Al-Hijr

۞ الۤرۚ تِلۡكَ ءَایَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ وَقُرۡءَانࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

L. R. These are the Ayats of Revelation,- of a Qur'an that makes things clear

turkish

Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir

15 (Al-Hijr) Sure
1 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رُّبَمَا یَوَدُّ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَوۡ كَانُوا۟ مُسۡلِمِینَ
İngilizce

Again and again will those who disbelieve, wish that they had bowed (to Allah's will) in Islam

turkish

İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır

15 (Al-Hijr) Sure
2 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَرۡهُمۡ یَأۡكُلُوا۟ وَیَتَمَتَّعُوا۟ وَیُلۡهِهِمُ ٱلۡأَمَلُۖ فَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Leave them alone, to enjoy (the good things of this life) and to please themselves: let (false) hope amuse them: soon will knowledge (undeceive them)

turkish

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler

15 (Al-Hijr) Sure
3 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡیَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابࣱ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

Never did We destroy a population that had not a term decreed and assigned beforehand

turkish

Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır

15 (Al-Hijr) Sure
4 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا یَسۡتَءۡخِرُونَ
İngilizce

Neither can a people anticipate its term, nor delay it

turkish

Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de

15 (Al-Hijr) Sure
5 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلَّذِی نُزِّلَ عَلَیۡهِ ٱلذِّكۡرُ إِنَّكَ لَمَجۡنُونࣱ
İngilizce

They say: "O thou to whom the Message is being revealed! truly thou art mad (or possessed)

turkish

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
6 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّوۡ مَا تَأۡتِینَا بِٱلۡمَلَـٰۤئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ
İngilizce

Why bringest thou not angels to us if it be that thou hast the Truth

turkish

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
7 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا نُنَزِّلُ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةَ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَمَا كَانُوۤا۟ إِذࣰا مُّنظَرِینَ
İngilizce

We send not the angels down except for just cause: if they came (to the ungodly), behold! no respite would they have

turkish

Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar

15 (Al-Hijr) Sure
8 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَـٰفِظُونَ
İngilizce

We have, without doubt, sent down the Message; and We will assuredly guard it (from corruption)

turkish

Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz

15 (Al-Hijr) Sure
9 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِی شِیَعِ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

We did send messengers before thee amongst the religious sects of old

turkish

And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik

15 (Al-Hijr) Sure
10 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَأۡتِیهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

But never came a messenger to them but they mocked him

turkish

Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı

15 (Al-Hijr) Sure
11 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ نَسۡلُكُهُۥ فِی قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Even so do we let it creep into the hearts of the sinners

turkish

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır

15 (Al-Hijr) Sure
12 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَقَدۡ خَلَتۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

That they should not believe in the (Message); but the ways of the ancients have passed away

turkish

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır

15 (Al-Hijr) Sure
13 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ فَتَحۡنَا عَلَیۡهِم بَابࣰا مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ فَظَلُّوا۟ فِیهِ یَعۡرُجُونَ
İngilizce

Even if We opened out to them a gate from heaven, and they were to continue (all day) ascending therein

turkish

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler

15 (Al-Hijr) Sure
14 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَالُوۤا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَـٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمࣱ مَّسۡحُورُونَ
İngilizce

They would only say: "Our eyes have been intoxicated: Nay, we have been bewitched by sorcery

turkish

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler

15 (Al-Hijr) Sure
15 Ayet
262 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِی ٱلسَّمَاۤءِ بُرُوجࣰا وَزَیَّنَّـٰهَا لِلنَّـٰظِرِینَ
İngilizce

It is We Who have set out the zodiacal signs in the heavens, and made them fair-seeming to (all) beholders

turkish

And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık

15 (Al-Hijr) Sure
16 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَفِظۡنَـٰهَا مِن كُلِّ شَیۡطَـٰنࣲ رَّجِیمٍ
İngilizce

And (moreover) We have guarded them from every cursed devil

turkish

Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk

15 (Al-Hijr) Sure
17 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

But any that gains a hearing by stealth, is pursued by a flaming fire, bright (to see)

turkish

Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar

15 (Al-Hijr) Sure
18 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَـٰهَا وَأَلۡقَیۡنَا فِیهَا رَوَ ٰسِیَ وَأَنۢبَتۡنَا فِیهَا مِن كُلِّ شَیۡءࣲ مَّوۡزُونࣲ
İngilizce

And the earth We have spread out (like a carpet); set thereon mountains firm and immovable; and produced therein all kinds of things in due balance

turkish

Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik

15 (Al-Hijr) Sure
19 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِیهَا مَعَـٰیِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَ ٰزِقِینَ
İngilizce

And We have provided therein means of subsistence,- for you and for those for whose sustenance ye are not responsible

turkish

Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik

15 (Al-Hijr) Sure
20 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن مِّن شَیۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَاۤئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥۤ إِلَّا بِقَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

And there is not a thing but its (sources and) treasures (inexhaustible) are with Us; but We only send down thereof in due and ascertainable measures

turkish

Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz

15 (Al-Hijr) Sure
21 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّیَـٰحَ لَوَ ٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءࣰ فَأَسۡقَیۡنَـٰكُمُوهُ وَمَاۤ أَنتُمۡ لَهُۥ بِخَـٰزِنِینَ
İngilizce

And We send the fecundating winds, then cause the rain to descend from the sky, therewith providing you with water (in abundance), though ye are not the guardians of its stores

turkish

Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız

15 (Al-Hijr) Sure
22 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡیِۦ وَنُمِیتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَ ٰرِثُونَ
İngilizce

And verily, it is We Who give life, and Who give death: it is We Who remain inheritors (after all else passes away)

turkish

Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız

15 (Al-Hijr) Sure
23 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِینَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَءۡخِرِینَ
İngilizce

To Us are known those of you who hasten forward, and those who lag behind

turkish

And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz

15 (Al-Hijr) Sure
24 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ یَحۡشُرُهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِیمٌ عَلِیمࣱ
İngilizce

Assuredly it is thy Lord Who will gather them together: for He is perfect in Wisdom and Knowledge

turkish

Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir

15 (Al-Hijr) Sure
25 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
İngilizce

We created man from sounding clay, from mud moulded into shape

turkish

And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık

15 (Al-Hijr) Sure
26 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡجَاۤنَّ خَلَقۡنَـٰهُ مِن قَبۡلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
İngilizce

And the Jinn race, We had created before, from the fire of a scorching wind

turkish

Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık

15 (Al-Hijr) Sure
27 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰۤئِكَةِ إِنِّی خَـٰلِقُۢ بَشَرࣰا مِّن صَلۡصَـٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
İngilizce

Behold! thy Lord said to the angels: "I am about to create man, from sounding clay from mud moulded into shape

turkish

Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti

15 (Al-Hijr) Sure
28 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا سَوَّیۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِیهِ مِن رُّوحِی فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَـٰجِدِینَ
İngilizce

When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him

turkish

Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti

15 (Al-Hijr) Sure
29 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
İngilizce

So the angels prostrated themselves, all of them together

turkish

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi

15 (Al-Hijr) Sure
30 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ إِبۡلِیسَ أَبَىٰۤ أَن یَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِینَ
İngilizce

Not so Iblis: he refused to be among those who prostrated themselves

turkish

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi

15 (Al-Hijr) Sure
31 Ayet
263 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ یَـٰۤإِبۡلِیسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِینَ
İngilizce

(Allah) said: "O Iblis! what is your reason for not being among those who prostrated themselves

turkish

Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
32 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَمۡ أَكُن لِّأَسۡجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقۡتَهُۥ مِن صَلۡصَـٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ
İngilizce

(Iblis) said: "I am not one to prostrate myself to man, whom Thou didst create from sounding clay, from mud moulded into shape

turkish

O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
33 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِیمࣱ
İngilizce

(Allah) said: "Then get thee out from here; for thou art rejected, accursed

turkish

Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
34 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ عَلَیۡكَ ٱللَّعۡنَةَ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And the curse shall be on thee till the day of Judgment

turkish

Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
35 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِیۤ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

(Iblis) said: "O my Lord! give me then respite till the Day the (dead) are raised

turkish

Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
36 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِینَ
İngilizce

(Allah) said: "Respite is granted thee

turkish

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
37 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ
İngilizce

Till the Day of the Time appointed

turkish

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
38 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ بِمَاۤ أَغۡوَیۡتَنِی لَأُزَیِّنَنَّ لَهُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِیَنَّهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

(Iblis) said: "O my Lord! because Thou hast put me in the wrong, I will make (wrong) fair-seeming to them on the earth, and I will put them all in the wrong

turkish

Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
39 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except Thy servants among them, sincere and purified (by Thy Grace)

turkish

Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
40 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَـٰذَا صِرَ ٰطٌ عَلَیَّ مُسۡتَقِیمٌ
İngilizce

(Allah) said: "This (way of My sincere servants) is indeed a way that leads straight to Me

turkish

Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır

15 (Al-Hijr) Sure
41 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ عِبَادِی لَیۡسَ لَكَ عَلَیۡهِمۡ سُلۡطَـٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡغَاوِینَ
İngilizce

For over My servants no authority shalt thou have, except such as put themselves in the wrong and follow thee

turkish

Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır

15 (Al-Hijr) Sure
42 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوۡعِدُهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

And verily, Hell is the promised abode for them all

turkish

Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir

15 (Al-Hijr) Sure
43 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهَا سَبۡعَةُ أَبۡوَ ٰبࣲ لِّكُلِّ بَابࣲ مِّنۡهُمۡ جُزۡءࣱ مَّقۡسُومٌ
İngilizce

To it are seven gates: for each of those gates is a (special) class (of sinners) assigned

turkish

O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır

15 (Al-Hijr) Sure
44 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونٍ
İngilizce

The righteous (will be) amid gardens and fountains (of clear-flowing water)

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar

15 (Al-Hijr) Sure
45 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ ءَامِنِینَ
İngilizce

(Their greeting will be): "Enter ye here in peace and security

turkish

Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir

15 (Al-Hijr) Sure
46 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَزَعۡنَا مَا فِی صُدُورِهِم مِّنۡ غِلٍّ إِخۡوَ ٰنًا عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

And We shall remove from their hearts any lurking sense of injury: (they will be) brothers (joyfully) facing each other on thrones (of dignity)

turkish

Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir

15 (Al-Hijr) Sure
47 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَمَسُّهُمۡ فِیهَا نَصَبࣱ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِینَ
İngilizce

There no sense of fatigue shall touch them, nor shall they (ever) be asked to leave

turkish

Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir

15 (Al-Hijr) Sure
48 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ نَبِّئۡ عِبَادِیۤ أَنِّیۤ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

Tell My servants that I am indeed the Oft-forgiving, Most Merciful

turkish

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver

15 (Al-Hijr) Sure
49 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّ عَذَابِی هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِیمُ
İngilizce

And that My Penalty will be indeed the most grievous Penalty

turkish

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver

15 (Al-Hijr) Sure
50 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَیۡفِ إِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

Tell them about the guests of Abraham

turkish

Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat

15 (Al-Hijr) Sure
51 Ayet
264 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ دَخَلُوا۟ عَلَیۡهِ فَقَالُوا۟ سَلَـٰمࣰا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ
İngilizce

When they entered his presence and said, "Peace!" He said, "We feel afraid of you

turkish

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi

15 (Al-Hijr) Sure
52 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰمٍ عَلِیمࣲ
İngilizce

They said: "Fear not! We give thee glad tidings of a son endowed with wisdom

turkish

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi

15 (Al-Hijr) Sure
53 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِی عَلَىٰۤ أَن مَّسَّنِیَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
İngilizce

He said: "Do ye give me glad tidings that old age has seized me? Of what, then, is your good news

turkish

Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince

15 (Al-Hijr) Sure
54 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَشَّرۡنَـٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَـٰنِطِینَ
İngilizce

They said: "We give thee glad tidings in truth: be not then in despair

turkish

Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi

15 (Al-Hijr) Sure
55 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ وَمَن یَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦۤ إِلَّا ٱلضَّاۤلُّونَ
İngilizce

He said: "And who despairs of the mercy of his Lord, but such as go astray

turkish

Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir

15 (Al-Hijr) Sure
56 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَیُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

Abraham said: "What then is the business on which ye (have come), O ye messengers (of Allah)

turkish

Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir

15 (Al-Hijr) Sure
57 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّاۤ أُرۡسِلۡنَاۤ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِینَ
İngilizce

They said: "We have been sent to a people (deep) in sin

turkish

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

15 (Al-Hijr) Sure
58 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Excepting the adherents of Lut: them we are certainly (charged) to save (from harm),- All

turkish

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

15 (Al-Hijr) Sure
59 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَاۤ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَـٰبِرِینَ
İngilizce

Except his wife, who, We have ascertained, will be among those who will lag behind

turkish

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

15 (Al-Hijr) Sure
60 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا جَاۤءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

At length when the messengers arrived among the adherents of Lut

turkish

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
61 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ
İngilizce

He said: "Ye appear to be uncommon folk

turkish

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
62 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَلۡ جِئۡنَـٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِیهِ یَمۡتَرُونَ
İngilizce

They said: "Yea, we have come to thee to accomplish that of which they doubt

turkish

Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
63 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَتَیۡنَـٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ
İngilizce

We have brought to thee that which is inevitably due, and assuredly we tell the truth

turkish

Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
64 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعࣲ مِّنَ ٱلَّیۡلِ وَٱتَّبِعۡ أَدۡبَـٰرَهُمۡ وَلَا یَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدࣱ وَٱمۡضُوا۟ حَیۡثُ تُؤۡمَرُونَ
İngilizce

Then travel by night with thy household, when a portion of the night (yet remains), and do thou bring up the rear: let no one amongst you look back, but pass on whither ye are ordered

turkish

Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
65 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَضَیۡنَاۤ إِلَیۡهِ ذَ ٰلِكَ ٱلۡأَمۡرَ أَنَّ دَابِرَ هَـٰۤؤُلَاۤءِ مَقۡطُوعࣱ مُّصۡبِحِینَ
İngilizce

And We made known this decree to him, that the last remnants of those (sinners) should be cut off by the morning

turkish

Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik

15 (Al-Hijr) Sure
66 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَاۤءَ أَهۡلُ ٱلۡمَدِینَةِ یَسۡتَبۡشِرُونَ
İngilizce

The inhabitants of the city came in (mad) joy (at news of the young men)

turkish

Şehir halkı, sevinerek geldiler

15 (Al-Hijr) Sure
67 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ ضَیۡفِی فَلَا تَفۡضَحُونِ
İngilizce

Lut said: "These are my guests: disgrace me not

turkish

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
68 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ
İngilizce

But fear Allah, and shame me not

turkish

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
69 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ أَوَ لَمۡ نَنۡهَكَ عَنِ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

They said: "Did we not forbid thee (to speak) for all and sundry

turkish

Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler

15 (Al-Hijr) Sure
70 Ayet
265 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَـٰۤؤُلَاۤءِ بَنَاتِیۤ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِینَ
İngilizce

He said: "There are my daughters (to marry), if ye must act (so)

turkish

Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi

15 (Al-Hijr) Sure
71 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَعَمۡرُكَ إِنَّهُمۡ لَفِی سَكۡرَتِهِمۡ یَعۡمَهُونَ
İngilizce

Verily, by thy life (O Prophet), in their wild intoxication, they wander in distraction, to and fro

turkish

Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı

15 (Al-Hijr) Sure
72 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّیۡحَةُ مُشۡرِقِینَ
İngilizce

But the (mighty) Blast overtook them before morning

turkish

Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi

15 (Al-Hijr) Sure
73 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَا عَـٰلِیَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَیۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن سِجِّیلٍ
İngilizce

And We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay

turkish

Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık

15 (Al-Hijr) Sure
74 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَـٰتࣲ لِّلۡمُتَوَسِّمِینَ
İngilizce

Behold! in this are Signs for those who by tokens do understand

turkish

Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır

15 (Al-Hijr) Sure
75 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهَا لَبِسَبِیلࣲ مُّقِیمٍ
İngilizce

And the (cities were) right on the high-road

turkish

O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır

15 (Al-Hijr) Sure
76 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰ لِّلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Behold! in this is a sign for those who believed

turkish

Bunda inananlar için ibret vardır

15 (Al-Hijr) Sure
77 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن كَانَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأَیۡكَةِ لَظَـٰلِمِینَ
İngilizce

And the Companions of the Wood were also wrong-doers

turkish

Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi

15 (Al-Hijr) Sure
78 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

So We exacted retribution from them. They were both on an open highway, plain to see

turkish

Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler

15 (Al-Hijr) Sure
79 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ كَذَّبَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡحِجۡرِ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The Companions of the Rocky Tract also rejected the messengers

turkish

And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı

15 (Al-Hijr) Sure
80 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاتَیۡنَـٰهُمۡ ءَایَـٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنۡهَا مُعۡرِضِینَ
İngilizce

We sent them Our Signs, but they persisted in turning away from them

turkish

Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi

15 (Al-Hijr) Sure
81 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانُوا۟ یَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُیُوتًا ءَامِنِینَ
İngilizce

Out of the mountains did they hew (their) edifices, (feeling themselves) secure

turkish

Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı

15 (Al-Hijr) Sure
82 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّیۡحَةُ مُصۡبِحِینَ
İngilizce

But the (mighty) Blast seized them of a morning

turkish

Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi

15 (Al-Hijr) Sure
83 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَاۤ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُوا۟ یَكۡسِبُونَ
İngilizce

And of no avail to them was all that they did (with such art and care)

turkish

Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı

15 (Al-Hijr) Sure
84 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَاۤ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِیَةࣱۖ فَٱصۡفَحِ ٱلصَّفۡحَ ٱلۡجَمِیلَ
İngilizce

We created not the heavens, the earth, and all between them, but for just ends. And the Hour is surely coming (when this will be manifest). So overlook (any human faults) with gracious forgiveness

turkish

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran

15 (Al-Hijr) Sure
85 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

For verily it is thy Lord who is the Master-Creator, knowing all things

turkish

Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir

15 (Al-Hijr) Sure
86 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَـٰكَ سَبۡعࣰا مِّنَ ٱلۡمَثَانِی وَٱلۡقُرۡءَانَ ٱلۡعَظِیمَ
İngilizce

And We have bestowed upon thee the Seven Oft-repeated (verses) and the Grand Qur'an

turkish

And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik

15 (Al-Hijr) Sure
87 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تَمُدَّنَّ عَیۡنَیۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦۤ أَزۡوَ ٰجࣰا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَیۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Strain not thine eyes. (Wistfully) at what We have bestowed on certain classes of them, nor grieve over them: but lower thy wing (in gentleness) to the believers

turkish

Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al

15 (Al-Hijr) Sure
88 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقُلۡ إِنِّیۤ أَنَا ٱلنَّذِیرُ ٱلۡمُبِینُ
İngilizce

And say: "I am indeed he that warneth openly and without ambiguity

turkish

De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım

15 (Al-Hijr) Sure
89 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَمَاۤ أَنزَلۡنَا عَلَى ٱلۡمُقۡتَسِمِینَ
İngilizce

(Of just such wrath) as We sent down on those who divided (Scripture into arbitrary parts)

turkish

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

15 (Al-Hijr) Sure
90 Ayet
266 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ جَعَلُوا۟ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِینَ
İngilizce

(So also on such) as have made Qur'an into shreds (as they please)

turkish

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

15 (Al-Hijr) Sure
91 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَرَبِّكَ لَنَسۡءَلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Therefore, by the Lord, We will, of a surety, call them to account

turkish

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

15 (Al-Hijr) Sure
92 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَمَّا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ
İngilizce

For all their deeds

turkish

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız

15 (Al-Hijr) Sure
93 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِینَ
İngilizce

Therefore expound openly what thou art commanded, and turn away from those who join false gods with Allah

turkish

Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme

15 (Al-Hijr) Sure
94 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَفَیۡنَـٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِینَ
İngilizce

For sufficient are We unto thee against those who scoff

turkish

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir

15 (Al-Hijr) Sure
95 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۚ فَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Those who adopt, with Allah, another god: but soon will they come to know

turkish

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir

15 (Al-Hijr) Sure
96 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ یَضِیقُ صَدۡرُكَ بِمَا یَقُولُونَ
İngilizce

We do indeed know how thy heart is distressed at what they say

turkish

And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz

15 (Al-Hijr) Sure
97 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِینَ
İngilizce

But celebrate the praises of thy Lord, and be of those who prostrate themselves in adoration

turkish

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et

15 (Al-Hijr) Sure
98 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ یَأۡتِیَكَ ٱلۡیَقِینُ
İngilizce

And serve thy Lord until there come unto thee the Hour that is Certain

turkish

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et

15 (Al-Hijr) Sure
99 Ayet
267 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri