Sad

صۤۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِی ٱلذِّكۡرِ
İngilizce

Sad: By the Qur'an, Full of Admonition: (This is the Truth)

turkish

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler

38 (Sad) Sure
1 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ فِی عِزَّةࣲ وَشِقَاقࣲ
İngilizce

But the Unbelievers (are steeped) in self-glory and Separatism

turkish

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler

38 (Sad) Sure
2 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنࣲ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِینَ مَنَاصࣲ
İngilizce

How many generations before them did We destroy? In the end they cried (for mercy)- when there was no longer time for being saved

turkish

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi

38 (Sad) Sure
3 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَعَجِبُوۤا۟ أَن جَاۤءَهُم مُّنذِرࣱ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرࣱ كَذَّابٌ
İngilizce

So they wonder that a Warner has come to them from among themselves! and the Unbelievers say, "This is a sorcerer telling lies

turkish

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi

38 (Sad) Sure
4 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَجَعَلَ ٱلۡءَالِهَةَ إِلَـٰهࣰا وَ ٰحِدًاۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَیۡءٌ عُجَابࣱ
İngilizce

Has he made the gods (all) into one Allah? Truly this is a wonderful thing

turkish

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi

38 (Sad) Sure
5 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُوا۟ وَٱصۡبِرُوا۟ عَلَىٰۤ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَیۡءࣱ یُرَادُ
İngilizce

And the leader among them go away (impatiently), (saying), "Walk ye away, and remain constant to your gods! For this is truly a thing designed (against you)

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
6 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِی ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡءَاخِرَةِ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا ٱخۡتِلَـٰقٌ
İngilizce

We never heard (the like) of this among the people of these latter days: this is nothing but a made-up tale

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
7 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءُنزِلَ عَلَیۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَیۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِی شَكࣲّ مِّن ذِكۡرِیۚ بَل لَّمَّا یَذُوقُوا۟ عَذَابِ
İngilizce

What! has the Message been sent to him - (Of all persons) among us?"... but they are in doubt concerning My (Own) Message! Nay, they have not yet tasted My Punishment

turkish

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır

38 (Sad) Sure
8 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَاۤئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡوَهَّابِ
İngilizce

Or have they the treasures of the mercy of thy Lord,- the Exalted in Power, the Grantor of Bounties without measure

turkish

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır

38 (Sad) Sure
9 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۖ فَلۡیَرۡتَقُوا۟ فِی ٱلۡأَسۡبَـٰبِ
İngilizce

Or have they the dominion of the heavens and the earth and all between? If so, let them mount up with the ropes and means (to reach that end)

turkish

Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler

38 (Sad) Sure
10 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جُندࣱ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومࣱ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ
İngilizce

But there - will be put to flight even a host of confederates

turkish

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur

38 (Sad) Sure
11 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَعَادࣱ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ
İngilizce

Before them (were many who) rejected messengers,- the people of Noah, and 'Ad, and Pharaoh, the Lord of Stakes

turkish

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır

38 (Sad) Sure
12 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطࣲ وَأَصۡحَـٰبُ لۡءَیۡكَةِۚ أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ
İngilizce

And Thamud, and the people of Lut, and the Companions of the Wood; - such were the Confederates

turkish

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır

38 (Sad) Sure
13 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ
İngilizce

Not one (of them) but rejected the messengers, but My punishment came justly and inevitably (on them)

turkish

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler

38 (Sad) Sure
14 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَنظُرُ هَـٰۤؤُلَاۤءِ إِلَّا صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ مَّا لَهَا مِن فَوَاقࣲ
İngilizce

These (today) only wait for a single mighty Blast, which (when it comes) will brook no delay

turkish

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler

38 (Sad) Sure
15 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ یَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

They say: "Our Lord! hasten to us our sentence (even) before the Day of Account

turkish

Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler

38 (Sad) Sure
16 Ayet
453 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا یَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَیۡدِۖ إِنَّهُۥۤ أَوَّابٌ
İngilizce

Have patience at what they say, and remember our servant David, the man of strength: for he ever turned (to Allah)

turkish

Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
17 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ یُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِیِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ
İngilizce

It was We that made the hills declare, in unison with him, Our Praises, at eventide and at break of day

turkish

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi

38 (Sad) Sure
18 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلطَّیۡرَ مَحۡشُورَةࣰۖ كُلࣱّ لَّهُۥۤ أَوَّابࣱ
İngilizce

And the birds gathered (in assemblies): all with him did turn (to Allah)

turkish

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi

38 (Sad) Sure
19 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَیۡنَـٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ
İngilizce

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision

turkish

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik

38 (Sad) Sure
20 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُوا۟ ٱلۡمِحۡرَابَ
İngilizce

Has the Story of the Disputants reached thee? Behold, they climbed over the wall of the private chamber

turkish

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar

38 (Sad) Sure
21 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَٱحۡكُم بَیۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَاۤ إِلَىٰ سَوَاۤءِ ٱلصِّرَ ٰطِ
İngilizce

When they entered the presence of David, and he was terrified of them, they said: "Fear not: we are two disputants, one of whom has wronged the other: Decide now between us with truth, and treat us not with injustice, but guide us to the even Path

turkish

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar

38 (Sad) Sure
22 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَاۤ أَخِی لَهُۥ تِسۡعࣱ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةࣰ وَلِیَ نَعۡجَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِیهَا وَعَزَّنِی فِی ٱلۡخِطَابِ
İngilizce

This man is my brother: He has nine and ninety ewes, and I have (but) one: Yet he says, 'commit her to my care,' and is (moreover) harsh to me in speech

turkish

Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi

38 (Sad) Sure
23 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِیرࣰا مِّنَ ٱلۡخُلَطَاۤءِ لَیَبۡغِی بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَقَلِیلࣱ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَ̅خَ̅رَّ̅ ̅رَ̅ا̅كِ̅عࣰ̅ا̅ وَأَنَابَ ۩
İngilizce

(David) said: "He has undoubtedly wronged thee in demanding thy (single) ewe to be added to his (flock of) ewes: truly many are the partners (in business) who wrong each other: Not so do those who believe and work deeds of righteousness, and how few are they?"... and David gathered that We had tried him: he asked forgiveness of his Lord, fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance)

turkish

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti

38 (Sad) Sure
24 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَ ٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

So We forgave him this (lapse): he enjoyed, indeed, a Near Approach to Us, and a beautiful place of (Final) Return

turkish

Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır

38 (Sad) Sure
25 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَـٰكَ خَلِیفَةࣰ فِی ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَیۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَیُضِلَّكَ عَن سَبِیلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِینَ یَضِلُّونَ عَن سَبِیلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِیدُۢ بِمَا نَسُوا۟ یَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

O David! We did indeed make thee a vicegerent on earth: so judge thou between men in truth (and justice): Nor follow thou the lusts (of thy heart), for they will mislead thee from the Path of Allah: for those who wander astray from the Path of Allah, is a Penalty Grievous, for that they forget the Day of Account

turkish

Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır

38 (Sad) Sure
26 Ayet
454 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا بَـٰطِلࣰاۚ ذَ ٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ۚ فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ
İngilizce

Not without purpose did We create heaven and earth and all between! that were the thought of Unbelievers! but woe to the Unbelievers because of the Fire (of Hell)

turkish

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline

38 (Sad) Sure
27 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِینَ فِی ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِینَ كَٱلۡفُجَّارِ
İngilizce

Shall We treat those who believe and work deeds of righteousness, the same as those who do mischief on earth? Shall We treat those who guard against evil, the same as those who turn aside from the right

turkish

Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız

38 (Sad) Sure
28 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ إِلَیۡكَ مُبَـٰرَكࣱ لِّیَدَّبَّرُوۤا۟ ءَایَـٰتِهِۦ وَلِیَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

(Here is) a Book which We have sent down unto thee, full of blessings, that they may mediate on its Signs, and that men of understanding may receive admonition

turkish

Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar

38 (Sad) Sure
29 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَیۡمَـٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥۤ أَوَّابٌ
İngilizce

To David We gave Solomon (for a son),- How excellent in Our service! Ever did he turn (to Us)

turkish

Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
30 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ عُرِضَ عَلَیۡهِ بِٱلۡعَشِیِّ ٱلصَّـٰفِنَـٰتُ ٱلۡجِیَادُ
İngilizce

Behold, there were brought before him, at eventide coursers of the highest breeding, and swift of foot

turkish

Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu

38 (Sad) Sure
31 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنِّیۤ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَیۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّی حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ
İngilizce

And he said, "Truly do I love the love of good, with a view to the glory of my Lord,"- until (the sun) was hidden in the veil (of night)

turkish

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı

38 (Sad) Sure
32 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رُدُّوهَا عَلَیَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ
İngilizce

Bring them back to me." then began he to pass his hand over (their) legs and their necks

turkish

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı

38 (Sad) Sure
33 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَیۡمَـٰنَ وَأَلۡقَیۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِیِّهِۦ جَسَدࣰا ثُمَّ أَنَابَ
İngilizce

And We did try Solomon: We placed on his throne a body (without life); but he did turn (to Us in true devotion)

turkish

And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü

38 (Sad) Sure
34 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِی وَهَبۡ لِی مُلۡكࣰا لَّا یَنۢبَغِی لِأَحَدࣲ مِّنۢ بَعۡدِیۤۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ
İngilizce

He said, "O my Lord! Forgive me, and grant me a kingdom which, (it may be), suits not another after me: for Thou art the Grantor of Bounties (without measure)

turkish

Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi

38 (Sad) Sure
35 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّیحَ تَجۡرِی بِأَمۡرِهِۦ رُخَاۤءً حَیۡثُ أَصَابَ
İngilizce

Then We subjected the wind to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
36 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّیَـٰطِینَ كُلَّ بَنَّاۤءࣲ وَغَوَّاصࣲ
İngilizce

As also the evil ones, (including) every kind of builder and diver

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
37 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاخَرِینَ مُقَرَّنِینَ فِی ٱلۡأَصۡفَادِ
İngilizce

As also others bound together in fetters

turkish

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik

38 (Sad) Sure
38 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا عَطَاۤؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَیۡرِ حِسَابࣲ
İngilizce

Such are Our Bounties: whether thou bestow them (on others) or withhold them, no account will be asked

turkish

İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik

38 (Sad) Sure
39 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

And he enjoyed, indeed, a Near Approach to Us, and a beautiful Place of (Final) Return

turkish

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır

38 (Sad) Sure
40 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَاۤ أَیُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَسَّنِیَ ٱلشَّیۡطَـٰنُ بِنُصۡبࣲ وَعَذَابٍ
İngilizce

Commemorate Our Servant Job. Behold he cried to his Lord: "The Evil One has afflicted me with distress and suffering

turkish

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti

38 (Sad) Sure
41 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَـٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدࣱ وَشَرَابࣱ
İngilizce

(The command was given:) "Strike with thy foot: here is (water) wherein to wash, cool and refreshing, and (water) to drink

turkish

Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik

38 (Sad) Sure
42 Ayet
455 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَوَهَبۡنَا لَهُۥۤ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُو۟لِی ٱلۡأَلۡبَـٰبِ
İngilizce

And We gave him (back) his people, and doubled their number,- as a Grace from Ourselves, and a thing for commemoration, for all who have Understanding

turkish

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik

38 (Sad) Sure
43 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخُذۡ بِیَدِكَ ضِغۡثࣰا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَـٰهُ صَابِرࣰاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥۤ أَوَّابࣱ
İngilizce

And take in thy hand a little grass, and strike therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service! ever did he turn (to Us)

turkish

Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi

38 (Sad) Sure
44 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ عِبَـٰدَنَاۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ وَإِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَ أُو۟لِی ٱلۡأَیۡدِی وَٱلۡأَبۡصَـٰرِ
İngilizce

And commemorate Our Servants Abraham, Isaac, and Jacob, possessors of Power and Vision

turkish

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an

38 (Sad) Sure
45 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَخۡلَصۡنَـٰهُم بِخَالِصَةࣲ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ
İngilizce

Verily We did choose them for a special (purpose)- proclaiming the Message of the Hereafter

turkish

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık

38 (Sad) Sure
46 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَیۡنَ ٱلۡأَخۡیَارِ
İngilizce

They were, in Our sight, truly, of the company of the Elect and the Good

turkish

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler

38 (Sad) Sure
47 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَـٰعِیلَ وَٱلۡیَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلࣱّ مِّنَ ٱلۡأَخۡیَارِ
İngilizce

And commemorate Isma'il, Elisha, and Zul-Kifl: Each of them was of the Company of the Good

turkish

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir

38 (Sad) Sure
48 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا ذِكۡرࣱۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ لَحُسۡنَ مَءَابࣲ
İngilizce

This is a Message (of admonition): and verily, for the righteous, is a beautiful Place of (Final) Return

turkish

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır

38 (Sad) Sure
49 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَنَّـٰتِ عَدۡنࣲ مُّفَتَّحَةࣰ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَ ٰبُ
İngilizce

Gardens of Eternity, whose doors will (ever) be open to them

turkish

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır

38 (Sad) Sure
50 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُتَّكِءِینَ فِیهَا یَدۡعُونَ فِیهَا بِفَـٰكِهَةࣲ كَثِیرَةࣲ وَشَرَابࣲ
İngilizce

Therein will they recline (at ease): Therein can they call (at pleasure) for fruit in abundance, and (delicious) drink

turkish

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler

38 (Sad) Sure
51 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَ ٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ
İngilizce

And beside them will be chaste women restraining their glances, (companions) of equal age

turkish

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır

38 (Sad) Sure
52 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِیَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
İngilizce

Such is the Promise made, to you for the Day of Account

turkish

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir

38 (Sad) Sure
53 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ
İngilizce

Truly such will be Our Bounty (to you); it will never fail

turkish

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir

38 (Sad) Sure
54 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِینَ لَشَرَّ مَءَابࣲ
İngilizce

Yea, such! but - for the wrong-doers will be an evil place of (Final) Return

turkish

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır

38 (Sad) Sure
55 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَهَنَّمَ یَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
İngilizce

Hell!- they will burn therein, - an evil bed (indeed, to lie on)

turkish

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır

38 (Sad) Sure
56 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا فَلۡیَذُوقُوهُ حَمِیمࣱ وَغَسَّاقࣱ
İngilizce

Yea, such! - then shall they taste it,- a boiling fluid, and a fluid dark, murky, intensely cold

turkish

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar

38 (Sad) Sure
57 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦۤ أَزۡوَ ٰجٌ
İngilizce

And other Penalties of a similar kind, to match them

turkish

Bunlara benzer daha başkaları da vardır

38 (Sad) Sure
58 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا فَوۡجࣱ مُّقۡتَحِمࣱ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ
İngilizce

Here is a troop rushing headlong with you! No welcome for them! truly, they shall burn in the Fire

turkish

(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir

38 (Sad) Sure
59 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ
İngilizce

(The followers shall cry to the misleaders:) "Nay, ye (too)! No welcome for you! It is ye who have brought this upon us! Now evil is (this) place to stay in

turkish

(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler

38 (Sad) Sure
60 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابࣰا ضِعۡفࣰا فِی ٱلنَّارِ
İngilizce

They will say: "Our Lord! whoever brought this upon us,- Add to him a double Penalty in the Fire

turkish

Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler

38 (Sad) Sure
61 Ayet
456 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالࣰا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ
İngilizce

And they will say: "What has happened to us that we see not men whom we used to number among the bad ones

turkish

Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz

38 (Sad) Sure
62 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَّخَذۡنَـٰهُمۡ سِخۡرِیًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ
İngilizce

Did we treat them (as such) in ridicule, or have (our) eyes failed to perceive them

turkish

Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi

38 (Sad) Sure
63 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ذَ ٰلِكَ لَحَقࣱّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ
İngilizce

Truly that is just and fitting,- the mutual recriminations of the People of the Fire

turkish

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir

38 (Sad) Sure
64 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّمَاۤ أَنَا۠ مُنذِرࣱۖ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَ ٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ
İngilizce

Say: "Truly am I a Warner: no god is there but the one Allah, Supreme and Irresistible

turkish

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur

38 (Sad) Sure
65 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ
İngilizce

The Lord of the heavens and the earth, and all between,- Exalted in Might, able to enforce His Will, forgiving again and again

turkish

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır

38 (Sad) Sure
66 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِیمٌ
İngilizce

Say: "That is a Message Supreme (above all)

turkish

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz

38 (Sad) Sure
67 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ
İngilizce

From which ye do turn away

turkish

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz

38 (Sad) Sure
68 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا كَانَ لِیَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰۤ إِذۡ یَخۡتَصِمُونَ
İngilizce

No knowledge have I of the Chiefs on high, when they discuss (matters) among themselves

turkish

Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu

38 (Sad) Sure
69 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِن یُوحَىٰۤ إِلَیَّ إِلَّاۤ أَنَّمَاۤ أَنَا۠ نَذِیرࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

Only this has been revealed to me: that I am to give warning plainly and publicly

turkish

Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım

38 (Sad) Sure
70 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰۤئِكَةِ إِنِّی خَـٰلِقُۢ بَشَرࣰا مِّن طِینࣲ
İngilizce

Behold, thy Lord said to the angels: "I am about to create man from clay

turkish

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın

38 (Sad) Sure
71 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا سَوَّیۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِیهِ مِن رُّوحِی فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَـٰجِدِینَ
İngilizce

When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him

turkish

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın

38 (Sad) Sure
72 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
İngilizce

So the angels prostrated themselves, all of them together

turkish

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu

38 (Sad) Sure
73 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ إِبۡلِیسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِینَ
İngilizce

Not so Iblis: he was haughty, and became one of those who reject Faith

turkish

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu

38 (Sad) Sure
74 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ یَـٰۤإِبۡلِیسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِیَدَیَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِینَ
İngilizce

(Allah) said: "O Iblis! What prevents thee from prostrating thyself to one whom I have created with my hands? Art thou haughty? Or art thou one of the high (and mighty) ones

turkish

Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi

38 (Sad) Sure
75 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَنَا۠ خَیۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِی مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِینࣲ
İngilizce

(Iblis) said: "I am better than he: thou createdst me from fire, and him thou createdst from clay

turkish

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi

38 (Sad) Sure
76 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِیمࣱ
İngilizce

(Allah) said: "Then get thee out from here: for thou art rejected, accursed

turkish

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi

38 (Sad) Sure
77 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ عَلَیۡكَ لَعۡنَتِیۤ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And My curse shall be on thee till the Day of Judgment

turkish

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi

38 (Sad) Sure
78 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِیۤ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ
İngilizce

(Iblis) said: "O my Lord! Give me then respite till the Day the (dead) are raised

turkish

Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi

38 (Sad) Sure
79 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِینَ
İngilizce

(Allah) said: "Respite then is granted thee

turkish

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

38 (Sad) Sure
80 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ
İngilizce

Till the Day of the Time Appointed

turkish

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

38 (Sad) Sure
81 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِیَنَّهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

(Iblis) said: "Then, by Thy power, I will put them all in the wrong

turkish

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi

38 (Sad) Sure
82 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِینَ
İngilizce

Except Thy Servants amongst them, sincere and purified (by Thy Grace)

turkish

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi

38 (Sad) Sure
83 Ayet
457 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ
İngilizce

(Allah) said: "Then it is just and fitting- and I say what is just and fitting

turkish

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi

38 (Sad) Sure
84 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

That I will certainly fill Hell with thee and those that follow thee,- every one

turkish

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi

38 (Sad) Sure
85 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ مَاۤ أَسۡءَلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرࣲ وَمَاۤ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِینَ
İngilizce

Say: "No reward do I ask of you for this (Qur'an), nor am I a pretender

turkish

De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim

38 (Sad) Sure
86 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

This is no less than a Message to (all) the Worlds

turkish

Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür

38 (Sad) Sure
87 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِینِۭ
İngilizce

And ye shall certainly know the truth of it (all) after a while

turkish

Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz

38 (Sad) Sure
88 Ayet
458 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri