Ya-Sin

یسۤ
İngilizce

Ya Sin

turkish

Ya, Sin

36 (Ya-Sin) Sure
1 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِیمِ
İngilizce

By the Qur'an, full of Wisdom

turkish

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin

36 (Ya-Sin) Sure
2 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Thou art indeed one of the messengers

turkish

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin

36 (Ya-Sin) Sure
3 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ صِرَ ٰطࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ
İngilizce

On a Straight Way

turkish

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin

36 (Ya-Sin) Sure
4 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِیلَ ٱلۡعَزِیزِ ٱلرَّحِیمِ
İngilizce

It is a Revelation sent down by (Him), the Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır

36 (Ya-Sin) Sure
5 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِتُنذِرَ قَوۡمࣰا مَّاۤ أُنذِرَ ءَابَاۤؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ
İngilizce

In order that thou mayest admonish a people, whose fathers had received no admonition, and who therefore remain heedless (of the Signs of Allah)

turkish

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır

36 (Ya-Sin) Sure
6 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰۤ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

The Word is proved true against the greater part of them: for they do not believe

turkish

And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar

36 (Ya-Sin) Sure
7 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا جَعَلۡنَا فِیۤ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلࣰا فَهِیَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ
İngilizce

We have put yokes round their necks right up to their chins, so that their heads are forced up (and they cannot see)

turkish

Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır

36 (Ya-Sin) Sure
8 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَیۡنِ أَیۡدِیهِمۡ سَدࣰّا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدࣰّا فَأَغۡشَیۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا یُبۡصِرُونَ
İngilizce

And We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see

turkish

Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler

36 (Ya-Sin) Sure
9 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسَوَاۤءٌ عَلَیۡهِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

The same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe

turkish

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

36 (Ya-Sin) Sure
10 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكۡرَ وَخَشِیَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَیۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةࣲ وَأَجۡرࣲ كَرِیمٍ
İngilizce

Thou canst but admonish such a one as follows the Message and fears the (Lord) Most Gracious, unseen: give such a one, therefore, good tidings, of Forgiveness and a Reward most generous

turkish

Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele

36 (Ya-Sin) Sure
11 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا نَحۡنُ نُحۡیِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَیۡءٍ أَحۡصَیۡنَـٰهُ فِیۤ إِمَامࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

Verily We shall give life to the dead, and We record that which they send before and that which they leave behind, and of all things have We taken account in a clear Book (of evidence)

turkish

Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır

36 (Ya-Sin) Sure
12 Ayet
440 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡیَةِ إِذۡ جَاۤءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

Set forth to them, by way of a parable, the (story of) the Companions of the City. Behold!, there came messengers to it

turkish

İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat

36 (Ya-Sin) Sure
13 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَیۡهِمُ ٱثۡنَیۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثࣲ فَقَالُوۤا۟ إِنَّاۤ إِلَیۡكُم مُّرۡسَلُونَ
İngilizce

When We (first) sent to them two messengers, they rejected them: But We strengthened them with a third: they said, "Truly, we have been sent on a mission to you

turkish

Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
14 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ مَاۤ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَمَاۤ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَیۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ
İngilizce

The (people) said: "Ye are only men like ourselves; and (Allah) Most Gracious sends no sort of revelation: ye do nothing but lie

turkish

Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler

36 (Ya-Sin) Sure
15 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ رَبُّنَا یَعۡلَمُ إِنَّاۤ إِلَیۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ
İngilizce

They said: "Our Lord doth know that we have been sent on a mission to you

turkish

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
16 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا عَلَیۡنَاۤ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِینُ
İngilizce

And our duty is only to proclaim the clear Message

turkish

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
17 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّا تَطَیَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهُوا۟ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَیَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِیمࣱ
İngilizce

The (people) said: "for us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us

turkish

Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler

36 (Ya-Sin) Sure
18 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ طَـٰۤئِرُكُم مَّعَكُمۡ أَئِن ذُكِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ مُّسۡرِفُونَ
İngilizce

They said: "Your evil omens are with yourselves: (deem ye this an evil omen). If ye are admonished? Nay, but ye are a people transgressing all bounds

turkish

Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
19 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَاۤءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِینَةِ رَجُلࣱ یَسۡعَىٰ قَالَ یَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Then there came running, from the farthest part of the City, a man, saying, "O my people! Obey the messengers

turkish

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun

36 (Ya-Sin) Sure
20 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا یَسۡءَلُكُمۡ أَجۡرࣰا وَهُم مُّهۡتَدُونَ
İngilizce

Obey those who ask no reward of you (for themselves), and who have themselves received Guidance

turkish

Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar

36 (Ya-Sin) Sure
21 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا لِیَ لَاۤ أَعۡبُدُ ٱلَّذِی فَطَرَنِی وَإِلَیۡهِ تُرۡجَعُونَ
İngilizce

It would not be reasonable in me if I did not serve Him Who created me, and to Whom ye shall (all) be brought back

turkish

Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz

36 (Ya-Sin) Sure
22 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن یُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرࣲّ لَّا تُغۡنِ عَنِّی شَفَـٰعَتُهُمۡ شَیۡءࣰا وَلَا یُنقِذُونِ
İngilizce

Shall I take (other) gods besides Him? If (Allah) Most Gracious should intend some adversity for me, of no use whatever will be their intercession for me, nor can they deliver me

turkish

O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar

36 (Ya-Sin) Sure
23 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّیۤ إِذࣰا لَّفِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینٍ
İngilizce

I would indeed, if I were to do so, be in manifest Error

turkish

Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum

36 (Ya-Sin) Sure
24 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنِّیۤ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ
İngilizce

For me, I have faith in the Lord of you (all): listen, then, to me

turkish

Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin

36 (Ya-Sin) Sure
25 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قِیلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ یَـٰلَیۡتَ قَوۡمِی یَعۡلَمُونَ
İngilizce

It was said: "Enter thou the Garden." He said: "Ah me! Would that my People knew (what I know)

turkish

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti

36 (Ya-Sin) Sure
26 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِمَا غَفَرَ لِی رَبِّی وَجَعَلَنِی مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِینَ
İngilizce

For that my Lord has granted me Forgiveness and has enrolled me among those held in honour

turkish

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti

36 (Ya-Sin) Sure
27 Ayet
441 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَمَاۤ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندࣲ مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِینَ
İngilizce

And We sent not down against his People, after him, any hosts from heaven, nor was it needful for Us so to do

turkish

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler

36 (Ya-Sin) Sure
28 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ
İngilizce

It was no more than a single mighty Blast, and behold! they were (like ashes) quenched and silent

turkish

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler

36 (Ya-Sin) Sure
29 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا یَأۡتِیهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

Ah! Alas for (My) Servants! There comes not a messenger to them but they mock him

turkish

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı

36 (Ya-Sin) Sure
30 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ یَرَوۡا۟ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَیۡهِمۡ لَا یَرۡجِعُونَ
İngilizce

See they not how many generations before them we destroyed? Not to them will they return

turkish

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
31 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن كُلࣱّ لَّمَّا جَمِیعࣱ لَّدَیۡنَا مُحۡضَرُونَ
İngilizce

But each one of them all - will be brought before Us (for judgment)

turkish

Hepsi huzurumuza getirileceklerdir

36 (Ya-Sin) Sure
32 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَیۡتَةُ أَحۡیَیۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّا فَمِنۡهُ یَأۡكُلُونَ
İngilizce

A Sign for them is the earth that is dead: We do give it life, and produce grain therefrom, of which ye do eat

turkish

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler

36 (Ya-Sin) Sure
33 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا فِیهَا جَنَّـٰتࣲ مِّن نَّخِیلࣲ وَأَعۡنَـٰبࣲ وَفَجَّرۡنَا فِیهَا مِنَ ٱلۡعُیُونِ
İngilizce

And We produce therein orchard with date-palms and vines, and We cause springs to gush forth therein

turkish

Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız

36 (Ya-Sin) Sure
34 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِیَأۡكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَیۡدِیهِمۡۚ أَفَلَا یَشۡكُرُونَ
İngilizce

That they may enjoy the fruits of this (artistry): It was not their hands that made this: will they not then give thanks

turkish

Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
35 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَ ٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Glory to Allah, Who created in pairs all things that the earth produces, as well as their own (human) kind and (other) things of which they have no knowledge

turkish

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir

36 (Ya-Sin) Sure
36 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمُ ٱلَّیۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ
İngilizce

And a Sign for them is the Night: We withdraw therefrom the Day, and behold they are plunged in darkness

turkish

Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler

36 (Ya-Sin) Sure
37 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِی لِمُسۡتَقَرࣲّ لَّهَاۚ ذَ ٰلِكَ تَقۡدِیرُ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡعَلِیمِ
İngilizce

And the sun runs his course for a period determined for him: that is the decree of (Him), the Exalted in Might, the All-Knowing

turkish

Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur

36 (Ya-Sin) Sure
38 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِیمِ
İngilizce

And the Moon,- We have measured for her mansions (to traverse) till she returns like the old (and withered) lower part of a date-stalk

turkish

Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir

36 (Ya-Sin) Sure
39 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا ٱلشَّمۡسُ یَنۢبَغِی لَهَاۤ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّیۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِی فَلَكࣲ یَسۡبَحُونَ
İngilizce

It is not permitted to the Sun to catch up the Moon, nor can the Night outstrip the Day: Each (just) swims along in (its own) orbit (according to Law)

turkish

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler

36 (Ya-Sin) Sure
40 Ayet
442 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَایَةࣱ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّیَّتَهُمۡ فِی ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
İngilizce

And a Sign for them is that We bore their race (through the Flood) in the loaded Ark

turkish

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır

36 (Ya-Sin) Sure
41 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا یَرۡكَبُونَ
İngilizce

And We have created for them similar (vessels) on which they ride

turkish

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır

36 (Ya-Sin) Sure
42 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِیخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ یُنقَذُونَ
İngilizce

If it were Our Will, We could drown them: then would there be no helper (to hear their cry), nor could they be delivered

turkish

Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
43 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِینࣲ
İngilizce

Except by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time

turkish

Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık

36 (Ya-Sin) Sure
44 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَیۡنَ أَیۡدِیكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
İngilizce

When they are told, "Fear ye that which is before you and that which will be after you, in order that ye may receive Mercy," (they turn back)

turkish

Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler

36 (Ya-Sin) Sure
45 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تَأۡتِیهِم مِّنۡ ءَایَةࣲ مِّنۡ ءَایَـٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُوا۟ عَنۡهَا مُعۡرِضِینَ
İngilizce

Not a Sign comes to them from among the Signs of their Lord, but they turn away therefrom

turkish

Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
46 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمۡ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ یَشَاۤءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

And when they are told, "Spend ye of (the bounties) with which Allah has provided you," the Unbelievers say to those who believe: "Shall we then feed those whom, if Allah had so willed, He would have fed, (Himself)?- Ye are in nothing but manifest error

turkish

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler

36 (Ya-Sin) Sure
47 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Further, they say, "When will this promise (come to pass), if what ye say is true

turkish

Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler

36 (Ya-Sin) Sure
48 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا یَنظُرُونَ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ یَخِصِّمُونَ
İngilizce

They will not (have to) wait for aught but a single Blast: it will seize them while they are yet disputing among themselves

turkish

Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler

36 (Ya-Sin) Sure
49 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ تَوۡصِیَةࣰ وَلَاۤ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِمۡ یَرۡجِعُونَ
İngilizce

No (chance) will they then have, by will, to dispose (of their affairs), nor to return to their own people

turkish

O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler

36 (Ya-Sin) Sure
50 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنُفِخَ فِی ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ یَنسِلُونَ
İngilizce

The trumpet shall be sounded, when behold! from the sepulchres (men) will rush forth to their Lord

turkish

Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar

36 (Ya-Sin) Sure
51 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

They will say: "Ah! Woe unto us! Who hath raised us up from our beds of repose?"... (A voice will say:) "This is what (Allah) Most Gracious had promised. And true was the word of the messengers

turkish

Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir

36 (Ya-Sin) Sure
52 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَإِذَا هُمۡ جَمِیعࣱ لَّدَیۡنَا مُحۡضَرُونَ
İngilizce

It will be no more than a single Blast, when lo! they will all be brought up before Us

turkish

Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur

36 (Ya-Sin) Sure
53 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡیَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَیۡءࣰا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Then, on that Day, not a soul will be wronged in the least, and ye shall but be repaid the meeds of your past Deeds

turkish

Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz

36 (Ya-Sin) Sure
54 Ayet
443 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡیَوۡمَ فِی شُغُلࣲ فَـٰكِهُونَ
İngilizce

Verily the Companions of the Garden shall that Day have joy in all that they do

turkish

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler

36 (Ya-Sin) Sure
55 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هُمۡ وَأَزۡوَ ٰجُهُمۡ فِی ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَاۤئِكِ مُتَّكِءُونَ
İngilizce

They and their associates will be in groves of (cool) shade, reclining on Thrones (of dignity)

turkish

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır

36 (Ya-Sin) Sure
56 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَهُمۡ فِیهَا فَـٰكِهَةࣱ وَلَهُم مَّا یَدَّعُونَ
İngilizce

(Every) fruit (enjoyment) will be there for them; they shall have whatever they call for

turkish

Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır

36 (Ya-Sin) Sure
57 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمࣱ قَوۡلࣰا مِّن رَّبࣲّ رَّحِیمࣲ
İngilizce

Peace!" - a word (of salutation) from a Lord Most Merciful

turkish

Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır

36 (Ya-Sin) Sure
58 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱمۡتَـٰزُوا۟ ٱلۡیَوۡمَ أَیُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ
İngilizce

And O ye in sin! Get ye apart this Day

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
59 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَیۡكُمۡ یَـٰبَنِیۤ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُوا۟ ٱلشَّیۡطَـٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِینࣱ
İngilizce

Did I not enjoin on you, O ye Children of Adam, that ye should not worship Satan; for that he was to you an enemy avowed

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
60 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنِ ٱعۡبُدُونِیۚ هَـٰذَا صِرَ ٰطࣱ مُّسۡتَقِیمࣱ
İngilizce

And that ye should worship Me, (for that) this was the Straight Way

turkish

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi

36 (Ya-Sin) Sure
61 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلࣰّا كَثِیرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُوا۟ تَعۡقِلُونَ
İngilizce

But he did lead astray a great multitude of you. Did ye not, then, understand

turkish

And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz

36 (Ya-Sin) Sure
62 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِی كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
İngilizce

This is the Hell of which ye were (repeatedly) warned

turkish

İşte bu, size söz verilen cehennemdir

36 (Ya-Sin) Sure
63 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡیَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ
İngilizce

Embrace ye the (fire) this Day, for that ye (persistently) rejected (Truth)

turkish

Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin

36 (Ya-Sin) Sure
64 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلۡیَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰۤ أَفۡوَ ٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَاۤ أَیۡدِیهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ یَكۡسِبُونَ
İngilizce

That Day shall We set a seal on their mouths. But their hands will speak to us, and their feet bear witness, to all that they did

turkish

İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder

36 (Ya-Sin) Sure
65 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَشَاۤءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰۤ أَعۡیُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَ ٰطَ فَأَنَّىٰ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

If it had been our Will, We could surely have blotted out their eyes; then should they have run about groping for the Path, but how could they have seen

turkish

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
66 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَشَاۤءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُوا۟ مُضِیࣰّا وَلَا یَرۡجِعُونَ
İngilizce

And if it had been Our Will, We could have transformed them (to remain) in their places; then should they have been unable to move about, nor could they have returned (after error)

turkish

Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi

36 (Ya-Sin) Sure
67 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِی ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا یَعۡقِلُونَ
İngilizce

If We grant long life to any, We cause him to be reversed in nature: Will they not then understand

turkish

Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
68 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا یَنۢبَغِی لَهُۥۤۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ وَقُرۡءَانࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

We have not instructed the (Prophet) in Poetry, nor is it meet for him: this is no less than a Message and a Qur'an making things clear

turkish

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır

36 (Ya-Sin) Sure
69 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّیُنذِرَ مَن كَانَ حَیࣰّا وَیَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

That it may give admonition to any (who are) alive, and that the charge may be proved against those who reject (Truth)

turkish

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın

36 (Ya-Sin) Sure
70 Ayet
444 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَوۡا۟ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَیۡدِینَاۤ أَنۡعَـٰمࣰا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ
İngilizce

See they not that it is We Who have created for them - among the things which Our hands have fashioned - cattle, which are under their dominion

turkish

Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar

36 (Ya-Sin) Sure
71 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا یَأۡكُلُونَ
İngilizce

And that We have subjected them to their (use)? of them some do carry them and some they eat

turkish

Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır

36 (Ya-Sin) Sure
72 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَهُمۡ فِیهَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا یَشۡكُرُونَ
İngilizce

And they have (other) profits from them (besides), and they get (milk) to drink. Will they not then be grateful

turkish

Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi

36 (Ya-Sin) Sure
73 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لَّعَلَّهُمۡ یُنصَرُونَ
İngilizce

Yet they take (for worship) gods other than Allah, (hoping) that they might be helped

turkish

Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler

36 (Ya-Sin) Sure
74 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡتَطِیعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندࣱ مُّحۡضَرُونَ
İngilizce

They have not the power to help them: but they will be brought up (before Our Judgment-seat) as a troop (to be condemned)

turkish

Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler

36 (Ya-Sin) Sure
75 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا یَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا یُسِرُّونَ وَمَا یُعۡلِنُونَ
İngilizce

Let not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose

turkish

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz

36 (Ya-Sin) Sure
76 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَمۡ یَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِیمࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Doth not man see that it is We Who created him from sperm? yet behold! he (stands forth) as an open adversary

turkish

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

36 (Ya-Sin) Sure
77 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلࣰا وَنَسِیَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن یُحۡیِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِیَ رَمِیمࣱ
İngilizce

And he makes comparisons for Us, and forgets his own (origin and) Creation: He says, "Who can give life to (dry) bones and decomposed ones (at that)

turkish

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

36 (Ya-Sin) Sure
78 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ یُحۡیِیهَا ٱلَّذِیۤ أَنشَأَهَاۤ أَوَّلَ مَرَّةࣲۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِیمٌ
İngilizce

Say, "He will give them life Who created them for the first time! for He is Well-versed in every kind of creation

turkish

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir

36 (Ya-Sin) Sure
79 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارࣰا فَإِذَاۤ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ
İngilizce

The same Who produces for you fire out of the green tree, when behold! ye kindle therewith (your own fires)

turkish

Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız

36 (Ya-Sin) Sure
80 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ لَیۡسَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰۤ أَن یَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

Is not He Who created the heavens and the earth able to create the like thereof?" - Yea, indeed! for He is the Creator Supreme, of skill and knowledge (infinite)

turkish

Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir

36 (Ya-Sin) Sure
81 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَاۤ أَمۡرُهُۥۤ إِذَاۤ أَرَادَ شَیۡءًا أَن یَقُولَ لَهُۥ كُن فَیَكُونُ
İngilizce

Verily, when He intends a thing, His Command is, "be", and it is

turkish

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur

36 (Ya-Sin) Sure
82 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِی بِیَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیۡءࣲ وَإِلَیۡهِ تُرۡجَعُونَ
İngilizce

So glory to Him in Whose hands is the dominion of all things: and to Him will ye be all brought back

turkish

Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir

36 (Ya-Sin) Sure
83 Ayet
445 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri