Ad-Zariyat

وَٱلذَّ ٰرِیَـٰتِ ذَرۡوࣰا
İngilizce

By the (Winds) that scatter broadcast

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
1 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡحَـٰمِلَـٰتِ وِقۡرࣰا
İngilizce

And those that lift and bear away heavy weights

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
2 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡجَـٰرِیَـٰتِ یُسۡرࣰا
İngilizce

And those that flow with ease and gentleness

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
3 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُقَسِّمَـٰتِ أَمۡرًا
İngilizce

And those that distribute and apportion by Command

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
4 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقࣱ
İngilizce

Verily that which ye are promised is true

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
5 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ ٱلدِّینَ لَوَ ٰقِعࣱ
İngilizce

And verily Judgment and Justice must indeed come to pass

turkish

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
6 Ayet
520 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ
İngilizce

By the Sky with (its) numerous Paths

turkish

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

51 (Ad-Zariyat) Sure
7 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّكُمۡ لَفِی قَوۡلࣲ مُّخۡتَلِفࣲ
İngilizce

Truly ye are in a doctrine discordant

turkish

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

51 (Ad-Zariyat) Sure
8 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ
İngilizce

Through which are deluded (away from the Truth) such as would be deluded

turkish

Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür

51 (Ad-Zariyat) Sure
9 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُتِلَ ٱلۡخَرَّ ٰصُونَ
İngilizce

Woe to the falsehood-mongers

turkish

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

51 (Ad-Zariyat) Sure
10 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ هُمۡ فِی غَمۡرَةࣲ سَاهُونَ
İngilizce

Those who (flounder) heedless in a flood of confusion

turkish

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

51 (Ad-Zariyat) Sure
11 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَسۡءَلُونَ أَیَّانَ یَوۡمُ ٱلدِّینِ
İngilizce

They ask, "When will be the Day of Judgment and Justice

turkish

İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar

51 (Ad-Zariyat) Sure
12 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ یُفۡتَنُونَ
İngilizce

(It will be) a Day when they will be tried (and tested) over the Fire

turkish

O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür

51 (Ad-Zariyat) Sure
13 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذُوقُوا۟ فِتۡنَتَكُمۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ
İngilizce

Taste ye your trial! This is what ye used to ask to be hastened

turkish

Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir

51 (Ad-Zariyat) Sure
14 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونٍ
İngilizce

As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Springs

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

51 (Ad-Zariyat) Sure
15 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَاخِذِینَ مَاۤ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَبۡلَ ذَ ٰلِكَ مُحۡسِنِینَ
İngilizce

Taking joy in the things which their Lord gives them, because, before then, they lived a good life

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

51 (Ad-Zariyat) Sure
16 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَانُوا۟ قَلِیلࣰا مِّنَ ٱلَّیۡلِ مَا یَهۡجَعُونَ
İngilizce

They were in the habit of sleeping but little by night

turkish

Onlar, geceleri az uyuyanlardı

51 (Ad-Zariyat) Sure
17 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ یَسۡتَغۡفِرُونَ
İngilizce

And in the hour of early dawn, they (were found) praying for Forgiveness

turkish

Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi

51 (Ad-Zariyat) Sure
18 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِیۤ أَمۡوَ ٰلِهِمۡ حَقࣱّ لِّلسَّاۤئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
İngilizce

And in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was prevented (from asking)

turkish

Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi

51 (Ad-Zariyat) Sure
19 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی ٱلۡأَرۡضِ ءَایَـٰتࣱ لِّلۡمُوقِنِینَ
İngilizce

On the earth are signs for those of assured Faith

turkish

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

51 (Ad-Zariyat) Sure
20 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِیۤ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

As also in your own selves: Will ye not then see

turkish

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

51 (Ad-Zariyat) Sure
21 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی ٱلسَّمَاۤءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ
İngilizce

And in heaven is your Sustenance, as (also) that which ye are promised

turkish

Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir

51 (Ad-Zariyat) Sure
22 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقࣱّ مِّثۡلَ مَاۤ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ
İngilizce

Then, by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that ye can speak intelligently to each other

turkish

Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir

51 (Ad-Zariyat) Sure
23 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِیثُ ضَیۡفِ إِبۡرَ ٰهِیمَ ٱلۡمُكۡرَمِینَ
İngilizce

Has the story reached thee, of the honoured guests of Abraham

turkish

İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi

51 (Ad-Zariyat) Sure
24 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذۡ دَخَلُوا۟ عَلَیۡهِ فَقَالُوا۟ سَلَـٰمࣰاۖ قَالَ سَلَـٰمࣱ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ
İngilizce

Behold, they entered his presence, and said: "Peace!" He said, "Peace!" (and thought, "These seem) unusual people

turkish

Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
25 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَاغَ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِۦ فَجَاۤءَ بِعِجۡلࣲ سَمِینࣲ
İngilizce

Then he turned quickly to his household, brought out a fatted calf

turkish

Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
26 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَرَّبَهُۥۤ إِلَیۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
İngilizce

And placed it before them.. he said, "Will ye not eat

turkish

Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
27 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِیفَةࣰۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَـٰمٍ عَلِیمࣲ
İngilizce

(When they did not eat), He conceived a fear of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge

turkish

(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
28 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِی صَرَّةࣲ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِیمࣱ
İngilizce

But his wife came forward (laughing) aloud: she smote her forehead and said: "A barren old woman

turkish

Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi

51 (Ad-Zariyat) Sure
29 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ كَذَ ٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِیمُ ٱلۡعَلِیمُ
İngilizce

They said, "Even so has thy Lord spoken: and He is full of Wisdom and Knowledge

turkish

Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
30 Ayet
521 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَیُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
İngilizce

(Abraham) said: "And what, O ye Messengers, is your errand (now)

turkish

İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi

51 (Ad-Zariyat) Sure
31 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوۤا۟ إِنَّاۤ أُرۡسِلۡنَاۤ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِینَ
İngilizce

They said, "We have been sent to a people (deep) in sin

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
32 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِنُرۡسِلَ عَلَیۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن طِینࣲ
İngilizce

To bring on, on them, (a shower of) stones of clay (brimstone)

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
33 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِینَ
İngilizce

Marked as from thy Lord for those who trespass beyond bounds

turkish

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
34 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِیهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

Then We evacuated those of the Believers who were there

turkish

Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık

51 (Ad-Zariyat) Sure
35 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا وَجَدۡنَا فِیهَا غَیۡرَ بَیۡتࣲ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِینَ
İngilizce

But We found not there any just (Muslim) persons except in one house

turkish

Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk

51 (Ad-Zariyat) Sure
36 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَرَكۡنَا فِیهَاۤ ءَایَةࣰ لِّلَّذِینَ یَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِیمَ
İngilizce

And We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty

turkish

Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık

51 (Ad-Zariyat) Sure
37 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی مُوسَىٰۤ إِذۡ أَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینࣲ
İngilizce

And in Moses (was another Sign): Behold, We sent him to Pharaoh, with authority manifest

turkish

Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
38 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونࣱ
İngilizce

But (Pharaoh) turned back with his Chiefs, and said, "A sorcerer, or one possessed

turkish

Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

51 (Ad-Zariyat) Sure
39 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَخَذۡنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَـٰهُمۡ فِی ٱلۡیَمِّ وَهُوَ مُلِیمࣱ
İngilizce

So We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame

turkish

Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
40 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمُ ٱلرِّیحَ ٱلۡعَقِیمَ
İngilizce

And in the 'Ad (people) (was another Sign): Behold, We sent against them the devastating Wind

turkish

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
41 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا تَذَرُ مِن شَیۡءٍ أَتَتۡ عَلَیۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِیمِ
İngilizce

It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness

turkish

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

51 (Ad-Zariyat) Sure
42 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِی ثَمُودَ إِذۡ قِیلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِینࣲ
İngilizce

And in the Thamud (was another Sign): Behold, they were told, "Enjoy (your brief day) for a little while

turkish

Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti

51 (Ad-Zariyat) Sure
43 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَتَوۡا۟ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمۡ یَنظُرُونَ
İngilizce

But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on

turkish

Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı

51 (Ad-Zariyat) Sure
44 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُوا۟ مِن قِیَامࣲ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِینَ
İngilizce

Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves

turkish

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler

51 (Ad-Zariyat) Sure
45 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمࣰا فَـٰسِقِینَ
İngilizce

So were the People of Noah before them for they wickedly transgressed

turkish

Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti

51 (Ad-Zariyat) Sure
46 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّمَاۤءَ بَنَیۡنَـٰهَا بِأَیۡی۟دࣲ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
İngilizce

With power and skill did We construct the Firmament: for it is We Who create the vastness of pace

turkish

Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz

51 (Ad-Zariyat) Sure
47 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَـٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَـٰهِدُونَ
İngilizce

And We have spread out the (spacious) earth: How excellently We do spread out

turkish

Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz

51 (Ad-Zariyat) Sure
48 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمِن كُلِّ شَیۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَیۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
İngilizce

And of every thing We have created pairs: That ye may receive instruction

turkish

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır

51 (Ad-Zariyat) Sure
49 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفِرُّوۤا۟ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّی لَكُم مِّنۡهُ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

Hasten ye then (at once) to Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open

turkish

De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51 (Ad-Zariyat) Sure
50 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَجۡعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّی لَكُم مِّنۡهُ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
İngilizce

And make not another an object of worship with Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open

turkish

Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

51 (Ad-Zariyat) Sure
51 Ayet
522 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ مَاۤ أَتَى ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ
İngilizce

Similarly, no messenger came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed

turkish

Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

51 (Ad-Zariyat) Sure
52 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَتَوَاصَوۡا۟ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
İngilizce

Is this the legacy they have transmitted, one to another? Nay, they are themselves a people transgressing beyond bounds

turkish

Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

51 (Ad-Zariyat) Sure
53 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَاۤ أَنتَ بِمَلُومࣲ
İngilizce

So turn away from them: not thine is the blame

turkish

Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin

51 (Ad-Zariyat) Sure
54 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ
İngilizce

But teach (thy Message) for teaching benefits the Believers

turkish

Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir

51 (Ad-Zariyat) Sure
55 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِیَعۡبُدُونِ
İngilizce

I have only created Jinns and men, that they may serve Me

turkish

Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır

51 (Ad-Zariyat) Sure
56 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أُرِیدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقࣲ وَمَاۤ أُرِیدُ أَن یُطۡعِمُونِ
İngilizce

No Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me

turkish

Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

51 (Ad-Zariyat) Sure
57 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِینُ
İngilizce

For Allah is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever)

turkish

Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

51 (Ad-Zariyat) Sure
58 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِنَّ لِلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبࣰا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَـٰبِهِمۡ فَلَا یَسۡتَعۡجِلُونِ
İngilizce

For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)

turkish

Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

51 (Ad-Zariyat) Sure
59 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَوَیۡلࣱ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِن یَوۡمِهِمُ ٱلَّذِی یُوعَدُونَ
İngilizce

Woe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised

turkish

Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere

51 (Ad-Zariyat) Sure
60 Ayet
523 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri