turkish
Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is) the Star of piercing brightness
turkish
O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
There is no soul but has a protector over it
turkish
Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now let man but think from what he is created
turkish
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He is created from a drop emitted
turkish
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Proceeding from between the backbone and the ribs
turkish
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Surely (Allah) is able to bring him back (to life)
turkish
Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day that (all) things secret will be tested
turkish
Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Man) will have no power, and no helper
turkish
O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Firmament which returns (in its round)
turkish
Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Earth which opens out (for the gushing of springs or the sprouting of vegetation)
turkish
Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold this is the Word that distinguishes (Good from Evil)
turkish
Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is not a thing for amusement
turkish
O, eğlence için değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As for them, they are but plotting a scheme
turkish
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And I am planning a scheme
turkish
Ben de bir düzen kurmaktayım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile)
turkish
Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Glorify the name of thy Guardian-Lord Most High
turkish
Yüce Rabbinin adını tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who hath created, and further, given order and proportion
turkish
O, yaratıp şekil vermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who hath ordained laws. And granted guidance
turkish
O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Who bringeth out the (green and luscious) pasture
turkish
O, yeşillikler bitirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And then doth make it (but) swarthy stubble
turkish
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By degrees shall We teach thee to declare (the Message), so thou shalt not forget
turkish
Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except as Allah wills: For He knoweth what is manifest and what is hidden
turkish
Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We will make it easy for thee (to follow) the simple (Path)
turkish
Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore give admonition in case the admonition profits (the hearer)
turkish
Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The admonition will be received by those who fear (Allah)
turkish
Allah'tan korkan öğüt alacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But it will be avoided by those most unfortunate ones
turkish
Bedbaht olan ondan kaçınacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who will enter the Great Fire
turkish
O, en büyük ateşe yaslanacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In which they will then neither die nor live
turkish
O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But those will prosper who purify themselves
turkish
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And glorify the name of their Guardian-Lord, and (lift their hearts) in prayer
turkish
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay (behold), ye prefer the life of this world
turkish
Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But the Hereafter is better and more enduring
turkish
Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And this is in the Books of the earliest (Revelation)
turkish
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Books of Abraham and Moses
turkish
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Has the story reached thee of the overwhelming (Event)
turkish
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Some faces, that Day, will be humiliated
turkish
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Labouring (hard), weary
turkish
Zor işler altında bitkin düşmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The while they enter the Blazing Fire
turkish
Yakıcı ateşe yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The while they are given, to drink, of a boiling hot spring
turkish
Kızgın bir kaynaktan içirilirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No food will there be for them but a bitter Dhari
turkish
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which will neither nourish nor satisfy hunger
turkish
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Other) faces that Day will be joyful
turkish
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Pleased with their striving
turkish
Yaptıklarından hoşnuddurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In a Garden on high
turkish
Yüksek bir cennettedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Where they shall hear no (word) of vanity
turkish
Orada boş söz işitmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein will be a bubbling spring
turkish
Orada akan kaynak vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein will be Thrones (of dignity), raised on high
turkish
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Goblets placed (ready)
turkish
Yerleştirilmiş kaseler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And cushions set in rows
turkish
Sıra sıra yastıklar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And rich carpets (all) spread out
turkish
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do they not look at the Camels, how they are made
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Sky, how it is raised high
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Mountains, how they are fixed firm
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Earth, how it is spread out
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish
turkish
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou art not one to manage (men's) affairs
turkish
Sen, onlara zor kullanacak değilsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But if any turn away and reject Allah
turkish
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Allah will punish him with a mighty Punishment
turkish
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For to Us will be their return
turkish
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then it will be for Us to call them to account
turkish
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the break of Day
turkish
Tanyerinin ağarmasına and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Nights twice five
turkish
Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the even and odd (contrasted)
turkish
Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Night when it passeth away
turkish
Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand
turkish
Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people)
turkish
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Of the (city of) Iram, with lofty pillars
turkish
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The like of which were not produced in (all) the land
turkish
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley
turkish
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And with Pharaoh, lord of stakes
turkish
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(All) these transgressed beyond bounds in the lands
turkish
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And heaped therein mischief (on mischief)
turkish
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements
turkish
Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower
turkish
Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me
turkish
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me
turkish
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, nay! but ye honour not the orphans
turkish
Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor do ye encourage one another to feed the poor
turkish
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye devour inheritance - all with greed
turkish
Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye love wealth with inordinate love
turkish
Malı pek çok seviyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay! When the earth is pounded to powder
turkish
Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank
turkish
Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him
turkish
O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life
turkish
Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict
turkish
O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And His bonds will be such as none (other) can bind
turkish
Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction
turkish
Ey huzur içinde olan can
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Come back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him
turkish
O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Enter thou, then, among My devotees
turkish
Ey can! İyi kullarımın arasına gir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, enter thou My Heaven
turkish
Cennetime gir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
I do call to witness this City
turkish
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thou art a freeman of this City
turkish
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (the mystic ties of) parent and child
turkish
Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily We have created man into toil and struggle
turkish
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thinketh he, that none hath power over him
turkish
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He may say (boastfully); Wealth have I squandered in abundance
turkish
Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thinketh he that none beholdeth him
turkish
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Have We not made for him a pair of eyes
turkish
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a tongue, and a pair of lips
turkish
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And shown him the two highways
turkish
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But he hath made no haste on the path that is steep
turkish
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee the path that is steep
turkish
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is:) freeing the bondman
turkish
O geçit, bir köle ve esir azadetmek
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or the giving of food in a day of privation
turkish
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To the orphan with claims of relationship
turkish
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or to the indigent (down) in the dust
turkish
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will he be of those who believe, and enjoin patience, (constancy, and self-restraint), and enjoin deeds of kindness and compassion
turkish
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such are the Companions of the Right Hand
turkish
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But those who reject Our Signs, they are the (unhappy) Companions of the Left Hand
turkish
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On them will be Fire vaulted over (all round)
turkish
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Sun and his (glorious) splendour
turkish
Güneşe ve onun ışığına
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Moon as she follows him
turkish
Ardından gelmekte olan aya
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Day as it shows up (the Sun's) glory
turkish
Onu ortaya koyan gündüze
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Night as it conceals it
turkish
Onu bürüyen geceye
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Firmament and its (wonderful) structure
turkish
Göğe ve onu yapana
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Earth and its (wide) expanse
turkish
Yere ve onu yayana
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Soul, and the proportion and order given to it
turkish
Kişiye ve onu şekillendirene
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And its enlightenment as to its wrong and its right
turkish
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly he succeeds that purifies it
turkish
Kendini arıtan saadete ermiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he fails that corrupts it
turkish
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Thamud (people) rejected (their prophet) through their inordinate wrong-doing
turkish
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, the most wicked man among them was deputed (for impiety)
turkish
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But the Messenger of Allah said to them: "It is a She-camel of Allah! And (bar her not from) having her drink
turkish
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then they rejected him (as a false prophet), and they hamstrung her. So their Lord, on account of their crime, obliterated their traces and made them equal (in destruction, high and low)
turkish
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And for Him is no fear of its consequences
turkish
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Night as it conceals (the light)
turkish
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Day as it appears in glory
turkish
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By (the mystery of) the creation of male and female
turkish
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, (the ends) ye strive for are diverse
turkish
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So he who gives (in charity) and fears (Allah)
turkish
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (in all sincerity) testifies to the best
turkish
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We will indeed make smooth for him the path to Bliss
turkish
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But he who is a greedy miser and thinks himself self-sufficient
turkish
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And gives the lie to the best
turkish
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We will indeed make smooth for him the path to Misery
turkish
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor will his wealth profit him when he falls headlong (into the Pit)
turkish
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily We take upon Ourselves to guide
turkish
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And verily unto Us (belong) the End and the Beginning
turkish
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore do I warn you of a Fire blazing fiercely
turkish
Sizi alevler saçan ateşle uyardım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
None shall reach it but those most unfortunate ones
turkish
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who give the lie to Truth and turn their backs
turkish
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But those most devoted to Allah shall be removed far from it
turkish
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who spend their wealth for increase in self-purification
turkish
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return
turkish
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High
turkish
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And soon will they attain (complete) satisfaction
turkish
Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Glorious Morning Light
turkish
Kuşluk vaktine and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Night when it is still
turkish
Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thy Guardian-Lord hath not forsaken thee, nor is He displeased
turkish
Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And verily the Hereafter will be better for thee than the present
turkish
Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And soon will thy Guardian-Lord give thee (that wherewith) thou shalt be well-pleased
turkish
Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Did He not find thee an orphan and give thee shelter (and care)
turkish
Seni öksüz bulup da barındırmadı mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He found thee wandering, and He gave thee guidance
turkish
Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He found thee in need, and made thee independent
turkish
Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore, treat not the orphan with harshness
turkish
Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor repulse the petitioner (unheard)
turkish
Ve sakın bir şey isteyeni azarlama
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But the bounty of the Lord - rehearse and proclaim
turkish
Yalnızca Rabbinin nimetini anlat
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Have We not expanded thee thy breast
turkish
Senin gönlünü açmadık mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And removed from thee thy burden
turkish
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The which did gall thy back
turkish
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And raised high the esteem (in which) thou (art held)
turkish
Senin şanını yükseltmedik mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So, verily, with every difficulty, there is relief
turkish
Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, with every difficulty there is relief
turkish
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore, when thou art free (from thine immediate task), still labour hard
turkish
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And to thy Lord turn (all) thy attention
turkish
Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Fig and the Olive
turkish
İncir ve zeytine and olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Mount of Sinai
turkish
And olsun Sina dağına
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And this City of security
turkish
And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have indeed created man in the best of moulds
turkish
Biz insanı en güzel şekilde yarattık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then do We abase him (to be) the lowest of the low
turkish
Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except such as believe and do righteous deeds: For they shall have a reward unfailing
turkish
Yalnız, inanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then what can, after this, contradict thee, as to the judgment (to come)
turkish
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is not Allah the wisest of judges
turkish
Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Proclaim! (or read!) in the name of thy Lord and Cherisher, Who created
turkish
Yaratan Rabbinin adıyla oku
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Created man, out of a (mere) clot of congealed blood
turkish
O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Proclaim! And thy Lord is Most Bountiful
turkish
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He Who taught (the use of) the pen
turkish
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Taught man that which he knew not
turkish
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, but man doth transgress all bounds
turkish
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In that he looketh upon himself as self-sufficient
turkish
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, to thy Lord is the return (of all)
turkish
Dönüş şüphesiz Rabbinedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou one who forbids
turkish
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A votary when he (turns) to pray
turkish
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou if he is on (the road of) Guidance
turkish
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or enjoins Righteousness
turkish
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou if he denies (Truth) and turns away
turkish
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Knoweth he not that Allah doth see
turkish
Allah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let him beware! If he desist not, We will drag him by the forelock
turkish
Ama bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A lying, sinful forelock
turkish
Yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, let him call (for help) to his council (of comrades)
turkish
O zaman, kafadarlarını çağırsın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We will call on the angels of punishment (to deal with him)
turkish
Biz de zebanileri çağıracağız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, heed him not: But bow down in adoration, and bring thyself the closer (to Allah)
turkish
Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have indeed revealed this (Message) in the Night of Power
turkish
Doğrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmişizdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what the night of power is
turkish
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Night of Power is better than a thousand months
turkish
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein come down the angels and the Spirit by Allah's permission, on every errand
turkish
Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Peace!... This until the rise of morn
turkish
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence
turkish
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
An messenger from Allah, rehearsing scriptures kept pure and holy
turkish
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Wherein are laws (or decrees) right and straight
turkish
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor did the People of the Book make schisms, until after there came to them Clear Evidence
turkish
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); to establish regular prayer; and to practise regular charity; and that is the Religion Right and Straight
turkish
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, will be in Hell-Fire, to dwell therein (for aye). They are the worst of creatures
turkish
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who have faith and do righteous deeds,- they are the best of creatures
turkish
Fakat, inanıp yararlı iş işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their reward is with Allah: Gardens of Eternity, beneath which rivers flow; they will dwell therein for ever; Allah well pleased with them, and they with Him: all this for such as fear their Lord and Cherisher
turkish
Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the earth is shaken to her (utmost) convulsion
turkish
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the earth throws up her burdens (from within)
turkish
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And man cries (distressed): 'What is the matter with her
turkish
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On that Day will she declare her tidings
turkish
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For that thy Lord will have given her inspiration
turkish
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On that Day will men proceed in companies sorted out, to be shown the deeds that they (had done)
turkish
O gün insanlar işlerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük dönerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then shall anyone who has done an atom's weight of good, see it
turkish
Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And anyone who has done an atom's weight of evil, shall see it
turkish
Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the (Steeds) that run, with panting (breath)
turkish
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And strike sparks of fire
turkish
And olsun kıvılcımlar saçanlara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And push home the charge in the morning
turkish
Sabah sabah akına çıkanlara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And raise the dust in clouds the while
turkish
Ve tozu dumana katanlara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And penetrate forthwith into the midst (of the foe) en masse
turkish
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly man is, to his Lord, ungrateful
turkish
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And to that (fact) he bears witness (by his deeds)
turkish
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And violent is he in his love of wealth
turkish
Gerçekten mala da pek düşkündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Does he not know,- when that which is in the graves is scattered abroad
turkish
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that which is (locked up) in (human) breasts is made manifest
turkish
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That their Lord had been Well-acquainted with them, (even to) that Day
turkish
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (Day) of Noise and Clamour
turkish
Gürültü koparacak olan
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the (Day) of Noise and Clamour
turkish
Nedir o gürültü koparacak olan
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what the (Day) of Noise and Clamour is
turkish
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is) a Day whereon men will be like moths scattered about
turkish
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains will be like carded wool
turkish
Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, he whose balance (of good deeds) will be (found) heavy
turkish
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will be in a life of good pleasure and satisfaction
turkish
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But he whose balance (of good deeds) will be (found) light
turkish
Tartıları hafif gelenler ise
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will have his home in a (bottomless) Pit
turkish
Onların yeri bir çukurdur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what this is
turkish
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is) a Fire Blazing fiercely
turkish
O, kızgın bir ateştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The mutual rivalry for piling up (the good things of this world) diverts you (from the more serious things)
turkish
Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Until ye visit the graves
turkish
Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But nay, ye soon shall know (the reality)
turkish
Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Again, ye soon shall know
turkish
Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, were ye to know with certainty of mind, (ye would beware)
turkish
Dikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ye shall certainly see Hell-Fire
turkish
And olsun ki, cehennemi göreceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Again, ye shall see it with certainty of sight
turkish
And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, shall ye be questioned that Day about the joy (ye indulged in)
turkish
Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By (the Token of) Time (through the ages)
turkish
İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily Man is in loss
turkish
İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except such as have Faith, and do righteous deeds, and (join together) in the mutual teaching of Truth, and of Patience and Constancy
turkish
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe to every (kind of) scandal-monger and-backbiter
turkish
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who pileth up wealth and layeth it by
turkish
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thinking that his wealth would make him last for ever
turkish
Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! He will be sure to be thrown into That which Breaks to Pieces
turkish
Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee That which Breaks to Pieces
turkish
Hutame'nin ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(It is) the Fire of (the Wrath of) Allah kindled (to a blaze)
turkish
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The which doth mount (Right) to the Hearts
turkish
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It shall be made into a vault over them
turkish
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In columns outstretched
turkish
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou not how thy Lord dealt with the Companions of the Elephant
turkish
Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Did He not make their treacherous plan go astray
turkish
Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He sent against them Flights of Birds
turkish
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Striking them with stones of baked clay
turkish
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did He make them like an empty field of stalks and straw, (of which the corn) has been eaten up
turkish
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the covenants (of security and safeguard enjoyed) by the Quraish
turkish
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their covenants (covering) journeys by winter and summer
turkish
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let them adore the Lord of this House
turkish
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger)
turkish
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou one who denies the Judgment (to come)
turkish
Dini yalan sayanı gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then such is the (man) who repulses the orphan (with harshness)
turkish
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And encourages not the feeding of the indigent
turkish
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So woe to the worshippers
turkish
Vay o namaz kılanların haline ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who are neglectful of their prayers
turkish
Onlar kıldıkları namazdan gafildirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who (want but) to be seen (of men)
turkish
Onlar gösteriş yaparlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But refuse (to supply) (even) neighbourly needs
turkish
Onlar basit şeyleri dahi vermezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To thee have We granted the Fount (of Abundance)
turkish
Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore to thy Lord turn in Prayer and Sacrifice
turkish
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For he who hateth thee, he will be cut off (from Future Hope)
turkish
Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: O ye that reject Faith
turkish
De ki: "Ey inkarcılar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
I worship not that which ye worship
turkish
Ben sizin taptıklarınıza tapmam
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor will ye worship that which I worship
turkish
Benim taptığıma da sizler tapmazsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And I will not worship that which ye have been wont to worship
turkish
Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor will ye worship that which I worship
turkish
Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To you be your Way, and to me mine
turkish
Sizin dininiz size, benim dinim banadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When comes the Help of Allah, and Victory
turkish
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thou dost see the people enter Allah's Religion in crowds
turkish
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Celebrate the praises of thy Lord, and pray for His Forgiveness: For He is Oft-Returning (in Grace and Mercy)
turkish
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Perish the hands of the Father of Flame! Perish he
turkish
Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No profit to him from all his wealth, and all his gains
turkish
Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Burnt soon will he be in a Fire of Blazing Flame
turkish
Alevli ateşe yaslanacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
His wife shall carry the (crackling) wood - As fuel
turkish
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A twisted rope of palm-leaf fibre round her (own) neck
turkish
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: He is Allah, the One and Only
turkish
De ki: O Allah bir tektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Allah, the Eternal, Absolute
turkish
Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He begetteth not, nor is He begotten
turkish
O doğurmamış ve doğmamıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And there is none like unto Him
turkish
Hiçbir şey O'na denk değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: I seek refuge with the Lord of the Dawn
turkish
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From the mischief of created things
turkish
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From the mischief of Darkness as it overspreads
turkish
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From the mischief of those who practise secret arts
turkish
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And from the mischief of the envious one as he practises envy
turkish
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: I seek refuge with the Lord and Cherisher of Mankind
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The King (or Ruler) of Mankind
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The god (or judge) of Mankind
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From the mischief of the Whisperer (of Evil), who withdraws (after his whisper)
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(The same) who whispers into the hearts of Mankind
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Among Jinns and among men
turkish
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım