Ash-Shu'ara

۞ طسۤمۤ
İngilizce

Ta. Sin. Mim

turkish

Ta, Sin, Mim

26 (Ash-Shu'ara) Sure
1 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تِلۡكَ ءَایَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِینِ
İngilizce

These are verses of the Book that makes (things) clear

turkish

Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
2 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَعَلَّكَ بَـٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا یَكُونُوا۟ مُؤۡمِنِینَ
İngilizce

It may be thou frettest thy soul with grief, that they do not become Believers

turkish

İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin

26 (Ash-Shu'ara) Sure
3 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَیۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ ءَایَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَـٰقُهُمۡ لَهَا خَـٰضِعِینَ
İngilizce

If (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility

turkish

Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
4 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَأۡتِیهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنۡهُ مُعۡرِضِینَ
İngilizce

But there comes not to them a newly-revealed Message from (Allah) Most Gracious, but they turn away therefrom

turkish

Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
5 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَدۡ كَذَّبُوا۟ فَسَیَأۡتِیهِمۡ أَنۢبَـٰۤؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

They have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at

turkish

Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
6 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَوۡا۟ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِیهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِیمٍ
İngilizce

Do they not look at the earth,- how many noble things of all kinds We have produced therein

turkish

Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
7 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily, in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
8 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
9 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰۤ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

Behold, thy Lord called Moses: "Go to the people of iniquity

turkish

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
10 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا یَتَّقُونَ
İngilizce

The people of the Pharaoh: will they not fear Allah

turkish

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
11 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ إِنِّیۤ أَخَافُ أَن یُكَذِّبُونِ
İngilizce

He said: "O my Lord! I do fear that they will charge me with falsehood

turkish

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
12 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَضِیقُ صَدۡرِی وَلَا یَنطَلِقُ لِسَانِی فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَـٰرُونَ
İngilizce

My breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron

turkish

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
13 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَهُمۡ عَلَیَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن یَقۡتُلُونِ
İngilizce

And (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me

turkish

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
14 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِءَایَـٰتِنَاۤۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ
İngilizce

Allah said: "By no means! proceed then, both of you, with Our Signs; We are with you, and will listen (to your call)

turkish

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
15 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأۡتِیَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَاۤ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

So go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the worlds

turkish

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
16 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ
İngilizce

Send thou with us the Children of Israel

turkish

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
17 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِینَا وَلِیدࣰا وَلَبِثۡتَ فِینَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِینَ
İngilizce

(Pharaoh) said: "Did we not cherish thee as a child among us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life

turkish

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
18 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِی فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

And thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful (wretch)

turkish

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
19 Ayet
367 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَعَلۡتُهَاۤ إِذࣰا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّاۤلِّینَ
İngilizce

Moses said: "I did it then, when I was in error

turkish

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
20 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِی رَبِّی حُكۡمࣰا وَجَعَلَنِی مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the messengers

turkish

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
21 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَیَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ
İngilizce

And this is the favour with which thou dost reproach me,- that thou hast enslaved the Children of Israel

turkish

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
22 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Pharaoh said: "And what is the 'Lord and Cherisher of the worlds

turkish

Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
23 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۤۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِینَ
İngilizce

(Moses) said: "The Lord and Cherisher of the heavens and the earth, and all between,- if ye want to be quite sure

turkish

Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
24 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥۤ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ
İngilizce

(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)

turkish

Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
25 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَاۤئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

(Moses) said: "Your Lord and the Lord of your fathers from the beginning

turkish

O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
26 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِیۤ أُرۡسِلَ إِلَیۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ
İngilizce

(Pharaoh) said: "Truly your messenger who has been sent to you is a veritable madman

turkish

Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
27 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۤۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ
İngilizce

(Moses) said: "Lord of the East and the West, and all between! if ye only had sense

turkish

Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
28 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَـٰهًا غَیۡرِی لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِینَ
İngilizce

(Pharaoh) said: "If thou dost put forward any god other than me, I will certainly put thee in prison

turkish

Firavun: "Benden başkasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
29 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَوَ لَوۡ جِئۡتُكَ بِشَیۡءࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing

turkish

Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
30 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَأۡتِ بِهِۦۤ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ
İngilizce

(Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth

turkish

Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
31 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِیَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

So (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)

turkish

Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
32 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَزَعَ یَدَهُۥ فَإِذَا هِیَ بَیۡضَاۤءُ لِلنَّـٰظِرِینَ
İngilizce

And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders

turkish

Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü

26 (Ash-Shu'ara) Sure
33 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥۤ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ عَلِیمࣱ
İngilizce

(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well-versed

turkish

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
34 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُرِیدُ أَن یُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
İngilizce

His plan is to get you out of your land by his sorcery; then what is it ye counsel

turkish

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
35 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِی ٱلۡمَدَاۤئِنِ حَـٰشِرِینَ
İngilizce

They said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect

turkish

Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
36 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِیمࣲ
İngilizce

And bring up to thee all (our) sorcerers well-versed

turkish

Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
37 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِیقَـٰتِ یَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

So the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known

turkish

Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
38 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِیلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ
İngilizce

And the people were told: "Are ye (now) assembled

turkish

İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
39 Ayet
368 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلۡغَـٰلِبِینَ
İngilizce

That we may follow the sorcerers (in religion) if they win

turkish

Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
40 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا جَاۤءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَـٰلِبِینَ
İngilizce

So when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win

turkish

Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
41 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِینَ
İngilizce

He said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)

turkish

Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
42 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰۤ أَلۡقُوا۟ مَاۤ أَنتُم مُّلۡقُونَ
İngilizce

Moses said to them: "Throw ye - that which ye are about to throw

turkish

Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
43 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَلۡقَوۡا۟ حِبَالَهُمۡ وَعِصِیَّهُمۡ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ
İngilizce

So they threw their ropes and their rods, and said: "By the might of Pharaoh, it is we who will certainly win

turkish

Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
44 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِیَ تَلۡقَفُ مَا یَأۡفِكُونَ
İngilizce

Then Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake

turkish

Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
45 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأُلۡقِیَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِینَ
İngilizce

Then did the sorcerers fall down, prostrate in adoration

turkish

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
46 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Saying: "We believe in the Lord of the Worlds

turkish

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
47 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
İngilizce

The Lord of Moses and Aaron

turkish

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
48 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِیرُكُمُ ٱلَّذِی عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَیۡدِیَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَـٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Said (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? surely he is your leader, who has taught you sorcery! but soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross

turkish

Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
49 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَا ضَیۡرَۖ إِنَّاۤ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
İngilizce

They said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord

turkish

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
50 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَطۡمَعُ أَن یَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰیَـٰنَاۤ أَن كُنَّاۤ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Only, our desire is that our Lord will forgive us our faults, that we may become foremost among the believers

turkish

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
51 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَىٰ مُوسَىٰۤ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِیۤ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
İngilizce

By inspiration we told Moses: "Travel by night with my servants; for surely ye shall be pursued

turkish

Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik

26 (Ash-Shu'ara) Sure
52 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِی ٱلۡمَدَاۤئِنِ حَـٰشِرِینَ
İngilizce

Then Pharaoh sent heralds to (all) the Cities

turkish

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
53 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِیلُونَ
İngilizce

(Saying): "These (Israelites) are but a small band

turkish

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
54 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَاۤئِظُونَ
İngilizce

And they are raging furiously against us

turkish

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
55 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَجَمِیعٌ حَـٰذِرُونَ
İngilizce

But we are a multitude amply fore-warned

turkish

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
56 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخۡرَجۡنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

So We expelled them from gardens, springs

turkish

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
57 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِیمࣲ
İngilizce

Treasures, and every kind of honourable position

turkish

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
58 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَـٰهَا بَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ
İngilizce

Thus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things

turkish

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
59 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِینَ
İngilizce

So they pursued them at sunrise

turkish

Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
60 Ayet
369 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا تَرَ ٰۤءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَـٰبُ مُوسَىٰۤ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ
İngilizce

And when the two bodies saw each other, the people of Moses said: "We are sure to be overtaken

turkish

İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
61 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ كَلَّاۤۖ إِنَّ مَعِیَ رَبِّی سَیَهۡدِینِ
İngilizce

(Moses) said: "By no means! my Lord is with me! Soon will He guide me

turkish

Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
62 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَىٰ مُوسَىٰۤ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Then We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain

turkish

Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
63 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

And We made the other party approach thither

turkish

İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
64 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنجَیۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥۤ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

We delivered Moses and all who were with him

turkish

Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
65 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

But We drowned the others

turkish

Öbürlerini suda boğduk

26 (Ash-Shu'ara) Sure
66 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
67 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
68 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتۡلُ عَلَیۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

And rehearse to them (something of) Abraham's story

turkish

Onlara İbrahim'in kıssasını anlat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
69 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

Behold, he said to his father and his people: "What worship ye

turkish

İbrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
70 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِینَ
İngilizce

They said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them

turkish

Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz" demişlerdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
71 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَلۡ یَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ
İngilizce

He said: "Do they listen to you when ye call (on them)

turkish

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
72 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ یَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ یَضُرُّونَ
İngilizce

Or do you good or harm

turkish

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
73 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَلۡ وَجَدۡنَاۤ ءَابَاۤءَنَا كَذَ ٰلِكَ یَفۡعَلُونَ
İngilizce

They said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)

turkish

Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
74 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَفَرَءَیۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ
İngilizce

He said: "Do ye then see whom ye have been worshipping

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
75 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنتُمۡ وَءَابَاۤؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ
İngilizce

Ye and your fathers before you

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
76 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّیۤ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

For they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
77 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی خَلَقَنِی فَهُوَ یَهۡدِینِ
İngilizce

Who created me, and it is He Who guides me

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
78 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِی هُوَ یُطۡعِمُنِی وَیَسۡقِینِ
İngilizce

Who gives me food and drink

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
79 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ یَشۡفِینِ
İngilizce

And when I am ill, it is He Who cures me

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
80 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِی یُمِیتُنِی ثُمَّ یُحۡیِینِ
İngilizce

Who will cause me to die, and then to life (again)

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
81 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِیۤ أَطۡمَعُ أَن یَغۡفِرَ لِی خَطِیۤءَتِی یَوۡمَ ٱلدِّینِ
İngilizce

And who, I hope, will forgive me my faults on the day of Judgment

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
82 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ هَبۡ لِی حُكۡمࣰا وَأَلۡحِقۡنِی بِٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

O my Lord! bestow wisdom on me, and join me with the righteous

turkish

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

26 (Ash-Shu'ara) Sure
83 Ayet
370 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱجۡعَل لِّی لِسَانَ صِدۡقࣲ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

Grant me honourable mention on the tongue of truth among the latest (generations)

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
84 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱجۡعَلۡنِی مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

Make me one of the inheritors of the Garden of Bliss

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
85 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱغۡفِرۡ لِأَبِیۤ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّاۤلِّینَ
İngilizce

Forgive my father, for that he is among those astray

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
86 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تُخۡزِنِی یَوۡمَ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

And let me not be in disgrace on the Day when (men) will be raised up

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
87 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ لَا یَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ
İngilizce

The Day whereon neither wealth nor sons will avail

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
88 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِیمࣲ
İngilizce

But only he (will prosper) that brings to Allah a sound heart

turkish

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti

26 (Ash-Shu'ara) Sure
89 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِینَ
İngilizce

To the righteous, the Garden will be brought near

turkish

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
90 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِیمُ لِلۡغَاوِینَ
İngilizce

And to those straying in Evil, the Fire will be placed in full view

turkish

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
91 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِیلَ لَهُمۡ أَیۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ
İngilizce

And it shall be said to them: 'Where are the (gods) ye worshipped

turkish

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
92 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ یَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ یَنتَصِرُونَ
İngilizce

Besides Allah? Can they help you or help themselves

turkish

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
93 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكُبۡكِبُوا۟ فِیهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ
İngilizce

Then they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in Evil

turkish

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
94 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجُنُودُ إِبۡلِیسَ أَجۡمَعُونَ
İngilizce

And the whole hosts of Iblis together

turkish

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
95 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ وَهُمۡ فِیهَا یَخۡتَصِمُونَ
İngilizce

They will say there in their mutual bickerings

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
96 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینٍ
İngilizce

By Allah, we were truly in an error manifest

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
97 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ نُسَوِّیكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

When we held you as equals with the Lord of the Worlds

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
98 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَضَلَّنَاۤ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
İngilizce

And our seducers were only those who were steeped in guilt

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
99 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا لَنَا مِن شَـٰفِعِینَ
İngilizce

Now, then, we have none to intercede (for us)

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
100 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا صَدِیقٍ حَمِیمࣲ
İngilizce

Nor a single friend to feel (for us)

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
101 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Now if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe

turkish

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
102 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily in this is a Sign but most of them do not believe

turkish

Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
103 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
104 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The people of Noah rejected the messengers

turkish

Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
105 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, their brother Noah said to them: "Will ye not fear (Allah)

turkish

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
106 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

I am to you a messenger worthy of all trust

turkish

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
107 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah, and obey me

turkish

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
108 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

turkish

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
109 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah, and obey me

turkish

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
110 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ قَالُوۤا۟ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ
İngilizce

They said: "Shall we believe in thee when it is the meanest that follow thee

turkish

Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
111 Ayet
371 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ وَمَا عِلۡمِی بِمَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ
İngilizce

He said: "And what do I know as to what they do

turkish

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
112 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّیۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ
İngilizce

Their account is only with my Lord, if ye could (but) understand

turkish

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
113 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

I am not one to drive away those who believe

turkish

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
114 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

I am sent only to warn plainly in public

turkish

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
115 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ یَـٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِینَ
İngilizce

They said: "If thou desist not, O Noah! thou shalt be stoned (to death)

turkish

Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlanacaklardan olacaksın" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
116 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِی كَذَّبُونِ
İngilizce

He said: "O my Lord! truly my people have rejected me

turkish

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
117 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱفۡتَحۡ بَیۡنِی وَبَیۡنَهُمۡ فَتۡحࣰا وَنَجِّنِی وَمَن مَّعِیَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Judge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me

turkish

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
118 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَنجَیۡنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِی ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
İngilizce

So We delivered him and those with him, in the Ark filled (with all creatures)

turkish

Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
119 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِینَ
İngilizce

Thereafter We drowned those who remained behind

turkish

Sonra de geride kalanları suda boğduk

26 (Ash-Shu'ara) Sure
120 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
121 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
122 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The 'Ad (people) rejected the messengers

turkish

Ad milleti de peygamberleri yalanladı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
123 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, their brother Hud said to them: "Will ye not fear (Allah)

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
124 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

I am to you a messenger worthy of all trust

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
125 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah and obey me

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
126 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
127 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِیعٍ ءَایَةࣰ تَعۡبَثُونَ
İngilizce

Do ye build a landmark on every high place to amuse yourselves

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
128 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ
İngilizce

And do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
129 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِینَ
İngilizce

And when ye exert your strong hand, do ye do it like men of absolute power

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
130 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

Now fear Allah, and obey me

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
131 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِیۤ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ
İngilizce

Yea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
132 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَـٰمࣲ وَبَنِینَ
İngilizce

Freely has He bestowed on you cattle and sons

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
133 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَنَّـٰتࣲ وَعُیُونٍ
İngilizce

And Gardens and Springs

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
134 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّیۤ أَخَافُ عَلَیۡكُمۡ عَذَابَ یَوۡمٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

Truly I fear for you the Penalty of a Great Day

turkish

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
135 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ سَوَاۤءٌ عَلَیۡنَاۤ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَ ٰعِظِینَ
İngilizce

They said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers

turkish

İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizce birdir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
136 Ayet
372 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

This is no other than a customary device of the ancients

turkish

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
137 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِینَ
İngilizce

And we are not the ones to receive Pains and Penalties

turkish

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
138 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَـٰهُمۡۚ إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

So they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Böylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda şüphesiz ki ders vardır; ama çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
139 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
140 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The Thamud (people) rejected the messengers

turkish

Semud milleti de peygamberleri yalanladı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
141 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, their brother Salih said to them: "Will you not fear (Allah)

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
142 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

I am to you a messenger worthy of all trust

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
143 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah, and obey me

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
144 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
145 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتُتۡرَكُونَ فِی مَا هَـٰهُنَاۤ ءَامِنِینَ
İngilizce

Will ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
146 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

Gardens and Springs

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
147 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِیمࣱ
İngilizce

And corn-fields and date-palms with spathes near breaking (with the weight of fruit)

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
148 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُیُوتࣰا فَـٰرِهِینَ
İngilizce

And ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
149 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

But fear Allah and obey me

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
150 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تُطِیعُوۤا۟ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِینَ
İngilizce

And follow not the bidding of those who are extravagant

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
151 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ یُفۡسِدُونَ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَا یُصۡلِحُونَ
İngilizce

Who make mischief in the land, and mend not (their ways)

turkish

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
152 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّمَاۤ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِینَ
İngilizce

They said: "Thou art only one of those bewitched

turkish

Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
153 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِءَایَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ
İngilizce

Thou art no more than a mortal like us: then bring us a Sign, if thou tellest the truth

turkish

Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
154 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ یَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

He said: "Here is a she-camel: she has a right of watering, and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed

turkish

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
155 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوۤءࣲ فَیَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ یَوۡمٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

Touch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you

turkish

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
156 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُوا۟ نَـٰدِمِینَ
İngilizce

But they ham-strung her: then did they become full of regrets

turkish

Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular

26 (Ash-Shu'ara) Sure
157 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

But the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
158 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
159 Ayet
373 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The people of Lut rejected the messengers

turkish

Lut milleti de peygamberleri yalanladı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
160 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, their brother Lut said to them: "Will ye not fear (Allah)

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
161 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

I am to you a messenger worthy of all trust

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
162 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah and obey me

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
163 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the lord of the Worlds

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
164 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Of all the creatures in the world, will ye approach males

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
165 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَ ٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ
İngilizce

And leave those whom Allah has created for you to be your mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)

turkish

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
166 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ یَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِینَ
İngilizce

They said: "If thou desist not, O Lut! thou wilt assuredly be cast out

turkish

Ey Lut! Bu sözlerinden vazgeçmezsen, mutlaka kovulacaksın" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
167 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ إِنِّی لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِینَ
İngilizce

He said: "I do detest your doings

turkish

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
168 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ نَجِّنِی وَأَهۡلِی مِمَّا یَعۡمَلُونَ
İngilizce

O my Lord! deliver me and my family from such things as they do

turkish

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
169 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥۤ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

So We delivered him and his family,- all

turkish

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
170 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عَجُوزࣰا فِی ٱلۡغَـٰبِرِینَ
İngilizce

Except an old woman who lingered behind

turkish

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık

26 (Ash-Shu'ara) Sure
171 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

But the rest We destroyed utterly

turkish

Diğerlerini yerle bir ettik

26 (Ash-Shu'ara) Sure
172 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَیۡهِم مَّطَرࣰاۖ فَسَاۤءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِینَ
İngilizce

We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)

turkish

Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
173 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily in this is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
174 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might Most Merciful

turkish

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
175 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَ أَصۡحَـٰبُ لۡءَیۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

The Companions of the Wood rejected the messengers

turkish

Ormanlık yerde oturanlar, Eykeliler de peygamberleri yalanladı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
176 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَیۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, Shu'aib said to them: "Will ye not fear (Allah)

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
177 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

I am to you a messenger worthy of all trust

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
178 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

So fear Allah and obey me

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
179 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
180 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَوۡفُوا۟ ٱلۡكَیۡلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِینَ
İngilizce

Give just measure, and cause no loss (to others by fraud)

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
181 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزِنُوا۟ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِیمِ
İngilizce

And weigh with scales true and upright

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
182 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَبۡخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشۡیَاۤءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡا۟ فِی ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِینَ
İngilizce

And withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
183 Ayet
374 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِی خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

And fear Him Who created you and (who created) the generations before (you)

turkish

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
184 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّمَاۤ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِینَ
İngilizce

They said: "Thou art only one of those bewitched

turkish

Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
185 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَـٰذِبِینَ
İngilizce

Thou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar

turkish

Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
186 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَسۡقِطۡ عَلَیۡنَا كِسَفࣰا مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِینَ
İngilizce

Now cause a piece of the sky to fall on us, if thou art truthful

turkish

Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
187 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّیۤ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ
İngilizce

He said: "My Lord knows best what ye do

turkish

Şuayb: "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir" dedi

26 (Ash-Shu'ara) Sure
188 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ یَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ یَوۡمٍ عَظِیمٍ
İngilizce

But they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a Great Day

turkish

Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü

26 (Ash-Shu'ara) Sure
189 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَءَایَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِینَ
İngilizce

Verily in that is a Sign: but most of them do not believe

turkish

Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
190 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
191 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِیلُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Verily this is a Revelation from the Lord of the Worlds

turkish

Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
192 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِینُ
İngilizce

With it came down the spirit of Faith and Truth

turkish

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
193 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِینَ
İngilizce

To thy heart and mind, that thou mayest admonish

turkish

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
194 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِلِسَانٍ عَرَبِیࣲّ مُّبِینࣲ
İngilizce

In the perspicuous Arabic tongue

turkish

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
195 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَفِی زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Without doubt it is (announced) in the mystic Books of former peoples

turkish

O, daha öncekilerin kitabında da zikredilmiştir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
196 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَكُن لَّهُمۡ ءَایَةً أَن یَعۡلَمَهُۥ عُلَمَـٰۤؤُا۟ بَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ
İngilizce

Is it not a Sign to them that the Learned of the Children of Israel knew it (as true)

turkish

İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu

26 (Ash-Shu'ara) Sure
197 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَزَّلۡنَـٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِینَ
İngilizce

Had We revealed it to any of the non-Arabs

turkish

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
198 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَرَأَهُۥ عَلَیۡهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤۡمِنِینَ
İngilizce

And had he recited it to them, they would not have believed in it

turkish

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
199 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ سَلَكۡنَـٰهُ فِی قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Thus have We caused it to enter the hearts of the sinners

turkish

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
200 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ یَرَوُا۟ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِیمَ
İngilizce

They will not believe in it until they see the grievous Penalty

turkish

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
201 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَأۡتِیَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا یَشۡعُرُونَ
İngilizce

But the (Penalty) will come to them of a sudden, while they perceive it not

turkish

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
202 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَقُولُوا۟ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ
İngilizce

Then they will say: "Shall we be respited

turkish

O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler

26 (Ash-Shu'ara) Sure
203 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَبِعَذَابِنَا یَسۡتَعۡجِلُونَ
İngilizce

Do they then ask for Our Penalty to be hastened on

turkish

Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
204 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتَ إِن مَّتَّعۡنَـٰهُمۡ سِنِینَ
İngilizce

Seest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few years

turkish

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
205 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ جَاۤءَهُم مَّا كَانُوا۟ یُوعَدُونَ
İngilizce

Yet there comes to them at length the (Punishment) which they were promised

turkish

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
206 Ayet
375 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُوا۟ یُمَتَّعُونَ
İngilizce

It will profit them not that they enjoyed (this life)

turkish

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı

26 (Ash-Shu'ara) Sure
207 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡیَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ
İngilizce

Never did We destroy a population, but had its warners

turkish

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz

26 (Ash-Shu'ara) Sure
208 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

By way of reminder; and We never are unjust

turkish

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz

26 (Ash-Shu'ara) Sure
209 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّیَـٰطِینُ
İngilizce

No evil ones have brought down this (Revelation)

turkish

Kuran'ı şeytanlar indirmemiştir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
210 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَنۢبَغِی لَهُمۡ وَمَا یَسۡتَطِیعُونَ
İngilizce

It would neither suit them nor would they be able (to produce it)

turkish

Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez

26 (Ash-Shu'ara) Sure
211 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ
İngilizce

Indeed they have been removed far from even (a chance of) hearing it

turkish

Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
212 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِینَ
İngilizce

So call not on any other god with Allah, or thou wilt be among those under the Penalty

turkish

O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun

26 (Ash-Shu'ara) Sure
213 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنذِرۡ عَشِیرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِینَ
İngilizce

And admonish thy nearest kinsmen

turkish

Önce en yakın hısımlarını uyar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
214 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

And lower thy wing to the Believers who follow thee

turkish

Sana uyan müminleri kanatların altına al

26 (Ash-Shu'ara) Sure
215 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّی بَرِیۤءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Then if they disobey thee, say: "I am free (of responsibility) for what ye do

turkish

Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de

26 (Ash-Shu'ara) Sure
216 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِیزِ ٱلرَّحِیمِ
İngilizce

And put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful

turkish

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
217 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی یَرَىٰكَ حِینَ تَقُومُ
İngilizce

Who seeth thee standing forth (in prayer)

turkish

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
218 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَقَلُّبَكَ فِی ٱلسَّـٰجِدِینَ
İngilizce

And thy movements among those who prostrate themselves

turkish

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
219 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

For it is He Who heareth and knoweth all things

turkish

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir

26 (Ash-Shu'ara) Sure
220 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّیَـٰطِینُ
İngilizce

Shall I inform you, (O people!), on whom it is that the evil ones descend

turkish

Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?" de

26 (Ash-Shu'ara) Sure
221 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِیمࣲ
İngilizce

They descend on every lying, wicked person

turkish

Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner

26 (Ash-Shu'ara) Sure
222 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَـٰذِبُونَ
İngilizce

(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars

turkish

Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
223 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشُّعَرَاۤءُ یَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ
İngilizce

And the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them

turkish

O şairlere gelince; onlara azgınlar uyar

26 (Ash-Shu'ara) Sure
224 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِی كُلِّ وَادࣲ یَهِیمُونَ
İngilizce

Seest thou not that they wander distracted in every valley

turkish

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin

26 (Ash-Shu'ara) Sure
225 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنَّهُمۡ یَقُولُونَ مَا لَا یَفۡعَلُونَ
İngilizce

And that they say what they practise not

turkish

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin

26 (Ash-Shu'ara) Sure
226 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِیرࣰا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُوا۟ۗ وَسَیَعۡلَمُ ٱلَّذِینَ ظَلَمُوۤا۟ أَیَّ مُنقَلَبࣲ یَنقَلِبُونَ
İngilizce

Except those who believe, work righteousness, engage much in the remembrance of Allah, and defend themselves only after they are unjustly attacked. And soon will the unjust assailants know what vicissitudes their affairs will take

turkish

Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır

26 (Ash-Shu'ara) Sure
227 Ayet
376 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri