Az-Zukhruf

حمۤ
İngilizce

Ha-Mim

turkish

Ha, Mim

43 (Az-Zukhruf) Sure
1 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِینِ
İngilizce

By the Book that makes things clear

turkish

Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır

43 (Az-Zukhruf) Sure
2 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا جَعَلۡنَـٰهُ قُرۡءَ ٰنًا عَرَبِیࣰّا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ
İngilizce

We have made it a Qur'an in Arabic, that ye may be able to understand (and learn wisdom)

turkish

Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır

43 (Az-Zukhruf) Sure
3 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ فِیۤ أُمِّ ٱلۡكِتَـٰبِ لَدَیۡنَا لَعَلِیٌّ حَكِیمٌ
İngilizce

And verily, it is in the Mother of the Book, in Our Presence, high (in dignity), full of wisdom

turkish

Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır

43 (Az-Zukhruf) Sure
4 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَنَضۡرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكۡرَ صَفۡحًا أَن كُنتُمۡ قَوۡمࣰا مُّسۡرِفِینَ
İngilizce

Shall We then take away the Message from you and repel (you), for that ye are a people transgressing beyond bounds

turkish

Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim

43 (Az-Zukhruf) Sure
5 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَمۡ أَرۡسَلۡنَا مِن نَّبِیࣲّ فِی ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

But how many were the prophets We sent amongst the peoples of old

turkish

Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir

43 (Az-Zukhruf) Sure
6 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَأۡتِیهِم مِّن نَّبِیٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ
İngilizce

And never came there a prophet to them but they mocked him

turkish

Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı

43 (Az-Zukhruf) Sure
7 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَهۡلَكۡنَاۤ أَشَدَّ مِنۡهُم بَطۡشࣰا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

So We destroyed (them)- stronger in power than these;- and (thus) has passed on the Parable of the peoples of old

turkish

Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir

43 (Az-Zukhruf) Sure
8 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَیَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

If thou wert to question them, 'Who created the heavens and the earth?' They would be sure to reply, 'they were created by (Him), the Exalted in Power, Full of Knowledge

turkish

And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır" derler

43 (Az-Zukhruf) Sure
9 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مَهۡدࣰا وَجَعَلَ لَكُمۡ فِیهَا سُبُلࣰا لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ
İngilizce

(Yea, the same that) has made for you the earth (like a carpet) spread out, and has made for you roads (and channels) therein, in order that ye may find guidance (on the way)

turkish

O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir

43 (Az-Zukhruf) Sure
10 Ayet
489 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِی نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَنشَرۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةࣰ مَّیۡتࣰاۚ كَذَ ٰلِكَ تُخۡرَجُونَ
İngilizce

That sends down (from time to time) rain from the sky in due measure;- and We raise to life therewith a land that is dead; even so will ye be raised (from the dead)

turkish

O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz

43 (Az-Zukhruf) Sure
11 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّذِی خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَ ٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡفُلۡكِ وَٱلۡأَنۡعَـٰمِ مَا تَرۡكَبُونَ
İngilizce

That has created pairs in all things, and has made for you ships and cattle on which ye ride

turkish

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir

43 (Az-Zukhruf) Sure
12 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِتَسۡتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذۡكُرُوا۟ نِعۡمَةَ رَبِّكُمۡ إِذَا ٱسۡتَوَیۡتُمۡ عَلَیۡهِ وَتَقُولُوا۟ سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِی سَخَّرَ لَنَا هَـٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقۡرِنِینَ
İngilizce

In order that ye may sit firm and square on their backs, and when so seated, ye may celebrate the (kind) favour of your Lord, and say, "Glory to Him Who has subjected these to our (use), for we could never have accomplished this (by ourselves)

turkish

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir

43 (Az-Zukhruf) Sure
13 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّاۤ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ
İngilizce

And to our Lord, surely, must we turn back

turkish

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir

43 (Az-Zukhruf) Sure
14 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنۡ عِبَادِهِۦ جُزۡءًاۚ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَكَفُورࣱ مُّبِینٌ
İngilizce

Yet they attribute to some of His servants a share with Him (in his godhead)! truly is man a blasphemous ingrate avowed

turkish

Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür

43 (Az-Zukhruf) Sure
15 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا یَخۡلُقُ بَنَاتࣲ وَأَصۡفَىٰكُم بِٱلۡبَنِینَ
İngilizce

What! has He taken daughters out of what He himself creates, and granted to you sons for choice

turkish

Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi

43 (Az-Zukhruf) Sure
16 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحۡمَـٰنِ مَثَلࣰا ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدࣰّا وَهُوَ كَظِیمٌ
İngilizce

When news is brought to one of them of (the birth of) what he sets up as a likeness to (Allah) Most Gracious, his face darkens, and he is filled with inward grief

turkish

Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir

43 (Az-Zukhruf) Sure
17 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ مَن یُنَشَّؤُا۟ فِی ٱلۡحِلۡیَةِ وَهُوَ فِی ٱلۡخِصَامِ غَیۡرُ مُبِینࣲ
İngilizce

Is then one brought up among trinkets, and unable to give a clear account in a dispute (to be associated with Allah)

turkish

Demek, süs içinde yetiştirilecek de çekişmeyi beceremeyecek olanı Allah'a değil mi

43 (Az-Zukhruf) Sure
18 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلُوا۟ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةَ ٱلَّذِینَ هُمۡ عِبَـٰدُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ إِنَـٰثًاۚ أَشَهِدُوا۟ خَلۡقَهُمۡۚ سَتُكۡتَبُ شَهَـٰدَتُهُمۡ وَیُسۡءَلُونَ
İngilizce

And they make into females angels who themselves serve Allah. Did they witness their creation? Their evidence will be recorded, and they will be called to account

turkish

Onlar, Rahman olan Allah'ın kulları melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahidlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir

43 (Az-Zukhruf) Sure
19 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ لَوۡ شَاۤءَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مَا عَبَدۡنَـٰهُمۗ مَّا لَهُم بِذَ ٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا یَخۡرُصُونَ
İngilizce

(Ah!") they say, "If it had been the will of (Allah) Most Gracious, we should not have worshipped such (deities)!" Of that they have no knowledge! they do nothing but lie

turkish

Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik" derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
20 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ ءَاتَیۡنَـٰهُمۡ كِتَـٰبࣰا مِّن قَبۡلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسۡتَمۡسِكُونَ
İngilizce

What! have We given them a Book before this, to which they are holding fast

turkish

Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bağlanıyorlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
21 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ قَالُوۤا۟ إِنَّا وَجَدۡنَاۤ ءَابَاۤءَنَا عَلَىٰۤ أُمَّةࣲ وَإِنَّا عَلَىٰۤ ءَاثَـٰرِهِم مُّهۡتَدُونَ
İngilizce

Nay! they say: "We found our fathers following a certain religion, and we do guide ourselves by their footsteps

turkish

Hayır; "Doğrusu Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler

43 (Az-Zukhruf) Sure
22 Ayet
490 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَ ٰلِكَ مَاۤ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِی قَرۡیَةࣲ مِّن نَّذِیرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَاۤ إِنَّا وَجَدۡنَاۤ ءَابَاۤءَنَا عَلَىٰۤ أُمَّةࣲ وَإِنَّا عَلَىٰۤ ءَاثَـٰرِهِم مُّقۡتَدُونَ
İngilizce

Just in the same way, whenever We sent a Warner before thee to any people, the wealthy ones among them said: "We found our fathers following a certain religion, and we will certainly follow in their footsteps

turkish

Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: "Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" dediler

43 (Az-Zukhruf) Sure
23 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ قَـٰلَ أَوَ لَوۡ جِئۡتُكُم بِأَهۡدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمۡ عَلَیۡهِ ءَابَاۤءَكُمۡۖ قَالُوۤا۟ إِنَّا بِمَاۤ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ
İngilizce

He said: "What! Even if I brought you better guidance than that which ye found your fathers following?" They said: "For us, we deny that ye (prophets) are sent (on a mission at all)

turkish

Gönderilen uyarıcı: "Eğer size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş isem de mi bana uymazsınız?" dedi. Onlar: "Doğrusu sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler

43 (Az-Zukhruf) Sure
24 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡۖ فَٱنظُرۡ كَیۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

So We exacted retribution from them: now see what was the end of those who rejected (Truth)

turkish

Bunun üzerine Biz de onlardan öç aldık. Yalancıların sonunun nasıl olduğuna bir bak

43 (Az-Zukhruf) Sure
25 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَ ٰهِیمُ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦۤ إِنَّنِی بَرَاۤءࣱ مِّمَّا تَعۡبُدُونَ
İngilizce

Behold! Abraham said to his father and his people: "I do indeed clear myself of what ye worship

turkish

İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur

43 (Az-Zukhruf) Sure
26 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا ٱلَّذِی فَطَرَنِی فَإِنَّهُۥ سَیَهۡدِینِ
İngilizce

(I worship) only Him Who made me, and He will certainly guide me

turkish

İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur

43 (Az-Zukhruf) Sure
27 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلَهَا كَلِمَةَۢ بَاقِیَةࣰ فِی عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمۡ یَرۡجِعُونَ
İngilizce

And he left it as a Word to endure among those who came after him, that they may turn back (to Allah)

turkish

İbrahim ardından geleceklere bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler

43 (Az-Zukhruf) Sure
28 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ مَتَّعۡتُ هَـٰۤؤُلَاۤءِ وَءَابَاۤءَهُمۡ حَتَّىٰ جَاۤءَهُمُ ٱلۡحَقُّ وَرَسُولࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Yea, I have given the good things of this life to these (men) and their fathers, until the Truth has come to them, and a messenger making things clear

turkish

Hayır; Ben bunları ve babalarını gerçek ve onu açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim

43 (Az-Zukhruf) Sure
29 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمَّا جَاۤءَهُمُ ٱلۡحَقُّ قَالُوا۟ هَـٰذَا سِحۡرࣱ وَإِنَّا بِهِۦ كَـٰفِرُونَ
İngilizce

But when the Truth came to them, they said: "This is sorcery, and we do reject it

turkish

Gerçek kendilerine geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Doğrusu biz onu inkar ediyoruz" dediler

43 (Az-Zukhruf) Sure
30 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ لَوۡلَا نُزِّلَ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنَ ٱلۡقَرۡیَتَیۡنِ عَظِیمٍ
İngilizce

Also, they say: "Why is not this Qur'an sent down to some leading man in either of the two (chief) cities

turkish

Bu Kuran, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?" dediler

43 (Az-Zukhruf) Sure
31 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَهُمۡ یَقۡسِمُونَ رَحۡمَتَ رَبِّكَۚ نَحۡنُ قَسَمۡنَا بَیۡنَهُم مَّعِیشَتَهُمۡ فِی ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَاۚ وَرَفَعۡنَا بَعۡضَهُمۡ فَوۡقَ بَعۡضࣲ دَرَجَـٰتࣲ لِّیَتَّخِذَ بَعۡضُهُم بَعۡضࣰا سُخۡرِیࣰّاۗ وَرَحۡمَتُ رَبِّكَ خَیۡرࣱ مِّمَّا یَجۡمَعُونَ
İngilizce

Is it they who would portion out the Mercy of thy Lord? It is We Who portion out between them their livelihood in the life of this world: and We raise some of them above others in ranks, so that some may command work from others. But the Mercy of thy Lord is better than the (wealth) which they amass

turkish

Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir

43 (Az-Zukhruf) Sure
32 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡلَاۤ أَن یَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ لَّجَعَلۡنَا لِمَن یَكۡفُرُ بِٱلرَّحۡمَـٰنِ لِبُیُوتِهِمۡ سُقُفࣰا مِّن فِضَّةࣲ وَمَعَارِجَ عَلَیۡهَا یَظۡهَرُونَ
İngilizce

And were it not that (all) men might become of one (evil) way of life, We would provide, for everyone that blasphemes against (Allah) Most Gracious, silver roofs for their houses and (silver) stair-ways on which to go up

turkish

Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır

43 (Az-Zukhruf) Sure
33 Ayet
491 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِبُیُوتِهِمۡ أَبۡوَ ٰبࣰا وَسُرُرًا عَلَیۡهَا یَتَّكِءُونَ
İngilizce

And (silver) doors to their houses, and thrones (of silver) on which they could recline

turkish

Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır

43 (Az-Zukhruf) Sure
34 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزُخۡرُفࣰاۚ وَإِن كُلُّ ذَ ٰلِكَ لَمَّا مَتَـٰعُ ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَاۚ وَٱلۡءَاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُتَّقِینَ
İngilizce

And also adornments of gold. But all this were nothing but conveniences of the present life: The Hereafter, in the sight of thy Lord is for the Righteous

turkish

Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır

43 (Az-Zukhruf) Sure
35 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَن یَعۡشُ عَن ذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ نُقَیِّضۡ لَهُۥ شَیۡطَـٰنࣰا فَهُوَ لَهُۥ قَرِینࣱ
İngilizce

If anyone withdraws himself from remembrance of (Allah) Most Gracious, We appoint for him an evil one, to be an intimate companion to him

turkish

Rahman olan Allah'ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz

43 (Az-Zukhruf) Sure
36 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُمۡ لَیَصُدُّونَهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِیلِ وَیَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ
İngilizce

Such (evil ones) really hinder them from the Path, but they think that they are being guided aright

turkish

Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
37 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ إِذَا جَاۤءَنَا قَالَ یَـٰلَیۡتَ بَیۡنِی وَبَیۡنَكَ بُعۡدَ ٱلۡمَشۡرِقَیۡنِ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرِینُ
İngilizce

At length, when (such a one) comes to Us, he says (to his evil companion): "Would that between me and thee were the distance of East and West!" Ah! evil is the companion (indeed)

turkish

Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız

43 (Az-Zukhruf) Sure
38 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَن یَنفَعَكُمُ ٱلۡیَوۡمَ إِذ ظَّلَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ فِی ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
İngilizce

When ye have done wrong, it will avail you nothing, that Day, that ye shall be partners in Punishment

turkish

Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız

43 (Az-Zukhruf) Sure
39 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَأَنتَ تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ أَوۡ تَهۡدِی ٱلۡعُمۡیَ وَمَن كَانَ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

Canst thou then make the deaf to hear, or give direction to the blind or to such as (wander) in manifest error

turkish

Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin

43 (Az-Zukhruf) Sure
40 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِمَّا نَذۡهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنۡهُم مُّنتَقِمُونَ
İngilizce

Even if We take thee away, We shall be sure to exact retribution from them

turkish

Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz

43 (Az-Zukhruf) Sure
41 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ نُرِیَنَّكَ ٱلَّذِی وَعَدۡنَـٰهُمۡ فَإِنَّا عَلَیۡهِم مُّقۡتَدِرُونَ
İngilizce

Or We shall show thee that (accomplished) which We have promised them: for verily We shall prevail over them

turkish

Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz

43 (Az-Zukhruf) Sure
42 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَمۡسِكۡ بِٱلَّذِیۤ أُوحِیَ إِلَیۡكَۖ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَ ٰطࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ
İngilizce

So hold thou fast to the Revelation sent down to thee; verily thou art on a Straight Way

turkish

Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin

43 (Az-Zukhruf) Sure
43 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَذِكۡرࣱ لَّكَ وَلِقَوۡمِكَۖ وَسَوۡفَ تُسۡءَلُونَ
İngilizce

The (Qur'an) is indeed the message, for thee and for thy people; and soon shall ye (all) be brought to account

turkish

Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız

43 (Az-Zukhruf) Sure
44 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسۡءَلۡ مَنۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رُّسُلِنَاۤ أَجَعَلۡنَا مِن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ءَالِهَةࣰ یُعۡبَدُونَ
İngilizce

And question thou our messengers whom We sent before thee; did We appoint any deities other than (Allah) Most Gracious, to be worshipped

turkish

Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız

43 (Az-Zukhruf) Sure
45 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِءَایَـٰتِنَاۤ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِی۟هِۦ فَقَالَ إِنِّی رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

We did send Moses aforetime, with Our Signs, to Pharaoh and his Chiefs: He said, "I am a messenger of the Lord of the Worlds

turkish

And olsun ki Biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik, "Şüphesiz ben, Alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti

43 (Az-Zukhruf) Sure
46 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا جَاۤءَهُم بِءَایَـٰتِنَاۤ إِذَا هُم مِّنۡهَا یَضۡحَكُونَ
İngilizce

But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them

turkish

Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi

43 (Az-Zukhruf) Sure
47 Ayet
492 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا نُرِیهِم مِّنۡ ءَایَةٍ إِلَّا هِیَ أَكۡبَرُ مِنۡ أُخۡتِهَاۖ وَأَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ لَعَلَّهُمۡ یَرۡجِعُونَ
İngilizce

We showed them Sign after Sign, each greater than its fellow, and We seized them with Punishment, in order that they might turn (to Us)

turkish

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü; doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık

43 (Az-Zukhruf) Sure
48 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوا۟ یَـٰۤأَیُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ
İngilizce

And they said, "O thou sorcerer! Invoke thy Lord for us according to His covenant with thee; for we shall truly accept guidance

turkish

Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim" dediler

43 (Az-Zukhruf) Sure
49 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِذَا هُمۡ یَنكُثُونَ
İngilizce

But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word

turkish

Ama, azabı üzerlerinden kaldırdığımızda hemen sözlerinden döndüler

43 (Az-Zukhruf) Sure
50 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَادَىٰ فِرۡعَوۡنُ فِی قَوۡمِهِۦ قَالَ یَـٰقَوۡمِ أَلَیۡسَ لِی مُلۡكُ مِصۡرَ وَهَـٰذِهِ ٱلۡأَنۡهَـٰرُ تَجۡرِی مِن تَحۡتِیۤۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

And Pharaoh proclaimed among his people, saying: "O my people! Does not the dominion of Egypt belong to me, (witness) these streams flowing underneath my (palace)? What! see ye not then

turkish

Firavun, milletine şöyle seslendi: "Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz

43 (Az-Zukhruf) Sure
51 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ أَنَا۠ خَیۡرࣱ مِّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی هُوَ مَهِینࣱ وَلَا یَكَادُ یُبِینُ
İngilizce

Am I not better than this (Moses), who is a contemptible wretch and can scarcely express himself clearly

turkish

Yahut, ben zavallı ve nerdeyse konuşamayan bu kimseden daha üstün değil miyim

43 (Az-Zukhruf) Sure
52 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ أُلۡقِیَ عَلَیۡهِ أَسۡوِرَةࣱ مِّن ذَهَبٍ أَوۡ جَاۤءَ مَعَهُ ٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ مُقۡتَرِنِینَ
İngilizce

Then why are not gold bracelets bestowed on him, or (why) come (not) with him angels accompanying him in procession

turkish

Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardım edecek melekler gelmeli değil mi

43 (Az-Zukhruf) Sure
53 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱسۡتَخَفَّ قَوۡمَهُۥ فَأَطَاعُوهُۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمࣰا فَـٰسِقِینَ
İngilizce

Thus did he make fools of his people, and they obeyed him: truly were they a people rebellious (against Allah)

turkish

Firavun, milletini küçümsedi ama, onlar kendisine yine de itaat ettiler. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir milletti

43 (Az-Zukhruf) Sure
54 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّاۤ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

When at length they provoked Us, We exacted retribution from them, and We drowned them all

turkish

Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk

43 (Az-Zukhruf) Sure
55 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ سَلَفࣰا وَمَثَلࣰا لِّلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And We made them (a people) of the Past and an Example to later ages

turkish

Onları, sonradan gelecek inkarcılara ibret alınacak bir geçmiş kıldık

43 (Az-Zukhruf) Sure
56 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبۡنُ مَرۡیَمَ مَثَلًا إِذَا قَوۡمُكَ مِنۡهُ یَصِدُّونَ
İngilizce

When (Jesus) the son of Mary is held up as an example, behold, thy people raise a clamour thereat (in ridicule)

turkish

Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi

43 (Az-Zukhruf) Sure
57 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَالُوۤا۟ ءَأَ ٰلِهَتُنَا خَیۡرٌ أَمۡ هُوَۚ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلَۢاۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ خَصِمُونَ
İngilizce

And they say, "Are our gods best, or he?" This they set forth to thee, only by way of disputation: yea, they are a contentious people

turkish

Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?" dediler. Sana böyle söylemeleri, sadece, tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir

43 (Az-Zukhruf) Sure
58 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هُوَ إِلَّا عَبۡدٌ أَنۡعَمۡنَا عَلَیۡهِ وَجَعَلۡنَـٰهُ مَثَلࣰا لِّبَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ
İngilizce

He was no more than a servant: We granted Our favour to him, and We made him an example to the Children of Israel

turkish

Meryemoğlu, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur

43 (Az-Zukhruf) Sure
59 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَوۡ نَشَاۤءُ لَجَعَلۡنَا مِنكُم مَّلَـٰۤئِكَةࣰ فِی ٱلۡأَرۡضِ یَخۡلُفُونَ
İngilizce

And if it were Our Will, We could make angels from amongst you, succeeding each other on the earth

turkish

Eğer dileseydik, size bedel yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik

43 (Az-Zukhruf) Sure
60 Ayet
493 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَعِلۡمࣱ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمۡتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِۚ هَـٰذَا صِرَ ٰطࣱ مُّسۡتَقِیمࣱ
İngilizce

And (Jesus) shall be a Sign (for the coming of) the Hour (of Judgment): therefore have no doubt about the (Hour), but follow ye Me: this is a Straight Way

turkish

O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur

43 (Az-Zukhruf) Sure
61 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّیۡطَـٰنُۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِینࣱ
İngilizce

Let not the Evil One hinder you: for he is to you an enemy avowed

turkish

Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın; şüphesiz o size apaçık bir düşmandır

43 (Az-Zukhruf) Sure
62 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمَّا جَاۤءَ عِیسَىٰ بِٱلۡبَیِّنَـٰتِ قَالَ قَدۡ جِئۡتُكُم بِٱلۡحِكۡمَةِ وَلِأُبَیِّنَ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِی تَخۡتَلِفُونَ فِیهِۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِیعُونِ
İngilizce

When Jesus came with Clear Signs, he said: "Now have I come to you with Wisdom, and in order to make clear to you some of the (points) on which ye dispute: therefore fear Allah and obey me

turkish

İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: "Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah'a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin

43 (Az-Zukhruf) Sure
63 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّی وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَـٰذَا صِرَ ٰطࣱ مُّسۡتَقِیمࣱ
İngilizce

For Allah, He is my Lord and your Lord: so worship ye Him: this is a Straight Way

turkish

Doğrusu Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir, artık O'na kulluk edin, bu, doğru yoldur

43 (Az-Zukhruf) Sure
64 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَیۡنِهِمۡۖ فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ مِنۡ عَذَابِ یَوۡمٍ أَلِیمٍ
İngilizce

But sects from among themselves fell into disagreement: then woe to the wrong-doers, from the Penalty of a Grievous Day

turkish

Ama, aralarında guruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline

43 (Az-Zukhruf) Sure
65 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ یَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِیَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا یَشۡعُرُونَ
İngilizce

Do they only wait for the Hour - that it should come on them all of a sudden, while they perceive not

turkish

Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
66 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلۡأَخِلَّاۤءُ یَوۡمَئِذِۭ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلۡمُتَّقِینَ
İngilizce

Friends on that day will be foes, one to another,- except the Righteous

turkish

O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar birbirine düşman olurlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
67 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰعِبَادِ لَا خَوۡفٌ عَلَیۡكُمُ ٱلۡیَوۡمَ وَلَاۤ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ
İngilizce

My devotees! no fear shall be on you that Day, nor shall ye grieve

turkish

Allah: "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz" der

43 (Az-Zukhruf) Sure
68 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسۡلِمِینَ
İngilizce

(Being) those who have believed in Our Signs and bowed (their wills to Ours) in Islam

turkish

Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir

43 (Az-Zukhruf) Sure
69 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱدۡخُلُوا۟ ٱلۡجَنَّةَ أَنتُمۡ وَأَزۡوَ ٰجُكُمۡ تُحۡبَرُونَ
İngilizce

Enter ye the Garden, ye and your wives, in (beauty and) rejoicing

turkish

Şöyle denir: "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz

43 (Az-Zukhruf) Sure
70 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُطَافُ عَلَیۡهِم بِصِحَافࣲ مِّن ذَهَبࣲ وَأَكۡوَابࣲۖ وَفِیهَا مَا تَشۡتَهِیهِ ٱلۡأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلۡأَعۡیُنُۖ وَأَنتُمۡ فِیهَا خَـٰلِدُونَ
İngilizce

To them will be passed round, dishes and goblets of gold: there will be there all that the souls could desire, all that their eyes could delight in: and ye shall abide therein (for eye)

turkish

Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi kalacaksınız

43 (Az-Zukhruf) Sure
71 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِیۤ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Such will be the Garden of which ye are made heirs for your (good) deeds (in life)

turkish

İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir

43 (Az-Zukhruf) Sure
72 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَكُمۡ فِیهَا فَـٰكِهَةࣱ كَثِیرَةࣱ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

Ye shall have therein abundance of fruit, from which ye shall have satisfaction

turkish

Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz

43 (Az-Zukhruf) Sure
73 Ayet
494 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِینَ فِی عَذَابِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ
İngilizce

The sinners will be in the Punishment of Hell, to dwell therein (for aye)

turkish

Doğrusu suçlular, temelli kalacakları cehennemin azabı içindedirler

43 (Az-Zukhruf) Sure
74 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یُفَتَّرُ عَنۡهُمۡ وَهُمۡ فِیهِ مُبۡلِسُونَ
İngilizce

Nowise will the (Punishment) be lightened for them, and in despair will they be there overwhelmed

turkish

Azaba hiç ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
75 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا ظَلَمۡنَـٰهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّـٰلِمِینَ
İngilizce

Nowise shall We be unjust to them: but it is they who have been unjust themselves

turkish

Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalim kimselerdi

43 (Az-Zukhruf) Sure
76 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَادَوۡا۟ یَـٰمَـٰلِكُ لِیَقۡضِ عَلَیۡنَا رَبُّكَۖ قَالَ إِنَّكُم مَّـٰكِثُونَ
İngilizce

They will cry: "O Malik! would that thy Lord put an end to us!" He will say, "Nay, but ye shall abide

turkish

Cehennemde şöyle seslenilir: "Ey Nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın." Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der

43 (Az-Zukhruf) Sure
77 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَقَدۡ جِئۡنَـٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ
İngilizce

Verily We have brought the Truth to you: but most of you have a hatred for Truth

turkish

And olsun ki, size gerçeği getirdik; fakat çoğunuz gerçeği sevmiyorsunuz

43 (Az-Zukhruf) Sure
78 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ أَبۡرَمُوۤا۟ أَمۡرࣰا فَإِنَّا مُبۡرِمُونَ
İngilizce

What! have they settled some plan (among themselves)? But it is We Who settle things

turkish

Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız

43 (Az-Zukhruf) Sure
79 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۚ بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَیۡهِمۡ یَكۡتُبُونَ
İngilizce

Or do they think that We hear not their secrets and their private counsels? Indeed (We do), and Our messengers are by them, to record

turkish

Yoksa, kendilerinin gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanırlar? Hayır; öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır

43 (Az-Zukhruf) Sure
80 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِن كَانَ لِلرَّحۡمَـٰنِ وَلَدࣱ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡعَـٰبِدِینَ
İngilizce

Say: "If (Allah) Most Gracious had a son, I would be the first to worship

turkish

De ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın çocuğu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum

43 (Az-Zukhruf) Sure
81 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سُبۡحَـٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا یَصِفُونَ
İngilizce

Glory to the Lord of the heavens and the earth, the Lord of the Throne (of Authority)! (He is free) from the things they attribute (to him)

turkish

Göklerin ve yerin Rabbi, Arşın Rabbi onların vasıflandırmalarından münezzehtir

43 (Az-Zukhruf) Sure
82 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡهُمۡ یَخُوضُوا۟ وَیَلۡعَبُوا۟ حَتَّىٰ یُلَـٰقُوا۟ یَوۡمَهُمُ ٱلَّذِی یُوعَدُونَ
İngilizce

So leave them to babble and play (with vanities) until they meet that Day of theirs, which they have been promised

turkish

Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
83 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَهُوَ ٱلَّذِی فِی ٱلسَّمَاۤءِ إِلَـٰهࣱ وَفِی ٱلۡأَرۡضِ إِلَـٰهࣱۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِیمُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

It is He Who is Allah in heaven and Allah on earth; and He is full of Wisdom and Knowledge

turkish

Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Hakim olan, her şeyi bilen O'dur

43 (Az-Zukhruf) Sure
84 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَبَارَكَ ٱلَّذِی لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَیۡهِ تُرۡجَعُونَ
İngilizce

And blessed is He to Whom belongs the dominion of the heavens and the earth, and all between them: with Him is the Knowledge of the Hour (of Judgment): and to Him shall ye be brought back

turkish

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek O'na aittir. O'na döneceksiniz

43 (Az-Zukhruf) Sure
85 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَمۡلِكُ ٱلَّذِینَ یَدۡعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

And those whom they invoke besides Allah have no power of intercession;- only he who bears witness to the Truth, and they know (him)

turkish

Allah'ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahidlik edenler bunun dışındadır

43 (Az-Zukhruf) Sure
86 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَهُمۡ لَیَقُولُنَّ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ یُؤۡفَكُونَ
İngilizce

If thou ask them, who created them, they will certainly say, Allah: How then are they deluded away (from the Truth)

turkish

And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar

43 (Az-Zukhruf) Sure
87 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقِیلِهِۦ یَـٰرَبِّ إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ قَوۡمࣱ لَّا یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

(Allah has knowledge) of the (Prophet's) cry, "O my Lord! Truly these are people who will not believe

turkish

Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu

43 (Az-Zukhruf) Sure
88 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡفَحۡ عَنۡهُمۡ وَقُلۡ سَلَـٰمࣱۚ فَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

But turn away from them, and say "Peace!" But soon shall they know

turkish

Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu

43 (Az-Zukhruf) Sure
89 Ayet
495 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri