As-Saffat
İngilizce
By those who range themselves in ranks
turkish
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And so are strong in repelling (evil)
turkish
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thus proclaim the Message (of Allah)
turkish
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, verily, your Allah is one
turkish
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Lord of the heavens and of the earth and all between them, and Lord of every point at the rising of the sun
turkish
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars
turkish
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(For beauty) and for guard against all obstinate rebellious evil spirits
turkish
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(So) they should not strain their ears in the direction of the Exalted Assembly but be cast away from every side
turkish
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Repulsed, for they are under a perpetual penalty
turkish
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except such as snatch away something by stealth, and they are pursued by a flaming fire, of piercing brightness
turkish
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Just ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay
turkish
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly dost thou marvel, while they ridicule
turkish
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And, when they are admonished, pay no heed
turkish
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And, when they see a Sign, turn it to mockery
turkish
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And say, "This is nothing but evident sorcery
turkish
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)
turkish
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And also our fathers of old
turkish
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)
turkish
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see
turkish
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment
turkish
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied
turkish
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Bring ye up", it shall be said, "The wrong-doers and their wives, and the things they worshipped
turkish
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Besides Allah, and lead them to the Way to the (Fierce) Fire
turkish
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But stop them, for they must be asked
turkish
Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the matter with you that ye help not each other
turkish
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, but that day they shall submit (to Judgment)
turkish
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they will turn to one another, and question one another
turkish
Birbirlerine dönüp soruşurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)
turkish
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith
turkish
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion
turkish
Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins)
turkish
Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We led you astray: for truly we were ourselves astray
turkish
Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly, that Day, they will (all) share in the Penalty
turkish
O gün hepsi azabda birleşirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily that is how We shall deal with Sinners
turkish
Doğrusu suçlulara böyle yaparız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For they, when they were told that there is no god except Allah, would puff themselves up with Pride
turkish
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed
turkish
Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay! he has come with the (very) Truth, and he confirms (the Message of) the messengers (before him)
turkish
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty
turkish
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But it will be no more than the retribution of (the Evil) that ye have wrought
turkish
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But the sincere (and devoted) Servants of Allah
turkish
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For them is a Sustenance determined
turkish
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Fruits (Delights); and they (shall enjoy) honour and dignity
turkish
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In Gardens of Felicity
turkish
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Facing each other on Thrones (of Dignity)
turkish
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Round will be passed to them a Cup from a clear-flowing fountain
turkish
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Crystal-white, of a taste delicious to those who drink (thereof)
turkish
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Free from headiness; nor will they suffer intoxication therefrom
turkish
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And besides them will be chaste women, restraining their glances, with big eyes (of wonder and beauty)
turkish
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As if they were (delicate) eggs closely guarded
turkish
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then they will turn to one another and question one another
turkish
Birbirlerine dönüp sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
One of them will start the talk and say: "I had an intimate companion (on the earth)
turkish
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Who used to say, 'what! art thou amongst those who bear witness to the Truth (of the Message)
turkish
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments
turkish
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(A voice) said: "Would ye like to look down
turkish
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He looked down and saw him in the midst of the Fire
turkish
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He said: "By Allah! thou wast little short of bringing me to perdition
turkish
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Had it not been for the Grace of my Lord, I should certainly have been among those brought (there)
turkish
Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it (the case) that we shall not die
turkish
Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except our first death, and that we shall not be punished
turkish
Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily this is the supreme achievement
turkish
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the like of this let all strive, who wish to strive
turkish
Çalışanlar bunun için çalışsın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is that the better entertainment or the Tree of Zaqqum
turkish
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers
turkish
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For it is a tree that springs out of the bottom of Hell-Fire
turkish
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The shoots of its fruit-stalks are like the heads of devils
turkish
Tomurcukları şeytan başı gibidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly they will eat thereof and fill their bellies therewith
turkish
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then on top of that they will be given a mixture made of boiling water
turkish
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then shall their return be to the (Blazing) Fire
turkish
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly they found their fathers on the wrong Path
turkish
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So they (too) were rushed down on their footsteps
turkish
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And truly before them, many of the ancients went astray
turkish
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We sent aforetime, among them, (messengers) to admonish them
turkish
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then see what was the end of those who were admonished (but heeded not)
turkish
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except the sincere (and devoted) Servants of Allah
turkish
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the best to hear prayer
turkish
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We delivered him and his people from the Great Calamity
turkish
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made his progeny to endure (on this earth)
turkish
Ancak onun soyunu sürekli kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We left (this blessing) for him among generations to come in later times
turkish
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Peace and salutation to Noah among the nations
turkish
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus indeed do we reward those who do right
turkish
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For he was one of our believing Servants
turkish
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then the rest we overwhelmed in the Flood
turkish
Sonra, diğerlerini suda boğduk
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily among those who followed his Way was Abraham
turkish
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold! he approached his Lord with a sound heart
turkish
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold! he said to his father and to his people, "What is that which ye worship
turkish
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it a falsehood- gods other than Allah- that ye desire
turkish
Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then what is your idea about the Lord of the worlds
turkish
Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did he cast a glance at the Stars
turkish
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he said, "I am indeed sick (at heart)
turkish
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So they turned away from him, and departed
turkish
Onu bırakıp gittiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)
turkish
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the matter with you that ye speak not (intelligently)
turkish
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did he turn upon them, striking (them) with the right hand
turkish
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then came (the worshippers) with hurried steps, and faced (him)
turkish
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He said: "Worship ye that which ye have (yourselves) carved
turkish
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah has created you and your handwork
turkish
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They said, "Build him a furnace, and throw him into the blazing fire
turkish
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(This failing), they then sought a stratagem against him, but We made them the ones most humiliated
turkish
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He said: "I will go to my Lord! He will surely guide me
turkish
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O my Lord! Grant me a righteous (son)
turkish
Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear
turkish
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if Allah so wills one practising Patience and Constancy
turkish
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So when they had both submitted their wills (to Allah), and he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice)
turkish
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We called out to him "O Abraham
turkish
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right
turkish
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For this was obviously a trial
turkish
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We ransomed him with a momentous sacrifice
turkish
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times
turkish
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Peace and salutation to Abraham
turkish
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus indeed do We reward those who do right
turkish
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For he was one of our believing Servants
turkish
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We gave him the good news of Isaac - a prophet,- one of the Righteous
turkish
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls
turkish
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Again (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron
turkish
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We delivered them and their people from (their) Great Calamity
turkish
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We helped them, so they overcame (their troubles)
turkish
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We gave them the Book which helps to make things clear
turkish
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We guided them to the Straight Way
turkish
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times
turkish
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Peace and salutation to Moses and Aaron
turkish
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus indeed do We reward those who do right
turkish
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For they were two of our believing Servants
turkish
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So also was Elias among those sent (by Us)
turkish
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, he said to his people, "Will ye not fear (Allah)
turkish
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will ye call upon Baal and forsake the Best of Creators
turkish
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Allah, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher of your fathers of old
turkish
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they rejected him, and they will certainly be called up (for punishment)
turkish
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except the sincere and devoted Servants of Allah (among them)
turkish
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We left (this blessing) for him among generations (to come) in later times
turkish
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Peace and salutation to such as Elias
turkish
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus indeed do We reward those who do right
turkish
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For he was one of our believing Servants
turkish
O, inanmış kullarımızdandı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So also was Lut among those sent (by Us)
turkish
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, We delivered him and his adherents, all
turkish
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except an old woman who was among those who lagged behind
turkish
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then We destroyed the rest
turkish
Sonra diğerlerini yok etmiştik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, ye pass by their (sites), by day
turkish
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by night: will ye not understand
turkish
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So also was Jonah among those sent (by Us)
turkish
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When he ran away (like a slave from captivity) to the ship (fully) laden
turkish
Dolu bir gemiye kaçmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He (agreed to) cast lots, and he was condemned
turkish
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame
turkish
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Had it not been that he (repented and) glorified Allah
turkish
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He would certainly have remained inside the Fish till the Day of Resurrection
turkish
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness
turkish
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We caused to grow, over him, a spreading plant of the gourd kind
turkish
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more
turkish
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while
turkish
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only) daughters, and they have sons
turkish
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or that We created the angels female, and they are witnesses (thereto)
turkish
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it not that they say, from their own invention
turkish
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Allah has begotten children"? but they are liars
turkish
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Did He (then) choose daughters rather than sons
turkish
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the matter with you? How judge ye
turkish
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will ye not then receive admonition
turkish
Hiç düşünmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have ye an authority manifest
turkish
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then bring ye your Book (of authority) if ye be truthful
turkish
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they have invented a blood-relationship between Him and the Jinns: but the Jinns know (quite well) that they have indeed to appear (before his Judgment-Seat)
turkish
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Glory to Allah! (He is free) from the things they ascribe (to Him)
turkish
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Not (so do) the Servants of Allah, sincere and devoted
turkish
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For, verily, neither ye nor those ye worship
turkish
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Can lead (any) into temptation concerning Allah
turkish
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except such as are (themselves) going to the blazing Fire
turkish
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Those ranged in ranks say): "Not one of us but has a place appointed
turkish
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And we are verily ranged in ranks (for service)
turkish
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And we are verily those who declare (Allah's) glory
turkish
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And there were those who said
turkish
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
If only we had had before us a Message from those of old
turkish
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We should certainly have been Servants of Allah, sincere (and devoted)
turkish
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know
turkish
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Already has Our Word been passed before (this) to our Servants sent (by Us)
turkish
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That they would certainly be assisted
turkish
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that Our forces,- they surely must conquer
turkish
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So turn thou away from them for a little while
turkish
Bir süreye kadar onlara aldırış etme
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And watch them (how they fare), and they soon shall see (how thou farest)
turkish
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do they wish (indeed) to hurry on our Punishment
turkish
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when it descends into the open space before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)
turkish
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So turn thou away from them for a little while
turkish
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)
turkish
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Glory to thy Lord, the Lord of Honour and Power! (He is free) from what they ascribe (to Him)
turkish
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Peace on the messengers
turkish
Ve selam, peygamberleredir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Praise to Allah, the Lord and Cherisher of the Worlds
turkish
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır