Al-Anbiya

۞ ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِی غَفۡلَةࣲ مُّعۡرِضُونَ
İngilizce

Closer and closer to mankind comes their Reckoning: yet they heed not and they turn away

turkish

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar

21 (Al-Anbiya) Sure
1 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا یَأۡتِیهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ یَلۡعَبُونَ
İngilizce

Never comes (aught) to them of a renewed Message from their Lord, but they listen to it as in jest

turkish

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar

21 (Al-Anbiya) Sure
2 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَاهِیَةࣰ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ هَلۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ
İngilizce

Their hearts toying as with trifles. The wrong-doers conceal their private counsels, (saying), "Is this (one) more than a man like yourselves? Will ye go to witchcraft with your eyes open

turkish

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar

21 (Al-Anbiya) Sure
3 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّی یَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِی ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

Say: "My Lord knoweth (every) word (spoken) in the heavens and on earth: He is the One that heareth and knoweth (all things)

turkish

Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi

21 (Al-Anbiya) Sure
4 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ قَالُوۤا۟ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرࣱ فَلۡیَأۡتِنَا بِءَایَةࣲ كَمَاۤ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

Nay," they say, "(these are) medleys of dream! - Nay, He forged it! - Nay, He is (but) a poet! Let him then bring us a Sign like the ones that were sent to (Prophets) of old

turkish

Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
5 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡیَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَاۤۖ أَفَهُمۡ یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

(As to those) before them, not one of the populations which We destroyed believed: will these believe

turkish

Onlardan önce yoketmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar

21 (Al-Anbiya) Sure
6 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالࣰا نُّوحِیۤ إِلَیۡهِمۡۖ فَسۡءَلُوۤا۟ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ
İngilizce

Before thee, also, the messengers We sent were but men, to whom We granted inspiration: If ye realise this not, ask of those who possess the Message

turkish

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun

21 (Al-Anbiya) Sure
7 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا جَعَلۡنَـٰهُمۡ جَسَدࣰا لَّا یَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَـٰلِدِینَ
İngilizce

Nor did We give them bodies that ate no food, nor were they exempt from death

turkish

Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi

21 (Al-Anbiya) Sure
8 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ صَدَقۡنَـٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَیۡنَـٰهُمۡ وَمَن نَّشَاۤءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِینَ
İngilizce

In the end We fulfilled to them Our Promise, and We saved them and those whom We pleased, but We destroyed those who transgressed beyond bounds

turkish

Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik

21 (Al-Anbiya) Sure
9 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ أَنزَلۡنَاۤ إِلَیۡكُمۡ كِتَـٰبࣰا فِیهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
İngilizce

We have revealed for you (O men!) a book in which is a Message for you: will ye not then understand

turkish

And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz

21 (Al-Anbiya) Sure
10 Ayet
322 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡیَةࣲ كَانَتۡ ظَالِمَةࣰ وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِینَ
İngilizce

How many were the populations We utterly destroyed because of their iniquities, setting up in their places other peoples

turkish

Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler varettik

21 (Al-Anbiya) Sure
11 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّاۤ أَحَسُّوا۟ بَأۡسَنَاۤ إِذَا هُم مِّنۡهَا یَرۡكُضُونَ
İngilizce

Yet, when they felt Our Punishment (coming), behold, they (tried to) flee from it

turkish

Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı

21 (Al-Anbiya) Sure
12 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تَرۡكُضُوا۟ وَٱرۡجِعُوۤا۟ إِلَىٰ مَاۤ أُتۡرِفۡتُمۡ فِیهِ وَمَسَـٰكِنِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡءَلُونَ
İngilizce

Flee not, but return to the good things of this life which were given you, and to your homes in order that ye may be called to account

turkish

Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz" dedik

21 (Al-Anbiya) Sure
13 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

They said: "Ah! woe to us! We were indeed wrong-doers

turkish

Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
14 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا زَالَت تِّلۡكَ دَعۡوَىٰهُمۡ حَتَّىٰ جَعَلۡنَـٰهُمۡ حَصِیدًا خَـٰمِدِینَ
İngilizce

And that cry of theirs ceased not, till We made them as a field that is mown, as ashes silent and quenched

turkish

Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti

21 (Al-Anbiya) Sure
15 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا لَـٰعِبِینَ
İngilizce

Not for (idle) sport did We create the heavens and the earth and all that is between

turkish

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

21 (Al-Anbiya) Sure
16 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ أَرَدۡنَاۤ أَن نَّتَّخِذَ لَهۡوࣰا لَّٱتَّخَذۡنَـٰهُ مِن لَّدُنَّاۤ إِن كُنَّا فَـٰعِلِینَ
İngilizce

If it had been Our wish to take (just) a pastime, We should surely have taken it from the things nearest to Us, if We would do (such a thing)

turkish

Eğlenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, şanımıza uygun şekilde yapardık; ama yapmayız

21 (Al-Anbiya) Sure
17 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ نَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَى ٱلۡبَـٰطِلِ فَیَدۡمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقࣱۚ وَلَكُمُ ٱلۡوَیۡلُ مِمَّا تَصِفُونَ
İngilizce

Nay, We hurl the Truth against falsehood, and it knocks out its brain, and behold, falsehood doth perish! Ah! woe be to you for the (false) things ye ascribe (to Us)

turkish

Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size

21 (Al-Anbiya) Sure
18 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَهُۥ مَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَنۡ عِندَهُۥ لَا یَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَلَا یَسۡتَحۡسِرُونَ
İngilizce

To Him belong all (creatures) in the heavens and on earth: Even those who are in His (very) Presence are not too proud to serve Him, nor are they (ever) weary (of His service)

turkish

Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar

21 (Al-Anbiya) Sure
19 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُسَبِّحُونَ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ لَا یَفۡتُرُونَ
İngilizce

They celebrate His praises night and day, nor do they ever flag or intermit

turkish

Gece ve gündüz, bıkmadan tesbih ederler

21 (Al-Anbiya) Sure
20 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمِ ٱتَّخَذُوۤا۟ ءَالِهَةࣰ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ هُمۡ یُنشِرُونَ
İngilizce

Or have they taken (for worship) gods from the earth who can raise (the dead)

turkish

Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri diriltecekler

21 (Al-Anbiya) Sure
21 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ كَانَ فِیهِمَاۤ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

If there were, in the heavens and the earth, other gods besides Allah, there would have been confusion in both! but glory to Allah, the Lord of the Throne: (High is He) above what they attribute to Him

turkish

Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir

21 (Al-Anbiya) Sure
22 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یُسۡءَلُ عَمَّا یَفۡعَلُ وَهُمۡ یُسۡءَلُونَ
İngilizce

He cannot be questioned for His acts, but they will be questioned (for theirs)

turkish

O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır

21 (Al-Anbiya) Sure
23 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةࣰۖ قُلۡ هَاتُوا۟ بُرۡهَـٰنَكُمۡۖ هَـٰذَا ذِكۡرُ مَن مَّعِیَ وَذِكۡرُ مَن قَبۡلِیۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ ٱلۡحَقَّۖ فَهُم مُّعۡرِضُونَ
İngilizce

Or have they taken for worship (other) gods besides him? Say, "Bring your convincing proof: this is the Message of those with me and the Message of those before me." But most of them know not the Truth, and so turn away

turkish

O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap'ı ve senden öncekilerin kitapları." Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler

21 (Al-Anbiya) Sure
24 Ayet
323 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِیۤ إِلَیۡهِ أَنَّهُۥ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّاۤ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ
İngilizce

Not a messenger did We send before thee without this inspiration sent by Us to him: that there is no god but I; therefore worship and serve Me

turkish

Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir

21 (Al-Anbiya) Sure
25 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَلَدࣰاۗ سُبۡحَـٰنَهُۥۚ بَلۡ عِبَادࣱ مُّكۡرَمُونَ
İngilizce

And they say: "(Allah) Most Gracious has begotten offspring." Glory to Him! they are (but) servants raised to honour

turkish

Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa; hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır

21 (Al-Anbiya) Sure
26 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ یَعۡمَلُونَ
İngilizce

They speak not before He speaks, and they act (in all things) by His Command

turkish

Allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak O'nun emri üzerine iş işlerler

21 (Al-Anbiya) Sure
27 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَعۡلَمُ مَا بَیۡنَ أَیۡدِیهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا یَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡیَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ
İngilizce

He knows what is before them, and what is behind them, and they offer no intercession except for those who are acceptable, and they stand in awe and reverence of His (Glory)

turkish

Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler

21 (Al-Anbiya) Sure
28 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَمَن یَقُلۡ مِنۡهُمۡ إِنِّیۤ إِلَـٰهࣱ مِّن دُونِهِۦ فَذَ ٰلِكَ نَجۡزِیهِ جَهَنَّمَۚ كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

If any of them should say, "I am a god besides Him", such a one We should reward with Hell: thus do We reward those who do wrong

turkish

Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz

21 (Al-Anbiya) Sure
29 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوۤا۟ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ كَانَتَا رَتۡقࣰا فَفَتَقۡنَـٰهُمَاۖ وَجَعَلۡنَا مِنَ ٱلۡمَاۤءِ كُلَّ شَیۡءٍ حَیٍّۚ أَفَلَا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Do not the Unbelievers see that the heavens and the earth were joined together (as one unit of creation), before we clove them asunder? We made from water every living thing. Will they not then believe

turkish

İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı

21 (Al-Anbiya) Sure
30 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا فِی ٱلۡأَرۡضِ رَوَ ٰسِیَ أَن تَمِیدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِیهَا فِجَاجࣰا سُبُلࣰا لَّعَلَّهُمۡ یَهۡتَدُونَ
İngilizce

And We have set on the earth mountains standing firm, lest it should shake with them, and We have made therein broad highways (between mountains) for them to pass through: that they may receive Guidance

turkish

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik

21 (Al-Anbiya) Sure
31 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ سَقۡفࣰا مَّحۡفُوظࣰاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَایَـٰتِهَا مُعۡرِضُونَ
İngilizce

And We have made the heavens as a canopy well guarded: yet do they turn away from the Signs which these things (point to)

turkish

Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar

21 (Al-Anbiya) Sure
32 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ فِی فَلَكࣲ یَسۡبَحُونَ
İngilizce

It is He Who created the Night and the Day, and the sun and the moon: all (the celestial bodies) swim along, each in its rounded course

turkish

Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür

21 (Al-Anbiya) Sure
33 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا جَعَلۡنَا لِبَشَرࣲ مِّن قَبۡلِكَ ٱلۡخُلۡدَۖ أَفَإِی۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلۡخَـٰلِدُونَ
İngilizce

We granted not to any man before thee permanent life (here): if then thou shouldst die, would they live permanently

turkish

Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı

21 (Al-Anbiya) Sure
34 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُّ نَفۡسࣲ ذَاۤئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَنَبۡلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلۡخَیۡرِ فِتۡنَةࣰۖ وَإِلَیۡنَا تُرۡجَعُونَ
İngilizce

Every soul shall have a taste of death: and We test you by evil and by good by way of trial. to Us must ye return

turkish

Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz

21 (Al-Anbiya) Sure
35 Ayet
324 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوۤا۟ إِن یَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِی یَذۡكُرُ ءَالِهَتَكُمۡ وَهُم بِذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ
İngilizce

When the Unbelievers see thee, they treat thee not except with ridicule. "Is this," (they say), "the one who talks of your gods?" and they blaspheme at the mention of (Allah) Most Gracious

turkish

İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler

21 (Al-Anbiya) Sure
36 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِنۡ عَجَلࣲۚ سَأُو۟رِیكُمۡ ءَایَـٰتِی فَلَا تَسۡتَعۡجِلُونِ
İngilizce

Man is a creature of haste: soon (enough) will I show you My Signs; then ye will not ask Me to hasten them

turkish

İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin

21 (Al-Anbiya) Sure
37 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

They say: "When will this promise come to pass, if ye are telling the truth

turkish

Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler

21 (Al-Anbiya) Sure
38 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ یَعۡلَمُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ حِینَ لَا یَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمۡ وَلَا هُمۡ یُنصَرُونَ
İngilizce

If only the Unbelievers knew (the time) when they will not be able to ward off the fire from their faces, nor yet from their backs, and (when) no help can reach them

turkish

Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler

21 (Al-Anbiya) Sure
39 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ تَأۡتِیهِم بَغۡتَةࣰ فَتَبۡهَتُهُمۡ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمۡ یُنظَرُونَ
İngilizce

Nay, it may come to them all of a sudden and confound them: no power will they have then to avert it, nor will they (then) get respite

turkish

Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez

21 (Al-Anbiya) Sure
40 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِینَ سَخِرُوا۟ مِنۡهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

Mocked were (many) messenger before thee; But their scoffers were hemmed in by the thing that they mocked

turkish

And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti

21 (Al-Anbiya) Sure
41 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَن یَكۡلَؤُكُم بِٱلَّیۡلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِۚ بَلۡ هُمۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِم مُّعۡرِضُونَ
İngilizce

Say: "Who can keep you safe by night and by day from (the Wrath of) (Allah) Most Gracious?" Yet they turn away from the mention of their Lord

turkish

De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler

21 (Al-Anbiya) Sure
42 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُمۡ ءَالِهَةࣱ تَمۡنَعُهُم مِّن دُونِنَاۚ لَا یَسۡتَطِیعُونَ نَصۡرَ أَنفُسِهِمۡ وَلَا هُم مِّنَّا یُصۡحَبُونَ
İngilizce

Or have they gods that can guard them from Us? They have no power to aid themselves, nor can they be defended from Us

turkish

Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler

21 (Al-Anbiya) Sure
43 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰۤؤُلَاۤءِ وَءَابَاۤءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَیۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا یَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِی ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَاۤۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ
İngilizce

Nay, We gave the good things of this life to these men and their fathers until the period grew long for them; See they not that We gradually reduce the land (in their control) from its outlying borders? Is it then they who will win

turkish

Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır

21 (Al-Anbiya) Sure
44 Ayet
325 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَاۤ أُنذِرُكُم بِٱلۡوَحۡیِۚ وَلَا یَسۡمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَاۤءَ إِذَا مَا یُنذَرُونَ
İngilizce

Say, "I do but warn you according to revelation": But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned

turkish

De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar

21 (Al-Anbiya) Sure
45 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَئِن مَّسَّتۡهُمۡ نَفۡحَةࣱ مِّنۡ عَذَابِ رَبِّكَ لَیَقُولُنَّ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

If but a breath of the Wrath of thy Lord do touch them, they will then say, "Woe to us! we did wrong indeed

turkish

Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler

21 (Al-Anbiya) Sure
46 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَضَعُ ٱلۡمَوَ ٰزِینَ ٱلۡقِسۡطَ لِیَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَیۡءࣰاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةࣲ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَیۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِینَ
İngilizce

We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be dealt with unjustly in the least, and if there be (no more than) the weight of a mustard seed, We will bring it (to account): and enough are We to take account

turkish

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz

21 (Al-Anbiya) Sure
47 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ٱلۡفُرۡقَانَ وَضِیَاۤءࣰ وَذِكۡرࣰا لِّلۡمُتَّقِینَ
İngilizce

In the past We granted to Moses and Aaron the criterion (for judgment), and a Light and a Message for those who would do right

turkish

And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik

21 (Al-Anbiya) Sure
48 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَیۡبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشۡفِقُونَ
İngilizce

Those who fear their Lord in their most secret thoughts, and who hold the Hour (of Judgment) in awe

turkish

Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler

21 (Al-Anbiya) Sure
49 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهَـٰذَا ذِكۡرࣱ مُّبَارَكٌ أَنزَلۡنَـٰهُۚ أَفَأَنتُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ
İngilizce

And this is a blessed Message which We have sent down: will ye then reject it

turkish

İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar ediyorsunuz

21 (Al-Anbiya) Sure
50 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَاۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَـٰلِمِینَ
İngilizce

We bestowed aforetime on Abraham his rectitude of conduct, and well were We acquainted with him

turkish

And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk

21 (Al-Anbiya) Sure
51 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذِهِ ٱلتَّمَاثِیلُ ٱلَّتِیۤ أَنتُمۡ لَهَا عَـٰكِفُونَ
İngilizce

Behold! he said to his father and his people, "What are these images, to which ye are (so assiduously) devoted

turkish

İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti

21 (Al-Anbiya) Sure
52 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ وَجَدۡنَاۤ ءَابَاۤءَنَا لَهَا عَـٰبِدِینَ
İngilizce

They said, "We found our fathers worshipping them

turkish

Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi

21 (Al-Anbiya) Sure
53 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَقَدۡ كُنتُمۡ أَنتُمۡ وَءَابَاۤؤُكُمۡ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

He said, "Indeed ye have been in manifest error - ye and your fathers

turkish

İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince

21 (Al-Anbiya) Sure
54 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ أَجِئۡتَنَا بِٱلۡحَقِّ أَمۡ أَنتَ مِنَ ٱللَّـٰعِبِینَ
İngilizce

They said, "Have you brought us the Truth, or are you one of those who jest

turkish

Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
55 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِی فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَ ٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِینَ
İngilizce

He said, "Nay, your Lord is the Lord of the heavens and the earth, He Who created them (from nothing): and I am a witness to this (Truth)

turkish

O şöyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim

21 (Al-Anbiya) Sure
56 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَٱللَّهِ لَأَكِیدَنَّ أَصۡنَـٰمَكُم بَعۡدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدۡبِرِینَ
İngilizce

And by Allah, I have a plan for your idols - after ye go away and turn your backs

turkish

Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım

21 (Al-Anbiya) Sure
57 Ayet
326 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلَهُمۡ جُذَ ٰذًا إِلَّا كَبِیرࣰا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَیۡهِ یَرۡجِعُونَ
İngilizce

So he broke them to pieces, (all) but the biggest of them, that they might turn (and address themselves) to it

turkish

Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı

21 (Al-Anbiya) Sure
58 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِءَالِهَتِنَاۤ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

They said, "Who has done this to our gods? He must indeed be some man of impiety

turkish

Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
59 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ سَمِعۡنَا فَتࣰى یَذۡكُرُهُمۡ یُقَالُ لَهُۥۤ إِبۡرَ ٰهِیمُ
İngilizce

They said, "We heard a youth talk of them: He is called Abraham

turkish

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
60 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ فَأۡتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰۤ أَعۡیُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ یَشۡهَدُونَ
İngilizce

They said, "Then bring him before the eyes of the people, that they may bear witness

turkish

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
61 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَـٰذَا بِءَالِهَتِنَا یَـٰۤإِبۡرَ ٰهِیمُ
İngilizce

They said, "Art thou the one that did this with our gods, O Abraham

turkish

İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
62 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِیرُهُمۡ هَـٰذَا فَسۡءَلُوهُمۡ إِن كَانُوا۟ یَنطِقُونَ
İngilizce

He said: "Nay, this was done by - this is their biggest one! ask them, if they can speak intelligently

turkish

İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi

21 (Al-Anbiya) Sure
63 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَجَعُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوۤا۟ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
İngilizce

So they turned to themselves and said, "Surely ye are the ones in the wrong

turkish

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
64 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰۤؤُلَاۤءِ یَنطِقُونَ
İngilizce

Then were they confounded with shame: (they said), "Thou knowest full well that these (idols) do not speak

turkish

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
65 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا یَنفَعُكُمۡ شَیۡءࣰا وَلَا یَضُرُّكُمۡ
İngilizce

(Abraham) said, "Do ye then worship, besides Allah, things that can neither be of any good to you nor do you harm

turkish

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi

21 (Al-Anbiya) Sure
66 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُفࣲّ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
İngilizce

Fie upon you, and upon the things that ye worship besides Allah! Have ye no sense

turkish

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi

21 (Al-Anbiya) Sure
67 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوۤا۟ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِینَ
İngilizce

They said, "Burn him and protect your gods, If ye do (anything at all)

turkish

Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler

21 (Al-Anbiya) Sure
68 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡنَا یَـٰنَارُ كُونِی بَرۡدࣰا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

We said, "O Fire! be thou cool, and (a means of) safety for Abraham

turkish

Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik

21 (Al-Anbiya) Sure
69 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَیۡدࣰا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِینَ
İngilizce

Then they sought a stratagem against him: but We made them the ones that lost most

turkish

Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık

21 (Al-Anbiya) Sure
70 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَجَّیۡنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِی بَـٰرَكۡنَا فِیهَا لِلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

But We delivered him and (his nephew) Lut (and directed them) to the land which We have blessed for the nations

turkish

Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık

21 (Al-Anbiya) Sure
71 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لَهُۥۤ إِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَ نَافِلَةࣰۖ وَكُلࣰّا جَعَلۡنَا صَـٰلِحِینَ
İngilizce

And We bestowed on him Isaac and, as an additional gift, (a grandson), Jacob, and We made righteous men of every one (of them)

turkish

İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık

21 (Al-Anbiya) Sure
72 Ayet
327 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَئِمَّةࣰ یَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا وَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡهِمۡ فِعۡلَ ٱلۡخَیۡرَ ٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِیتَاۤءَ ٱلزَّكَوٰةِۖ وَكَانُوا۟ لَنَا عَـٰبِدِینَ
İngilizce

And We made them leaders, guiding (men) by Our Command, and We sent them inspiration to do good deeds, to establish regular prayers, and to practise regular charity; and they constantly served Us (and Us only)

turkish

Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi

21 (Al-Anbiya) Sure
73 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلُوطًا ءَاتَیۡنَـٰهُ حُكۡمࣰا وَعِلۡمࣰا وَنَجَّیۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡیَةِ ٱلَّتِی كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰۤئِثَۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمَ سَوۡءࣲ فَـٰسِقِینَ
İngilizce

And to Lut, too, We gave Judgment and Knowledge, and We saved him from the town which practised abominations: truly they were a people given to Evil, a rebellious people

turkish

Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti

21 (Al-Anbiya) Sure
74 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَدۡخَلۡنَـٰهُ فِی رَحۡمَتِنَاۤۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

And We admitted him to Our Mercy: for he was one of the Righteous

turkish

Lut'u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi

21 (Al-Anbiya) Sure
75 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

(Remember) Noah, when he cried (to Us) aforetime: We listened to his (prayer) and delivered him and his family from great distress

turkish

Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık

21 (Al-Anbiya) Sure
76 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَصَرۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِینَ كَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَاۤۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمَ سَوۡءࣲ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

We helped him against people who rejected Our Signs: truly they were a people given to Evil: so We drowned them (in the Flood) all together

turkish

Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk

21 (Al-Anbiya) Sure
77 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَدَاوُۥدَ وَسُلَیۡمَـٰنَ إِذۡ یَحۡكُمَانِ فِی ٱلۡحَرۡثِ إِذۡ نَفَشَتۡ فِیهِ غَنَمُ ٱلۡقَوۡمِ وَكُنَّا لِحُكۡمِهِمۡ شَـٰهِدِینَ
İngilizce

And remember David and Solomon, when they gave judgment in the matter of the field into which the sheep of certain people had strayed by night: We did witness their judgment

turkish

Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik

21 (Al-Anbiya) Sure
78 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفَهَّمۡنَـٰهَا سُلَیۡمَـٰنَۚ وَكُلًّا ءَاتَیۡنَا حُكۡمࣰا وَعِلۡمࣰاۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِبَالَ یُسَبِّحۡنَ وَٱلطَّیۡرَۚ وَكُنَّا فَـٰعِلِینَ
İngilizce

To Solomon We inspired the (right) understanding of the matter: to each (of them) We gave Judgment and Knowledge; it was Our power that made the hills and the birds celebrate Our praises, with David: it was We Who did (all these things)

turkish

Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık

21 (Al-Anbiya) Sure
79 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعَلَّمۡنَـٰهُ صَنۡعَةَ لَبُوسࣲ لَّكُمۡ لِتُحۡصِنَكُم مِّنۢ بَأۡسِكُمۡۖ فَهَلۡ أَنتُمۡ شَـٰكِرُونَ
İngilizce

It was We Who taught him the making of coats of mail for your benefit, to guard you from each other's violence: will ye then be grateful

turkish

Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz

21 (Al-Anbiya) Sure
80 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِسُلَیۡمَـٰنَ ٱلرِّیحَ عَاصِفَةࣰ تَجۡرِی بِأَمۡرِهِۦۤ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِی بَـٰرَكۡنَا فِیهَاۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَیۡءٍ عَـٰلِمِینَ
İngilizce

(It was Our power that made) the violent (unruly) wind flow (tamely) for Solomon, to his order, to the land which We had blessed: for We do know all things

turkish

Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk

21 (Al-Anbiya) Sure
81 Ayet
328 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِنَ ٱلشَّیَـٰطِینِ مَن یَغُوصُونَ لَهُۥ وَیَعۡمَلُونَ عَمَلࣰا دُونَ ذَ ٰلِكَۖ وَكُنَّا لَهُمۡ حَـٰفِظِینَ
İngilizce

And of the evil ones, were some who dived for him, and did other work besides; and it was We Who guarded them

turkish

Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk

21 (Al-Anbiya) Sure
82 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَأَیُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَسَّنِیَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّ ٰحِمِینَ
İngilizce

And (remember) Job, when He cried to his Lord, "Truly distress has seized me, but Thou art the Most Merciful of those that are merciful

turkish

Eyyub da: "Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmişti

21 (Al-Anbiya) Sure
83 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرࣲّۖ وَءَاتَیۡنَـٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰبِدِینَ
İngilizce

So We listened to him: We removed the distress that was on him, and We restored his people to him, and doubled their number,- as a Grace from Ourselves, and a thing for commemoration, for all who serve Us

turkish

Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik

21 (Al-Anbiya) Sure
84 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِسۡمَـٰعِیلَ وَإِدۡرِیسَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ كُلࣱّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِینَ
İngilizce

And (remember) Isma'il, Idris, and Zul-kifl, all (men) of constancy and patience

turkish

İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi

21 (Al-Anbiya) Sure
85 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَدۡخَلۡنَـٰهُمۡ فِی رَحۡمَتِنَاۤۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

We admitted them to Our mercy: for they were of the righteous ones

turkish

Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu onlar iyilerdendi

21 (Al-Anbiya) Sure
86 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبࣰا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَیۡهِ فَنَادَىٰ فِی ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّاۤ إِلَـٰهَ إِلَّاۤ أَنتَ سُبۡحَـٰنَكَ إِنِّی كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

And remember Zun-nun, when he departed in wrath: He imagined that We had no power over him! But he cried through the deptHs of darkness, "There is no god but thou: glory to thee: I was indeed wrong

turkish

Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim" diye seslenmişti

21 (Al-Anbiya) Sure
87 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّیۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَ ٰلِكَ نُۨجِی ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

So We listened to him: and delivered him from distress: and thus do We deliver those who have faith

turkish

Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız

21 (Al-Anbiya) Sure
88 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزَكَرِیَّاۤ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِی فَرۡدࣰا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلۡوَ ٰرِثِینَ
İngilizce

And (remember) Zakariya, when he cried to his Lord: "O my Lord! leave me not without offspring, though thou art the best of inheritors

turkish

Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti

21 (Al-Anbiya) Sure
89 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ یَحۡیَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥۤۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ یُسَـٰرِعُونَ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰتِ وَیَدۡعُونَنَا رَغَبࣰا وَرَهَبࣰاۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِینَ
İngilizce

So We listened to him: and We granted him Yahya: We cured his wife's (Barrenness) for him. These (three) were ever quick in emulation in good works; they used to call on Us with love and reverence, and humble themselves before Us

turkish

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı

21 (Al-Anbiya) Sure
90 Ayet
329 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّتِیۤ أَحۡصَنَتۡ فَرۡجَهَا فَنَفَخۡنَا فِیهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلۡنَـٰهَا وَٱبۡنَهَاۤ ءَایَةࣰ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

And (remember) her who guarded her chastity: We breathed into her of Our spirit, and We made her and her son a sign for all peoples

turkish

Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık

21 (Al-Anbiya) Sure
91 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذِهِۦۤ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُونِ
İngilizce

Verily, this brotherhood of yours is a single brotherhood, and I am your Lord and Cherisher: therefore serve Me (and no other)

turkish

Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin

21 (Al-Anbiya) Sure
92 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَقَطَّعُوۤا۟ أَمۡرَهُم بَیۡنَهُمۡۖ كُلٌّ إِلَیۡنَا رَ ٰجِعُونَ
İngilizce

But (later generations) cut off their affair (of unity), one from another: (yet) will they all return to Us

turkish

Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir

21 (Al-Anbiya) Sure
93 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن یَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَلَا كُفۡرَانَ لِسَعۡیِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَـٰتِبُونَ
İngilizce

Whoever works any act of righteousness and has faith,- His endeavour will not be rejected: We shall record it in his favour

turkish

İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız

21 (Al-Anbiya) Sure
94 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَرَ ٰمٌ عَلَىٰ قَرۡیَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَاۤ أَنَّهُمۡ لَا یَرۡجِعُونَ
İngilizce

But there is a ban on any population which We have destroyed: that they shall not return

turkish

Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır

21 (Al-Anbiya) Sure
95 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَا فُتِحَتۡ یَأۡجُوجُ وَمَأۡجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبࣲ یَنسِلُونَ
İngilizce

Until the Gog and Magog (people) are let through (their barrier), and they swiftly swarm from every hill

turkish

Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar

21 (Al-Anbiya) Sure
96 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِیَ شَـٰخِصَةٌ أَبۡصَـٰرُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا قَدۡ كُنَّا فِی غَفۡلَةࣲ مِّنۡ هَـٰذَا بَلۡ كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

Then will the true promise draw nigh (of fulfilment): then behold! the eyes of the Unbelievers will fixedly stare in horror: "Ah! Woe to us! we were indeed heedless of this; nay, we truly did wrong

turkish

Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler

21 (Al-Anbiya) Sure
97 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمۡ لَهَا وَ ٰرِدُونَ
İngilizce

Verily ye, (unbelievers), and the (false) gods that ye worship besides Allah, are (but) fuel for Hell! to it will ye (surely) come

turkish

Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz

21 (Al-Anbiya) Sure
98 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ كَانَ هَـٰۤؤُلَاۤءِ ءَالِهَةࣰ مَّا وَرَدُوهَاۖ وَكُلࣱّ فِیهَا خَـٰلِدُونَ
İngilizce

If these had been gods, they would not have got there! but each one will abide therein

turkish

Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır

21 (Al-Anbiya) Sure
99 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهُمۡ فِیهَا زَفِیرࣱ وَهُمۡ فِیهَا لَا یَسۡمَعُونَ
İngilizce

There, sobbing will be their lot, nor will they there hear (aught else)

turkish

Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler

21 (Al-Anbiya) Sure
100 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ سَبَقَتۡ لَهُم مِّنَّا ٱلۡحُسۡنَىٰۤ أُو۟لَـٰۤئِكَ عَنۡهَا مُبۡعَدُونَ
İngilizce

Those for whom the good (record) from Us has gone before, will be removed far therefrom

turkish

Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır

21 (Al-Anbiya) Sure
101 Ayet
330 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡمَعُونَ حَسِیسَهَاۖ وَهُمۡ فِی مَا ٱشۡتَهَتۡ أَنفُسُهُمۡ خَـٰلِدُونَ
İngilizce

Not the slightest sound will they hear of Hell: what their souls desired, in that will they dwell

turkish

Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar

21 (Al-Anbiya) Sure
102 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ هَـٰذَا یَوۡمُكُمُ ٱلَّذِی كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
İngilizce

The Great Terror will bring them no grief: but the angels will meet them (with mutual greetings): "This is your Day,- (the Day) that ye were promised

turkish

En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar

21 (Al-Anbiya) Sure
103 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ نَطۡوِی ٱلسَّمَاۤءَ كَطَیِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَاۤ أَوَّلَ خَلۡقࣲ نُّعِیدُهُۥۚ وَعۡدًا عَلَیۡنَاۤۚ إِنَّا كُنَّا فَـٰعِلِینَ
İngilizce

The Day that We roll up the heavens like a scroll rolled up for books (completed),- even as We produced the first creation, so shall We produce a new one: a promise We have undertaken: truly shall We fulfil it

turkish

Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız

21 (Al-Anbiya) Sure
104 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِی ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ یَرِثُهَا عِبَادِیَ ٱلصَّـٰلِحُونَ
İngilizce

Before this We wrote in the Psalms, after the Message (given to Moses): My servants the righteous, shall inherit the earth

turkish

And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık

21 (Al-Anbiya) Sure
105 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی هَـٰذَا لَبَلَـٰغࣰا لِّقَوۡمٍ عَـٰبِدِینَ
İngilizce

Verily in this (Qur'an) is a Message for people who would (truly) worship Allah

turkish

Doğrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır

21 (Al-Anbiya) Sure
106 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا رَحۡمَةࣰ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

We sent thee not, but as a Mercy for all creatures

turkish

Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik

21 (Al-Anbiya) Sure
107 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَا یُوحَىٰۤ إِلَیَّ أَنَّمَاۤ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهࣱ وَ ٰحِدࣱۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ
İngilizce

Say: "What has come to me by inspiration is that your Allah is One Allah: will ye therefore bow to His Will (in Islam)

turkish

De ki: "Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız

21 (Al-Anbiya) Sure
108 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِن تَوَلَّوۡا۟ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَاۤءࣲۖ وَإِنۡ أَدۡرِیۤ أَقَرِیبٌ أَم بَعِیدࣱ مَّا تُوعَدُونَ
İngilizce

But if they turn back, Say: "I have proclaimed the Message to you all alike and in truth; but I know not whether that which ye are promised is near or far

turkish

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem

21 (Al-Anbiya) Sure
109 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ یَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَیَعۡلَمُ مَا تَكۡتُمُونَ
İngilizce

It is He Who knows what is open in speech and what ye hide (in your hearts)

turkish

Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir

21 (Al-Anbiya) Sure
110 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنۡ أَدۡرِی لَعَلَّهُۥ فِتۡنَةࣱ لَّكُمۡ وَمَتَـٰعٌ إِلَىٰ حِینࣲ
İngilizce

I know not but that it may be a trial for you, and a grant of (worldly) livelihood (to you) for a time

turkish

Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir

21 (Al-Anbiya) Sure
111 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَـٰلَ رَبِّ ٱحۡكُم بِٱلۡحَقِّۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ
İngilizce

Say: "O my Lord! judge Thou in truth!" "Our Lord Most Gracious is the One Whose assistance should be sought against the blasphemies ye utter

turkish

Peygamber: "Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi

21 (Al-Anbiya) Sure
112 Ayet
331 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri