Al-Qamar
İngilizce
The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder
turkish
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic
turkish
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time
turkish
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them)
turkish
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Mature wisdom;- but (the preaching of) Warners profits them not
turkish
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair
turkish
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad
turkish
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Hastening, with eyes transfixed, towards the Caller!- "Hard is this Day!", the Unbelievers will say
turkish
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Before them the People of Noah rejected (their messenger): they rejected Our servant, and said, "Here is one possessed!", and he was driven out
turkish
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he called on his Lord: "I am one overcome: do Thou then help (me)
turkish
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So We opened the gates of heaven, with water pouring forth
turkish
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed
turkish
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We bore him on an (Ark) made of broad planks and caulked with palm-fibre
turkish
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)
turkish
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The 'Ad (people) (too) rejected (Truth): then how terrible was My Penalty and My Warning
turkish
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We sent against them a furious wind, on a Day of violent Disaster
turkish
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Plucking out men as if they were roots of palm-trees torn up (from the ground)
turkish
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Thamud (also) rejected (their) Warners
turkish
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For they said: "What! a man! a Solitary one from among ourselves! shall we follow such a one? Truly should we then be straying in mind, and mad
turkish
İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one
turkish
İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ah! they will know on the morrow, which is the liar, the insolent one
turkish
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We will send the she-camel by way of trial for them. So watch them, (O Salih), and possess thyself in patience
turkish
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And tell them that the water is to be divided between them: Each one's right to drink being brought forward (by suitable turns)
turkish
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her)
turkish
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ah! how (terrible) was My Penalty and My Warning
turkish
Benim azabım ve uyarmam nasılmış
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle
turkish
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The people of Lut rejected (his) warning
turkish
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We sent against them a violent Tornado with showers of stones, (which destroyed them), except Lut's household: them We delivered by early Dawn
turkish
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks
turkish
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning
turkish
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning
turkish
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Early on the morrow an abiding Punishment seized them
turkish
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So taste ye My Wrath and My Warning
turkish
Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have indeed made the Qur'an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah)
turkish
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The (people) rejected all Our Signs; but We seized them with such Penalty (as comes) from One Exalted in Power, able to carry out His Will
turkish
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Are your Unbelievers, (O Quraish), better than they? Or have ye an immunity in the Sacred Books
turkish
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or do they say: "We acting together can defend ourselves
turkish
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will their multitude be put to flight, and they will show their backs
turkish
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter
turkish
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad
turkish
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day they will be dragged through the Fire on their faces, (they will hear:) "Taste ye the touch of Hell
turkish
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, all things have We created in proportion and measure
turkish
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Our Command is but a single (Act),- like the twinkling of an eye
turkish
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (oft) in the past, have We destroyed gangs like unto you: then is there any that will receive admonition
turkish
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
All that they do is noted in (their) Books (of Deeds)
turkish
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Every matter, small and great, is on record
turkish
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Rivers
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In an Assembly of Truth, in the Presence of a Sovereign Omnipotent
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler