Cüzler 30

۞ عَمَّ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

Concerning what are they disputing

turkish

Neyi soruşturuyorlar

78 (An-Naba) Sure
1 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Concerning the Great News

turkish

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

78 (An-Naba) Sure
2 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی هُمۡ فِیهِ مُخۡتَلِفُونَ
İngilizce

About which they cannot agree

turkish

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

78 (An-Naba) Sure
3 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
İngilizce

Verily, they shall soon (come to) know

turkish

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir

78 (An-Naba) Sure
4 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
İngilizce

Verily, verily they shall soon (come to) know

turkish

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir

78 (An-Naba) Sure
5 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدࣰا
İngilizce

Have We not made the earth as a wide expanse

turkish

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı

78 (An-Naba) Sure
6 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰا
İngilizce

And the mountains as pegs

turkish

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı

78 (An-Naba) Sure
7 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا
İngilizce

And (have We not) created you in pairs

turkish

Sizi çift çift yarattık

78 (An-Naba) Sure
8 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰا
İngilizce

And made your sleep for rest

turkish

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık

78 (An-Naba) Sure
9 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱلَّیۡلَ لِبَاسࣰا
İngilizce

And made the night as a covering

turkish

Geceyi bir örtü yaptık

78 (An-Naba) Sure
10 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰا
İngilizce

And made the day as a means of subsistence

turkish

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık

78 (An-Naba) Sure
11 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَنَیۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰا شِدَادࣰا
İngilizce

And (have We not) built over you the seven firmaments

turkish

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik

78 (An-Naba) Sure
12 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰا
İngilizce

And placed (therein) a Light of Splendour

turkish

Parlak ışık veren güneşi varettik

78 (An-Naba) Sure
13 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَ ٰتِ مَاۤءࣰ ثَجَّاجࣰا
İngilizce

And do We not send down from the clouds water in abundance

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
14 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّا وَنَبَاتࣰا
İngilizce

That We may produce therewith corn and vegetables

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
15 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا
İngilizce

And gardens of luxurious growth

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
16 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِیقَـٰتࣰا
İngilizce

Verily the Day of Sorting out is a thing appointed

turkish

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir

78 (An-Naba) Sure
17 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُنفَخُ فِی ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰا
İngilizce

The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds

turkish

Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz

78 (An-Naba) Sure
18 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَ ٰبࣰا
İngilizce

And the heavens shall be opened as if there were doors

turkish

Gökler kapı kapı açılacaktır

78 (An-Naba) Sure
19 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسُیِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا
İngilizce

And the mountains shall vanish, as if they were a mirage

turkish

Dağlar yürütülüp serap olacaktır

78 (An-Naba) Sure
20 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰا
İngilizce

Truly Hell is as a place of ambush

turkish

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır

78 (An-Naba) Sure
21 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّلطَّـٰغِینَ مَءَابࣰا
İngilizce

For the transgressors a place of destination

turkish

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır

78 (An-Naba) Sure
22 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّـٰبِثِینَ فِیهَاۤ أَحۡقَابࣰا
İngilizce

They will dwell therein for ages

turkish

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır

78 (An-Naba) Sure
23 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَذُوقُونَ فِیهَا بَرۡدࣰا وَلَا شَرَابًا
İngilizce

Nothing cool shall they taste therein, nor any drink

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
24 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا حَمِیمࣰا وَغَسَّاقࣰا
İngilizce

Save a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
25 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءࣰ وِفَاقًا
İngilizce

A fitting recompense (for them)

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
26 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ لَا یَرۡجُونَ حِسَابࣰا
İngilizce

For that they used not to fear any account (for their deeds)

turkish

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı

78 (An-Naba) Sure
27 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا كِذَّابࣰا
İngilizce

But they (impudently) treated Our Signs as false

turkish

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı

78 (An-Naba) Sure
28 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلَّ شَیۡءٍ أَحۡصَیۡنَـٰهُ كِتَـٰبࣰا
İngilizce

And all things have We preserved on record

turkish

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır

78 (An-Naba) Sure
29 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِیدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا
İngilizce

So taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment

turkish

Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız

78 (An-Naba) Sure
30 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ مَفَازًا
İngilizce

Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart's) desires

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
31 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَدَاۤئِقَ وَأَعۡنَـٰبࣰا
İngilizce

Gardens enclosed, and grapevines

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
32 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰا
İngilizce

And voluptuous women of equal age

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
33 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَأۡسࣰا دِهَاقࣰا
İngilizce

And a cup full (to the brim)

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
34 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا كِذَّ ٰبࣰا
İngilizce

No vanity shall they hear therein, nor Untruth

turkish

Orada boş ve yalan söz işitmezler

78 (An-Naba) Sure
35 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَاۤءً حِسَابࣰا
İngilizce

Recompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient

turkish

Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir

78 (An-Naba) Sure
36 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا یَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰا
İngilizce

(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him

turkish

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır

78 (An-Naba) Sure
37 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ صَفࣰّاۖ لَّا یَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰا
İngilizce

The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right

turkish

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir

78 (An-Naba) Sure
38 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَءَابًا
İngilizce

That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord

turkish

İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser

78 (An-Naba) Sure
39 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابࣰا قَرِیبࣰا یَوۡمَ یَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ یَدَاهُ وَیَقُولُ ٱلۡكَافِرُ یَـٰلَیۡتَنِی كُنتُ تُرَ ٰبَۢا
İngilizce

Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust

turkish

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der

78 (An-Naba) Sure
40 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرۡقࣰا
İngilizce

By the (angels) who tear out (the souls of the wicked) with violence

turkish

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun

79 (An-Nazi'at) Sure
1 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشۡطࣰا
İngilizce

By those who gently draw out (the souls of the blessed)

turkish

Canları kolaylıkla alanlara and olsun

79 (An-Nazi'at) Sure
2 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبۡحࣰا
İngilizce

And by those who glide along (on errands of mercy)

turkish

Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun

79 (An-Nazi'at) Sure
3 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبۡقࣰا
İngilizce

Then press forward as in a race

turkish

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

79 (An-Nazi'at) Sure
4 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُدَبِّرَ ٰتِ أَمۡرࣰا
İngilizce

Then arrange to do (the Commands of their Lord)

turkish

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

79 (An-Nazi'at) Sure
5 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
İngilizce

One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion

turkish

O gün bir sarsıntı sarsar

79 (An-Nazi'at) Sure
6 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
İngilizce

Followed by oft-repeated (commotions)

turkish

Peşinden bir diğeri gelir

79 (An-Nazi'at) Sure
7 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلُوبࣱ یَوۡمَئِذࣲ وَاجِفَةٌ
İngilizce

Hearts that Day will be in agitation

turkish

O gün kalbler titrer

79 (An-Nazi'at) Sure
8 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَبۡصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةࣱ
İngilizce

Cast down will be (their owners') eyes

turkish

İnsanların gözleri yere döner

79 (An-Nazi'at) Sure
9 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِی ٱلۡحَافِرَةِ
İngilizce

They say (now): "What! shall we indeed be returned to (our) former state

turkish

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz

79 (An-Nazi'at) Sure
10 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمࣰا نَّخِرَةࣰ
İngilizce

What! - when we shall have become rotten bones

turkish

Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı

79 (An-Nazi'at) Sure
11 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ تِلۡكَ إِذࣰا كَرَّةٌ خَاسِرَةࣱ
İngilizce

They say: "It would, in that case, be a return with loss

turkish

Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür

79 (An-Nazi'at) Sure
12 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّمَا هِیَ زَجۡرَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ
İngilizce

But verily, it will be but a single (Compelling) Cry

turkish

Doğrusu bir tek çığlık yetecektir

79 (An-Nazi'at) Sure
13 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
İngilizce

When, behold, they will be in the (full) awakening (to Judgment)

turkish

Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir

79 (An-Nazi'at) Sure
14 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِیثُ مُوسَىٰۤ
İngilizce

Has the story of Moses reached thee

turkish

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi

79 (An-Nazi'at) Sure
15 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى
İngilizce

Behold, thy Lord did call to him in the sacred valley of Tuwa

turkish

Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti

79 (An-Nazi'at) Sure
16 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
İngilizce

Go thou to Pharaoh for he has indeed transgressed all bounds

turkish

Firavun'a git; doğrusu o azmıştır

79 (An-Nazi'at) Sure
17 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰۤ أَن تَزَكَّىٰ
İngilizce

And say to him, 'Wouldst thou that thou shouldst be purified (from sin)

turkish

Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı

79 (An-Nazi'at) Sure
18 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَهۡدِیَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ
İngilizce

And that I guide thee to thy Lord, so thou shouldst fear Him

turkish

Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın

79 (An-Nazi'at) Sure
19 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَرَىٰهُ ٱلۡءَایَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ
İngilizce

Then did (Moses) show him the Great Sign

turkish

Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi

79 (An-Nazi'at) Sure
20 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
İngilizce

But (Pharaoh) rejected it and disobeyed (guidance)

turkish

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı

79 (An-Nazi'at) Sure
21 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَدۡبَرَ یَسۡعَىٰ
İngilizce

Further, he turned his back, striving hard (against Allah)

turkish

Geri dönüp yürüdü

79 (An-Nazi'at) Sure
22 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
İngilizce

Then he collected (his men) and made a proclamation

turkish

Adamlarını toplayıp seslendi

79 (An-Nazi'at) Sure
23 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ
İngilizce

Saying, "I am your Lord, Most High

turkish

Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi

79 (An-Nazi'at) Sure
24 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡءَاخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰۤ
İngilizce

But Allah did punish him, (and made an) example of him, - in the Hereafter, as in this life

turkish

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı

79 (An-Nazi'at) Sure
25 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَعِبۡرَةࣰ لِّمَن یَخۡشَىٰۤ
İngilizce

Verily in this is an instructive warning for whosoever feareth (Allah)

turkish

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır

79 (An-Nazi'at) Sure
26 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَاۤءُۚ بَنَىٰهَا
İngilizce

What! Are ye the more difficult to create or the heaven (above)? (Allah) hath constructed it

turkish

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir

79 (An-Nazi'at) Sure
27 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا
İngilizce

On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection

turkish

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir

79 (An-Nazi'at) Sure
28 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَغۡطَشَ لَیۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا
İngilizce

Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light)

turkish

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır

79 (An-Nazi'at) Sure
29 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَ ٰلِكَ دَحَىٰهَاۤ
İngilizce

And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse)

turkish

Ardından yeri düzenlemiştir

79 (An-Nazi'at) Sure
30 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَاۤءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا
İngilizce

He draweth out therefrom its moisture and its pasture

turkish

Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir

79 (An-Nazi'at) Sure
31 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا
İngilizce

And the mountains hath He firmly fixed

turkish

Dağları yerleştirmiştir

79 (An-Nazi'at) Sure
32 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَتَـٰعࣰا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ
İngilizce

For use and convenience to you and your cattle

turkish

Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır

79 (An-Nazi'at) Sure
33 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا جَاۤءَتِ ٱلطَّاۤمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ
İngilizce

Therefore, when there comes the great, overwhelming (Event)

turkish

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar

79 (An-Nazi'at) Sure
34 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ
İngilizce

The Day when man shall remember (all) that he strove for

turkish

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar

79 (An-Nazi'at) Sure
35 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِیمُ لِمَن یَرَىٰ
İngilizce

And Hell-Fire shall be placed in full view for (all) to see

turkish

Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir

79 (An-Nazi'at) Sure
36 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
İngilizce

Then, for such as had transgressed all bounds

turkish

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir

79 (An-Nazi'at) Sure
37 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاثَرَ ٱلۡحَیَوٰةَ ٱلدُّنۡیَا
İngilizce

And had preferred the life of this world

turkish

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir

79 (An-Nazi'at) Sure
38 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّ ٱلۡجَحِیمَ هِیَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
İngilizce

The Abode will be Hell-Fire

turkish

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir

79 (An-Nazi'at) Sure
39 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ
İngilizce

And for such as had entertained the fear of standing before their Lord's (tribunal) and had restrained (their) soul from lower desires

turkish

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir

79 (An-Nazi'at) Sure
40 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِیَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
İngilizce

Their abode will be the Garden

turkish

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir

79 (An-Nazi'at) Sure
41 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَسۡءَلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَیَّانَ مُرۡسَىٰهَا
İngilizce

They ask thee about the Hour,-'When will be its appointed time

turkish

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar

79 (An-Nazi'at) Sure
42 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَاۤ
İngilizce

Wherein art thou (concerned) with the declaration thereof

turkish

Nerde senden onu anlatması

79 (An-Nazi'at) Sure
43 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَاۤ
İngilizce

With thy Lord in the Limit fixed therefor

turkish

Onun bilgisi Rabbine aittir

79 (An-Nazi'at) Sure
44 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَاۤ أَنتَ مُنذِرُ مَن یَخۡشَىٰهَا
İngilizce

Thou art but a Warner for such as fear it

turkish

Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın

79 (An-Nazi'at) Sure
45 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُمۡ یَوۡمَ یَرَوۡنَهَا لَمۡ یَلۡبَثُوۤا۟ إِلَّا عَشِیَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا
İngilizce

The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn

turkish

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar

79 (An-Nazi'at) Sure
46 Ayet
584 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰۤ
İngilizce

(The Prophet) frowned and turned away

turkish

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi

80 (Abasa) Sure
1 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن جَاۤءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ
İngilizce

Because there came to him the blind man (interrupting)

turkish

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi

80 (Abasa) Sure
2 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یُدۡرِیكَ لَعَلَّهُۥ یَزَّكَّىٰۤ
İngilizce

But what could tell thee but that perchance he might grow (in spiritual understanding)

turkish

Ne bilirsin, belki de o arınacak

80 (Abasa) Sure
3 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ یَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰۤ
İngilizce

Or that he might receive admonition, and the teaching might profit him

turkish

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti

80 (Abasa) Sure
4 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ
İngilizce

As to one who regards Himself as self-sufficient

turkish

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun

80 (Abasa) Sure
5 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
İngilizce

To him dost thou attend

turkish

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun

80 (Abasa) Sure
6 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا عَلَیۡكَ أَلَّا یَزَّكَّىٰ
İngilizce

Though it is no blame to thee if he grow not (in spiritual understanding)

turkish

Arınmak istememesinden sana ne

80 (Abasa) Sure
7 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَن جَاۤءَكَ یَسۡعَىٰ
İngilizce

But as to him who came to thee striving earnestly

turkish

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

80 (Abasa) Sure
8 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ یَخۡشَىٰ
İngilizce

And with fear (in his heart)

turkish

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

80 (Abasa) Sure
9 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ
İngilizce

Of him wast thou unmindful

turkish

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

80 (Abasa) Sure
10 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ
İngilizce

By no means (should it be so)! For it is indeed a Message of instruction

turkish

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür

80 (Abasa) Sure
11 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن شَاۤءَ ذَكَرَهُۥ
İngilizce

Therefore let whoso will, keep it in remembrance

turkish

Dileyen onu öğüt kabul eder

80 (Abasa) Sure
12 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ
İngilizce

(It is) in Books held (greatly) in honour

turkish

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir

80 (Abasa) Sure
13 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ
İngilizce

Exalted (in dignity), kept pure and holy

turkish

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir

80 (Abasa) Sure
14 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَیۡدِی سَفَرَةࣲ
İngilizce

(Written) by the hands of scribes

turkish

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır

80 (Abasa) Sure
15 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ
İngilizce

Honourable and Pious and Just

turkish

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır

80 (Abasa) Sure
16 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُتِلَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَاۤ أَكۡفَرَهُۥ
İngilizce

Woe to man! What hath made him reject Allah

turkish

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür

80 (Abasa) Sure
17 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِنۡ أَیِّ شَیۡءٍ خَلَقَهُۥ
İngilizce

From what stuff hath He created him

turkish

Allah onu hangi şeyden yaratmış

80 (Abasa) Sure
18 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
İngilizce

From a sperm-drop: He hath created him, and then mouldeth him in due proportions

turkish

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş

80 (Abasa) Sure
19 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ ٱلسَّبِیلَ یَسَّرَهُۥ
İngilizce

Then doth He make His path smooth for him

turkish

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır

80 (Abasa) Sure
20 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ
İngilizce

Then He causeth him to die, and putteth him in his grave

turkish

Sonra onu öldürür ve kabre koyar

80 (Abasa) Sure
21 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِذَا شَاۤءَ أَنشَرَهُۥ
İngilizce

Then, when it is His Will, He will raise him up (again)

turkish

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir

80 (Abasa) Sure
22 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا لَمَّا یَقۡضِ مَاۤ أَمَرَهُۥ
İngilizce

By no means hath he fulfilled what Allah hath commanded him

turkish

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir

80 (Abasa) Sure
23 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلۡیَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦۤ
İngilizce

Then let man look at his food, (and how We provide it)

turkish

İnsan, yiyeceğine bir baksın

80 (Abasa) Sure
24 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَاۤءَ صَبࣰّا
İngilizce

For that We pour forth water in abundance

turkish

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
25 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّا
İngilizce

And We split the earth in fragments

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
26 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنۢبَتۡنَا فِیهَا حَبࣰّا
İngilizce

And produce therein corn

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
27 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعِنَبࣰا وَقَضۡبࣰا
İngilizce

And Grapes and nutritious plants

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
28 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزَیۡتُونࣰا وَنَخۡلࣰا
İngilizce

And Olives and Dates

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
29 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَدَاۤئِقَ غُلۡبࣰا
İngilizce

And enclosed Gardens, dense with lofty trees

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
30 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَـٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّا
İngilizce

And fruits and fodder

turkish

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

80 (Abasa) Sure
31 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّتَـٰعࣰا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ
İngilizce

For use and convenience to you and your cattle

turkish

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir

80 (Abasa) Sure
32 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا جَاۤءَتِ ٱلصَّاۤخَّةُ
İngilizce

At length, when there comes the Deafening Noise

turkish

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman

80 (Abasa) Sure
33 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِیهِ
İngilizce

That Day shall a man flee from his own brother

turkish

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

80 (Abasa) Sure
34 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأُمِّهِۦ وَأَبِیهِ
İngilizce

And from his mother and his father

turkish

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

80 (Abasa) Sure
35 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِیهِ
İngilizce

And from his wife and his children

turkish

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

80 (Abasa) Sure
36 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِكُلِّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ یَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ یُغۡنِیهِ
İngilizce

Each one of them, that Day, will have enough concern (of his own) to make him indifferent to the others

turkish

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır

80 (Abasa) Sure
37 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وُجُوهࣱ یَوۡمَئِذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ
İngilizce

Some faces that Day will be beaming

turkish

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir

80 (Abasa) Sure
38 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ
İngilizce

Laughing, rejoicing

turkish

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir

80 (Abasa) Sure
39 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوُجُوهࣱ یَوۡمَئِذٍ عَلَیۡهَا غَبَرَةࣱ
İngilizce

And other faces that Day will be dust-stained

turkish

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür

80 (Abasa) Sure
40 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ
İngilizce

Blackness will cover them

turkish

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür

80 (Abasa) Sure
41 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ
İngilizce

Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity

turkish

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır

80 (Abasa) Sure
42 Ayet
585 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا ٱلشَّمۡسُ كُوِّرَتۡ
İngilizce

When the sun (with its spacious light) is folded up

turkish

Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
1 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتۡ
İngilizce

When the stars fall, losing their lustre

turkish

Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman

81 (At-Takwir) Sure
2 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ سُیِّرَتۡ
İngilizce

When the mountains vanish (like a mirage)

turkish

Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
3 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ
İngilizce

When the she-camels, ten months with young, are left untended

turkish

Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
4 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡوُحُوشُ حُشِرَتۡ
İngilizce

When the wild beasts are herded together (in the human habitations)

turkish

Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
5 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ سُجِّرَتۡ
İngilizce

When the oceans boil over with a swell

turkish

Denizler kaynaştırıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
6 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتۡ
İngilizce

When the souls are sorted out, (being joined, like with like)

turkish

Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman

81 (At-Takwir) Sure
7 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡمَوۡءُۥدَةُ سُئِلَتۡ
İngilizce

When the female (infant), buried alive, is questioned

turkish

Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman

81 (At-Takwir) Sure
8 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَیِّ ذَنۢبࣲ قُتِلَتۡ
İngilizce

For what crime she was killed

turkish

Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman

81 (At-Takwir) Sure
9 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتۡ
İngilizce

When the scrolls are laid open

turkish

Amel defterleri açıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
10 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلسَّمَاۤءُ كُشِطَتۡ
İngilizce

When the world on High is unveiled

turkish

Gök yerinden oynatıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
11 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡجَحِیمُ سُعِّرَتۡ
İngilizce

When the Blazing Fire is kindled to fierce heat

turkish

Cehennem alevlendirildiği zaman

81 (At-Takwir) Sure
12 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡجَنَّةُ أُزۡلِفَتۡ
İngilizce

And when the Garden is brought near

turkish

Cennet yaklaştırıldığı zaman

81 (At-Takwir) Sure
13 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلِمَتۡ نَفۡسࣱ مَّاۤ أَحۡضَرَتۡ
İngilizce

(Then) shall each soul know what it has put forward

turkish

İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir

81 (At-Takwir) Sure
14 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِٱلۡخُنَّسِ
İngilizce

So verily I call to witness the planets - that recede

turkish

Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun

81 (At-Takwir) Sure
15 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلۡجَوَارِ ٱلۡكُنَّسِ
İngilizce

Go straight, or hide

turkish

Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun

81 (At-Takwir) Sure
16 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا عَسۡعَسَ
İngilizce

And the Night as it dissipates

turkish

Kararmaya başlayan geceye and olsun

81 (At-Takwir) Sure
17 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلصُّبۡحِ إِذَا تَنَفَّسَ
İngilizce

And the Dawn as it breathes away the darkness

turkish

Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki

81 (At-Takwir) Sure
18 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِیمࣲ
İngilizce

Verily this is the word of a most honourable Messenger

turkish

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

81 (At-Takwir) Sure
19 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذِی قُوَّةٍ عِندَ ذِی ٱلۡعَرۡشِ مَكِینࣲ
İngilizce

Endued with Power, with rank before the Lord of the Throne

turkish

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

81 (At-Takwir) Sure
20 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّطَاعࣲ ثَمَّ أَمِینࣲ
İngilizce

With authority there, (and) faithful to his trust

turkish

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

81 (At-Takwir) Sure
21 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجۡنُونࣲ
İngilizce

And (O people!) your companion is not one possessed

turkish

Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir

81 (At-Takwir) Sure
22 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ رَءَاهُ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡمُبِینِ
İngilizce

And without doubt he saw him in the clear horizon

turkish

And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür

81 (At-Takwir) Sure
23 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَیۡبِ بِضَنِینࣲ
İngilizce

Neither doth he withhold grudgingly a knowledge of the Unseen

turkish

Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz

81 (At-Takwir) Sure
24 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَیۡطَـٰنࣲ رَّجِیمࣲ
İngilizce

Nor is it the word of an evil spirit accursed

turkish

Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz

81 (At-Takwir) Sure
25 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَیۡنَ تَذۡهَبُونَ
İngilizce

When whither go ye

turkish

Nereye gidiyorsunuz

81 (At-Takwir) Sure
26 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Verily this is no less than a Message to (all) the Worlds

turkish

Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür

81 (At-Takwir) Sure
27 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِمَن شَاۤءَ مِنكُمۡ أَن یَسۡتَقِیمَ
İngilizce

(With profit) to whoever among you wills to go straight

turkish

Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür

81 (At-Takwir) Sure
28 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَشَاۤءُونَ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

But ye shall not will except as Allah wills,- the Cherisher of the Worlds

turkish

Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz

81 (At-Takwir) Sure
29 Ayet
586 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِذَا ٱلسَّمَاۤءُ ٱنفَطَرَتۡ
İngilizce

When the Sky is cleft asunder

turkish

Gök yarıldığı zaman

82 (Al-Infitar) Sure
1 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ
İngilizce

When the Stars are scattered

turkish

Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman

82 (Al-Infitar) Sure
2 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ
İngilizce

When the Oceans are suffered to burst forth

turkish

Denizler kaynaştığı zaman

82 (Al-Infitar) Sure
3 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ
İngilizce

And when the Graves are turned upside down

turkish

Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman

82 (Al-Infitar) Sure
4 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلِمَتۡ نَفۡسࣱ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ
İngilizce

(Then) shall each soul know what it hath sent forward and (what it hath) kept back

turkish

İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür

82 (Al-Infitar) Sure
5 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِیمِ
İngilizce

O man! What has seduced thee from thy Lord Most Beneficent

turkish

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir

82 (Al-Infitar) Sure
6 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ
İngilizce

Him Who created thee. Fashioned thee in due proportion, and gave thee a just bias

turkish

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir

82 (Al-Infitar) Sure
7 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیۤ أَیِّ صُورَةࣲ مَّا شَاۤءَ رَكَّبَكَ
İngilizce

In whatever Form He wills, does He put thee together

turkish

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir

82 (Al-Infitar) Sure
8 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّینِ
İngilizce

Nay! But ye do reject Right and Judgment

turkish

Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz

82 (Al-Infitar) Sure
9 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ عَلَیۡكُمۡ لَحَـٰفِظِینَ
İngilizce

But verily over you (are appointed angels) to protect you

turkish

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler

82 (Al-Infitar) Sure
10 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِرَامࣰا كَـٰتِبِینَ
İngilizce

Kind and honourable,- Writing down (your deeds)

turkish

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler

82 (Al-Infitar) Sure
11 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ
İngilizce

They know (and understand) all that ye do

turkish

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler

82 (Al-Infitar) Sure
12 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِی نَعِیمࣲ
İngilizce

As for the Righteous, they will be in bliss

turkish

İyiler şüphesiz nimet içindedirler

82 (Al-Infitar) Sure
13 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِی جَحِیمࣲ
İngilizce

And the Wicked - they will be in the Fire

turkish

Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler

82 (Al-Infitar) Sure
14 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَصۡلَوۡنَهَا یَوۡمَ ٱلدِّینِ
İngilizce

Which they will enter on the Day of Judgment

turkish

Din Günü oraya girerler

82 (Al-Infitar) Sure
15 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَاۤئِبِینَ
İngilizce

And they will not be able to keep away therefrom

turkish

Oradan bir daha ayrılamazlar

82 (Al-Infitar) Sure
16 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا یَوۡمُ ٱلدِّینِ
İngilizce

And what will explain to thee what the Day of Judgment is

turkish

Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin

82 (Al-Infitar) Sure
17 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ مَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا یَوۡمُ ٱلدِّینِ
İngilizce

Again, what will explain to thee what the Day of Judgment is

turkish

Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin

82 (Al-Infitar) Sure
18 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسࣱ لِّنَفۡسࣲ شَیۡءࣰاۖ وَٱلۡأَمۡرُ یَوۡمَئِذࣲ لِّلَّهِ
İngilizce

(It will be) the Day when no soul shall have power (to do) aught for another: For the command, that Day, will be (wholly) with Allah

turkish

O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır

82 (Al-Infitar) Sure
19 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ لِّلۡمُطَفِّفِینَ
İngilizce

Woe to those that deal in fraud

turkish

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

83 (Al-Mutaffifin) Sure
1 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ إِذَا ٱكۡتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ یَسۡتَوۡفُونَ
İngilizce

Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure

turkish

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

83 (Al-Mutaffifin) Sure
2 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ یُخۡسِرُونَ
İngilizce

But when they have to give by measure or weight to men, give less than due

turkish

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

83 (Al-Mutaffifin) Sure
3 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَا یَظُنُّ أُو۟لَـٰۤئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ
İngilizce

Do they not think that they will be called to account

turkish

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

83 (Al-Mutaffifin) Sure
4 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِیَوۡمٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

On a Mighty Day

turkish

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

83 (Al-Mutaffifin) Sure
5 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds

turkish

O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar

83 (Al-Mutaffifin) Sure
6 Ayet
587 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِی سِجِّینࣲ
İngilizce

Nay! Surely the record of the wicked is (preserved) in Sijjin

turkish

Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
7 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّینࣱ
İngilizce

And what will explain to thee what Sijjin is

turkish

Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin

83 (Al-Mutaffifin) Sure
8 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِتَـٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ
İngilizce

(There is) a Register (fully) inscribed

turkish

O, yazılmış bir kitaptır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
9 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Woe, that Day, to those that deny

turkish

Yalanlayanların o gün vay haline

83 (Al-Mutaffifin) Sure
10 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یُكَذِّبُونَ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

Those that deny the Day of Judgment

turkish

Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
11 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یُكَذِّبُ بِهِۦۤ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِیمٍ
İngilizce

And none can deny it but the Transgressor beyond bounds the Sinner

turkish

Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz

83 (Al-Mutaffifin) Sure
12 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِ ءَایَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

When Our Signs are rehearsed to him, he says, "Tales of the ancients

turkish

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der

83 (Al-Mutaffifin) Sure
13 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ یَكۡسِبُونَ
İngilizce

By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do

turkish

Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir

83 (Al-Mutaffifin) Sure
14 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ یَوۡمَئِذࣲ لَّمَحۡجُوبُونَ
İngilizce

Verily, from (the Light of) their Lord, that Day, will they be veiled

turkish

Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
15 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُوا۟ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Further, they will enter the Fire of Hell

turkish

Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir

83 (Al-Mutaffifin) Sure
16 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ یُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false

turkish

Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir

83 (Al-Mutaffifin) Sure
17 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِی عِلِّیِّینَ
İngilizce

Nay, verily the record of the Righteous is (preserved) in 'Illiyin

turkish

Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
18 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّیُّونَ
İngilizce

And what will explain to thee what 'Illiyun is

turkish

O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin

83 (Al-Mutaffifin) Sure
19 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِتَـٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ
İngilizce

(There is) a Register (fully) inscribed

turkish

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
20 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
İngilizce

To which bear witness those Nearest (to Allah)

turkish

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
21 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِی نَعِیمٍ
İngilizce

Truly the Righteous will be in Bliss

turkish

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

83 (Al-Mutaffifin) Sure
22 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَى ٱلۡأَرَاۤئِكِ یَنظُرُونَ
İngilizce

On Thrones (of Dignity) will they command a sight (of all things)

turkish

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

83 (Al-Mutaffifin) Sure
23 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَعۡرِفُ فِی وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

Thou wilt recognise in their faces the beaming brightness of Bliss

turkish

Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın

83 (Al-Mutaffifin) Sure
24 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِیقࣲ مَّخۡتُومٍ
İngilizce

Their thirst will be slaked with Pure Wine sealed

turkish

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

83 (Al-Mutaffifin) Sure
25 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خِتَـٰمُهُۥ مِسۡكࣱۚ وَفِی ذَ ٰلِكَ فَلۡیَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَـٰفِسُونَ
İngilizce

The seal thereof will be Musk: And for this let those aspire, who have aspirations

turkish

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

83 (Al-Mutaffifin) Sure
26 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِیمٍ
İngilizce

With it will be (given) a mixture of Tasnim

turkish

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
27 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَیۡنࣰا یَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ
İngilizce

A spring, from (the waters) whereof drink those Nearest to Allah

turkish

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

83 (Al-Mutaffifin) Sure
28 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ أَجۡرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ یَضۡحَكُونَ
İngilizce

Those in sin used to laugh at those who believed

turkish

Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi

83 (Al-Mutaffifin) Sure
29 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمۡ یَتَغَامَزُونَ
İngilizce

And whenever they passed by them, used to wink at each other (in mockery)

turkish

Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı

83 (Al-Mutaffifin) Sure
30 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱنقَلَبُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِینَ
İngilizce

And when they returned to their own people, they would return jesting

turkish

Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi

83 (Al-Mutaffifin) Sure
31 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوۤا۟ إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ لَضَاۤلُّونَ
İngilizce

And whenever they saw them, they would say, "Behold! These are the people truly astray

turkish

İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi

83 (Al-Mutaffifin) Sure
32 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أُرۡسِلُوا۟ عَلَیۡهِمۡ حَـٰفِظِینَ
İngilizce

But they had not been sent as keepers over them

turkish

Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi

83 (Al-Mutaffifin) Sure
33 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡیَوۡمَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ یَضۡحَكُونَ
İngilizce

But on this Day the Believers will laugh at the Unbelievers

turkish

Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler

83 (Al-Mutaffifin) Sure
34 Ayet
588 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَى ٱلۡأَرَاۤئِكِ یَنظُرُونَ
İngilizce

On Thrones (of Dignity) they will command (a sight) (of all things)

turkish

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler

83 (Al-Mutaffifin) Sure
35 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ یَفۡعَلُونَ
İngilizce

Will not the Unbelievers have been paid back for what they did

turkish

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler

83 (Al-Mutaffifin) Sure
36 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِذَا ٱلسَّمَاۤءُ ٱنشَقَّتۡ
İngilizce

When the sky is rent asunder

turkish

Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
1 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ
İngilizce

And hearkens to (the Command of) its Lord, and it must needs (do so)

turkish

Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
2 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡأَرۡضُ مُدَّتۡ
İngilizce

And when the earth is flattened out

turkish

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
3 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَلۡقَتۡ مَا فِیهَا وَتَخَلَّتۡ
İngilizce

And casts forth what is within it and becomes (clean) empty

turkish

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
4 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ
İngilizce

And hearkens to (the Command of) its Lord,- and it must needs (do so);- (then will come Home the full reality)

turkish

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
5 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدۡحࣰا فَمُلَـٰقِیهِ
İngilizce

O thou man! Verily thou art ever toiling on towards thy Lord- painfully toiling,- but thou shalt meet Him

turkish

Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın

84 (Al-Inshiqaq) Sure
6 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا مَنۡ أُوتِیَ كِتَـٰبَهُۥ بِیَمِینِهِۦ
İngilizce

Then he who is given his Record in his right hand

turkish

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner

84 (Al-Inshiqaq) Sure
7 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَوۡفَ یُحَاسَبُ حِسَابࣰا یَسِیرࣰا
İngilizce

Soon will his account be taken by an easy reckoning

turkish

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner

84 (Al-Inshiqaq) Sure
8 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَنقَلِبُ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورࣰا
İngilizce

And he will turn to his people, rejoicing

turkish

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner

84 (Al-Inshiqaq) Sure
9 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَنۡ أُوتِیَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَاۤءَ ظَهۡرِهِۦ
İngilizce

But he who is given his Record behind his back

turkish

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer

84 (Al-Inshiqaq) Sure
10 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَوۡفَ یَدۡعُوا۟ ثُبُورࣰا
İngilizce

Soon will he cry for perdition

turkish

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer

84 (Al-Inshiqaq) Sure
11 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَصۡلَىٰ سَعِیرًا
İngilizce

And he will enter a Blazing Fire

turkish

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer

84 (Al-Inshiqaq) Sure
12 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ كَانَ فِیۤ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا
İngilizce

Truly, did he go about among his people, rejoicing

turkish

Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi

84 (Al-Inshiqaq) Sure
13 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن یَحُورَ
İngilizce

Truly, did he think that he would not have to return (to Us)

turkish

Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı

84 (Al-Inshiqaq) Sure
14 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلَىٰۤۚ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِیرࣰا
İngilizce

Nay, nay! for his Lord was (ever) watchful of him

turkish

Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi

84 (Al-Inshiqaq) Sure
15 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِٱلشَّفَقِ
İngilizce

So I do call to witness the ruddy glow of Sunset

turkish

Akşamın alaca karanlığına and olsun

84 (Al-Inshiqaq) Sure
16 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ وَمَا وَسَقَ
İngilizce

The Night and its Homing

turkish

Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun

84 (Al-Inshiqaq) Sure
17 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
İngilizce

And the Moon in her fullness

turkish

Dolunay halindeki aya and olsun ki

84 (Al-Inshiqaq) Sure
18 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَتَرۡكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقࣲ
İngilizce

Ye shall surely travel from stage to stage

turkish

Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)

84 (Al-Inshiqaq) Sure
19 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا لَهُمۡ لَا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

What then is the matter with them, that they believe not

turkish

Onlara ne oluyor da inanmıyorlar

84 (Al-Inshiqaq) Sure
20 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قُرِئَ عَلَیۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا یَ̅سۡ̅جُ̅دُ̅و̅نَ̅ ۩
İngilizce

And when the Qur'an is read to them, they fall not prostrate

turkish

Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar

84 (Al-Inshiqaq) Sure
21 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ یُكَذِّبُونَ
İngilizce

But on the contrary the Unbelievers reject (it)

turkish

Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar

84 (Al-Inshiqaq) Sure
22 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا یُوعُونَ
İngilizce

But Allah has full knowledge of what they secrete (in their breasts)

turkish

Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir

84 (Al-Inshiqaq) Sure
23 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِیمٍ
İngilizce

So announce to them a Penalty Grievous

turkish

Onlara can yakıcı azabı müjde et

84 (Al-Inshiqaq) Sure
24 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَیۡرُ مَمۡنُونِۭ
İngilizce

Except to those who believe and work righteous deeds: For them is a Reward that will never fail

turkish

Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır

84 (Al-Inshiqaq) Sure
25 Ayet
589 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ
İngilizce

By the sky, (displaying) the Zodiacal Signs

turkish

İçinde burçları bulunan göğe and olsun

85 (Al-Buruj) Sure
1 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡیَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ
İngilizce

By the promised Day (of Judgment)

turkish

Söz verilen kıyamet gününe and olsun

85 (Al-Buruj) Sure
2 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَشَاهِدࣲ وَمَشۡهُودࣲ
İngilizce

By one that witnesses, and the subject of the witness

turkish

Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir

85 (Al-Buruj) Sure
3 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُتِلَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ
İngilizce

Woe to the makers of the pit (of fire)

turkish

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur

85 (Al-Buruj) Sure
4 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ
İngilizce

Fire supplied (abundantly) with fuel

turkish

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur

85 (Al-Buruj) Sure
5 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ هُمۡ عَلَیۡهَا قُعُودࣱ
İngilizce

Behold! they sat over against the (fire)

turkish

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur

85 (Al-Buruj) Sure
6 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُمۡ عَلَىٰ مَا یَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِینَ شُهُودࣱ
İngilizce

And they witnessed (all) that they were doing against the Believers

turkish

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur

85 (Al-Buruj) Sure
7 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنۡهُمۡ إِلَّاۤ أَن یُؤۡمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡحَمِیدِ
İngilizce

And they ill-treated them for no other reason than that they believed in Allah, Exalted in Power, Worthy of all Praise

turkish

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir

85 (Al-Buruj) Sure
8 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ شَهِیدٌ
İngilizce

Him to Whom belongs the dominion of the heavens and the earth! And Allah is Witness to all things

turkish

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir

85 (Al-Buruj) Sure
9 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ فَتَنُوا۟ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمۡ یَتُوبُوا۟ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِیقِ
İngilizce

Those who persecute (or draw into temptation) the Believers, men and women, and do not turn in repentance, will have the Penalty of Hell: They will have the Penalty of the Burning Fire

turkish

Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır

85 (Al-Buruj) Sure
10 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ جَنَّـٰتࣱ تَجۡرِی مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُۚ ذَ ٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِیرُ
İngilizce

For those who believe and do righteous deeds, will be Gardens; beneath which rivers flow: That is the great Salvation, (the fulfilment of all desires)

turkish

Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur

85 (Al-Buruj) Sure
11 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِیدٌ
İngilizce

Truly strong is the Grip (and Power) of thy Lord

turkish

Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır

85 (Al-Buruj) Sure
12 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ هُوَ یُبۡدِئُ وَیُعِیدُ
İngilizce

It is He Who creates from the very beginning, and He can restore (life)

turkish

Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur

85 (Al-Buruj) Sure
13 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ
İngilizce

And He is the Oft-Forgiving, Full of Loving-Kindness

turkish

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur

85 (Al-Buruj) Sure
14 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِیدُ
İngilizce

Lord of the Throne of Glory

turkish

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur

85 (Al-Buruj) Sure
15 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَّالࣱ لِّمَا یُرِیدُ
İngilizce

Doer (without let) of all that He intends

turkish

Her dilediğini mutlaka yapandır

85 (Al-Buruj) Sure
16 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِیثُ ٱلۡجُنُودِ
İngilizce

Has the story reached thee, of the forces

turkish

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi

85 (Al-Buruj) Sure
17 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ
İngilizce

Of Pharaoh and the Thamud

turkish

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi

85 (Al-Buruj) Sure
18 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ فِی تَكۡذِیبࣲ
İngilizce

And yet the Unbelievers (persist) in rejecting (the Truth)

turkish

Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir

85 (Al-Buruj) Sure
19 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ مِن وَرَاۤئِهِم مُّحِیطُۢ
İngilizce

But Allah doth encompass them from behind

turkish

Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir

85 (Al-Buruj) Sure
20 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ هُوَ قُرۡءَانࣱ مَّجِیدࣱ
İngilizce

Nay, this is a Glorious Qur'an

turkish

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır

85 (Al-Buruj) Sure
21 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی لَوۡحࣲ مَّحۡفُوظِۭ
İngilizce

(Inscribed) in a Tablet Preserved

turkish

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır

85 (Al-Buruj) Sure
22 Ayet
590 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءِ وَٱلطَّارِقِ
İngilizce

By the Sky and the Night-Visitant (therein)

turkish

Göğe ve Tarık'a and olsun

86 (At-Tariq) Sure
1 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
İngilizce

And what will explain to thee what the Night-Visitant is

turkish

Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin

86 (At-Tariq) Sure
2 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ
İngilizce

(It is) the Star of piercing brightness

turkish

O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır

86 (At-Tariq) Sure
3 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كُلُّ نَفۡسࣲ لَّمَّا عَلَیۡهَا حَافِظࣱ
İngilizce

There is no soul but has a protector over it

turkish

Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur

86 (At-Tariq) Sure
4 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلۡیَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ
İngilizce

Now let man but think from what he is created

turkish

Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın

86 (At-Tariq) Sure
5 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُلِقَ مِن مَّاۤءࣲ دَافِقࣲ
İngilizce

He is created from a drop emitted

turkish

O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır

86 (At-Tariq) Sure
6 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَخۡرُجُ مِنۢ بَیۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَاۤئِبِ
İngilizce

Proceeding from between the backbone and the ribs

turkish

O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır

86 (At-Tariq) Sure
7 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرࣱ
İngilizce

Surely (Allah) is able to bring him back (to life)

turkish

Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir

86 (At-Tariq) Sure
8 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَاۤئِرُ
İngilizce

The Day that (all) things secret will be tested

turkish

Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir

86 (At-Tariq) Sure
9 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةࣲ وَلَا نَاصِرࣲ
İngilizce

(Man) will have no power, and no helper

turkish

O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz

86 (At-Tariq) Sure
10 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ
İngilizce

By the Firmament which returns (in its round)

turkish

Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki

86 (At-Tariq) Sure
11 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ
İngilizce

And by the Earth which opens out (for the gushing of springs or the sprouting of vegetation)

turkish

Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki

86 (At-Tariq) Sure
12 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ لَقَوۡلࣱ فَصۡلࣱ
İngilizce

Behold this is the Word that distinguishes (Good from Evil)

turkish

Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür

86 (At-Tariq) Sure
13 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ
İngilizce

It is not a thing for amusement

turkish

O, eğlence için değildir

86 (At-Tariq) Sure
14 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ یَكِیدُونَ كَیۡدࣰا
İngilizce

As for them, they are but plotting a scheme

turkish

Gerçekten onlar düzen kuruyorlar

86 (At-Tariq) Sure
15 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَكِیدُ كَیۡدࣰا
İngilizce

And I am planning a scheme

turkish

Ben de bir düzen kurmaktayım

86 (At-Tariq) Sure
16 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِینَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَیۡدَۢا
İngilizce

Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile)

turkish

Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak

86 (At-Tariq) Sure
17 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ سَبِّحِ ٱسۡمَ رَبِّكَ ٱلۡأَعۡلَى
İngilizce

Glorify the name of thy Guardian-Lord Most High

turkish

Yüce Rabbinin adını tesbih et

87 (Al-A'la) Sure
1 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی خَلَقَ فَسَوَّىٰ
İngilizce

Who hath created, and further, given order and proportion

turkish

O, yaratıp şekil vermiştir

87 (Al-A'la) Sure
2 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِی قَدَّرَ فَهَدَىٰ
İngilizce

Who hath ordained laws. And granted guidance

turkish

O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir

87 (Al-A'la) Sure
3 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِیۤ أَخۡرَجَ ٱلۡمَرۡعَىٰ
İngilizce

And Who bringeth out the (green and luscious) pasture

turkish

O, yeşillikler bitirmiştir

87 (Al-A'la) Sure
4 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلَهُۥ غُثَاۤءً أَحۡوَىٰ
İngilizce

And then doth make it (but) swarthy stubble

turkish

Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir

87 (Al-A'la) Sure
5 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَنُقۡرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰۤ
İngilizce

By degrees shall We teach thee to declare (the Message), so thou shalt not forget

turkish

Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın

87 (Al-A'la) Sure
6 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَا شَاۤءَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ یَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ وَمَا یَخۡفَىٰ
İngilizce

Except as Allah wills: For He knoweth what is manifest and what is hidden

turkish

Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur

87 (Al-A'la) Sure
7 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنُیَسِّرُكَ لِلۡیُسۡرَىٰ
İngilizce

And We will make it easy for thee (to follow) the simple (Path)

turkish

Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız

87 (Al-A'la) Sure
8 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَكِّرۡ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكۡرَىٰ
İngilizce

Therefore give admonition in case the admonition profits (the hearer)

turkish

Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver

87 (Al-A'la) Sure
9 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَذَّكَّرُ مَن یَخۡشَىٰ
İngilizce

The admonition will be received by those who fear (Allah)

turkish

Allah'tan korkan öğüt alacaktır

87 (Al-A'la) Sure
10 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَتَجَنَّبُهَا ٱلۡأَشۡقَى
İngilizce

But it will be avoided by those most unfortunate ones

turkish

Bedbaht olan ondan kaçınacaktır

87 (Al-A'la) Sure
11 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی یَصۡلَى ٱلنَّارَ ٱلۡكُبۡرَىٰ
İngilizce

Who will enter the Great Fire

turkish

O, en büyük ateşe yaslanacaktır

87 (Al-A'la) Sure
12 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَا یَمُوتُ فِیهَا وَلَا یَحۡیَىٰ
İngilizce

In which they will then neither die nor live

turkish

O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir

87 (Al-A'la) Sure
13 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن تَزَكَّىٰ
İngilizce

But those will prosper who purify themselves

turkish

Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir

87 (Al-A'la) Sure
14 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَكَرَ ٱسۡمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ
İngilizce

And glorify the name of their Guardian-Lord, and (lift their hearts) in prayer

turkish

Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir

87 (Al-A'la) Sure
15 Ayet
591 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ تُؤۡثِرُونَ ٱلۡحَیَوٰةَ ٱلدُّنۡیَا
İngilizce

Nay (behold), ye prefer the life of this world

turkish

Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz

87 (Al-A'la) Sure
16 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡءَاخِرَةُ خَیۡرࣱ وَأَبۡقَىٰۤ
İngilizce

But the Hereafter is better and more enduring

turkish

Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir

87 (Al-A'la) Sure
17 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَفِی ٱلصُّحُفِ ٱلۡأُولَىٰ
İngilizce

And this is in the Books of the earliest (Revelation)

turkish

Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır

87 (Al-A'la) Sure
18 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
صُحُفِ إِبۡرَ ٰهِیمَ وَمُوسَىٰ
İngilizce

The Books of Abraham and Moses

turkish

Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır

87 (Al-A'la) Sure
19 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِیثُ ٱلۡغَـٰشِیَةِ
İngilizce

Has the story reached thee of the overwhelming (Event)

turkish

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi

88 (Al-Ghashiyah) Sure
1 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وُجُوهࣱ یَوۡمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ
İngilizce

Some faces, that Day, will be humiliated

turkish

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür

88 (Al-Ghashiyah) Sure
2 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَامِلَةࣱ نَّاصِبَةࣱ
İngilizce

Labouring (hard), weary

turkish

Zor işler altında bitkin düşmüştür

88 (Al-Ghashiyah) Sure
3 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَصۡلَىٰ نَارًا حَامِیَةࣰ
İngilizce

The while they enter the Blazing Fire

turkish

Yakıcı ateşe yaslanırlar

88 (Al-Ghashiyah) Sure
4 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تُسۡقَىٰ مِنۡ عَیۡنٍ ءَانِیَةࣲ
İngilizce

The while they are given, to drink, of a boiling hot spring

turkish

Kızgın bir kaynaktan içirilirler

88 (Al-Ghashiyah) Sure
5 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّیۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِیعࣲ
İngilizce

No food will there be for them but a bitter Dhari

turkish

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur

88 (Al-Ghashiyah) Sure
6 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یُسۡمِنُ وَلَا یُغۡنِی مِن جُوعࣲ
İngilizce

Which will neither nourish nor satisfy hunger

turkish

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur

88 (Al-Ghashiyah) Sure
7 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وُجُوهࣱ یَوۡمَئِذࣲ نَّاعِمَةࣱ
İngilizce

(Other) faces that Day will be joyful

turkish

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
8 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّسَعۡیِهَا رَاضِیَةࣱ
İngilizce

Pleased with their striving

turkish

Yaptıklarından hoşnuddurlar

88 (Al-Ghashiyah) Sure
9 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّةٍ عَالِیَةࣲ
İngilizce

In a Garden on high

turkish

Yüksek bir cennettedirler

88 (Al-Ghashiyah) Sure
10 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا تَسۡمَعُ فِیهَا لَـٰغِیَةࣰ
İngilizce

Where they shall hear no (word) of vanity

turkish

Orada boş söz işitmezler

88 (Al-Ghashiyah) Sure
11 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهَا عَیۡنࣱ جَارِیَةࣱ
İngilizce

Therein will be a bubbling spring

turkish

Orada akan kaynak vardır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
12 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهَا سُرُرࣱ مَّرۡفُوعَةࣱ
İngilizce

Therein will be Thrones (of dignity), raised on high

turkish

Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
13 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَكۡوَابࣱ مَّوۡضُوعَةࣱ
İngilizce

Goblets placed (ready)

turkish

Yerleştirilmiş kaseler

88 (Al-Ghashiyah) Sure
14 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَمَارِقُ مَصۡفُوفَةࣱ
İngilizce

And cushions set in rows

turkish

Sıra sıra yastıklar

88 (Al-Ghashiyah) Sure
15 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزَرَابِیُّ مَبۡثُوثَةٌ
İngilizce

And rich carpets (all) spread out

turkish

Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
16 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَلَا یَنظُرُونَ إِلَى ٱلۡإِبِلِ كَیۡفَ خُلِقَتۡ
İngilizce

Do they not look at the Camels, how they are made

turkish

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

88 (Al-Ghashiyah) Sure
17 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِلَى ٱلسَّمَاۤءِ كَیۡفَ رُفِعَتۡ
İngilizce

And at the Sky, how it is raised high

turkish

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

88 (Al-Ghashiyah) Sure
18 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِلَى ٱلۡجِبَالِ كَیۡفَ نُصِبَتۡ
İngilizce

And at the Mountains, how they are fixed firm

turkish

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

88 (Al-Ghashiyah) Sure
19 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَیۡفَ سُطِحَتۡ
İngilizce

And at the Earth, how it is spread out

turkish

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

88 (Al-Ghashiyah) Sure
20 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَكِّرۡ إِنَّمَاۤ أَنتَ مُذَكِّرࣱ
İngilizce

Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish

turkish

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün

88 (Al-Ghashiyah) Sure
21 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّسۡتَ عَلَیۡهِم بِمُصَۣیۡطِرٍ
İngilizce

Thou art not one to manage (men's) affairs

turkish

Sen, onlara zor kullanacak değilsin

88 (Al-Ghashiyah) Sure
22 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
İngilizce

But if any turn away and reject Allah

turkish

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
23 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَكۡبَرَ
İngilizce

Allah will punish him with a mighty Punishment

turkish

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır

88 (Al-Ghashiyah) Sure
24 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ إِلَیۡنَاۤ إِیَابَهُمۡ
İngilizce

For to Us will be their return

turkish

Doğrusu onların dönüşü Bize'dir

88 (Al-Ghashiyah) Sure
25 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ عَلَیۡنَا حِسَابَهُم
İngilizce

Then it will be for Us to call them to account

turkish

Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir

88 (Al-Ghashiyah) Sure
26 Ayet
592 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡفَجۡرِ
İngilizce

By the break of Day

turkish

Tanyerinin ağarmasına and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
1 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَیَالٍ عَشۡرࣲ
İngilizce

By the Nights twice five

turkish

Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
2 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ
İngilizce

By the even and odd (contrasted)

turkish

Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
3 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا یَسۡرِ
İngilizce

And by the Night when it passeth away

turkish

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

89 (Al-Fajr) Sure
4 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ فِی ذَ ٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِی حِجۡرٍ
İngilizce

Is there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand

turkish

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

89 (Al-Fajr) Sure
5 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ كَیۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
İngilizce

Seest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people)

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
6 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ
İngilizce

Of the (city of) Iram, with lofty pillars

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
7 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّتِی لَمۡ یُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِی ٱلۡبِلَـٰدِ
İngilizce

The like of which were not produced in (all) the land

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
8 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثَمُودَ ٱلَّذِینَ جَابُوا۟ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ
İngilizce

And with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
9 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِرۡعَوۡنَ ذِی ٱلۡأَوۡتَادِ
İngilizce

And with Pharaoh, lord of stakes

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
10 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ طَغَوۡا۟ فِی ٱلۡبِلَـٰدِ
İngilizce

(All) these transgressed beyond bounds in the lands

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
11 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَكۡثَرُوا۟ فِیهَا ٱلۡفَسَادَ
İngilizce

And heaped therein mischief (on mischief)

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
12 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَصَبَّ عَلَیۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ
İngilizce

Therefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements

turkish

Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir

89 (Al-Fajr) Sure
13 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ
İngilizce

For thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower

turkish

Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir

89 (Al-Fajr) Sure
14 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَیَقُولُ رَبِّیۤ أَكۡرَمَنِ
İngilizce

Now, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me

turkish

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der

89 (Al-Fajr) Sure
15 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَیۡهِ رِزۡقَهُۥ فَیَقُولُ رَبِّیۤ أَهَـٰنَنِ
İngilizce

But when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me

turkish

Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der

89 (Al-Fajr) Sure
16 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡیَتِیمَ
İngilizce

Nay, nay! but ye honour not the orphans

turkish

Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
17 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَحَـٰۤضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِینِ
İngilizce

Nor do ye encourage one another to feed the poor

turkish

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
18 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰا لَّمࣰّا
İngilizce

And ye devour inheritance - all with greed

turkish

Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
19 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّا جَمࣰّا
İngilizce

And ye love wealth with inordinate love

turkish

Malı pek çok seviyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
20 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّا دَكࣰّا
İngilizce

Nay! When the earth is pounded to powder

turkish

Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman

89 (Al-Fajr) Sure
21 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَاۤءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّا صَفࣰّا
İngilizce

And thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank

turkish

Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince

89 (Al-Fajr) Sure
22 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجِا۟یۤءَ یَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ یَوۡمَئِذࣲ یَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ
İngilizce

And Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him

turkish

O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne

89 (Al-Fajr) Sure
23 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ یَـٰلَیۡتَنِی قَدَّمۡتُ لِحَیَاتِی
İngilizce

He will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life

turkish

Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der

89 (Al-Fajr) Sure
24 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَوۡمَئِذࣲ لَّا یُعَذِّبُ عَذَابَهُۥۤ أَحَدࣱ
İngilizce

For, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict

turkish

O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez

89 (Al-Fajr) Sure
25 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یُوثِقُ وَثَاقَهُۥۤ أَحَدࣱ
İngilizce

And His bonds will be such as none (other) can bind

turkish

Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz

89 (Al-Fajr) Sure
26 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ
İngilizce

(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction

turkish

Ey huzur içinde olan can

89 (Al-Fajr) Sure
27 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱرۡجِعِیۤ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِیَةࣰ مَّرۡضِیَّةࣰ
İngilizce

Come back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him

turkish

O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön

89 (Al-Fajr) Sure
28 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱدۡخُلِی فِی عِبَـٰدِی
İngilizce

Enter thou, then, among My devotees

turkish

Ey can! İyi kullarımın arasına gir

89 (Al-Fajr) Sure
29 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱدۡخُلِی جَنَّتِی
İngilizce

Yea, enter thou My Heaven

turkish

Cennetime gir

89 (Al-Fajr) Sure
30 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ لَاۤ أُقۡسِمُ بِهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ
İngilizce

I do call to witness this City

turkish

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun

90 (Al-Balad) Sure
1 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ
İngilizce

And thou art a freeman of this City

turkish

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun

90 (Al-Balad) Sure
2 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ
İngilizce

And (the mystic ties of) parent and child

turkish

Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki

90 (Al-Balad) Sure
3 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِی كَبَدٍ
İngilizce

Verily We have created man into toil and struggle

turkish

İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık

90 (Al-Balad) Sure
4 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَحۡسَبُ أَن لَّن یَقۡدِرَ عَلَیۡهِ أَحَدࣱ
İngilizce

Thinketh he, that none hath power over him

turkish

İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor

90 (Al-Balad) Sure
5 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰا لُّبَدًا
İngilizce

He may say (boastfully); Wealth have I squandered in abundance

turkish

Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor

90 (Al-Balad) Sure
6 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَحۡسَبُ أَن لَّمۡ یَرَهُۥۤ أَحَدٌ
İngilizce

Thinketh he that none beholdeth him

turkish

O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor

90 (Al-Balad) Sure
7 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَیۡنَیۡنِ
İngilizce

Have We not made for him a pair of eyes

turkish

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi

90 (Al-Balad) Sure
8 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِسَانࣰا وَشَفَتَیۡنِ
İngilizce

And a tongue, and a pair of lips

turkish

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi

90 (Al-Balad) Sure
9 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهَدَیۡنَـٰهُ ٱلنَّجۡدَیۡنِ
İngilizce

And shown him the two highways

turkish

Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi

90 (Al-Balad) Sure
10 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ
İngilizce

But he hath made no haste on the path that is steep

turkish

Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi

90 (Al-Balad) Sure
11 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ
İngilizce

And what will explain to thee the path that is steep

turkish

O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin

90 (Al-Balad) Sure
12 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكُّ رَقَبَةٍ
İngilizce

(It is:) freeing the bondman

turkish

O geçit, bir köle ve esir azadetmek

90 (Al-Balad) Sure
13 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ إِطۡعَـٰمࣱ فِی یَوۡمࣲ ذِی مَسۡغَبَةࣲ
İngilizce

Or the giving of food in a day of privation

turkish

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır

90 (Al-Balad) Sure
14 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَتِیمࣰا ذَا مَقۡرَبَةٍ
İngilizce

To the orphan with claims of relationship

turkish

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır

90 (Al-Balad) Sure
15 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ مِسۡكِینࣰا ذَا مَتۡرَبَةࣲ
İngilizce

Or to the indigent (down) in the dust

turkish

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır

90 (Al-Balad) Sure
16 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوۡا۟ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡا۟ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ
İngilizce

Then will he be of those who believe, and enjoin patience, (constancy, and self-restraint), and enjoin deeds of kindness and compassion

turkish

Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır

90 (Al-Balad) Sure
17 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَیۡمَنَةِ
İngilizce

Such are the Companions of the Right Hand

turkish

İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir

90 (Al-Balad) Sure
18 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡءَمَةِ
İngilizce

But those who reject Our Signs, they are the (unhappy) Companions of the Left Hand

turkish

Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir

90 (Al-Balad) Sure
19 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَیۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢ
İngilizce

On them will be Fire vaulted over (all round)

turkish

Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır

90 (Al-Balad) Sure
20 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا
İngilizce

By the Sun and his (glorious) splendour

turkish

Güneşe ve onun ışığına

91 (Ash-Shams) Sure
1 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا
İngilizce

By the Moon as she follows him

turkish

Ardından gelmekte olan aya

91 (Ash-Shams) Sure
2 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا
İngilizce

By the Day as it shows up (the Sun's) glory

turkish

Onu ortaya koyan gündüze

91 (Ash-Shams) Sure
3 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا یَغۡشَىٰهَا
İngilizce

By the Night as it conceals it

turkish

Onu bürüyen geceye

91 (Ash-Shams) Sure
4 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءِ وَمَا بَنَىٰهَا
İngilizce

By the Firmament and its (wonderful) structure

turkish

Göğe ve onu yapana

91 (Ash-Shams) Sure
5 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا
İngilizce

By the Earth and its (wide) expanse

turkish

Yere ve onu yayana

91 (Ash-Shams) Sure
6 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَفۡسࣲ وَمَا سَوَّىٰهَا
İngilizce

By the Soul, and the proportion and order given to it

turkish

Kişiye ve onu şekillendirene

91 (Ash-Shams) Sure
7 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا
İngilizce

And its enlightenment as to its wrong and its right

turkish

Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki

91 (Ash-Shams) Sure
8 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا
İngilizce

Truly he succeeds that purifies it

turkish

Kendini arıtan saadete ermiştir

91 (Ash-Shams) Sure
9 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا
İngilizce

And he fails that corrupts it

turkish

Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır

91 (Ash-Shams) Sure
10 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَاۤ
İngilizce

The Thamud (people) rejected (their prophet) through their inordinate wrong-doing

turkish

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı

91 (Ash-Shams) Sure
11 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا
İngilizce

Behold, the most wicked man among them was deputed (for impiety)

turkish

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı

91 (Ash-Shams) Sure
12 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡیَـٰهَا
İngilizce

But the Messenger of Allah said to them: "It is a She-camel of Allah! And (bar her not from) having her drink

turkish

Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti

91 (Ash-Shams) Sure
13 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَیۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا
İngilizce

Then they rejected him (as a false prophet), and they hamstrung her. So their Lord, on account of their crime, obliterated their traces and made them equal (in destruction, high and low)

turkish

Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları

91 (Ash-Shams) Sure
14 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَخَافُ عُقۡبَـٰهَا
İngilizce

And for Him is no fear of its consequences

turkish

Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur

91 (Ash-Shams) Sure
15 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا یَغۡشَىٰ
İngilizce

By the Night as it conceals (the light)

turkish

Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun

92 (Al-Lail) Sure
1 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
İngilizce

By the Day as it appears in glory

turkish

Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun

92 (Al-Lail) Sure
2 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰۤ
İngilizce

By (the mystery of) the creation of male and female

turkish

Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki

92 (Al-Lail) Sure
3 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ سَعۡیَكُمۡ لَشَتَّىٰ
İngilizce

Verily, (the ends) ye strive for are diverse

turkish

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir

92 (Al-Lail) Sure
4 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
İngilizce

So he who gives (in charity) and fears (Allah)

turkish

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
5 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
İngilizce

And (in all sincerity) testifies to the best

turkish

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
6 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَنُیَسِّرُهُۥ لِلۡیُسۡرَىٰ
İngilizce

We will indeed make smooth for him the path to Bliss

turkish

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
7 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ
İngilizce

But he who is a greedy miser and thinks himself self-sufficient

turkish

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
8 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
İngilizce

And gives the lie to the best

turkish

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
9 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَنُیَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ
İngilizce

We will indeed make smooth for him the path to Misery

turkish

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

92 (Al-Lail) Sure
10 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یُغۡنِی عَنۡهُ مَالُهُۥۤ إِذَا تَرَدَّىٰۤ
İngilizce

Nor will his wealth profit him when he falls headlong (into the Pit)

turkish

O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez

92 (Al-Lail) Sure
11 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ عَلَیۡنَا لَلۡهُدَىٰ
İngilizce

Verily We take upon Ourselves to guide

turkish

Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir

92 (Al-Lail) Sure
12 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَنَا لَلۡءَاخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ
İngilizce

And verily unto Us (belong) the End and the Beginning

turkish

Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir

92 (Al-Lail) Sure
13 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارࣰا تَلَظَّىٰ
İngilizce

Therefore do I warn you of a Fire blazing fiercely

turkish

Sizi alevler saçan ateşle uyardım

92 (Al-Lail) Sure
14 Ayet
595 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَصۡلَىٰهَاۤ إِلَّا ٱلۡأَشۡقَى
İngilizce

None shall reach it but those most unfortunate ones

turkish

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz

92 (Al-Lail) Sure
15 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
İngilizce

Who give the lie to Truth and turn their backs

turkish

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz

92 (Al-Lail) Sure
16 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسَیُجَنَّبُهَا ٱلۡأَتۡقَى
İngilizce

But those most devoted to Allah shall be removed far from it

turkish

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

92 (Al-Lail) Sure
17 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی یُؤۡتِی مَالَهُۥ یَتَزَكَّىٰ
İngilizce

Those who spend their wealth for increase in self-purification

turkish

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

92 (Al-Lail) Sure
18 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعۡمَةࣲ تُجۡزَىٰۤ
İngilizce

And have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return

turkish

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır

92 (Al-Lail) Sure
19 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱبۡتِغَاۤءَ وَجۡهِ رَبِّهِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
İngilizce

But only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High

turkish

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır

92 (Al-Lail) Sure
20 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَسَوۡفَ یَرۡضَىٰ
İngilizce

And soon will they attain (complete) satisfaction

turkish

Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır

92 (Al-Lail) Sure
21 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلضُّحَىٰ
İngilizce

By the Glorious Morning Light

turkish

Kuşluk vaktine and olsun

93 (Ad-Duha) Sure
1 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا سَجَىٰ
İngilizce

And by the Night when it is still

turkish

Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki

93 (Ad-Duha) Sure
2 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ
İngilizce

Thy Guardian-Lord hath not forsaken thee, nor is He displeased

turkish

Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı

93 (Ad-Duha) Sure
3 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَلۡءَاخِرَةُ خَیۡرࣱ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ
İngilizce

And verily the Hereafter will be better for thee than the present

turkish

Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır

93 (Ad-Duha) Sure
4 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَسَوۡفَ یُعۡطِیكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰۤ
İngilizce

And soon will thy Guardian-Lord give thee (that wherewith) thou shalt be well-pleased

turkish

Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın

93 (Ad-Duha) Sure
5 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَجِدۡكَ یَتِیمࣰا فَءَاوَىٰ
İngilizce

Did He not find thee an orphan and give thee shelter (and care)

turkish

Seni öksüz bulup da barındırmadı mı

93 (Ad-Duha) Sure
6 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَجَدَكَ ضَاۤلࣰّا فَهَدَىٰ
İngilizce

And He found thee wandering, and He gave thee guidance

turkish

Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi

93 (Ad-Duha) Sure
7 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَجَدَكَ عَاۤئِلࣰا فَأَغۡنَىٰ
İngilizce

And He found thee in need, and made thee independent

turkish

Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi

93 (Ad-Duha) Sure
8 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا ٱلۡیَتِیمَ فَلَا تَقۡهَرۡ
İngilizce

Therefore, treat not the orphan with harshness

turkish

Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme

93 (Ad-Duha) Sure
9 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا ٱلسَّاۤئِلَ فَلَا تَنۡهَرۡ
İngilizce

Nor repulse the petitioner (unheard)

turkish

Ve sakın bir şey isteyeni azarlama

93 (Ad-Duha) Sure
10 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ
İngilizce

But the bounty of the Lord - rehearse and proclaim

turkish

Yalnızca Rabbinin nimetini anlat

93 (Ad-Duha) Sure
11 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ
İngilizce

Have We not expanded thee thy breast

turkish

Senin gönlünü açmadık mı

94 (Ash-Sharh) Sure
1 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ
İngilizce

And removed from thee thy burden

turkish

Belini büken yükünü üzerinden almadık mı

94 (Ash-Sharh) Sure
2 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِیۤ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ
İngilizce

The which did gall thy back

turkish

Belini büken yükünü üzerinden almadık mı

94 (Ash-Sharh) Sure
3 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ
İngilizce

And raised high the esteem (in which) thou (art held)

turkish

Senin şanını yükseltmedik mi

94 (Ash-Sharh) Sure
4 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ یُسۡرًا
İngilizce

So, verily, with every difficulty, there is relief

turkish

Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır

94 (Ash-Sharh) Sure
5 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ یُسۡرࣰا
İngilizce

Verily, with every difficulty there is relief

turkish

Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır

94 (Ash-Sharh) Sure
6 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ
İngilizce

Therefore, when thou art free (from thine immediate task), still labour hard

turkish

Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş

94 (Ash-Sharh) Sure
7 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب
İngilizce

And to thy Lord turn (all) thy attention

turkish

Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste

94 (Ash-Sharh) Sure
8 Ayet
596 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلتِّینِ وَٱلزَّیۡتُونِ
İngilizce

By the Fig and the Olive

turkish

İncir ve zeytine and olsun

95 (At-Tin) Sure
1 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَطُورِ سِینِینَ
İngilizce

And the Mount of Sinai

turkish

And olsun Sina dağına

95 (At-Tin) Sure
2 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِینِ
İngilizce

And this City of security

turkish

And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki

95 (At-Tin) Sure
3 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِیۤ أَحۡسَنِ تَقۡوِیمࣲ
İngilizce

We have indeed created man in the best of moulds

turkish

Biz insanı en güzel şekilde yarattık

95 (At-Tin) Sure
4 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِینَ
İngilizce

Then do We abase him (to be) the lowest of the low

turkish

Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık

95 (At-Tin) Sure
5 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَیۡرُ مَمۡنُونࣲ
İngilizce

Except such as believe and do righteous deeds: For they shall have a reward unfailing

turkish

Yalnız, inanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır

95 (At-Tin) Sure
6 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا یُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّینِ
İngilizce

Then what can, after this, contradict thee, as to the judgment (to come)

turkish

Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir

95 (At-Tin) Sure
7 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَیۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِینَ
İngilizce

Is not Allah the wisest of judges

turkish

Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir

95 (At-Tin) Sure
8 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِی خَلَقَ
İngilizce

Proclaim! (or read!) in the name of thy Lord and Cherisher, Who created

turkish

Yaratan Rabbinin adıyla oku

96 (Al-Alaq) Sure
1 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِنۡ عَلَقٍ
İngilizce

Created man, out of a (mere) clot of congealed blood

turkish

O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı

96 (Al-Alaq) Sure
2 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱقۡرَأۡ وَرَبُّكَ ٱلۡأَكۡرَمُ
İngilizce

Proclaim! And thy Lord is Most Bountiful

turkish

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

96 (Al-Alaq) Sure
3 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی عَلَّمَ بِٱلۡقَلَمِ
İngilizce

He Who taught (the use of) the pen

turkish

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

96 (Al-Alaq) Sure
4 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَّمَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مَا لَمۡ یَعۡلَمۡ
İngilizce

Taught man that which he knew not

turkish

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

96 (Al-Alaq) Sure
5 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَیَطۡغَىٰۤ
İngilizce

Nay, but man doth transgress all bounds

turkish

Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder

96 (Al-Alaq) Sure
6 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن رَّءَاهُ ٱسۡتَغۡنَىٰۤ
İngilizce

In that he looketh upon himself as self-sufficient

turkish

Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder

96 (Al-Alaq) Sure
7 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجۡعَىٰۤ
İngilizce

Verily, to thy Lord is the return (of all)

turkish

Dönüş şüphesiz Rabbinedir

96 (Al-Alaq) Sure
8 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَرَءَیۡتَ ٱلَّذِی یَنۡهَىٰ
İngilizce

Seest thou one who forbids

turkish

Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü

96 (Al-Alaq) Sure
9 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰۤ
İngilizce

A votary when he (turns) to pray

turkish

Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü

96 (Al-Alaq) Sure
10 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَرَءَیۡتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلۡهُدَىٰۤ
İngilizce

Seest thou if he is on (the road of) Guidance

turkish

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

96 (Al-Alaq) Sure
11 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ أَمَرَ بِٱلتَّقۡوَىٰۤ
İngilizce

Or enjoins Righteousness

turkish

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

96 (Al-Alaq) Sure
12 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَرَءَیۡتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰۤ
İngilizce

Seest thou if he denies (Truth) and turns away

turkish

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

96 (Al-Alaq) Sure
13 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَعۡلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ یَرَىٰ
İngilizce

Knoweth he not that Allah doth see

turkish

Allah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi

96 (Al-Alaq) Sure
14 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا لَئِن لَّمۡ یَنتَهِ لَنَسۡفَعَۢا بِٱلنَّاصِیَةِ
İngilizce

Let him beware! If he desist not, We will drag him by the forelock

turkish

Ama bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden

96 (Al-Alaq) Sure
15 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَاصِیَةࣲ كَـٰذِبَةٍ خَاطِئَةࣲ
İngilizce

A lying, sinful forelock

turkish

Yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz

96 (Al-Alaq) Sure
16 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلۡیَدۡعُ نَادِیَهُۥ
İngilizce

Then, let him call (for help) to his council (of comrades)

turkish

O zaman, kafadarlarını çağırsın

96 (Al-Alaq) Sure
17 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَنَدۡعُ ٱلزَّبَانِیَةَ
İngilizce

We will call on the angels of punishment (to deal with him)

turkish

Biz de zebanileri çağıracağız

96 (Al-Alaq) Sure
18 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا لَا تُطِعۡهُ وَ̅ٱ̅سۡ̅جُ̅دۡ̅ وَٱقۡتَرِب ۩
İngilizce

Nay, heed him not: But bow down in adoration, and bring thyself the closer (to Allah)

turkish

Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş

96 (Al-Alaq) Sure
19 Ayet
597 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنزَلۡنَـٰهُ فِی لَیۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ
İngilizce

We have indeed revealed this (Message) in the Night of Power

turkish

Doğrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmişizdir

97 (Al-Qadr) Sure
1 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا لَیۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ
İngilizce

And what will explain to thee what the night of power is

turkish

Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin

97 (Al-Qadr) Sure
2 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَیۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَیۡرࣱ مِّنۡ أَلۡفِ شَهۡرࣲ
İngilizce

The Night of Power is better than a thousand months

turkish

Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

97 (Al-Qadr) Sure
3 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِیهَا بِإِذۡنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمۡرࣲ
İngilizce

Therein come down the angels and the Spirit by Allah's permission, on every errand

turkish

Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler

97 (Al-Qadr) Sure
4 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ هِیَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ
İngilizce

Peace!... This until the rise of morn

turkish

O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir

97 (Al-Qadr) Sure
5 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَمۡ یَكُنِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ وَٱلۡمُشۡرِكِینَ مُنفَكِّینَ حَتَّىٰ تَأۡتِیَهُمُ ٱلۡبَیِّنَةُ
İngilizce

Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence

turkish

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi

98 (Al-Bayyinah) Sure
1 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَسُولࣱ مِّنَ ٱللَّهِ یَتۡلُوا۟ صُحُفࣰا مُّطَهَّرَةࣰ
İngilizce

An messenger from Allah, rehearsing scriptures kept pure and holy

turkish

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi

98 (Al-Bayyinah) Sure
2 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهَا كُتُبࣱ قَیِّمَةࣱ
İngilizce

Wherein are laws (or decrees) right and straight

turkish

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi

98 (Al-Bayyinah) Sure
3 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَفَرَّقَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَاۤءَتۡهُمُ ٱلۡبَیِّنَةُ
İngilizce

Nor did the People of the Book make schisms, until after there came to them Clear Evidence

turkish

Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler

98 (Al-Bayyinah) Sure
4 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أُمِرُوۤا۟ إِلَّا لِیَعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخۡلِصِینَ لَهُ ٱلدِّینَ حُنَفَاۤءَ وَیُقِیمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَیُؤۡتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَۚ وَذَ ٰلِكَ دِینُ ٱلۡقَیِّمَةِ
İngilizce

And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); to establish regular prayer; and to practise regular charity; and that is the Religion Right and Straight

turkish

Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur

98 (Al-Bayyinah) Sure
5 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ وَٱلۡمُشۡرِكِینَ فِی نَارِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِینَ فِیهَاۤۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ هُمۡ شَرُّ ٱلۡبَرِیَّةِ
İngilizce

Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, will be in Hell-Fire, to dwell therein (for aye). They are the worst of creatures

turkish

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler

98 (Al-Bayyinah) Sure
6 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أُو۟لَـٰۤئِكَ هُمۡ خَیۡرُ ٱلۡبَرِیَّةِ
İngilizce

Those who have faith and do righteous deeds,- they are the best of creatures

turkish

Fakat, inanıp yararlı iş işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler

98 (Al-Bayyinah) Sure
7 Ayet
598 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤؤُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتُ عَدۡنࣲ تَجۡرِی مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِینَ فِیهَاۤ أَبَدࣰاۖ رَّضِیَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُوا۟ عَنۡهُۚ ذَ ٰلِكَ لِمَنۡ خَشِیَ رَبَّهُۥ
İngilizce

Their reward is with Allah: Gardens of Eternity, beneath which rivers flow; they will dwell therein for ever; Allah well pleased with them, and they with Him: all this for such as fear their Lord and Cherisher

turkish

Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir

98 (Al-Bayyinah) Sure
8 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا زُلۡزِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ زِلۡزَالَهَا
İngilizce

When the earth is shaken to her (utmost) convulsion

turkish

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman

99 (Az-Zalzalah) Sure
1 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَخۡرَجَتِ ٱلۡأَرۡضُ أَثۡقَالَهَا
İngilizce

And the earth throws up her burdens (from within)

turkish

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman

99 (Az-Zalzalah) Sure
2 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا لَهَا
İngilizce

And man cries (distressed): 'What is the matter with her

turkish

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman

99 (Az-Zalzalah) Sure
3 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَئِذࣲ تُحَدِّثُ أَخۡبَارَهَا
İngilizce

On that Day will she declare her tidings

turkish

İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır

99 (Az-Zalzalah) Sure
4 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَنَّ رَبَّكَ أَوۡحَىٰ لَهَا
İngilizce

For that thy Lord will have given her inspiration

turkish

İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır

99 (Az-Zalzalah) Sure
5 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَئِذࣲ یَصۡدُرُ ٱلنَّاسُ أَشۡتَاتࣰا لِّیُرَوۡا۟ أَعۡمَـٰلَهُمۡ
İngilizce

On that Day will men proceed in companies sorted out, to be shown the deeds that they (had done)

turkish

O gün insanlar işlerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük dönerler

99 (Az-Zalzalah) Sure
6 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن یَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ خَیۡرࣰا یَرَهُۥ
İngilizce

Then shall anyone who has done an atom's weight of good, see it

turkish

Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür

99 (Az-Zalzalah) Sure
7 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن یَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةࣲ شَرࣰّا یَرَهُۥ
İngilizce

And anyone who has done an atom's weight of evil, shall see it

turkish

Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür

99 (Az-Zalzalah) Sure
8 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡعَـٰدِیَـٰتِ ضَبۡحࣰا
İngilizce

By the (Steeds) that run, with panting (breath)

turkish

And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara

100 (Al-Adiyat) Sure
1 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُورِیَـٰتِ قَدۡحࣰا
İngilizce

And strike sparks of fire

turkish

And olsun kıvılcımlar saçanlara

100 (Al-Adiyat) Sure
2 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُغِیرَ ٰتِ صُبۡحࣰا
İngilizce

And push home the charge in the morning

turkish

Sabah sabah akına çıkanlara

100 (Al-Adiyat) Sure
3 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَثَرۡنَ بِهِۦ نَقۡعࣰا
İngilizce

And raise the dust in clouds the while

turkish

Ve tozu dumana katanlara

100 (Al-Adiyat) Sure
4 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَسَطۡنَ بِهِۦ جَمۡعًا
İngilizce

And penetrate forthwith into the midst (of the foe) en masse

turkish

Düşman topluluğunun içine dalanlara ki

100 (Al-Adiyat) Sure
5 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودࣱ
İngilizce

Truly man is, to his Lord, ungrateful

turkish

İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür

100 (Al-Adiyat) Sure
6 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَ ٰلِكَ لَشَهِیدࣱ
İngilizce

And to that (fact) he bears witness (by his deeds)

turkish

Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir

100 (Al-Adiyat) Sure
7 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلۡخَیۡرِ لَشَدِیدٌ
İngilizce

And violent is he in his love of wealth

turkish

Gerçekten mala da pek düşkündür

100 (Al-Adiyat) Sure
8 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَفَلَا یَعۡلَمُ إِذَا بُعۡثِرَ مَا فِی ٱلۡقُبُورِ
İngilizce

Does he not know,- when that which is in the graves is scattered abroad

turkish

İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi

100 (Al-Adiyat) Sure
9 Ayet
599 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحُصِّلَ مَا فِی ٱلصُّدُورِ
İngilizce

And that which is (locked up) in (human) breasts is made manifest

turkish

İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi

100 (Al-Adiyat) Sure
10 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمۡ یَوۡمَئِذࣲ لَّخَبِیرُۢ
İngilizce

That their Lord had been Well-acquainted with them, (even to) that Day

turkish

Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır

100 (Al-Adiyat) Sure
11 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلۡقَارِعَةُ
İngilizce

The (Day) of Noise and Clamour

turkish

Gürültü koparacak olan

101 (Al-Qari'ah) Sure
1 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا ٱلۡقَارِعَةُ
İngilizce

What is the (Day) of Noise and Clamour

turkish

Nedir o gürültü koparacak olan

101 (Al-Qari'ah) Sure
2 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡقَارِعَةُ
İngilizce

And what will explain to thee what the (Day) of Noise and Clamour is

turkish

O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin

101 (Al-Qari'ah) Sure
3 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلۡفَرَاشِ ٱلۡمَبۡثُوثِ
İngilizce

(It is) a Day whereon men will be like moths scattered about

turkish

O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler

101 (Al-Qari'ah) Sure
4 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ ٱلۡمَنفُوشِ
İngilizce

And the mountains will be like carded wool

turkish

Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler

101 (Al-Qari'ah) Sure
5 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَ ٰزِینُهُۥ
İngilizce

Then, he whose balance (of good deeds) will be (found) heavy

turkish

Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır

101 (Al-Qari'ah) Sure
6 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَهُوَ فِی عِیشَةࣲ رَّاضِیَةࣲ
İngilizce

Will be in a life of good pleasure and satisfaction

turkish

Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır

101 (Al-Qari'ah) Sure
7 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّا مَنۡ خَفَّتۡ مَوَ ٰزِینُهُۥ
İngilizce

But he whose balance (of good deeds) will be (found) light

turkish

Tartıları hafif gelenler ise

101 (Al-Qari'ah) Sure
8 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأُمُّهُۥ هَاوِیَةࣱ
İngilizce

Will have his home in a (bottomless) Pit

turkish

Onların yeri bir çukurdur

101 (Al-Qari'ah) Sure
9 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا هِیَهۡ
İngilizce

And what will explain to thee what this is

turkish

O çukurun ne olduğunu sen bilir misin

101 (Al-Qari'ah) Sure
10 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَارٌ حَامِیَةُۢ
İngilizce

(It is) a Fire Blazing fiercely

turkish

O, kızgın bir ateştir

101 (Al-Qari'ah) Sure
11 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلۡهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ
İngilizce

The mutual rivalry for piling up (the good things of this world) diverts you (from the more serious things)

turkish

Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz

102 (At-Takathur) Sure
1 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ
İngilizce

Until ye visit the graves

turkish

Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz

102 (At-Takathur) Sure
2 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

But nay, ye soon shall know (the reality)

turkish

Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz

102 (At-Takathur) Sure
3 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

Again, ye soon shall know

turkish

Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz

102 (At-Takathur) Sure
4 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡیَقِینِ
İngilizce

Nay, were ye to know with certainty of mind, (ye would beware)

turkish

Dikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz

102 (At-Takathur) Sure
5 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِیمَ
İngilizce

Ye shall certainly see Hell-Fire

turkish

And olsun ki, cehennemi göreceksiniz

102 (At-Takathur) Sure
6 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَیۡنَ ٱلۡیَقِینِ
İngilizce

Again, ye shall see it with certainty of sight

turkish

And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz

102 (At-Takathur) Sure
7 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَتُسۡءَلُنَّ یَوۡمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

Then, shall ye be questioned that Day about the joy (ye indulged in)

turkish

Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz

102 (At-Takathur) Sure
8 Ayet
600 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡعَصۡرِ
İngilizce

By (the Token of) Time (through the ages)

turkish

İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki

103 (Al-Asr) Sure
1 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِی خُسۡرٍ
İngilizce

Verily Man is in loss

turkish

İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir

103 (Al-Asr) Sure
2 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡا۟ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡا۟ بِٱلصَّبۡرِ
İngilizce

Except such as have Faith, and do righteous deeds, and (join together) in the mutual teaching of Truth, and of Patience and Constancy

turkish

Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır

103 (Al-Asr) Sure
3 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ لِّكُلِّ هُمَزَةࣲ لُّمَزَةٍ
İngilizce

Woe to every (kind of) scandal-monger and-backbiter

turkish

Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline

104 (Al-Humazah) Sure
1 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی جَمَعَ مَالࣰا وَعَدَّدَهُۥ
İngilizce

Who pileth up wealth and layeth it by

turkish

Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline

104 (Al-Humazah) Sure
2 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَحۡسَبُ أَنَّ مَالَهُۥۤ أَخۡلَدَهُۥ
İngilizce

Thinking that his wealth would make him last for ever

turkish

Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır

104 (Al-Humazah) Sure
3 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ لَیُنۢبَذَنَّ فِی ٱلۡحُطَمَةِ
İngilizce

By no means! He will be sure to be thrown into That which Breaks to Pieces

turkish

Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır

104 (Al-Humazah) Sure
4 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحُطَمَةُ
İngilizce

And what will explain to thee That which Breaks to Pieces

turkish

Hutame'nin ne olduğunu sen bilir misin

104 (Al-Humazah) Sure
5 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَارُ ٱللَّهِ ٱلۡمُوقَدَةُ
İngilizce

(It is) the Fire of (the Wrath of) Allah kindled (to a blaze)

turkish

O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir

104 (Al-Humazah) Sure
6 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّتِی تَطَّلِعُ عَلَى ٱلۡأَفۡءِدَةِ
İngilizce

The which doth mount (Right) to the Hearts

turkish

O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir

104 (Al-Humazah) Sure
7 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا عَلَیۡهِم مُّؤۡصَدَةࣱ
İngilizce

It shall be made into a vault over them

turkish

Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır

104 (Al-Humazah) Sure
8 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی عَمَدࣲ مُّمَدَّدَةِۭ
İngilizce

In columns outstretched

turkish

Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır

104 (Al-Humazah) Sure
9 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ كَیۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِیلِ
İngilizce

Seest thou not how thy Lord dealt with the Companions of the Elephant

turkish

Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

105 (Al-Fil) Sure
1 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَجۡعَلۡ كَیۡدَهُمۡ فِی تَضۡلِیلࣲ
İngilizce

Did He not make their treacherous plan go astray

turkish

Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı

105 (Al-Fil) Sure
2 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَرۡسَلَ عَلَیۡهِمۡ طَیۡرًا أَبَابِیلَ
İngilizce

And He sent against them Flights of Birds

turkish

Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi

105 (Al-Fil) Sure
3 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَرۡمِیهِم بِحِجَارَةࣲ مِّن سِجِّیلࣲ
İngilizce

Striking them with stones of baked clay

turkish

Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi

105 (Al-Fil) Sure
4 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفࣲ مَّأۡكُولِۭ
İngilizce

Then did He make them like an empty field of stalks and straw, (of which the corn) has been eaten up

turkish

Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı

105 (Al-Fil) Sure
5 Ayet
601 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِإِیلَـٰفِ قُرَیۡشٍ
İngilizce

For the covenants (of security and safeguard enjoyed) by the Quraish

turkish

Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır

106 (Quraish) Sure
1 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِۦلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَاۤءِ وَٱلصَّیۡفِ
İngilizce

Their covenants (covering) journeys by winter and summer

turkish

Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır

106 (Quraish) Sure
2 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلۡیَعۡبُدُوا۟ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَیۡتِ
İngilizce

Let them adore the Lord of this House

turkish

Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler

106 (Quraish) Sure
3 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِیۤ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعࣲ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ
İngilizce

Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger)

turkish

Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler

106 (Quraish) Sure
4 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَرَءَیۡتَ ٱلَّذِی یُكَذِّبُ بِٱلدِّینِ
İngilizce

Seest thou one who denies the Judgment (to come)

turkish

Dini yalan sayanı gördün mü

107 (Al-Ma'un) Sure
1 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَ ٰلِكَ ٱلَّذِی یَدُعُّ ٱلۡیَتِیمَ
İngilizce

Then such is the (man) who repulses the orphan (with harshness)

turkish

Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur

107 (Al-Ma'un) Sure
2 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِینِ
İngilizce

And encourages not the feeding of the indigent

turkish

Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur

107 (Al-Ma'un) Sure
3 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَیۡلࣱ لِّلۡمُصَلِّینَ
İngilizce

So woe to the worshippers

turkish

Vay o namaz kılanların haline ki

107 (Al-Ma'un) Sure
4 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ عَن صَلَاتِهِمۡ سَاهُونَ
İngilizce

Who are neglectful of their prayers

turkish

Onlar kıldıkları namazdan gafildirler

107 (Al-Ma'un) Sure
5 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ یُرَاۤءُونَ
İngilizce

Those who (want but) to be seen (of men)

turkish

Onlar gösteriş yaparlar

107 (Al-Ma'un) Sure
6 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ
İngilizce

But refuse (to supply) (even) neighbourly needs

turkish

Onlar basit şeyleri dahi vermezler

107 (Al-Ma'un) Sure
7 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَعۡطَیۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ
İngilizce

To thee have We granted the Fount (of Abundance)

turkish

Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir

108 (Al-Kawthar) Sure
1 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ
İngilizce

Therefore to thy Lord turn in Prayer and Sacrifice

turkish

Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes

108 (Al-Kawthar) Sure
2 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ
İngilizce

For he who hateth thee, he will be cut off (from Future Hope)

turkish

Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir

108 (Al-Kawthar) Sure
3 Ayet
602 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡكَـٰفِرُونَ
İngilizce

Say: O ye that reject Faith

turkish

De ki: "Ey inkarcılar

109 (Al-Kafirun) Sure
1 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَاۤ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

I worship not that which ye worship

turkish

Ben sizin taptıklarınıza tapmam

109 (Al-Kafirun) Sure
2 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَاۤ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَاۤ أَعۡبُدُ
İngilizce

Nor will ye worship that which I worship

turkish

Benim taptığıma da sizler tapmazsınız

109 (Al-Kafirun) Sure
3 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَاۤ أَنَا۠ عَابِدࣱ مَّا عَبَدتُّمۡ
İngilizce

And I will not worship that which ye have been wont to worship

turkish

Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim

109 (Al-Kafirun) Sure
4 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَاۤ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَاۤ أَعۡبُدُ
İngilizce

Nor will ye worship that which I worship

turkish

Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz

109 (Al-Kafirun) Sure
5 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَكُمۡ دِینُكُمۡ وَلِیَ دِینِ
İngilizce

To you be your Way, and to me mine

turkish

Sizin dininiz size, benim dinim banadır

109 (Al-Kafirun) Sure
6 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا جَاۤءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ
İngilizce

When comes the Help of Allah, and Victory

turkish

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir

110 (An-Nasr) Sure
1 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَرَأَیۡتَ ٱلنَّاسَ یَدۡخُلُونَ فِی دِینِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجࣰا
İngilizce

And thou dost see the people enter Allah's Religion in crowds

turkish

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir

110 (An-Nasr) Sure
2 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُۚ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابَۢا
İngilizce

Celebrate the praises of thy Lord, and pray for His Forgiveness: For He is Oft-Returning (in Grace and Mercy)

turkish

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir

110 (An-Nasr) Sure
3 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَبَّتۡ یَدَاۤ أَبِی لَهَبࣲ وَتَبَّ
İngilizce

Perish the hands of the Father of Flame! Perish he

turkish

Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da

111 (Al-Masad) Sure
1 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُۥ وَمَا كَسَبَ
İngilizce

No profit to him from all his wealth, and all his gains

turkish

Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi

111 (Al-Masad) Sure
2 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَصۡلَىٰ نَارࣰا ذَاتَ لَهَبࣲ
İngilizce

Burnt soon will he be in a Fire of Blazing Flame

turkish

Alevli ateşe yaslanacaktır

111 (Al-Masad) Sure
3 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱمۡرَأَتُهُۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ
İngilizce

His wife shall carry the (crackling) wood - As fuel

turkish

Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır

111 (Al-Masad) Sure
4 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جِیدِهَا حَبۡلࣱ مِّن مَّسَدِۭ
İngilizce

A twisted rope of palm-leaf fibre round her (own) neck

turkish

Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır

111 (Al-Masad) Sure
5 Ayet
603 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ
İngilizce

Say: He is Allah, the One and Only

turkish

De ki: O Allah bir tektir

112 (Al-Ikhlas) Sure
1 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ
İngilizce

Allah, the Eternal, Absolute

turkish

Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır

112 (Al-Ikhlas) Sure
2 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَمۡ یَلِدۡ وَلَمۡ یُولَدۡ
İngilizce

He begetteth not, nor is He begotten

turkish

O doğurmamış ve doğmamıştır

112 (Al-Ikhlas) Sure
3 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمۡ یَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ
İngilizce

And there is none like unto Him

turkish

Hiçbir şey O'na denk değildir

112 (Al-Ikhlas) Sure
4 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ
İngilizce

Say: I seek refuge with the Lord of the Dawn

turkish

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım

113 (Al-Falaq) Sure
1 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
İngilizce

From the mischief of created things

turkish

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım

113 (Al-Falaq) Sure
2 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
İngilizce

From the mischief of Darkness as it overspreads

turkish

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım

113 (Al-Falaq) Sure
3 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِی ٱلۡعُقَدِ
İngilizce

From the mischief of those who practise secret arts

turkish

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım

113 (Al-Falaq) Sure
4 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
İngilizce

And from the mischief of the envious one as he practises envy

turkish

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım

113 (Al-Falaq) Sure
5 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ
İngilizce

Say: I seek refuge with the Lord and Cherisher of Mankind

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
1 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَلِكِ ٱلنَّاسِ
İngilizce

The King (or Ruler) of Mankind

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
2 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ
İngilizce

The god (or judge) of Mankind

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
3 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ
İngilizce

From the mischief of the Whisperer (of Evil), who withdraws (after his whisper)

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
4 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی یُوَسۡوِسُ فِی صُدُورِ ٱلنَّاسِ
İngilizce

(The same) who whispers into the hearts of Mankind

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
5 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ
İngilizce

Among Jinns and among men

turkish

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım

114 (An-Nas) Sure
6 Ayet
604 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri