Ad-Dukhan

حمۤ
İngilizce

Ha-Mim

turkish

Ha, Mim

44 (Ad-Dukhan) Sure
1 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِینِ
İngilizce

By the Book that makes things clear

turkish

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız

44 (Ad-Dukhan) Sure
2 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنزَلۡنَـٰهُ فِی لَیۡلَةࣲ مُّبَـٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِینَ
İngilizce

We sent it down during a Blessed Night: for We (ever) wish to warn (against Evil)

turkish

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız

44 (Ad-Dukhan) Sure
3 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِیهَا یُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِیمٍ
İngilizce

In the (Night) is made distinct every affair of wisdom

turkish

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44 (Ad-Dukhan) Sure
4 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡرࣰا مِّنۡ عِندِنَاۤۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِینَ
İngilizce

By command, from Our Presence. For We (ever) send (revelations)

turkish

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44 (Ad-Dukhan) Sure
5 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

As Mercy from thy Lord: for He hears and knows (all things)

turkish

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44 (Ad-Dukhan) Sure
6 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۤۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِینَ
İngilizce

The Lord of the heavens and the earth and all between them, if ye (but) have an assured faith

turkish

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44 (Ad-Dukhan) Sure
7 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ یُحۡیِۦ وَیُمِیتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَاۤئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

There is no god but He: It is He Who gives life and gives death,- The Lord and Cherisher to you and your earliest ancestors

turkish

O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
8 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ هُمۡ فِی شَكࣲّ یَلۡعَبُونَ
İngilizce

Yet they play about in doubt

turkish

Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar

44 (Ad-Dukhan) Sure
9 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱرۡتَقِبۡ یَوۡمَ تَأۡتِی ٱلسَّمَاۤءُ بِدُخَانࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

Then watch thou for the Day that the sky will bring forth a kind of smoke (or mist) plainly visible

turkish

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır

44 (Ad-Dukhan) Sure
10 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِیمࣱ
İngilizce

Enveloping the people: this will be a Penalty Grievous

turkish

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır

44 (Ad-Dukhan) Sure
11 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ
İngilizce

(They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe

turkish

İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler

44 (Ad-Dukhan) Sure
12 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَاۤءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

How shall the message be (effectual) for them, seeing that an Messenger explaining things clearly has (already) come to them

turkish

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi

44 (Ad-Dukhan) Sure
13 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ تَوَلَّوۡا۟ عَنۡهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ
İngilizce

Yet they turn away from him and say: "Tutored (by others), a man possessed

turkish

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi

44 (Ad-Dukhan) Sure
14 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلۡعَذَابِ قَلِیلًاۚ إِنَّكُمۡ عَاۤئِدُونَ
İngilizce

We shall indeed remove the Penalty for a while, (but) truly ye will revert (to your ways)

turkish

Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz

44 (Ad-Dukhan) Sure
15 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰۤ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
İngilizce

One day We shall seize you with a mighty onslaught: We will indeed (then) exact Retribution

turkish

Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız

44 (Ad-Dukhan) Sure
16 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَاۤءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِیمٌ
İngilizce

We did, before them, try the people of Pharaoh: there came to them a messenger most honourable

turkish

And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki

44 (Ad-Dukhan) Sure
17 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنۡ أَدُّوۤا۟ إِلَیَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ
İngilizce

Saying: "Restore to me the Servants of Allah: I am to you an messenger worthy of all trust

turkish

Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

44 (Ad-Dukhan) Sure
18 Ayet
496 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَن لَّا تَعۡلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّیۤ ءَاتِیكُم بِسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

And be not arrogant as against Allah: for I come to you with authority manifest

turkish

Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim

44 (Ad-Dukhan) Sure
19 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنِّی عُذۡتُ بِرَبِّی وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ
İngilizce

For me, I have sought safety with my Lord and your Lord, against your injuring me

turkish

Beni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım

44 (Ad-Dukhan) Sure
20 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُوا۟ لِی فَٱعۡتَزِلُونِ
İngilizce

If ye believe me not, at least keep yourselves away from me

turkish

Bana inanmazsanız, başımdan çekilin

44 (Ad-Dukhan) Sure
21 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَدَعَا رَبَّهُۥۤ أَنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ
İngilizce

(But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin

turkish

Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı

44 (Ad-Dukhan) Sure
22 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَسۡرِ بِعِبَادِی لَیۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
İngilizce

(The reply came:) "March forth with My Servants by night: for ye are sure to be pursued

turkish

Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız

44 (Ad-Dukhan) Sure
23 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ
İngilizce

And leave the sea as a furrow (divided): for they are a host (destined) to be drowned

turkish

Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur

44 (Ad-Dukhan) Sure
24 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَمۡ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

How many were the gardens and springs they left behind

turkish

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44 (Ad-Dukhan) Sure
25 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِیمࣲ
İngilizce

And corn-fields and noble buildings

turkish

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44 (Ad-Dukhan) Sure
26 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَعۡمَةࣲ كَانُوا۟ فِیهَا فَـٰكِهِینَ
İngilizce

And wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight

turkish

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44 (Ad-Dukhan) Sure
27 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَـٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِینَ
İngilizce

Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)

turkish

Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık

44 (Ad-Dukhan) Sure
28 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا بَكَتۡ عَلَیۡهِمُ ٱلسَّمَاۤءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِینَ
İngilizce

And neither heaven nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again)

turkish

Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı

44 (Ad-Dukhan) Sure
29 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ نَجَّیۡنَا بَنِیۤ إِسۡرَ ٰۤءِیلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِینِ
İngilizce

We did deliver aforetime the Children of Israel from humiliating Punishment

turkish

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık

44 (Ad-Dukhan) Sure
30 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِیࣰا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِینَ
İngilizce

Inflicted by Pharaoh, for he was arrogant (even) among inordinate transgressors

turkish

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık

44 (Ad-Dukhan) Sure
31 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

And We chose them aforetime above the nations, knowingly

turkish

And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık

44 (Ad-Dukhan) Sure
32 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَءَاتَیۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلۡءَایَـٰتِ مَا فِیهِ بَلَـٰۤؤࣱا۟ مُّبِینٌ
İngilizce

And granted them Signs in which there was a manifest trial

turkish

Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik

44 (Ad-Dukhan) Sure
33 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ لَیَقُولُونَ
İngilizce

As to these (Quraish), they say forsooth

turkish

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44 (Ad-Dukhan) Sure
34 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هِیَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِینَ
İngilizce

There is nothing beyond our first death, and we shall not be raised again

turkish

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44 (Ad-Dukhan) Sure
35 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأۡتُوا۟ بِءَابَاۤئِنَاۤ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Then bring (back) our forefathers, if what ye say is true

turkish

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44 (Ad-Dukhan) Sure
36 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَهُمۡ خَیۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَـٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ مُجۡرِمِینَ
İngilizce

What! Are they better than the people of Tubba and those who were before them? We destroyed them because they were guilty of sin

turkish

Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler

44 (Ad-Dukhan) Sure
37 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا لَـٰعِبِینَ
İngilizce

We created not the heavens, the earth, and all between them, merely in (idle) sport

turkish

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık

44 (Ad-Dukhan) Sure
38 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا خَلَقۡنَـٰهُمَاۤ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

We created them not except for just ends: but most of them do not understand

turkish

Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler

44 (Ad-Dukhan) Sure
39 Ayet
497 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِیقَـٰتُهُمۡ أَجۡمَعِینَ
İngilizce

Verily the Day of sorting out is the time appointed for all of them

turkish

Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür

44 (Ad-Dukhan) Sure
40 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ لَا یُغۡنِی مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰى شَیۡءࣰا وَلَا هُمۡ یُنصَرُونَ
İngilizce

The Day when no protector can avail his client in aught, and no help can they receive

turkish

O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler

44 (Ad-Dukhan) Sure
41 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ
İngilizce

Except such as receive Allah's Mercy: for He is Exalted in Might, Most Merciful

turkish

Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
42 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
İngilizce

Verily the tree of Zaqqum

turkish

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
43 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
طَعَامُ ٱلۡأَثِیمِ
İngilizce

Will be the food of the Sinful

turkish

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
44 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَٱلۡمُهۡلِ یَغۡلِی فِی ٱلۡبُطُونِ
İngilizce

Like molten brass; it will boil in their insides

turkish

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
45 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَغَلۡیِ ٱلۡحَمِیمِ
İngilizce

Like the boiling of scalding water

turkish

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44 (Ad-Dukhan) Sure
46 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَاۤءِ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

A voice will cry: "Seize ye him and drag him into the midst of the Blazing Fire

turkish

Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44 (Ad-Dukhan) Sure
47 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِیمِ
İngilizce

Then pour over his head the Penalty of Boiling Water

turkish

Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44 (Ad-Dukhan) Sure
48 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡكَرِیمُ
İngilizce

Taste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour

turkish

Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44 (Ad-Dukhan) Sure
49 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ
İngilizce

Truly this is what ye used to doubt

turkish

Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44 (Ad-Dukhan) Sure
50 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی مَقَامٍ أَمِینࣲ
İngilizce

As to the Righteous (they will be) in a position of Security

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar

44 (Ad-Dukhan) Sure
51 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

Among Gardens and Springs

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar

44 (Ad-Dukhan) Sure
52 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

Dressed in fine silk and in rich brocade, they will face each other

turkish

İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar

44 (Ad-Dukhan) Sure
53 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِینࣲ
İngilizce

So; and We shall join them to fair women with beautiful, big, and lustrous eyes

turkish

Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz

44 (Ad-Dukhan) Sure
54 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَدۡعُونَ فِیهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِینَ
İngilizce

There can they call for every kind of fruit in peace and security

turkish

Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler

44 (Ad-Dukhan) Sure
55 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَذُوقُونَ فِیهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِیمِ
İngilizce

Nor will they there taste Death, except the first death; and He will preserve them from the Penalty of the Blazing Fire

turkish

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur

44 (Ad-Dukhan) Sure
56 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَضۡلࣰا مِّن رَّبِّكَۚ ذَ ٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ
İngilizce

As a Bounty from thy Lord! that will be the supreme achievement

turkish

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur

44 (Ad-Dukhan) Sure
57 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّمَا یَسَّرۡنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ یَتَذَكَّرُونَ
İngilizce

Verily, We have made this (Qur'an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed

turkish

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

44 (Ad-Dukhan) Sure
58 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ
İngilizce

So wait thou and watch; for they (too) are waiting

turkish

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

44 (Ad-Dukhan) Sure
59 Ayet
498 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri