As-Saffat

وَٱلصَّـٰۤفَّـٰتِ صَفࣰّا
İngilizce

By those who range themselves in ranks

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
1 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلزَّ ٰجِرَ ٰتِ زَجۡرࣰا
İngilizce

And so are strong in repelling (evil)

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
2 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلتَّـٰلِیَـٰتِ ذِكۡرًا
İngilizce

And thus proclaim the Message (of Allah)

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
3 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ إِلَـٰهَكُمۡ لَوَ ٰحِدࣱ
İngilizce

Verily, verily, your Allah is one

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
4 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَـٰرِقِ
İngilizce

Lord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun

turkish

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

37 (As-Saffat) Sure
5 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا زَیَّنَّا ٱلسَّمَاۤءَ ٱلدُّنۡیَا بِزِینَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ
İngilizce

We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars

turkish

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik

37 (As-Saffat) Sure
6 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحِفۡظࣰا مِّن كُلِّ شَیۡطَـٰنࣲ مَّارِدࣲ
İngilizce

(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits

turkish

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk

37 (As-Saffat) Sure
7 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَیُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ
İngilizce

(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side

turkish

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

37 (As-Saffat) Sure
8 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
دُحُورࣰاۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ
İngilizce

Repulsed, for they are under a perpetual penalty

turkish

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

37 (As-Saffat) Sure
9 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ
İngilizce

Except such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness

turkish

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir

37 (As-Saffat) Sure
10 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَاۤۚ إِنَّا خَلَقۡنَـٰهُم مِّن طِینࣲ لَّازِبِۭ
İngilizce

Just ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay

turkish

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır

37 (As-Saffat) Sure
11 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ عَجِبۡتَ وَیَسۡخَرُونَ
İngilizce

Truly dost thou marvel, while they ridicule

turkish

Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

37 (As-Saffat) Sure
12 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا یَذۡكُرُونَ
İngilizce

And, when they are admonished, pay no heed

turkish

Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler

37 (As-Saffat) Sure
13 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا رَأَوۡا۟ ءَایَةࣰ یَسۡتَسۡخِرُونَ
İngilizce

And, when they see a Sign, turn it to mockery

turkish

Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar

37 (As-Saffat) Sure
14 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوۤا۟ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

And say, "This is nothing but evident sorcery

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
15 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
İngilizce

What! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
16 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ ءَابَاۤؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

And also our fathers of old

turkish

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

37 (As-Saffat) Sure
17 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَ ٰخِرُونَ
İngilizce

Say thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)

turkish

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

37 (As-Saffat) Sure
18 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّمَا هِیَ زَجۡرَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ یَنظُرُونَ
İngilizce

Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see

turkish

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar

37 (As-Saffat) Sure
19 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلدِّینِ
İngilizce

They will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment

turkish

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür

37 (As-Saffat) Sure
20 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied

turkish

Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir

37 (As-Saffat) Sure
21 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ ٱحۡشُرُوا۟ ٱلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ وَأَزۡوَ ٰجَهُمۡ وَمَا كَانُوا۟ یَعۡبُدُونَ
İngilizce

Bring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped

turkish

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

37 (As-Saffat) Sure
22 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَ ٰطِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Besides Allah, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire

turkish

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

37 (As-Saffat) Sure
23 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡءُولُونَ
İngilizce

But stop them, for they must be asked

turkish

Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır

37 (As-Saffat) Sure
24 Ayet
446 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
İngilizce

What is the matter with you that ye help not each other

turkish

Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
25 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ هُمُ ٱلۡیَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
İngilizce

Nay, but that day they shall submit (to Judgment)

turkish

Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır

37 (As-Saffat) Sure
26 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

And they will turn to one another, and question one another

turkish

Birbirlerine dönüp soruşurlar

37 (As-Saffat) Sure
27 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

They will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)

turkish

İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler

37 (As-Saffat) Sure
28 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَل لَّمۡ تَكُونُوا۟ مُؤۡمِنِینَ
İngilizce

They will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith

turkish

Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz

37 (As-Saffat) Sure
29 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَیۡكُم مِّن سُلۡطَـٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰا طَـٰغِینَ
İngilizce

Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion

turkish

Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz

37 (As-Saffat) Sure
30 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَحَقَّ عَلَیۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَاۤۖ إِنَّا لَذَاۤئِقُونَ
İngilizce

So now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)

turkish

Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız

37 (As-Saffat) Sure
31 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَغۡوَیۡنَـٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِینَ
İngilizce

We led you astray: for truly we were ourselves astray

turkish

Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık

37 (As-Saffat) Sure
32 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّهُمۡ یَوۡمَئِذࣲ فِی ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
İngilizce

Truly, that Day, they will (all) share in the Penalty

turkish

O gün hepsi azabda birleşirler

37 (As-Saffat) Sure
33 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Verily that is how We shall deal with Sinners

turkish

Doğrusu suçlulara böyle yaparız

37 (As-Saffat) Sure
34 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوۤا۟ إِذَا قِیلَ لَهُمۡ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ یَسۡتَكۡبِرُونَ
İngilizce

For they, when they were told that there is no god except Allah, would puff themselves up with Pride

turkish

Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler

37 (As-Saffat) Sure
35 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوۤا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ
İngilizce

And say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed

turkish

Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
36 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ جَاۤءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Nay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the messengers (before him)

turkish

Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı

37 (As-Saffat) Sure
37 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكُمۡ لَذَاۤئِقُوا۟ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِیمِ
İngilizce

Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty

turkish

Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

37 (As-Saffat) Sure
38 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

But it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought

turkish

Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız

37 (As-Saffat) Sure
39 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

But the sincere (and devoted) Servants of Allah

turkish

Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
40 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

For them is a Sustenance determined

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
41 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَ ٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
İngilizce

Fruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
42 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

In Gardens of Felicity

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
43 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

Facing each other on Thrones (of Dignity)

turkish

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

37 (As-Saffat) Sure
44 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُطَافُ عَلَیۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِینِۭ
İngilizce

Round will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
45 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَیۡضَاۤءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّـٰرِبِینَ
İngilizce

Crystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
46 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا فِیهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا یُنزَفُونَ
İngilizce

Free from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom

turkish

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

37 (As-Saffat) Sure
47 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِینࣱ
İngilizce

And besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)

turkish

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

37 (As-Saffat) Sure
48 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُنَّ بَیۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ
İngilizce

As if they were (delicate) eggs closely guarded

turkish

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

37 (As-Saffat) Sure
49 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

Then they will turn to one another and question one another

turkish

Birbirlerine dönüp sorarlar

37 (As-Saffat) Sure
50 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ قَاۤئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّی كَانَ لِی قَرِینࣱ
İngilizce

One of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
51 Ayet
447 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِینَ
İngilizce

Who used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
52 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِینُونَ
İngilizce

When we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments

turkish

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

37 (As-Saffat) Sure
53 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
İngilizce

(A voice) said: "Would ye like to look down

turkish

Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

37 (As-Saffat) Sure
54 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِی سَوَاۤءِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

He looked down and saw him in the midst of the Fire

turkish

Bir bakar onu cehennemin ortasında görür

37 (As-Saffat) Sure
55 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِینِ
İngilizce

He said: "By Allah! thou wast little short of bringing me to perdition

turkish

Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

37 (As-Saffat) Sure
56 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّی لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِینَ
İngilizce

Had it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)

turkish

Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum

37 (As-Saffat) Sure
57 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَمَا نَحۡنُ بِمَیِّتِینَ
İngilizce

Is it (the case) that we shall not die

turkish

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

37 (As-Saffat) Sure
58 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِینَ
İngilizce

Except our first death, and that we shall not be punished

turkish

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

37 (As-Saffat) Sure
59 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ
İngilizce

Verily this is the supreme achievement

turkish

İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur

37 (As-Saffat) Sure
60 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِمِثۡلِ هَـٰذَا فَلۡیَعۡمَلِ ٱلۡعَـٰمِلُونَ
İngilizce

For the like of this let all strive, who wish to strive

turkish

Çalışanlar bunun için çalışsın

37 (As-Saffat) Sure
61 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَذَ ٰلِكَ خَیۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
İngilizce

Is that the better entertainment or the Tree of Zaqqum

turkish

Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı

37 (As-Saffat) Sure
62 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا جَعَلۡنَـٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers

turkish

Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık

37 (As-Saffat) Sure
63 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِیۤ أَصۡلِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

For it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire

turkish

O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

37 (As-Saffat) Sure
64 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّیَـٰطِینِ
İngilizce

The shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils

turkish

Tomurcukları şeytan başı gibidir

37 (As-Saffat) Sure
65 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّهُمۡ لَءَاكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِءُونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
İngilizce

Truly they will eat thereof and fill their bellies therewith

turkish

İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

37 (As-Saffat) Sure
66 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَیۡهَا لَشَوۡبࣰا مِّنۡ حَمِیمࣲ
İngilizce

Then on top of that they will be given a mixture made of boiling water

turkish

Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir

37 (As-Saffat) Sure
67 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Then shall their return be to the (Blazing) Fire

turkish

Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir

37 (As-Saffat) Sure
68 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡا۟ ءَابَاۤءَهُمۡ ضَاۤلِّینَ
İngilizce

Truly they found their fathers on the wrong Path

turkish

Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı

37 (As-Saffat) Sure
69 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَهُمۡ عَلَىٰۤ ءَاثَـٰرِهِمۡ یُهۡرَعُونَ
İngilizce

So they (too) were rushed down on their footsteps

turkish

Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı

37 (As-Saffat) Sure
70 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

And truly before them, many of the ancients went astray

turkish

Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı

37 (As-Saffat) Sure
71 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِیهِم مُّنذِرِینَ
İngilizce

But We sent aforetime, among them, (messengers) to admonish them

turkish

And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik

37 (As-Saffat) Sure
72 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنظُرۡ كَیۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِینَ
İngilizce

Then see what was the end of those who were admonished (but heeded not)

turkish

Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak

37 (As-Saffat) Sure
73 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except the sincere (and devoted) Servants of Allah

turkish

Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
74 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِیبُونَ
İngilizce

(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer

turkish

And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik

37 (As-Saffat) Sure
75 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And We delivered him and his people from the Great Calamity

turkish

Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
76 Ayet
448 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ذُرِّیَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِینَ
İngilizce

And made his progeny to endure (on this earth)

turkish

Ancak onun soyunu sürekli kıldık

37 (As-Saffat) Sure
77 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations to come in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
78 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِی ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Peace and salutation to Noah among the nations

turkish

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
79 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do we reward those who do right

turkish

İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
80 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
81 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

Then the rest we overwhelmed in the Flood

turkish

Sonra, diğerlerini suda boğduk

37 (As-Saffat) Sure
82 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَإِنَّ مِن شِیعَتِهِۦ لَإِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

Verily among those who followed his Way was Abraham

turkish

İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı

37 (As-Saffat) Sure
83 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ جَاۤءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِیمٍ
İngilizce

Behold! he approached his Lord with a sound heart

turkish

Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

37 (As-Saffat) Sure
84 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

Behold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship

turkish

İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
85 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِیدُونَ
İngilizce

Is it a falsehood- gods other than Allah- that ye desire

turkish

Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
86 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

Then what is your idea about the Lord of the worlds

turkish

Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

37 (As-Saffat) Sure
87 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِی ٱلنُّجُومِ
İngilizce

Then did he cast a glance at the Stars

turkish

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

37 (As-Saffat) Sure
88 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنِّی سَقِیمࣱ
İngilizce

And he said, "I am indeed sick (at heart)

turkish

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

37 (As-Saffat) Sure
89 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّوۡا۟ عَنۡهُ مُدۡبِرِینَ
İngilizce

So they turned away from him, and departed

turkish

Onu bırakıp gittiler

37 (As-Saffat) Sure
90 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَاغَ إِلَىٰۤ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

Then did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)

turkish

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

37 (As-Saffat) Sure
91 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
İngilizce

What is the matter with you that ye speak not (intelligently)

turkish

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

37 (As-Saffat) Sure
92 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَاغَ عَلَیۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡیَمِینِ
İngilizce

Then did he turn upon them, striking (them) with the right hand

turkish

Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu

37 (As-Saffat) Sure
93 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلُوۤا۟ إِلَیۡهِ یَزِفُّونَ
İngilizce

Then came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)

turkish

Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler

37 (As-Saffat) Sure
94 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
İngilizce

He said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved

turkish

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

37 (As-Saffat) Sure
95 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
İngilizce

But Allah has created you and your handwork

turkish

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

37 (As-Saffat) Sure
96 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ ٱبۡنُوا۟ لَهُۥ بُنۡیَـٰنࣰا فَأَلۡقُوهُ فِی ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

They said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire

turkish

Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler

37 (As-Saffat) Sure
97 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَیۡدࣰا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِینَ
İngilizce

(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated

turkish

Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

37 (As-Saffat) Sure
98 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالَ إِنِّی ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّی سَیَهۡدِینِ
İngilizce

He said: "I will go to my Lord! He will surely guide me

turkish

İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi

37 (As-Saffat) Sure
99 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ هَبۡ لِی مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

O my Lord! Grant me a righteous (son)

turkish

Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı

37 (As-Saffat) Sure
100 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبَشَّرۡنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِیمࣲ
İngilizce

So We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear

turkish

Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik

37 (As-Saffat) Sure
101 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡیَ قَالَ یَـٰبُنَیَّ إِنِّیۤ أَرَىٰ فِی ٱلۡمَنَامِ أَنِّیۤ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ یَـٰۤأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِیۤ إِن شَاۤءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِینَ
İngilizce

Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if Allah so wills one practising Patience and Constancy

turkish

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi

37 (As-Saffat) Sure
102 Ayet
449 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّاۤ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِینِ
İngilizce

So when they had both submitted their wills (to Allah), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
103 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَـٰدَیۡنَـٰهُ أَن یَـٰۤإِبۡرَ ٰهِیمُ
İngilizce

We called out to him "O Abraham

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
104 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡیَاۤۚ إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right

turkish

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

37 (As-Saffat) Sure
105 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰۤؤُا۟ ٱلۡمُبِینُ
İngilizce

For this was obviously a trial

turkish

Doğrusu bu apaçık bir deneme idi

37 (As-Saffat) Sure
106 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَدَیۡنَـٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

And We ransomed him with a momentous sacrifice

turkish

Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik

37 (As-Saffat) Sure
107 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
108 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ
İngilizce

Peace and salutation to Abraham

turkish

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
109 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

İşte iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
110 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
111 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَشَّرۡنَـٰهُ بِإِسۡحَـٰقَ نَبِیࣰّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

And We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous

turkish

Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik

37 (As-Saffat) Sure
112 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَـٰرَكۡنَا عَلَیۡهِ وَعَلَىٰۤ إِسۡحَـٰقَۚ وَمِن ذُرِّیَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِینࣱ
İngilizce

We blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls

turkish

Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır

37 (As-Saffat) Sure
113 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
İngilizce

Again (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron

turkish

And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk

37 (As-Saffat) Sure
114 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَجَّیۡنَـٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And We delivered them and their people from (their) Great Calamity

turkish

İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
115 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَصَرۡنَـٰهُمۡ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلۡغَـٰلِبِینَ
İngilizce

And We helped them, so they overcame (their troubles)

turkish

Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi

37 (As-Saffat) Sure
116 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاتَیۡنَـٰهُمَا ٱلۡكِتَـٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِینَ
İngilizce

And We gave them the Book which helps to make things clear

turkish

Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik

37 (As-Saffat) Sure
117 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهَدَیۡنَـٰهُمَا ٱلصِّرَ ٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِیمَ
İngilizce

And We guided them to the Straight Way

turkish

Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik

37 (As-Saffat) Sure
118 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِمَا فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
119 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
İngilizce

Peace and salutation to Moses and Aaron

turkish

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
120 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
121 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For they were two of our believing Servants

turkish

İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
122 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ إِلۡیَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Elias among those sent (by Us)

turkish

Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
123 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦۤ أَلَا تَتَّقُونَ
İngilizce

Behold, he said to his people, "Will ye not fear (Allah)

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
124 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَـٰلِقِینَ
İngilizce

Will ye call upon Baal and forsake the Best of Creators

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
125 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَاۤئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Allah, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old

turkish

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

37 (As-Saffat) Sure
126 Ayet
450 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
İngilizce

But they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)

turkish

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

37 (As-Saffat) Sure
127 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except the sincere and devoted Servants of Allah (among them)

turkish

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

37 (As-Saffat) Sure
128 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا عَلَیۡهِ فِی ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times

turkish

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
129 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلَـٰمٌ عَلَىٰۤ إِلۡ یَاسِینَ
İngilizce

Peace and salutation to such as Elias

turkish

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

37 (As-Saffat) Sure
130 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus indeed do We reward those who do right

turkish

Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız

37 (As-Saffat) Sure
131 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

For he was one of our believing Servants

turkish

O, inanmış kullarımızdandı

37 (As-Saffat) Sure
132 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لُوطࣰا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Lut among those sent (by Us)

turkish

Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
133 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ نَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥۤ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Behold, We delivered him and his adherents, all

turkish

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
134 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عَجُوزࣰا فِی ٱلۡغَـٰبِرِینَ
İngilizce

Except an old woman who was among those who lagged behind

turkish

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

37 (As-Saffat) Sure
135 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡءَاخَرِینَ
İngilizce

Then We destroyed the rest

turkish

Sonra diğerlerini yok etmiştik

37 (As-Saffat) Sure
136 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَیۡهِم مُّصۡبِحِینَ
İngilizce

Verily, ye pass by their (sites), by day

turkish

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
137 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبِٱلَّیۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
İngilizce

And by night: will ye not understand

turkish

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
138 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ یُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

So also was Jonah among those sent (by Us)

turkish

Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir

37 (As-Saffat) Sure
139 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
İngilizce

When he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden

turkish

Dolu bir gemiye kaçmıştı

37 (As-Saffat) Sure
140 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِینَ
İngilizce

He (agreed to) cast lots, and he was condemned

turkish

Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

37 (As-Saffat) Sure
141 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِیمࣱ
İngilizce

Then the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame

turkish

Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu

37 (As-Saffat) Sure
142 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِینَ
İngilizce

Had it not been that he (repented and) glorified Allah

turkish

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

37 (As-Saffat) Sure
143 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَلَبِثَ فِی بَطۡنِهِۦۤ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

He would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection

turkish

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

37 (As-Saffat) Sure
144 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَنَبَذۡنَـٰهُ بِٱلۡعَرَاۤءِ وَهُوَ سَقِیمࣱ
İngilizce

But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness

turkish

Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık

37 (As-Saffat) Sure
145 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَیۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن یَقۡطِینࣲ
İngilizce

And We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind

turkish

Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik

37 (As-Saffat) Sure
146 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ یَزِیدُونَ
İngilizce

And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more

turkish

Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik

37 (As-Saffat) Sure
147 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَءَامَنُوا۟ فَمَتَّعۡنَـٰهُمۡ إِلَىٰ حِینࣲ
İngilizce

And they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while

turkish

Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

37 (As-Saffat) Sure
148 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ
İngilizce

Now ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons

turkish

Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

37 (As-Saffat) Sure
149 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةَ إِنَـٰثࣰا وَهُمۡ شَـٰهِدُونَ
İngilizce

Or that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)

turkish

Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler

37 (As-Saffat) Sure
150 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَاۤ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَیَقُولُونَ
İngilizce

Is it not that they say, from their own invention

turkish

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

37 (As-Saffat) Sure
151 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ
İngilizce

Allah has begotten children"? but they are liars

turkish

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

37 (As-Saffat) Sure
152 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِینَ
İngilizce

Did He (then) choose daughters rather than sons

turkish

Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş

37 (As-Saffat) Sure
153 Ayet
451 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ كَیۡفَ تَحۡكُمُونَ
İngilizce

What is the matter with you? How judge ye

turkish

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

37 (As-Saffat) Sure
154 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

Will ye not then receive admonition

turkish

Hiç düşünmez misiniz

37 (As-Saffat) Sure
155 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَـٰنࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Or have ye an authority manifest

turkish

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var

37 (As-Saffat) Sure
156 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأۡتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Then bring ye your Book (of authority) if ye be truthful

turkish

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

37 (As-Saffat) Sure
157 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلُوا۟ بَیۡنَهُۥ وَبَیۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
İngilizce

And they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment-Seat)

turkish

Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler

37 (As-Saffat) Sure
158 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

Glory to Allah! (He is free) from the things they ascribe (to Him)

turkish

Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir

37 (As-Saffat) Sure
159 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Not (so do) the Servants of Allah, sincere and devoted

turkish

Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır

37 (As-Saffat) Sure
160 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

For, verily, neither ye nor those ye worship

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
161 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَنتُمۡ عَلَیۡهِ بِفَـٰتِنِینَ
İngilizce

Can lead (any) into temptation concerning Allah

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
162 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Except such as are (themselves) going to the blazing Fire

turkish

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

37 (As-Saffat) Sure
163 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا مِنَّاۤ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ
İngilizce

(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
164 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّاۤفُّونَ
İngilizce

And we are verily ranged in ranks (for service)

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
165 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
İngilizce

And we are verily those who declare (Allah's) glory

turkish

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

37 (As-Saffat) Sure
166 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن كَانُوا۟ لَیَقُولُونَ
İngilizce

And there were those who said

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
167 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

If only we had had before us a Message from those of old

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
168 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

We should certainly have been Servants of Allah, sincere (and devoted)

turkish

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

37 (As-Saffat) Sure
169 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

But (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know

turkish

Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
170 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

Already has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)

turkish

And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

37 (As-Saffat) Sure
171 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
İngilizce

That they would certainly be assisted

turkish

Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
172 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ
İngilizce

And that Our forces,- they surely must conquer

turkish

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir

37 (As-Saffat) Sure
173 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

So turn thou away from them for a little while

turkish

Bir süreye kadar onlara aldırış etme

37 (As-Saffat) Sure
174 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

And watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)

turkish

Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
175 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَبِعَذَابِنَا یَسۡتَعۡجِلُونَ
İngilizce

Do they wish (indeed) to hurry on our Punishment

turkish

Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

37 (As-Saffat) Sure
176 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَاۤءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِینَ
İngilizce

But when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)

turkish

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur

37 (As-Saffat) Sure
177 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

So turn thou away from them for a little while

turkish

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37 (As-Saffat) Sure
178 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ یُبۡصِرُونَ
İngilizce

And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)

turkish

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

37 (As-Saffat) Sure
179 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

Glory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)

turkish

Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir

37 (As-Saffat) Sure
180 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِینَ
İngilizce

And Peace on the messengers

turkish

Ve selam, peygamberleredir

37 (As-Saffat) Sure
181 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

And Praise to Allah, the Lord and Cherisher of the Worlds

turkish

Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

37 (As-Saffat) Sure
182 Ayet
452 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri