An-Najm
İngilizce
By the Star when it goes down
turkish
Batmakta olan yıldıza and olsun ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Your Companion is neither astray nor being misled
turkish
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor does he say (aught) of (his own) Desire
turkish
O, kendiliğinden konuşmamaktadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is no less than inspiration sent down to him
turkish
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He was taught by one Mighty in Power
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Endued with Wisdom: for he appeared (in stately form)
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
While he was in the highest part of the horizon
turkish
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he approached and came closer
turkish
Sonra yaklaşmış ve inmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer
turkish
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So did (Allah) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey
turkish
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw
turkish
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will ye then dispute with him concerning what he saw
turkish
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For indeed he saw him at a second descent
turkish
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Near the Lote-tree beyond which none may pass
turkish
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Near it is the Garden of Abode
turkish
Orada Me'va cenneti vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable)
turkish
Sidre'yi bürüyen bürüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(His) sight never swerved, nor did it go wrong
turkish
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest
turkish
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Have ye seen Lat. and 'Uzza
turkish
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And another, the third (goddess), Manat
turkish
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! for you the male sex, and for Him, the female
turkish
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Behold, such would be indeed a division most unfair
turkish
Öyleyse bu haksız bir paylaşma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
These are nothing but names which ye have devised,- ye and your fathers,- for which Allah has sent down no authority (whatever). They follow nothing but conjecture and what their own souls desire!- Even though there has already come to them Guidance from their Lord
turkish
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, shall man have (just) anything he hankers after
turkish
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But it is to Allah that the End and the Beginning (of all things) belong
turkish
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
How many-so-ever be the angels in the heavens, their intercession will avail nothing except after Allah has given leave for whom He pleases and that he is acceptable to Him
turkish
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who believe not in the Hereafter, name the angels with female names
turkish
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth
turkish
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore shun those who turn away from Our Message and desire nothing but the life of this world
turkish
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That is as far as knowledge will reach them. Verily thy Lord knoweth best those who stray from His Path, and He knoweth best those who receive guidance
turkish
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, to Allah belongs all that is in the heavens and on earth: so that He rewards those who do evil, according to their deeds, and He rewards those who do good, with what is best
turkish
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil
turkish
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seest thou one who turns back
turkish
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Gives a little, then hardens (his heart)
turkish
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What! Has he knowledge of the Unseen so that he can see
turkish
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses
turkish
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And of Abraham who fulfilled his engagements
turkish
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Namely, that no bearer of burdens can bear the burden of another
turkish
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That man can have nothing but what he strives for
turkish
İnsan ancak çalıştığına erişir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That (the fruit of) his striving will soon come in sight
turkish
Onun çalışması şüphesiz görülecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will he be rewarded with a reward complete
turkish
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That to thy Lord is the final Goal
turkish
Doğrusu son varış Rabbinedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who granteth Laughter and Tears
turkish
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who granteth Death and Life
turkish
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He did create in pairs,- male and female
turkish
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From a seed when lodged (in its place)
turkish
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He hath promised a Second Creation (Raising of the Dead)
turkish
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That it is He Who giveth wealth and satisfaction
turkish
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That He is the Lord of Sirius (the Mighty Star)
turkish
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that it is He Who destroyed the (powerful) ancient 'Ad (people)
turkish
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Thamud nor gave them a lease of perpetual life
turkish
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And before them, the people of Noah, for that they were (all) most unjust and most insolent transgressors
turkish
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And He destroyed the Overthrown Cities (of Sodom and Gomorrah)
turkish
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So that (ruins unknown) have covered them up
turkish
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about
turkish
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This is a Warner, of the (series of) Warners of old
turkish
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (Judgment) ever approaching draws nigh
turkish
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No (soul) but Allah can lay it bare
turkish
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye then wonder at this recital
turkish
Bu söze mi şaşıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And will ye laugh and not weep
turkish
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Wasting your time in vanities
turkish
Habersiz oyalanmaktasınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But fall ye down in prostration to Allah, and adore (Him)
turkish
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin