Al-Mu'minun

۞ قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
İngilizce

The believers must (eventually) win through

turkish

Müminler saadete ermişlerdir

23 (Al-Mu'minun) Sure
1 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ فِی صَلَاتِهِمۡ خَـٰشِعُونَ
İngilizce

Those who humble themselves in their prayers

turkish

Onlar namazda huşu içindedirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
2 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ
İngilizce

Who avoid vain talk

turkish

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
3 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَـٰعِلُونَ
İngilizce

Who are active in deeds of charity

turkish

Onlar zekatlarını verirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
4 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَـٰفِظُونَ
İngilizce

Who abstain from sex

turkish

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

23 (Al-Mu'minun) Sure
5 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عَلَىٰۤ أَزۡوَ ٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَیۡمَـٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَیۡرُ مَلُومِینَ
İngilizce

Except with those joined to them in the marriage bond, or (the captives) whom their right hands possess,- for (in their case) they are free from blame

turkish

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

23 (Al-Mu'minun) Sure
6 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَاۤءَ ذَ ٰلِكَ فَأُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
İngilizce

But those whose desires exceed those limits are transgressors

turkish

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir

23 (Al-Mu'minun) Sure
7 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَ ٰعُونَ
İngilizce

Those who faithfully observe their trusts and their covenants

turkish

Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
8 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَ ٰتِهِمۡ یُحَافِظُونَ
İngilizce

And who (strictly) guard their prayers

turkish

Namazlarına riayet ederler

23 (Al-Mu'minun) Sure
9 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلۡوَ ٰرِثُونَ
İngilizce

These will be the heirs

turkish

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
10 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِیهَا خَـٰلِدُونَ
İngilizce

Who will inherit Paradise: they will dwell therein (for ever)

turkish

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
11 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن سُلَـٰلَةࣲ مِّن طِینࣲ
İngilizce

Man We did create from a quintessence (of clay)

turkish

And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık

23 (Al-Mu'minun) Sure
12 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ جَعَلۡنَـٰهُ نُطۡفَةࣰ فِی قَرَارࣲ مَّكِینࣲ
İngilizce

Then We placed him as (a drop of) sperm in a place of rest, firmly fixed

turkish

Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik

23 (Al-Mu'minun) Sure
13 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَـٰمࣰا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَـٰمَ لَحۡمࣰا ثُمَّ أَنشَأۡنَـٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَـٰلِقِینَ
İngilizce

Then We made the sperm into a clot of congealed blood; then of that clot We made a (foetus) lump; then we made out of that lump bones and clothed the bones with flesh; then we developed out of it another creature. So blessed be Allah, the best to create

turkish

Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur

23 (Al-Mu'minun) Sure
14 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَ ٰلِكَ لَمَیِّتُونَ
İngilizce

After that, at length ye will die

turkish

Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz

23 (Al-Mu'minun) Sure
15 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّكُمۡ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ تُبۡعَثُونَ
İngilizce

Again, on the Day of Judgment, will ye be raised up

turkish

Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz

23 (Al-Mu'minun) Sure
16 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَاۤئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَـٰفِلِینَ
İngilizce

And We have made, above you, seven tracts; and We are never unmindful of (our) Creation

turkish

And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz

23 (Al-Mu'minun) Sure
17 Ayet
342 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّـٰهُ فِی ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَـٰدِرُونَ
İngilizce

And We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly are able to drain it off (with ease)

turkish

Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz

23 (Al-Mu'minun) Sure
18 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتࣲ مِّن نَّخِیلࣲ وَأَعۡنَـٰبࣲ لَّكُمۡ فِیهَا فَوَ ٰكِهُ كَثِیرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

With it We grow for you gardens of date-palms and vines: in them have ye abundant fruits: and of them ye eat (and have enjoyment)

turkish

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

23 (Al-Mu'minun) Sure
19 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَیۡنَاۤءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡءَاكِلِینَ
İngilizce

Also a tree springing out of Mount Sinai, which produces oil, and relish for those who use it for food

turkish

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

23 (Al-Mu'minun) Sure
20 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَكُمۡ فِی ٱلۡأَنۡعَـٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِیكُم مِّمَّا فِی بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِیهَا مَنَـٰفِعُ كَثِیرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

And in cattle (too) ye have an instructive example: from within their bodies We produce (milk) for you to drink; there are, in them, (besides), numerous (other) benefits for you; and of their (meat) ye eat

turkish

Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz

23 (Al-Mu'minun) Sure
21 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعَلَیۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ
İngilizce

And on them, as well as in ships, ye ride

turkish

Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız

23 (Al-Mu'minun) Sure
22 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ یَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَیۡرُهُۥۤۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

(Further, We sent a long line of prophets for your instruction). We sent Noah to his people: He said, "O my people! worship Allah! Ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

turkish

And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi

23 (Al-Mu'minun) Sure
23 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُا۟ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ یُرِیدُ أَن یَتَفَضَّلَ عَلَیۡكُمۡ وَلَوۡ شَاۤءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰۤئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِیۤ ءَابَاۤئِنَا ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

The chiefs of the Unbelievers among his people said: "He is no more than a man like yourselves: his wish is to assert his superiority over you: if Allah had wished (to send messengers), He could have sent down angels; never did we hear such a thing (as he says), among our ancestors of old

turkish

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

23 (Al-Mu'minun) Sure
24 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

(And some said): "He is only a man possessed: wait (and have patience) with him for a time

turkish

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

23 (Al-Mu'minun) Sure
25 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِی بِمَا كَذَّبُونِ
İngilizce

(Noah) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

turkish

Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi

23 (Al-Mu'minun) Sure
26 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡیُنِنَا وَوَحۡیِنَا فَإِذَا جَاۤءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِیهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَیۡنِ ٱثۡنَیۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَیۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَـٰطِبۡنِی فِی ٱلَّذِینَ ظَلَمُوۤا۟ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
İngilizce

So We inspired him (with this message): "Construct the Ark within Our sight and under Our guidance: then when comes Our Command, and the fountains of the earth gush forth, take thou on board pairs of every species, male and female, and thy family- except those of them against whom the Word has already gone forth: And address Me not in favour of the wrong-doers; for they shall be drowned (in the Flood)

turkish

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
27 Ayet
343 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا ٱسۡتَوَیۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِی نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

And when thou hast embarked on the Ark - thou and those with thee,- say: "Praise be to Allah, Who has saved us from the people who do wrong

turkish

Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
28 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِی مُنزَلࣰا مُّبَارَكࣰا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلۡمُنزِلِینَ
İngilizce

And say: "O my Lord! enable me to disembark with thy blessing: for Thou art the Best to enable (us) to disembark

turkish

Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
29 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَـٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِینَ
İngilizce

Verily in this there are Signs (for men to understand); (thus) do We try (men)

turkish

Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz

23 (Al-Mu'minun) Sure
30 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِینَ
İngilizce

Then We raised after them another generation

turkish

Bunların ardından başka nesiller varettik

23 (Al-Mu'minun) Sure
31 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَرۡسَلۡنَا فِیهِمۡ رَسُولࣰا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَیۡرُهُۥۤۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

And We sent to them a messenger from among themselves, (saying), "Worship Allah! ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

turkish

Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik

23 (Al-Mu'minun) Sure
32 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَاۤءِ ٱلۡءَاخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَـٰهُمۡ فِی ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَا مَا هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ یَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَیَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
İngilizce

And the chiefs of his people, who disbelieved and denied the Meeting in the Hereafter, and on whom We had bestowed the good things of this life, said: "He is no more than a man like yourselves: he eats of that of which ye eat, and drinks of what ye drink

turkish

Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir

23 (Al-Mu'minun) Sure
33 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰا لَّخَـٰسِرُونَ
İngilizce

If ye obey a man like yourselves, behold, it is certain ye will be lost

turkish

Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur

23 (Al-Mu'minun) Sure
34 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ
İngilizce

Does he promise that when ye die and become dust and bones, ye shall be brought forth (again)

turkish

Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor

23 (Al-Mu'minun) Sure
35 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ هَیۡهَاتَ هَیۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ
İngilizce

Far, very far is that which ye are promised

turkish

Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak

23 (Al-Mu'minun) Sure
36 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هِیَ إِلَّا حَیَاتُنَا ٱلدُّنۡیَا نَمُوتُ وَنَحۡیَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِینَ
İngilizce

There is nothing but our life in this world! We shall die and we live! But we shall never be raised up again

turkish

Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz

23 (Al-Mu'minun) Sure
37 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

He is only a man who invents a lie against Allah, but we are not the ones to believe in him

turkish

Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız

23 (Al-Mu'minun) Sure
38 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِی بِمَا كَذَّبُونِ
İngilizce

(The prophet) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

turkish

O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi

23 (Al-Mu'minun) Sure
39 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ عَمَّا قَلِیلࣲ لَّیُصۡبِحُنَّ نَـٰدِمِینَ
İngilizce

(Allah) said: "In but a little while, they are sure to be sorry

turkish

Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu

23 (Al-Mu'minun) Sure
40 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّیۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ غُثَاۤءࣰۚ فَبُعۡدࣰا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

Then the Blast overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong

turkish

Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun

23 (Al-Mu'minun) Sure
41 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِینَ
İngilizce

Then We raised after them other generations

turkish

Ardlarından başka nesiller varettik

23 (Al-Mu'minun) Sure
42 Ayet
344 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا یَسۡتَءۡخِرُونَ
İngilizce

No people can hasten their term, nor can they delay (it)

turkish

Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir

23 (Al-Mu'minun) Sure
43 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَاۤءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰا وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَحَادِیثَۚ فَبُعۡدࣰا لِّقَوۡمࣲ لَّا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Then sent We our messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): So away with a people that will not believe

turkish

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun

23 (Al-Mu'minun) Sure
44 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَـٰرُونَ بِءَایَـٰتِنَا وَسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینٍ
İngilizce

Then We sent Moses and his brother Aaron, with Our Signs and authority manifest

turkish

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

23 (Al-Mu'minun) Sure
45 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِی۟هِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوۡمًا عَالِینَ
İngilizce

To Pharaoh and his Chiefs: But these behaved insolently: they were an arrogant people

turkish

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

23 (Al-Mu'minun) Sure
46 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالُوۤا۟ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَیۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَـٰبِدُونَ
İngilizce

They said: "Shall we believe in two men like ourselves? And their people are subject to us

turkish

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

23 (Al-Mu'minun) Sure
47 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِینَ
İngilizce

So they accused them of falsehood, and they became of those who were destroyed

turkish

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

23 (Al-Mu'minun) Sure
48 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ لَعَلَّهُمۡ یَهۡتَدُونَ
İngilizce

And We gave Moses the Book, in order that they might receive guidance

turkish

And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik

23 (Al-Mu'minun) Sure
49 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡیَمَ وَأُمَّهُۥۤ ءَایَةࣰ وَءَاوَیۡنَـٰهُمَاۤ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِینࣲ
İngilizce

And We made the son of Mary and his mother as a Sign: We gave them both shelter on high ground, affording rest and security and furnished with springs

turkish

Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik

23 (Al-Mu'minun) Sure
50 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّیِّبَـٰتِ وَٱعۡمَلُوا۟ صَـٰلِحًاۖ إِنِّی بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِیمࣱ
İngilizce

O ye messengers! enjoy (all) things good and pure, and work righteousness: for I am well-acquainted with (all) that ye do

turkish

Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim

23 (Al-Mu'minun) Sure
51 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ هَـٰذِهِۦۤ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ
İngilizce

And verily this Brotherhood of yours is a single Brotherhood, and I am your Lord and Cherisher: therefore fear Me (and no other)

turkish

Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının

23 (Al-Mu'minun) Sure
52 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَقَطَّعُوۤا۟ أَمۡرَهُم بَیۡنَهُمۡ زُبُرࣰاۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَیۡهِمۡ فَرِحُونَ
İngilizce

But people have cut off their affair (of unity), between them, into sects: each party rejoices in that which is with itself

turkish

Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur

23 (Al-Mu'minun) Sure
53 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡهُمۡ فِی غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِینٍ
İngilizce

But leave them in their confused ignorance for a time

turkish

Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak

23 (Al-Mu'minun) Sure
54 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَیَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِینَ
İngilizce

Do they think that because We have granted them abundance of wealth and sons

turkish

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

23 (Al-Mu'minun) Sure
55 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰتِۚ بَل لَّا یَشۡعُرُونَ
İngilizce

We would hasten them on in every good? Nay, they do not understand

turkish

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

23 (Al-Mu'minun) Sure
56 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلَّذِینَ هُم مِّنۡ خَشۡیَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
İngilizce

Verily those who live in awe for fear of their Lord

turkish

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23 (Al-Mu'minun) Sure
57 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُم بِءَایَـٰتِ رَبِّهِمۡ یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Those who believe in the Signs of their Lord

turkish

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23 (Al-Mu'minun) Sure
58 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا یُشۡرِكُونَ
İngilizce

Those who join not (in worship) partners with their Lord

turkish

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23 (Al-Mu'minun) Sure
59 Ayet
345 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِینَ یُؤۡتُونَ مَاۤ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَ ٰجِعُونَ
İngilizce

And those who dispense their charity with their hearts full of fear, because they will return to their Lord

turkish

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23 (Al-Mu'minun) Sure
60 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ یُسَـٰرِعُونَ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَـٰبِقُونَ
İngilizce

It is these who hasten in every good work, and these who are foremost in them

turkish

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23 (Al-Mu'minun) Sure
61 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَیۡنَا كِتَـٰبࣱ یَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا یُظۡلَمُونَ
İngilizce

On no soul do We place a burden greater than it can bear: before Us is a record which clearly shows the truth: they will never be wronged

turkish

Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
62 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِی غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَـٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَـٰلࣱ مِّن دُونِ ذَ ٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَـٰمِلُونَ
İngilizce

But their hearts are in confused ignorance of this; and there are, besides that, deeds of theirs, which they will (continue) to do

turkish

Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
63 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَاۤ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِیهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ یَجۡءَرُونَ
İngilizce

Until, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication

turkish

Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler

23 (Al-Mu'minun) Sure
64 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تَجۡءَرُوا۟ ٱلۡیَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ
İngilizce

(It will be said): "Groan not in supplication this day: for ye shall certainly not be helped by Us

turkish

Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz

23 (Al-Mu'minun) Sure
65 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَدۡ كَانَتۡ ءَایَـٰتِی تُتۡلَىٰ عَلَیۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰۤ أَعۡقَـٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ
İngilizce

My Signs used to be rehearsed to you, but ye used to turn back on your heels

turkish

Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

23 (Al-Mu'minun) Sure
66 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُسۡتَكۡبِرِینَ بِهِۦ سَـٰمِرࣰا تَهۡجُرُونَ
İngilizce

In arrogance: talking nonsense about the (Qur'an), like one telling fables by night

turkish

Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

23 (Al-Mu'minun) Sure
67 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَلَمۡ یَدَّبَّرُوا۟ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَاۤءَهُم مَّا لَمۡ یَأۡتِ ءَابَاۤءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Do they not ponder over the Word (of Allah), or has anything (new) come to them that did not come to their fathers of old

turkish

Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

23 (Al-Mu'minun) Sure
68 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَمۡ یَعۡرِفُوا۟ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ
İngilizce

Or do they not recognise their Messenger, that they deny him

turkish

Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
69 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَاۤءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ
İngilizce

Or do they say, "He is possessed"? Nay, he has brought them the Truth, but most of them hate the Truth

turkish

Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır

23 (Al-Mu'minun) Sure
70 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَاۤءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِیهِنَّۚ بَلۡ أَتَیۡنَـٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ
İngilizce

If the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they turn away from their admonition

turkish

Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
71 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ تَسۡءَلُهُمۡ خَرۡجࣰا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَیۡرࣱۖ وَهُوَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰزِقِینَ
İngilizce

Or is it that thou askest them for some recompense? But the recompense of thy Lord is best: He is the Best of those who give sustenance

turkish

Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

23 (Al-Mu'minun) Sure
72 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَ ٰطࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ
İngilizce

But verily thou callest them to the Straight Way

turkish

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
73 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡءَاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَ ٰطِ لَنَـٰكِبُونَ
İngilizce

And verily those who believe not in the Hereafter are deviating from that Way

turkish

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
74 Ayet
346 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَلَوۡ رَحِمۡنَـٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّوا۟ فِی طُغۡیَـٰنِهِمۡ یَعۡمَهُونَ
İngilizce

If We had mercy on them and removed the distress which is on them, they would obstinately persist in their transgression, wandering in distraction to and fro

turkish

Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
75 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمۡ وَمَا یَتَضَرَّعُونَ
İngilizce

We inflicted Punishment on them, but they humbled not themselves to their Lord, nor do they submissively entreat (Him)

turkish

And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı

23 (Al-Mu'minun) Sure
76 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَیۡهِم بَابࣰا ذَا عَذَابࣲ شَدِیدٍ إِذَا هُمۡ فِیهِ مُبۡلِسُونَ
İngilizce

Until We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein

turkish

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler

23 (Al-Mu'minun) Sure
77 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلَّذِیۤ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡءِدَةَۚ قَلِیلࣰا مَّا تَشۡكُرُونَ
İngilizce

It is He Who has created for you (the faculties of) hearing, sight, feeling and understanding: little thanks it is ye give

turkish

Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz

23 (Al-Mu'minun) Sure
78 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلَّذِی ذَرَأَكُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَیۡهِ تُحۡشَرُونَ
İngilizce

And He has multiplied you through the earth, and to Him shall ye be gathered back

turkish

Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

23 (Al-Mu'minun) Sure
79 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلَّذِی یُحۡیِۦ وَیُمِیتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَـٰفُ ٱلَّیۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
İngilizce

It is He Who gives life and death, and to Him (is due) the alternation of Night and Day: will ye not then understand

turkish

Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz

23 (Al-Mu'minun) Sure
80 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ قَالُوا۟ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

On the contrary they say things similar to what the ancients said

turkish

Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler

23 (Al-Mu'minun) Sure
81 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
İngilizce

They say: "What! when we die and become dust and bones, could we really be raised up again

turkish

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

23 (Al-Mu'minun) Sure
82 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَاۤؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّاۤ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Such things have been promised to us and to our fathers before! they are nothing but tales of the ancients

turkish

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

23 (Al-Mu'minun) Sure
83 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِیهَاۤ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

Say: "To whom belong the earth and all beings therein? (say) if ye know

turkish

De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir

23 (Al-Mu'minun) Sure
84 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

They will say, "To Allah!" say: "Yet will ye not receive admonition

turkish

Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
85 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Say: "Who is the Lord of the seven heavens, and the Lord of the Throne (of Glory) Supreme

turkish

Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
86 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

They will say, "(They belong) to Allah." Say: "Will ye not then be filled with awe

turkish

Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
87 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَنۢ بِیَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیۡءࣲ وَهُوَ یُجِیرُ وَلَا یُجَارُ عَلَیۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

Say: "Who is it in whose hands is the governance of all things,- who protects (all), but is not protected (of any)? (say) if ye know

turkish

Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir

23 (Al-Mu'minun) Sure
88 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ
İngilizce

They will say, "(It belongs) to Allah." Say: "Then how are ye deluded

turkish

Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de

23 (Al-Mu'minun) Sure
89 Ayet
347 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ أَتَیۡنَـٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ
İngilizce

We have sent them the Truth: but they indeed practise falsehood

turkish

Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
90 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَـٰهٍۚ إِذࣰا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

No son did Allah beget, nor is there any god along with Him: (if there were many gods), behold, each god would have taken away what he had created, and some would have lorded it over others! Glory to Allah! (He is free) from the (sort of) things they attribute to Him

turkish

Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir

23 (Al-Mu'minun) Sure
91 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَـٰلِمِ ٱلۡغَیۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا یُشۡرِكُونَ
İngilizce

He knows what is hidden and what is open: too high is He for the partners they attribute to Him

turkish

O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir

23 (Al-Mu'minun) Sure
92 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِیَنِّی مَا یُوعَدُونَ
İngilizce

Say: "O my Lord! if Thou wilt show me (in my lifetime) that which they are warned against

turkish

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

23 (Al-Mu'minun) Sure
93 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِی فِی ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

Then, O my Lord! put me not amongst the people who do wrong

turkish

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

23 (Al-Mu'minun) Sure
94 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا عَلَىٰۤ أَن نُّرِیَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَـٰدِرُونَ
İngilizce

And We are certainly able to show thee (in fulfilment) that against which they are warned

turkish

Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz

23 (Al-Mu'minun) Sure
95 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِی هِیَ أَحۡسَنُ ٱلسَّیِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا یَصِفُونَ
İngilizce

Repel evil with that which is best: We are well acquainted with the things they say

turkish

Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz

23 (Al-Mu'minun) Sure
96 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَ ٰتِ ٱلشَّیَـٰطِینِ
İngilizce

And say "O my Lord! I seek refuge with Thee from the suggestions of the Evil Ones

turkish

De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım

23 (Al-Mu'minun) Sure
97 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن یَحۡضُرُونِ
İngilizce

And I seek refuge with Thee O my Lord! lest they should come near me

turkish

Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım

23 (Al-Mu'minun) Sure
98 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَا جَاۤءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ
İngilizce

(In Falsehood will they be) Until, when death comes to one of them, he says: "O my Lord! send me back (to life)

turkish

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
99 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَعَلِّیۤ أَعۡمَلُ صَـٰلِحࣰا فِیمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّاۤۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَاۤئِلُهَاۖ وَمِن وَرَاۤئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

In order that I may work righteousness in the things I neglected." - "By no means! It is but a word he says."- Before them is a Partition till the Day they are raised up

turkish

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
100 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نُفِخَ فِی ٱلصُّورِ فَلَاۤ أَنسَابَ بَیۡنَهُمۡ یَوۡمَئِذࣲ وَلَا یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

Then when the Trumpet is blown, there will be no more relationships between them that Day, nor will one ask after another

turkish

Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
101 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَ ٰزِینُهُۥ فَأُو۟لَـٰۤئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
İngilizce

Then those whose balance (of good deeds) is heavy,- they will attain salvation

turkish

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır

23 (Al-Mu'minun) Sure
102 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَ ٰزِینُهُۥ فَأُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلَّذِینَ خَسِرُوۤا۟ أَنفُسَهُمۡ فِی جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ
İngilizce

But those whose balance is light, will be those who have lost their souls, in Hell will they abide

turkish

Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler

23 (Al-Mu'minun) Sure
103 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِیهَا كَـٰلِحُونَ
İngilizce

The Fire will burn their faces, and they will therein grin, with their lips displaced

turkish

Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır

23 (Al-Mu'minun) Sure
104 Ayet
348 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَایَـٰتِی تُتۡلَىٰ عَلَیۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
İngilizce

Were not My Signs rehearsed to you, and ye did but treat them as falsehood

turkish

Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
105 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَیۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰا ضَاۤلِّینَ
İngilizce

They will say: "our Lord! Our misfortune overwhelmed us, and we became a people astray

turkish

Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk

23 (Al-Mu'minun) Sure
106 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبَّنَاۤ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَـٰلِمُونَ
İngilizce

Our Lord! bring us out of this: if ever we return (to Evil), then shall we be wrong-doers indeed

turkish

Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz

23 (Al-Mu'minun) Sure
107 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ ٱخۡسَءُوا۟ فِیهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
İngilizce

He will say: "Be ye driven into it (with ignominy)! And speak ye not to Me

turkish

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
108 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِیقࣱ مِّنۡ عِبَادِی یَقُولُونَ رَبَّنَاۤ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰحِمِینَ
İngilizce

A part of My servants there was, who used to pray 'our Lord! we believe; then do Thou forgive us, and have mercy upon us: For Thou art the Best of those who show mercy

turkish

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
109 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِیًّا حَتَّىٰۤ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِی وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ
İngilizce

But ye treated them with ridicule, so much so that (ridicule of) them made you forget My Message while ye were laughing at them

turkish

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
110 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی جَزَیۡتُهُمُ ٱلۡیَوۡمَ بِمَا صَبَرُوۤا۟ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَاۤئِزُونَ
İngilizce

I have rewarded them this Day for their patience and constancy: they are indeed the ones that have achieved Bliss

turkish

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
111 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَـٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِینَ
İngilizce

He will say: "What number of years did ye stay on earth

turkish

Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
112 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَبِثۡنَا یَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ یَوۡمࣲ فَسۡءَلِ ٱلۡعَاۤدِّینَ
İngilizce

They will say: "We stayed a day or part of a day: but ask those who keep account

turkish

Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler

23 (Al-Mu'minun) Sure
113 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَـٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِیلࣰاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
İngilizce

He will say: "Ye stayed not but a little,- if ye had only known

turkish

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
114 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ عَبَثࣰا وَأَنَّكُمۡ إِلَیۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ
İngilizce

Did ye then think that We had created you in jest, and that ye would not be brought back to Us (for account)

turkish

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

23 (Al-Mu'minun) Sure
115 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِیمِ
İngilizce

Therefore exalted be Allah, the King, the Reality: there is no god but He, the Lord of the Throne of Honour

turkish

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir

23 (Al-Mu'minun) Sure
116 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن یَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَـٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۤۚ إِنَّهُۥ لَا یُفۡلِحُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ
İngilizce

If anyone invokes, besides Allah, Any other god, he has no authority therefor; and his reckoning will be only with his Lord! and verily the Unbelievers will fail to win through

turkish

Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar

23 (Al-Mu'minun) Sure
117 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰحِمِینَ
İngilizce

So say: "O my Lord! grant Thou forgiveness and mercy for Thou art the Best of those who show mercy

turkish

De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

23 (Al-Mu'minun) Sure
118 Ayet
349 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri