Al-Qamar

ٱقۡتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلۡقَمَرُ
İngilizce

The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder

turkish

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler

54 (Al-Qamar) Sure
1 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن یَرَوۡا۟ ءَایَةࣰ یُعۡرِضُوا۟ وَیَقُولُوا۟ سِحۡرࣱ مُّسۡتَمِرࣱّ
İngilizce

But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic

turkish

Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler

54 (Al-Qamar) Sure
2 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوۤا۟ أَهۡوَاۤءَهُمۡۚ وَكُلُّ أَمۡرࣲ مُّسۡتَقِرࣱّ
İngilizce

They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time

turkish

Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır

54 (Al-Qamar) Sure
3 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ جَاۤءَهُم مِّنَ ٱلۡأَنۢبَاۤءِ مَا فِیهِ مُزۡدَجَرٌ
İngilizce

There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them)

turkish

And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir

54 (Al-Qamar) Sure
4 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حِكۡمَةُۢ بَـٰلِغَةࣱۖ فَمَا تُغۡنِ ٱلنُّذُرُ
İngilizce

Mature wisdom;- but (the preaching of) Warners profits them not

turkish

Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor

54 (Al-Qamar) Sure
5 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡۘ یَوۡمَ یَدۡعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَیۡءࣲ نُّكُرٍ
İngilizce

Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair

turkish

Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün

54 (Al-Qamar) Sure
6 Ayet
528 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خُشَّعًا أَبۡصَـٰرُهُمۡ یَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ كَأَنَّهُمۡ جَرَادࣱ مُّنتَشِرࣱ
İngilizce

They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad

turkish

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler

54 (Al-Qamar) Sure
7 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّهۡطِعِینَ إِلَى ٱلدَّاعِۖ یَقُولُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا یَوۡمٌ عَسِرࣱ
İngilizce

Hastening, with eyes transfixed, towards the Caller!- "Hard is this Day!", the Unbelievers will say

turkish

Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler

54 (Al-Qamar) Sure
8 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ فَكَذَّبُوا۟ عَبۡدَنَا وَقَالُوا۟ مَجۡنُونࣱ وَٱزۡدُجِرَ
İngilizce

Before them the People of Noah rejected (their messenger): they rejected Our servant, and said, "Here is one possessed!", and he was driven out

turkish

Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti

54 (Al-Qamar) Sure
9 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَدَعَا رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَغۡلُوبࣱ فَٱنتَصِرۡ
İngilizce

Then he called on his Lord: "I am one overcome: do Thou then help (me)

turkish

O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı

54 (Al-Qamar) Sure
10 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَفَتَحۡنَاۤ أَبۡوَ ٰبَ ٱلسَّمَاۤءِ بِمَاۤءࣲ مُّنۡهَمِرࣲ
İngilizce

So We opened the gates of heaven, with water pouring forth

turkish

Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık

54 (Al-Qamar) Sure
11 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُیُونࣰا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَاۤءُ عَلَىٰۤ أَمۡرࣲ قَدۡ قُدِرَ
İngilizce

And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed

turkish

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti

54 (Al-Qamar) Sure
12 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحَمَلۡنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَ ٰحࣲ وَدُسُرࣲ
İngilizce

But We bore him on an (Ark) made of broad planks and caulked with palm-fibre

turkish

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu

54 (Al-Qamar) Sure
13 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَجۡرِی بِأَعۡیُنِنَا جَزَاۤءࣰ لِّمَن كَانَ كُفِرَ
İngilizce

She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)

turkish

Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu

54 (Al-Qamar) Sure
14 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَد تَّرَكۡنَـٰهَاۤ ءَایَةࣰ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
15 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

But how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
16 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
17 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ عَادࣱ فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

The 'Ad (people) (too) rejected (Truth): then how terrible was My Penalty and My Warning

turkish

Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
18 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ رِیحࣰا صَرۡصَرࣰا فِی یَوۡمِ نَحۡسࣲ مُّسۡتَمِرࣲّ
İngilizce

For We sent against them a furious wind, on a Day of violent Disaster

turkish

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik

54 (Al-Qamar) Sure
19 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلࣲ مُّنقَعِرࣲ
İngilizce

Plucking out men as if they were roots of palm-trees torn up (from the ground)

turkish

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik

54 (Al-Qamar) Sure
20 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

Yea, how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
21 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

But We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
22 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

The Thamud (also) rejected (their) Warners

turkish

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı

54 (Al-Qamar) Sure
23 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالُوۤا۟ أَبَشَرࣰا مِّنَّا وَ ٰحِدࣰا نَّتَّبِعُهُۥۤ إِنَّاۤ إِذࣰا لَّفِی ضَلَـٰلࣲ وَسُعُرٍ
İngilizce

For they said: "What! a man! a Solitary one from among ourselves! shall we follow such a one? Truly should we then be straying in mind, and mad

turkish

İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler

54 (Al-Qamar) Sure
24 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَءُلۡقِیَ ٱلذِّكۡرُ عَلَیۡهِ مِنۢ بَیۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرࣱ
İngilizce

Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one

turkish

İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler

54 (Al-Qamar) Sure
25 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیَعۡلَمُونَ غَدࣰا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ
İngilizce

Ah! they will know on the morrow, which is the liar, the insolent one

turkish

Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir

54 (Al-Qamar) Sure
26 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا مُرۡسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةࣰ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ
İngilizce

For We will send the she-camel by way of trial for them. So watch them, (O Salih), and possess thyself in patience

turkish

Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret

54 (Al-Qamar) Sure
27 Ayet
529 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَبِّئۡهُمۡ أَنَّ ٱلۡمَاۤءَ قِسۡمَةُۢ بَیۡنَهُمۡۖ كُلُّ شِرۡبࣲ مُّحۡتَضَرࣱ
İngilizce

And tell them that the water is to be divided between them: Each one's right to drink being brought forward (by suitable turns)

turkish

Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle

54 (Al-Qamar) Sure
28 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنَادَوۡا۟ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
İngilizce

But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her)

turkish

Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti

54 (Al-Qamar) Sure
29 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ كَانَ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

Ah! how (terrible) was My Penalty and My Warning

turkish

Benim azabım ve uyarmam nasılmış

54 (Al-Qamar) Sure
30 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ صَیۡحَةࣰ وَ ٰحِدَةࣰ فَكَانُوا۟ كَهَشِیمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ
İngilizce

For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle

turkish

Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular

54 (Al-Qamar) Sure
31 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
32 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطِۭ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

The people of Lut rejected (his) warning

turkish

Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı

54 (Al-Qamar) Sure
33 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ حَاصِبًا إِلَّاۤ ءَالَ لُوطࣲۖ نَّجَّیۡنَـٰهُم بِسَحَرࣲ
İngilizce

We sent against them a violent Tornado with showers of stones, (which destroyed them), except Lut's household: them We delivered by early Dawn

turkish

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz

54 (Al-Qamar) Sure
34 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نِّعۡمَةࣰ مِّنۡ عِندِنَاۚ كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی مَن شَكَرَ
İngilizce

As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks

turkish

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz

54 (Al-Qamar) Sure
35 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَنذَرَهُم بَطۡشَتَنَا فَتَمَارَوۡا۟ بِٱلنُّذُرِ
İngilizce

And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning

turkish

Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler

54 (Al-Qamar) Sure
36 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ رَ ٰوَدُوهُ عَن ضَیۡفِهِۦ فَطَمَسۡنَاۤ أَعۡیُنَهُمۡ فَذُوقُوا۟ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning

turkish

And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

54 (Al-Qamar) Sure
37 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ صَبَّحَهُم بُكۡرَةً عَذَابࣱ مُّسۡتَقِرࣱّ
İngilizce

Early on the morrow an abiding Punishment seized them

turkish

And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi

54 (Al-Qamar) Sure
38 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذُوقُوا۟ عَذَابِی وَنُذُرِ
İngilizce

So taste ye My Wrath and My Warning

turkish

Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

54 (Al-Qamar) Sure
39 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ یَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
40 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ جَاۤءَ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ ٱلنُّذُرُ
İngilizce

To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah)

turkish

And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi

54 (Al-Qamar) Sure
41 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذۡنَـٰهُمۡ أَخۡذَ عَزِیزࣲ مُّقۡتَدِرٍ
İngilizce

The (people) rejected all Our Signs; but We seized them with such Penalty (as comes) from One Exalted in Power, able to carry out His Will

turkish

Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık

54 (Al-Qamar) Sure
42 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَكُفَّارُكُمۡ خَیۡرࣱ مِّنۡ أُو۟لَـٰۤئِكُمۡ أَمۡ لَكُم بَرَاۤءَةࣱ فِی ٱلزُّبُرِ
İngilizce

Are your Unbelievers, (O Quraish), better than they? Or have ye an immunity in the Sacred Books

turkish

Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var

54 (Al-Qamar) Sure
43 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ یَقُولُونَ نَحۡنُ جَمِیعࣱ مُّنتَصِرࣱ
İngilizce

Or do they say: "We acting together can defend ourselves

turkish

Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar

54 (Al-Qamar) Sure
44 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَیُهۡزَمُ ٱلۡجَمۡعُ وَیُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
İngilizce

Soon will their multitude be put to flight, and they will show their backs

turkish

Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir

54 (Al-Qamar) Sure
45 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوۡعِدُهُمۡ وَٱلسَّاعَةُ أَدۡهَىٰ وَأَمَرُّ
İngilizce

Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter

turkish

Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür

54 (Al-Qamar) Sure
46 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِینَ فِی ضَلَـٰلࣲ وَسُعُرࣲ
İngilizce

Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad

turkish

Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
47 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُسۡحَبُونَ فِی ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
İngilizce

The Day they will be dragged through the Fire on their faces, (they will hear:) "Taste ye the touch of Hell

turkish

Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir

54 (Al-Qamar) Sure
48 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كُلَّ شَیۡءٍ خَلَقۡنَـٰهُ بِقَدَرࣲ
İngilizce

Verily, all things have We created in proportion and measure

turkish

Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır

54 (Al-Qamar) Sure
49 Ayet
530 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَمۡرُنَاۤ إِلَّا وَ ٰحِدَةࣱ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ
İngilizce

And Our Command is but a single (Act),- like the twinkling of an eye

turkish

Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir

54 (Al-Qamar) Sure
50 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَاۤ أَشۡیَاعَكُمۡ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرࣲ
İngilizce

And (oft) in the past, have We destroyed gangs like unto you: then is there any that will receive admonition

turkish

And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur

54 (Al-Qamar) Sure
51 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلُّ شَیۡءࣲ فَعَلُوهُ فِی ٱلزُّبُرِ
İngilizce

All that they do is noted in (their) Books (of Deeds)

turkish

İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır

54 (Al-Qamar) Sure
52 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلُّ صَغِیرࣲ وَكَبِیرࣲ مُّسۡتَطَرٌ
İngilizce

Every matter, small and great, is on record

turkish

Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır

54 (Al-Qamar) Sure
53 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی جَنَّـٰتࣲ وَنَهَرࣲ
İngilizce

As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Rivers

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
54 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِیكࣲ مُّقۡتَدِرِۭ
İngilizce

In an Assembly of Truth, in the Presence of a Sovereign Omnipotent

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler

54 (Al-Qamar) Sure
55 Ayet
531 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri