Maryam

كۤهیعۤصۤ
İngilizce

Kaf. Ha. Ya. 'Ain. Sad

turkish

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

19 (Maryam) Sure
1 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذِكۡرُ رَحۡمَتِ رَبِّكَ عَبۡدَهُۥ زَكَرِیَّاۤ
İngilizce

(This is) a recital of the Mercy of thy Lord to His servant Zakariya

turkish

Bu, Rabbinin kulu Zekeriya'ya olan rahmetini anmadır

19 (Maryam) Sure
2 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَاۤءً خَفِیࣰّا
İngilizce

Behold! he cried to his Lord in secret

turkish

O Rabbine içinden yalvarmıştı

19 (Maryam) Sure
3 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ إِنِّی وَهَنَ ٱلۡعَظۡمُ مِنِّی وَٱشۡتَعَلَ ٱلرَّأۡسُ شَیۡبࣰا وَلَمۡ أَكُنۢ بِدُعَاۤئِكَ رَبِّ شَقِیࣰّا
İngilizce

Praying: "O my Lord! infirm indeed are my bones, and the hair of my head doth glisten with grey: but never am I unblest, O my Lord, in my prayer to Thee

turkish

Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım

19 (Maryam) Sure
4 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنِّی خِفۡتُ ٱلۡمَوَ ٰلِیَ مِن وَرَاۤءِی وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِی عَاقِرࣰا فَهَبۡ لِی مِن لَّدُنكَ وَلِیࣰّا
İngilizce

Now I fear (what) my relatives (and colleagues) (will do) after me: but my wife is barren: so give me an heir as from Thyself

turkish

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla

19 (Maryam) Sure
5 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَرِثُنِی وَیَرِثُ مِنۡ ءَالِ یَعۡقُوبَۖ وَٱجۡعَلۡهُ رَبِّ رَضِیࣰّا
İngilizce

(One that) will (truly) represent me, and represent the posterity of Jacob; and make him, O my Lord! one with whom Thou art well-pleased

turkish

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla

19 (Maryam) Sure
6 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰزَكَرِیَّاۤ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰمٍ ٱسۡمُهُۥ یَحۡیَىٰ لَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ مِن قَبۡلُ سَمِیࣰّا
İngilizce

(His prayer was answered): "O Zakariya! We give thee good news of a son: His name shall be Yahya: on none by that name have We conferred distinction before

turkish

Allah: "Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" buyurdu

19 (Maryam) Sure
7 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ یَكُونُ لِی غُلَـٰمࣱ وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِی عَاقِرࣰا وَقَدۡ بَلَغۡتُ مِنَ ٱلۡكِبَرِ عِتِیࣰّا
İngilizce

He said: "O my Lord! How shall I have a son, when my wife is barren and I have grown quite decrepit from old age

turkish

Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi

19 (Maryam) Sure
8 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ كَذَ ٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَیَّ هَیِّنࣱ وَقَدۡ خَلَقۡتُكَ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ تَكُ شَیۡءࣰا
İngilizce

He said: "So (it will be) thy Lord saith, 'that is easy for Me: I did indeed create thee before, when thou hadst been nothing

turkish

Allah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi

19 (Maryam) Sure
9 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّیۤ ءَایَةࣰۖ قَالَ ءَایَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَ لَیَالࣲ سَوِیࣰّا
İngilizce

(Zakariya) said: "O my Lord! give me a Sign." "Thy Sign," was the answer, "Shall be that thou shalt speak to no man for three nights, although thou art not dumb

turkish

Zekeriya "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu

19 (Maryam) Sure
10 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنَ ٱلۡمِحۡرَابِ فَأَوۡحَىٰۤ إِلَیۡهِمۡ أَن سَبِّحُوا۟ بُكۡرَةࣰ وَعَشِیࣰّا
İngilizce

So Zakariya came out to his people from him chamber: He told them by signs to celebrate Allah's praises in the morning and in the evening

turkish

Zekeriya bunun üzerine mabedden çıkıp milletine: "Sabah akşam Allah'ı tesbih edin" diye işarette bulundu

19 (Maryam) Sure
11 Ayet
305 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰیَحۡیَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَـٰبَ بِقُوَّةࣲۖ وَءَاتَیۡنَـٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِیࣰّا
İngilizce

(To his son came the command): "O Yahya! take hold of the Book with might": and We gave him Wisdom even as a youth

turkish

Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi

19 (Maryam) Sure
12 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَنَانࣰا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةࣰۖ وَكَانَ تَقِیࣰّا
İngilizce

And piety (for all creatures) as from Us, and purity: He was devout

turkish

Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi

19 (Maryam) Sure
13 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَرَّۢا بِوَ ٰلِدَیۡهِ وَلَمۡ یَكُن جَبَّارًا عَصِیࣰّا
İngilizce

And kind to his parents, and he was not overbearing or rebellious

turkish

Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi

19 (Maryam) Sure
14 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسَلَـٰمٌ عَلَیۡهِ یَوۡمَ وُلِدَ وَیَوۡمَ یَمُوتُ وَیَوۡمَ یُبۡعَثُ حَیࣰّا
İngilizce

So Peace on him the day he was born, the day that he dies, and the day that he will be raised up to life (again)

turkish

Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun

19 (Maryam) Sure
15 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ مَرۡیَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتۡ مِنۡ أَهۡلِهَا مَكَانࣰا شَرۡقِیࣰّا
İngilizce

Relate in the Book (the story of) Mary, when she withdrew from her family to a place in the East

turkish

Kitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti

19 (Maryam) Sure
16 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّخَذَتۡ مِن دُونِهِمۡ حِجَابࣰا فَأَرۡسَلۡنَاۤ إِلَیۡهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرࣰا سَوِیࣰّا
İngilizce

She placed a screen (to screen herself) from them; then We sent her our angel, and he appeared before her as a man in all respects

turkish

Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü

19 (Maryam) Sure
17 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَتۡ إِنِّیۤ أَعُوذُ بِٱلرَّحۡمَـٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِیࣰّا
İngilizce

She said: "I seek refuge from thee to (Allah) Most Gracious: (come not near) if thou dost fear Allah

turkish

Meryem: "Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sığınırım" dedi

19 (Maryam) Sure
18 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنَّمَاۤ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَـٰمࣰا زَكِیࣰّا
İngilizce

He said: "Nay, I am only a messenger from thy Lord, (to announce) to thee the gift of a holy son

turkish

Cebrail: "Ben temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim" dedi

19 (Maryam) Sure
19 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَتۡ أَنَّىٰ یَكُونُ لِی غُلَـٰمࣱ وَلَمۡ یَمۡسَسۡنِی بَشَرࣱ وَلَمۡ أَكُ بَغِیࣰّا
İngilizce

She said: "How shall I have a son, seeing that no man has touched me, and I am not unchaste

turkish

Meryem: "Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?" dedi

19 (Maryam) Sure
20 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ كَذَ ٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَیَّ هَیِّنࣱۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥۤ ءَایَةࣰ لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةࣰ مِّنَّاۚ وَكَانَ أَمۡرࣰا مَّقۡضِیࣰّا
İngilizce

He said: "So (it will be): Thy Lord saith, 'that is easy for Me: and (We wish) to appoint him as a Sign unto men and a Mercy from Us': It is a matter (so) decreed

turkish

Cebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi

19 (Maryam) Sure
21 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَحَمَلَتۡهُ فَٱنتَبَذَتۡ بِهِۦ مَكَانࣰا قَصِیࣰّا
İngilizce

So she conceived him, and she retired with him to a remote place

turkish

Meryem oğlana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere çekildi

19 (Maryam) Sure
22 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَجَاۤءَهَا ٱلۡمَخَاضُ إِلَىٰ جِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ قَالَتۡ یَـٰلَیۡتَنِی مِتُّ قَبۡلَ هَـٰذَا وَكُنتُ نَسۡیࣰا مَّنسِیࣰّا
İngilizce

And the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm-tree: She cried (in her anguish): "Ah! would that I had died before this! would that I had been a thing forgotten and out of sight

turkish

Doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeğe mecbur etti. "Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim" dedi

19 (Maryam) Sure
23 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَاۤ أَلَّا تَحۡزَنِی قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِیࣰّا
İngilizce

But (a voice) cried to her from beneath the (palm-tree): "Grieve not! for thy Lord hath provided a rivulet beneath thee

turkish

Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün

19 (Maryam) Sure
24 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُزِّیۤ إِلَیۡكِ بِجِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ تُسَـٰقِطۡ عَلَیۡكِ رُطَبࣰا جَنِیࣰّا
İngilizce

And shake towards thyself the trunk of the palm-tree: It will let fall fresh ripe dates upon thee

turkish

Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün

19 (Maryam) Sure
25 Ayet
306 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكُلِی وَٱشۡرَبِی وَقَرِّی عَیۡنࣰاۖ فَإِمَّا تَرَیِنَّ مِنَ ٱلۡبَشَرِ أَحَدࣰا فَقُولِیۤ إِنِّی نَذَرۡتُ لِلرَّحۡمَـٰنِ صَوۡمࣰا فَلَنۡ أُكَلِّمَ ٱلۡیَوۡمَ إِنسِیࣰّا
İngilizce

So eat and drink and cool (thine) eye. And if thou dost see any man, say, 'I have vowed a fast to (Allah) Most Gracious, and this day will I enter into not talk with any human being

turkish

Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan 'Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de

19 (Maryam) Sure
26 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَتَتۡ بِهِۦ قَوۡمَهَا تَحۡمِلُهُۥۖ قَالُوا۟ یَـٰمَرۡیَمُ لَقَدۡ جِئۡتِ شَیۡءࣰا فَرِیࣰّا
İngilizce

At length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly an amazing thing hast thou brought

turkish

Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler

19 (Maryam) Sure
27 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأُخۡتَ هَـٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمۡرَأَ سَوۡءࣲ وَمَا كَانَتۡ أُمُّكِ بَغِیࣰّا
İngilizce

O sister of Aaron! Thy father was not a man of evil, nor thy mother a woman unchaste

turkish

Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler

19 (Maryam) Sure
28 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَشَارَتۡ إِلَیۡهِۖ قَالُوا۟ كَیۡفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِی ٱلۡمَهۡدِ صَبِیࣰّا
İngilizce

But she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle

turkish

Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler

19 (Maryam) Sure
29 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنِّی عَبۡدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِیَ ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلَنِی نَبِیࣰّا
İngilizce

He said: "I am indeed a servant of Allah: He hath given me revelation and made me a prophet

turkish

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi

19 (Maryam) Sure
30 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلَنِی مُبَارَكًا أَیۡنَ مَا كُنتُ وَأَوۡصَـٰنِی بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمۡتُ حَیࣰّا
İngilizce

And He hath made me blessed wheresoever I be, and hath enjoined on me Prayer and Charity as long as I live

turkish

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi

19 (Maryam) Sure
31 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَرَّۢا بِوَ ٰلِدَتِی وَلَمۡ یَجۡعَلۡنِی جَبَّارࣰا شَقِیࣰّا
İngilizce

(He) hath made me kind to my mother, and not overbearing or miserable

turkish

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi

19 (Maryam) Sure
32 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّلَـٰمُ عَلَیَّ یَوۡمَ وُلِدتُّ وَیَوۡمَ أَمُوتُ وَیَوۡمَ أُبۡعَثُ حَیࣰّا
İngilizce

So peace is on me the day I was born, the day that I die, and the day that I shall be raised up to life (again)

turkish

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi

19 (Maryam) Sure
33 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَ ٰلِكَ عِیسَى ٱبۡنُ مَرۡیَمَۖ قَوۡلَ ٱلۡحَقِّ ٱلَّذِی فِیهِ یَمۡتَرُونَ
İngilizce

Such (was) Jesus the son of Mary: (it is) a statement of truth, about which they (vainly) dispute

turkish

İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa gerçek söze göre budur

19 (Maryam) Sure
34 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا كَانَ لِلَّهِ أَن یَتَّخِذَ مِن وَلَدࣲۖ سُبۡحَـٰنَهُۥۤۚ إِذَا قَضَىٰۤ أَمۡرࣰا فَإِنَّمَا یَقُولُ لَهُۥ كُن فَیَكُونُ
İngilizce

It is not befitting to (the majesty of) Allah that He should beget a son. Glory be to Him! when He determines a matter, He only says to it, "Be", and it is

turkish

Allah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak "Ol" der, o da olur

19 (Maryam) Sure
35 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ ٱللَّهَ رَبِّی وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَـٰذَا صِرَ ٰطࣱ مُّسۡتَقِیمࣱ
İngilizce

Verily Allah is my Lord and your Lord: Him therefore serve ye: this is a Way that is straight

turkish

Doğrusu Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur

19 (Maryam) Sure
36 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَیۡنِهِمۡۖ فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشۡهَدِ یَوۡمٍ عَظِیمٍ
İngilizce

But the sects differ among themselves: and woe to the unbelievers because of the (coming) Judgment of a Momentous Day

turkish

Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline

19 (Maryam) Sure
37 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَسۡمِعۡ بِهِمۡ وَأَبۡصِرۡ یَوۡمَ یَأۡتُونَنَاۖ لَـٰكِنِ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٱلۡیَوۡمَ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

How plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! but the unjust today are in error manifest

turkish

Bize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler

19 (Maryam) Sure
38 Ayet
307 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنذِرۡهُمۡ یَوۡمَ ٱلۡحَسۡرَةِ إِذۡ قُضِیَ ٱلۡأَمۡرُ وَهُمۡ فِی غَفۡلَةࣲ وَهُمۡ لَا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

But warn them of the Day of Distress, when the matter will be determined: for (behold,) they are negligent and they do not believe

turkish

Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar

19 (Maryam) Sure
39 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَیۡهَا وَإِلَیۡنَا یُرۡجَعُونَ
İngilizce

It is We Who will inherit the earth, and all beings thereon: to Us will they all be returned

turkish

Şüphesiz Biz bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara varis olacağız. Onlar Bize döneceklerdir

19 (Maryam) Sure
40 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ إِبۡرَ ٰهِیمَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّیقࣰا نَّبِیًّا
İngilizce

Also mention in the Book (the story of) Abraham: He was a man of Truth, a prophet

turkish

Kitap'da İbrahim'e dair anlattıklarımızı da an, o şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi

19 (Maryam) Sure
41 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ یَـٰۤأَبَتِ لِمَ تَعۡبُدُ مَا لَا یَسۡمَعُ وَلَا یُبۡصِرُ وَلَا یُغۡنِی عَنكَ شَیۡءࣰا
İngilizce

Behold, he said to his father: "O my father! why worship that which heareth not and seeth not, and can profit thee nothing

turkish

Babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun

19 (Maryam) Sure
42 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَبَتِ إِنِّی قَدۡ جَاۤءَنِی مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَمۡ یَأۡتِكَ فَٱتَّبِعۡنِیۤ أَهۡدِكَ صِرَ ٰطࣰا سَوِیࣰّا
İngilizce

O my father! to me hath come knowledge which hath not reached thee: so follow me: I will guide thee to a way that is even and straight

turkish

Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim

19 (Maryam) Sure
43 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَبَتِ لَا تَعۡبُدِ ٱلشَّیۡطَـٰنَۖ إِنَّ ٱلشَّیۡطَـٰنَ كَانَ لِلرَّحۡمَـٰنِ عَصِیࣰّا
İngilizce

O my father! serve not Satan: for Satan is a rebel against (Allah) Most Gracious

turkish

Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahman'a baş kaldırmıştır

19 (Maryam) Sure
44 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَبَتِ إِنِّیۤ أَخَافُ أَن یَمَسَّكَ عَذَابࣱ مِّنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّیۡطَـٰنِ وَلِیࣰّا
İngilizce

O my father! I fear lest a Penalty afflict thee from (Allah) Most Gracious, so that thou become to Satan a friend

turkish

Babacığım! Doğrusu sana Rahman katından bir azabın gelmesinden korkuyorum ki böylece şeytanın dostu olarak kalırsın

19 (Maryam) Sure
45 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنۡ ءَالِهَتِی یَـٰۤإِبۡرَ ٰهِیمُۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ لَأَرۡجُمَنَّكَۖ وَٱهۡجُرۡنِی مَلِیࣰّا
İngilizce

(The father) replied: "Dost thou hate my gods, O Abraham? If thou forbear not, I will indeed stone thee: Now get away from me for a good long while

turkish

Babası: "Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git." dedi

19 (Maryam) Sure
46 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ سَلَـٰمٌ عَلَیۡكَۖ سَأَسۡتَغۡفِرُ لَكَ رَبِّیۤۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِی حَفِیࣰّا
İngilizce

Abraham said: "Peace be on thee: I will pray to my Lord for thy forgiveness: for He is to me Most Gracious

turkish

İbrahim şöyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin için Rabbim'den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır

19 (Maryam) Sure
47 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَعۡتَزِلُكُمۡ وَمَا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدۡعُوا۟ رَبِّی عَسَىٰۤ أَلَّاۤ أَكُونَ بِدُعَاۤءِ رَبِّی شَقِیࣰّا
İngilizce

And I will turn away from you (all) and from those whom ye invoke besides Allah: I will call on my Lord: perhaps, by my prayer to my Lord, I shall be not unblest

turkish

Sizi Allah'tan başka taptıklarınızla bırakıp çekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım

19 (Maryam) Sure
48 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا ٱعۡتَزَلَهُمۡ وَمَا یَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبۡنَا لَهُۥۤ إِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَۖ وَكُلࣰّا جَعَلۡنَا نَبِیࣰّا
İngilizce

When he had turned away from them and from those whom they worshipped besides Allah, We bestowed on him Isaac and Jacob, and each one of them We made a prophet

turkish

İbrahim onları Allah'tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakub'u bahşettik ve her birini peygamber yaptık

19 (Maryam) Sure
49 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لَهُم مِّن رَّحۡمَتِنَا وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ لِسَانَ صِدۡقٍ عَلِیࣰّا
İngilizce

And We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth

turkish

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık

19 (Maryam) Sure
50 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ مُوسَىٰۤۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصࣰا وَكَانَ رَسُولࣰا نَّبِیࣰّا
İngilizce

Also mention in the Book (the story of) Moses: for he was specially chosen, and he was a messenger (and) a prophet

turkish

Kitap'da Musa'ya dair anlattıklarımızı da an. O seçkin kılınmış bir insan, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi

19 (Maryam) Sure
51 Ayet
308 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَـٰدَیۡنَـٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلۡأَیۡمَنِ وَقَرَّبۡنَـٰهُ نَجِیࣰّا
İngilizce

And we called him from the right side of Mount (Sinai), and made him draw near to Us, for mystic (converse)

turkish

Ona Tur'un sağ yanından seslenmiş ve konuşmak için onu yaklaştırmıştık

19 (Maryam) Sure
52 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لَهُۥ مِن رَّحۡمَتِنَاۤ أَخَاهُ هَـٰرُونَ نَبِیࣰّا
İngilizce

And, out of Our Mercy, We gave him his brother Aaron, (also) a prophet

turkish

Rahmetimizden, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ona bağışladık

19 (Maryam) Sure
53 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ إِسۡمَـٰعِیلَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلۡوَعۡدِ وَكَانَ رَسُولࣰا نَّبِیࣰّا
İngilizce

Also mention in the Book (the story of) Isma'il: He was (strictly) true to what he promised, and he was a messenger (and) a prophet

turkish

Kitap'da İsmail'e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi

19 (Maryam) Sure
54 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانَ یَأۡمُرُ أَهۡلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرۡضِیࣰّا
İngilizce

He used to enjoin on his people Prayer and Charity, and he was most acceptable in the sight of his Lord

turkish

Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti

19 (Maryam) Sure
55 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ فِی ٱلۡكِتَـٰبِ إِدۡرِیسَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّیقࣰا نَّبِیࣰّا
İngilizce

Also mention in the Book the case of Idris: He was a man of truth (and sincerity), (and) a prophet

turkish

Kitap'da İdris'i de zikret, çünkü o dosdoğru bir peygamberdi

19 (Maryam) Sure
56 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَرَفَعۡنَـٰهُ مَكَانًا عَلِیًّا
İngilizce

And We raised him to a lofty station

turkish

Biz onu yüce bir yere yükselttik

19 (Maryam) Sure
57 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلَّذِینَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَیۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِیِّـۧنَ مِن ذُرِّیَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحࣲ وَمِن ذُرِّیَّةِ إِبۡرَ ٰهِیمَ وَإِسۡرَ ٰۤءِیلَ وَمِمَّنۡ هَدَیۡنَا وَٱجۡتَبَیۡنَاۤۚ إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِمۡ ءَایَـٰتُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ خَ̅رُّ̅و̅ا۟̅ ̅سُ̅جَّ̅دࣰ̅ا̅ وَبُكِیࣰّا ۩
İngilizce

Those were some of the prophets on whom Allah did bestow His Grace,- of the posterity of Adam, and of those who We carried (in the Ark) with Noah, and of the posterity of Abraham and Israel of those whom We guided and chose. Whenever the Signs of (Allah) Most Gracious were rehearsed to them, they would fall down in prostrate adoration and in tears

turkish

İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı

19 (Maryam) Sure
58 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٌ أَضَاعُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلشَّهَوَ ٰتِۖ فَسَوۡفَ یَلۡقَوۡنَ غَیًّا
İngilizce

But after them there followed a posterity who missed prayers and followed after lusts soon, then, will they face Destruction

turkish

Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir

19 (Maryam) Sure
59 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحࣰا فَأُو۟لَـٰۤئِكَ یَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ وَلَا یُظۡلَمُونَ شَیۡءࣰا
İngilizce

Except those who repent and believe, and work righteousness: for these will enter the Garden and will not be wronged in the least

turkish

Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır

19 (Maryam) Sure
60 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَنَّـٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِی وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلۡغَیۡبِۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَأۡتِیࣰّا
İngilizce

Gardens of Eternity, those which (Allah) Most Gracious has promised to His servants in the Unseen: for His promise must (necessarily) come to pass

turkish

Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır

19 (Maryam) Sure
61 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوًا إِلَّا سَلَـٰمࣰاۖ وَلَهُمۡ رِزۡقُهُمۡ فِیهَا بُكۡرَةࣰ وَعَشِیࣰّا
İngilizce

They will not there hear any vain discourse, but only salutations of Peace: And they will have therein their sustenance, morning and evening

turkish

Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar

19 (Maryam) Sure
62 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِی نُورِثُ مِنۡ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِیࣰّا
İngilizce

Such is the Garden which We give as an inheritance to those of Our servants who guard against Evil

turkish

Kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız Cennet işte budur

19 (Maryam) Sure
63 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمۡرِ رَبِّكَۖ لَهُۥ مَا بَیۡنَ أَیۡدِینَا وَمَا خَلۡفَنَا وَمَا بَیۡنَ ذَ ٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِیࣰّا
İngilizce

(The angels say:) "We descend not but by command of thy Lord: to Him belongeth what is before us and what is behind us, and what is between: and thy Lord never doth forget

turkish

Cebrail: "Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir

19 (Maryam) Sure
64 Ayet
309 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا فَٱعۡبُدۡهُ وَٱصۡطَبِرۡ لِعِبَـٰدَتِهِۦۚ هَلۡ تَعۡلَمُ لَهُۥ سَمِیࣰّا
İngilizce

Lord of the heavens and of the earth, and of all that is between them; so worship Him, and be constant and patient in His worship: knowest thou of any who is worthy of the same Name as He

turkish

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Öyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hiç O'na benzeyen bir şey bilir misin

19 (Maryam) Sure
65 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوۡفَ أُخۡرَجُ حَیًّا
İngilizce

Man says: "What! When I am dead, shall I then be raised up alive

turkish

İnsan: "Ben öldüğümde mi diriltileceğim?" der

19 (Maryam) Sure
66 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَا یَذۡكُرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ یَكُ شَیۡءࣰا
İngilizce

But does not man call to mind that We created him before out of nothing

turkish

Bu insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mi

19 (Maryam) Sure
67 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَرَبِّكَ لَنَحۡشُرَنَّهُمۡ وَٱلشَّیَـٰطِینَ ثُمَّ لَنُحۡضِرَنَّهُمۡ حَوۡلَ جَهَنَّمَ جِثِیࣰّا
İngilizce

So, by thy Lord, without doubt, We shall gather them together, and (also) the Evil Ones (with them); then shall We bring them forth on their knees round about Hell

turkish

Rabbine and olsun ki Biz onları mutlaka uydukları şeytanlarla beraber haşredeceğiz. Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız

19 (Maryam) Sure
68 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِیعَةٍ أَیُّهُمۡ أَشَدُّ عَلَى ٱلرَّحۡمَـٰنِ عِتِیࣰّا
İngilizce

Then shall We certainly drag out from every sect all those who were worst in obstinate rebellion against (Allah) Most Gracious

turkish

Sonra her toplumdan Rahman'a en çok kimin baş kaldırdığını ortaya koyacağız

19 (Maryam) Sure
69 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ لَنَحۡنُ أَعۡلَمُ بِٱلَّذِینَ هُمۡ أَوۡلَىٰ بِهَا صِلِیࣰّا
İngilizce

And certainly We know best those who are most worthy of being burned therein

turkish

Cehenneme girmeye en layık olanları Biz biliriz

19 (Maryam) Sure
70 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن مِّنكُمۡ إِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتۡمࣰا مَّقۡضِیࣰّا
İngilizce

Not one of you but will pass over it: this is, with thy Lord, a Decree which must be accomplished

turkish

Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür

19 (Maryam) Sure
71 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نُنَجِّی ٱلَّذِینَ ٱتَّقَوا۟ وَّنَذَرُ ٱلظَّـٰلِمِینَ فِیهَا جِثِیࣰّا
İngilizce

But We shall save those who guarded against evil, and We shall leave the wrong-doers therein, (humbled) to their knees

turkish

Sonra Biz Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtarır, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakırız

19 (Maryam) Sure
72 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِمۡ ءَایَـٰتُنَا بَیِّنَـٰتࣲ قَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ أَیُّ ٱلۡفَرِیقَیۡنِ خَیۡرࣱ مَّقَامࣰا وَأَحۡسَنُ نَدِیࣰّا
İngilizce

When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say to those who believe, "Which of the two sides is best in point of position? Which makes the best show in council

turkish

Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler

19 (Maryam) Sure
73 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَحۡسَنُ أَثَـٰثࣰا وَرِءۡیࣰا
İngilizce

But how many (countless) generations before them have we destroyed, who were even better in equipment and in glitter to the eye

turkish

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, onlar varlıkça ve gösterişçe bunlardan daha üstündüler

19 (Maryam) Sure
74 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَن كَانَ فِی ٱلضَّلَـٰلَةِ فَلۡیَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰۤ إِذَا رَأَوۡا۟ مَا یُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَیَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرࣱّ مَّكَانࣰا وَأَضۡعَفُ جُندࣰا
İngilizce

Say: "If any men go astray, (Allah) Most Gracious extends (the rope) to them, until, when they see the warning of Allah (being fulfilled) - either in punishment or in (the approach of) the Hour,- they will at length realise who is worst in position, and (who) weakest in forces

turkish

De ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir

19 (Maryam) Sure
75 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَزِیدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِینَ ٱهۡتَدَوۡا۟ هُدࣰىۗ وَٱلۡبَـٰقِیَـٰتُ ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ خَیۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابࣰا وَخَیۡرࣱ مَّرَدًّا
İngilizce

And Allah doth advance in guidance those who seek guidance: and the things that endure, Good Deeds, are best in the sight of thy Lord, as rewards, and best in respect of (their) eventual return

turkish

Allah doğru yolda olanların doğruluğunu artırır. Baki kalacak yararlı işler Rabbinin katında sevap olarak da daha iyidir, sonuç olarak da daha iyidir

19 (Maryam) Sure
76 Ayet
310 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتَ ٱلَّذِی كَفَرَ بِءَایَـٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَیَنَّ مَالࣰا وَوَلَدًا
İngilizce

Hast thou then seen the (sort of) man who rejects Our Signs, yet says: "I shall certainly be given wealth and children

turkish

Ayetlerimizi inkar eden ve "bana elbette mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mu

19 (Maryam) Sure
77 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَطَّلَعَ ٱلۡغَیۡبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ عَهۡدࣰا
İngilizce

Has he penetrated to the Unseen, or has he taken a contract with (Allah) Most Gracious

turkish

O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır

19 (Maryam) Sure
78 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۚ سَنَكۡتُبُ مَا یَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلۡعَذَابِ مَدࣰّا
İngilizce

Nay! We shall record what he says, and We shall add and add to his punishment

turkish

Hayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız

19 (Maryam) Sure
79 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَرِثُهُۥ مَا یَقُولُ وَیَأۡتِینَا فَرۡدࣰا
İngilizce

To Us shall return all that he talks of and he shall appear before Us bare and alone

turkish

Bahsettikleri şeyler Bize kalacaktır, kendisi Bize tek olarak gelecektir

19 (Maryam) Sure
80 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لِّیَكُونُوا۟ لَهُمۡ عِزࣰّا
İngilizce

And they have taken (for worship) gods other than Allah, to give them power and glory

turkish

Onlar kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak tanrılar edindiler

19 (Maryam) Sure
81 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۚ سَیَكۡفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمۡ وَیَكُونُونَ عَلَیۡهِمۡ ضِدًّا
İngilizce

Instead, they shall reject their worship, and become adversaries against them

turkish

Hayır, tanrıları kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve onlara düşman olacaklardır

19 (Maryam) Sure
82 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ أَنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا ٱلشَّیَـٰطِینَ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ تَؤُزُّهُمۡ أَزࣰّا
İngilizce

Seest thou not that We have set the Evil Ones on against the unbelievers, to incite them with fury

turkish

Kafirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun

19 (Maryam) Sure
83 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا تَعۡجَلۡ عَلَیۡهِمۡۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمۡ عَدࣰّا
İngilizce

So make no haste against them, for We but count out to them a (limited) number (of days)

turkish

Öyleyse onların acele yok olmalarını isteme. Biz onların günlerini saydıkça sayıyoruz

19 (Maryam) Sure
84 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ نَحۡشُرُ ٱلۡمُتَّقِینَ إِلَى ٱلرَّحۡمَـٰنِ وَفۡدࣰا
İngilizce

The day We shall gather the righteous to (Allah) Most Gracious, like a band presented before a king for honours

turkish

sakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz

19 (Maryam) Sure
85 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَسُوقُ ٱلۡمُجۡرِمِینَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرۡدࣰا
İngilizce

And We shall drive the sinners to Hell, like thirsty cattle driven down to water

turkish

sakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz

19 (Maryam) Sure
86 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَمۡلِكُونَ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ عَهۡدࣰا
İngilizce

None shall have the power of intercession, but such a one as has received permission (or promise) from (Allah) Most Gracious

turkish

Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır

19 (Maryam) Sure
87 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَلَدࣰا
İngilizce

They say: "(Allah) Most Gracious has begotten a son

turkish

Bazı kimseler: "Rahman çocuk edindi" dediler

19 (Maryam) Sure
88 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّقَدۡ جِئۡتُمۡ شَیۡءًا إِدࣰّا
İngilizce

Indeed ye have put forth a thing most monstrous

turkish

And olsun ki, ortaya pek kötü bir şey attınız

19 (Maryam) Sure
89 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَكَادُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتُ یَتَفَطَّرۡنَ مِنۡهُ وَتَنشَقُّ ٱلۡأَرۡضُ وَتَخِرُّ ٱلۡجِبَالُ هَدًّا
İngilizce

At it the skies are ready to burst, the earth to split asunder, and the mountains to fall down in utter ruin

turkish

Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti

19 (Maryam) Sure
90 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن دَعَوۡا۟ لِلرَّحۡمَـٰنِ وَلَدࣰا
İngilizce

That they should invoke a son for (Allah) Most Gracious

turkish

Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti

19 (Maryam) Sure
91 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَنۢبَغِی لِلرَّحۡمَـٰنِ أَن یَتَّخِذَ وَلَدًا
İngilizce

For it is not consonant with the majesty of (Allah) Most Gracious that He should beget a son

turkish

Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir

19 (Maryam) Sure
92 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كُلُّ مَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّاۤ ءَاتِی ٱلرَّحۡمَـٰنِ عَبۡدࣰا
İngilizce

Not one of the beings in the heavens and the earth but must come to (Allah) Most Gracious as a servant

turkish

Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir

19 (Maryam) Sure
93 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّقَدۡ أَحۡصَىٰهُمۡ وَعَدَّهُمۡ عَدࣰّا
İngilizce

He does take an account of them (all), and hath numbered them (all) exactly

turkish

And olsun ki onların adedini bilmiş ve teker teker saymıştır

19 (Maryam) Sure
94 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلُّهُمۡ ءَاتِیهِ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ فَرۡدًا
İngilizce

And everyone of them will come to Him singly on the Day of Judgment

turkish

Kıyamet günü hepsi O'na tek olarak gelecektir

19 (Maryam) Sure
95 Ayet
311 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَیَجۡعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وُدࣰّا
İngilizce

On those who believe and work deeds of righteousness, will (Allah) Most Gracious bestow love

turkish

İnanıp yararlı iş işleyenleri Rahman sevgili kılacaktır

19 (Maryam) Sure
96 Ayet
312 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّمَا یَسَّرۡنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلۡمُتَّقِینَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوۡمࣰا لُّدࣰّا
İngilizce

So have We made the (Qur'an) easy in thine own tongue, that with it thou mayest give Glad Tidings to the righteous, and warnings to people given to contention

turkish

Biz Kuran'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık

19 (Maryam) Sure
97 Ayet
312 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هَلۡ تُحِسُّ مِنۡهُم مِّنۡ أَحَدٍ أَوۡ تَسۡمَعُ لَهُمۡ رِكۡزَۢا
İngilizce

But how many (countless) generations before them have We destroyed? Canst thou find a single one of them (now) or hear (so much as) a whisper of them

turkish

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik, şimdi onlardan hiçbirini duyuyor veya bir ses işitiyor musun

19 (Maryam) Sure
98 Ayet
312 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri