At-Tur
İngilizce
By the Mount (of Revelation)
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By a Decree inscribed
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In a Scroll unfolded
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the much-frequented Fane
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By the Canopy Raised High
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Ocean filled with Swell
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, the Doom of thy Lord will indeed come to pass
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
There is none can avert it
turkish
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On the Day when the firmament will be in dreadful commotion
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains will fly hither and thither
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then woe that Day to those that treat (Truth) as Falsehood
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That play (and paddle) in shallow trifles
turkish
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day shall they be thrust down to the Fire of Hell, irresistibly
turkish
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This:, it will be said, "Is the Fire,- which ye were wont to deny
turkish
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is this then a fake, or is it ye that do not see
turkish
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Burn ye therein: the same is it to you whether ye bear it with patience, or not: Ye but receive the recompense of your (own) deeds
turkish
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As to the Righteous, they will be in Gardens, and in Happiness
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Enjoying the (Bliss) which their Lord hath bestowed on them, and their Lord shall deliver them from the Penalty of the Fire
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(To them will be said:) "Eat and drink ye, with profit and health, because of your (good) deeds
turkish
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes
turkish
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who believe and whose families follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds
turkish
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We shall bestow on them, of fruit and meat, anything they shall desire
turkish
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They shall there exchange, one with another, a (loving) cup free of frivolity, free of all taint of ill
turkish
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Round about them will serve, (devoted) to them, young male servants (handsome) as Pearls well-guarded
turkish
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will advance to each other, engaging in mutual enquiry
turkish
Birbirlerine dönüp soruşurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will say: "Aforetime, we were not without fear for the sake of our people
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But Allah has been good to us, and has delivered us from the Penalty of the Scorching Wind
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly, we did call unto Him from of old: truly it is He, the Beneficent, the Merciful
turkish
Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore proclaim thou the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed
turkish
Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say:- "A Poet! we await for him some calamity (hatched) by Time
turkish
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say thou: "Await ye!- I too will wait along with you
turkish
De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it that their faculties of understanding urge them to this, or are they but a people transgressing beyond bounds
turkish
Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say, "He fabricated the (Message)"? Nay, they have no faith
turkish
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let them then produce a recital like unto it,- If (it be) they speak the truth
turkish
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were they created of nothing, or were they themselves the creators
turkish
Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or did they create the heavens and the earth? Nay, they have no firm belief
turkish
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or are the Treasures of thy Lord with them, or are they the managers (of affairs)
turkish
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have they a ladder, by which they can (climb up to heaven and) listen (to its secrets)? Then let (such a) listener of theirs produce a manifest proof
turkish
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or has He only daughters and ye have sons
turkish
Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or is it that thou dost ask for a reward, so that they are burdened with a load of debt
turkish
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or that the Unseen in it their hands, and they write it down
turkish
Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they intend a plot (against thee)? But those who defy Allah are themselves involved in a Plot
turkish
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have they a god other than Allah? Exalted is Allah far above the things they associate with Him
turkish
Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were they to see a piece of the sky falling (on them), they would (only) say: "Clouds gathered in heaps
turkish
Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror)
turkish
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day when their plotting will avail them nothing and no help shall be given them
turkish
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And verily, for those who do wrong, there is another punishment besides this: But most of them understand not
turkish
Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now await in patience the command of thy Lord: for verily thou art in Our eyes: and celebrate the praises of thy Lord the while thou standest forth
turkish
Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And for part of the night also praise thou Him,- and at the retreat of the stars
turkish
Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et