Al-Waqi'ah

۞ إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
İngilizce

When the Event inevitable cometh to pass

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
1 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَیۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
İngilizce

Then will no (soul) entertain falsehood concerning its coming

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
2 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ
İngilizce

(Many) will it bring low; (many) will it exalt

turkish

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
3 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّا
İngilizce

When the earth shall be shaken to its depths

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
4 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّا
İngilizce

And the mountains shall be crumbled to atoms

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
5 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَانَتۡ هَبَاۤءࣰ مُّنۢبَثࣰّا
İngilizce

Becoming dust scattered abroad

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
6 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنتُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا ثَلَـٰثَةࣰ
İngilizce

And ye shall be sorted out into three classes

turkish

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
7 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَیۡمَنَةِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَیۡمَنَةِ
İngilizce

Then (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand

turkish

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
8 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡءَمَةِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡءَمَةِ
İngilizce

And the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand

turkish

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
9 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
İngilizce

And those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)

turkish

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
10 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أُو۟لَـٰۤئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
İngilizce

These will be those Nearest to Allah

turkish

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
11 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

In Gardens of Bliss

turkish

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
12 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

A number of people from those of old

turkish

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
13 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَقَلِیلࣱ مِّنَ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And a few from those of later times

turkish

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
14 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ
İngilizce

(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)

turkish

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
15 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مُّتَّكِءِینَ عَلَیۡهَا مُتَقَـٰبِلِینَ
İngilizce

Reclining on them, facing each other

turkish

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
16 Ayet
534 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَطُوفُ عَلَیۡهِمۡ وِلۡدَ ٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ
İngilizce

Round about them will (serve) youths of perpetual (freshness)

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
17 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِیقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِینࣲ
İngilizce

With goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
18 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا یُنزِفُونَ
İngilizce

No after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
19 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَـٰكِهَةࣲ مِّمَّا یَتَخَیَّرُونَ
İngilizce

And with fruits, any that they may select

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
20 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَحۡمِ طَیۡرࣲ مِّمَّا یَشۡتَهُونَ
İngilizce

And the flesh of fowls, any that they may desire

turkish

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
21 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَحُورٌ عِینࣱ
İngilizce

And (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
22 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَمۡثَـٰلِ ٱللُّؤۡلُؤِ ٱلۡمَكۡنُونِ
İngilizce

Like unto Pearls well-guarded

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
23 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءَۢ بِمَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ
İngilizce

A Reward for the deeds of their past (life)

turkish

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
24 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا تَأۡثِیمًا
İngilizce

Not frivolity will they hear therein, nor any taint of ill

turkish

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
25 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا قِیلࣰا سَلَـٰمࣰا سَلَـٰمࣰا
İngilizce

Only the saying, "Peace! Peace

turkish

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
26 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡیَمِینِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

The Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
27 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ
İngilizce

(They will be) among Lote-trees without thorns

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
28 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ
İngilizce

Among Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
29 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ
İngilizce

In shade long-extended

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
30 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤءࣲ مَّسۡكُوبࣲ
İngilizce

By water flowing constantly

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
31 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَـٰكِهَةࣲ كَثِیرَةࣲ
İngilizce

And fruit in abundance

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
32 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ
İngilizce

Whose season is not limited, nor (supply) forbidden

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
33 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ
İngilizce

And on Thrones (of Dignity), raised high

turkish

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler

56 (Al-Waqi'ah) Sure
34 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنشَأۡنَـٰهُنَّ إِنشَاۤءࣰ
İngilizce

We have created (their Companions) of special creation

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
35 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَـٰهُنَّ أَبۡكَارًا
İngilizce

And made them virgin - pure (and undefiled)

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
36 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُرُبًا أَتۡرَابࣰا
İngilizce

Beloved (by nature), equal in age

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
37 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

For the Companions of the Right Hand

turkish

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
38 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

A (goodly) number from those of old

turkish

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
39 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

And a (goodly) number from those of later times

turkish

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
40 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَاۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ
İngilizce

The Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand

turkish

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

56 (Al-Waqi'ah) Sure
41 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی سَمُومࣲ وَحَمِیمࣲ
İngilizce

(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
42 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَظِلࣲّ مِّن یَحۡمُومࣲ
İngilizce

And in the shades of Black Smoke

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
43 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِیمٍ
İngilizce

Nothing (will there be) to refresh, nor to please

turkish

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
44 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَبۡلَ ذَ ٰلِكَ مُتۡرَفِینَ
İngilizce

For that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)

turkish

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
45 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانُوا۟ یُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

And persisted obstinately in wickedness supreme

turkish

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
46 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَانُوا۟ یَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
İngilizce

And they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again

turkish

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
47 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوَ ءَابَاۤؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
İngilizce

(We) and our fathers of old

turkish

Önce gelip geçmiş babalarımız da mı

56 (Al-Waqi'ah) Sure
48 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِینَ وَٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

Say: "Yea, those of old and those of later times

turkish

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
49 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِیقَـٰتِ یَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

All will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known

turkish

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır

56 (Al-Waqi'ah) Sure
50 Ayet
535 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَیُّهَا ٱلضَّاۤلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
İngilizce

Then will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood

turkish

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar

56 (Al-Waqi'ah) Sure
51 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ
İngilizce

Ye will surely taste of the Tree of Zaqqum

turkish

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
52 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَالِءُونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
İngilizce

Then will ye fill your insides therewith

turkish

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
53 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَشَـٰرِبُونَ عَلَیۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِیمِ
İngilizce

And drink Boiling Water on top of it

turkish

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
54 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَشَـٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِیمِ
İngilizce

Indeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst

turkish

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
55 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا نُزُلُهُمۡ یَوۡمَ ٱلدِّینِ
İngilizce

Such will be their entertainment on the Day of Requital

turkish

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
56 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ خَلَقۡنَـٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
İngilizce

It is We Who have created you: why will ye not witness the Truth

turkish

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
57 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
İngilizce

Do ye then see?- The (human Seed) that ye throw out

turkish

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
58 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ
İngilizce

Is it ye who create it, or are We the Creators

turkish

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

56 (Al-Waqi'ah) Sure
59 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَیۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِینَ
İngilizce

We have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated

turkish

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez

56 (Al-Waqi'ah) Sure
60 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَىٰۤ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَـٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِی مَا لَا تَعۡلَمُونَ
İngilizce

from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not

turkish

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez

56 (Al-Waqi'ah) Sure
61 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
İngilizce

And ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises

turkish

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
62 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
İngilizce

See ye the seed that ye sow in the ground

turkish

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
63 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّ ٰرِعُونَ
İngilizce

Is it ye that cause it to grow, or are We the Cause

turkish

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
64 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ نَشَاۤءُ لَجَعَلۡنَـٰهُ حُطَـٰمࣰا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
İngilizce

Were it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
65 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
İngilizce

(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
66 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
İngilizce

Indeed are we shut out (of the fruits of our labour)

turkish

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
67 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُمُ ٱلۡمَاۤءَ ٱلَّذِی تَشۡرَبُونَ
İngilizce

See ye the water which ye drink

turkish

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
68 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
İngilizce

Do ye bring it down (in rain) from the cloud or do We

turkish

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
69 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوۡ نَشَاۤءُ جَعَلۡنَـٰهُ أُجَاجࣰا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
İngilizce

Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks

turkish

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
70 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَرَءَیۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِی تُورُونَ
İngilizce

See ye the Fire which ye kindle

turkish

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
71 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَاۤ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِءُونَ
İngilizce

Is it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it

turkish

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
72 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَحۡنُ جَعَلۡنَـٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَـٰعࣰا لِّلۡمُقۡوِینَ
İngilizce

We have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts

turkish

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık

56 (Al-Waqi'ah) Sure
73 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Then celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme

turkish

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et

56 (Al-Waqi'ah) Sure
74 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ فَلَاۤ أُقۡسِمُ بِمَوَ ٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
İngilizce

Furthermore I call to witness the setting of the Stars

turkish

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
75 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِیمٌ
İngilizce

And that is indeed a mighty adjuration if ye but knew

turkish

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
76 Ayet
536 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِیمࣱ
İngilizce

That this is indeed a qur'an Most Honourable

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
77 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی كِتَـٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ
İngilizce

In Book well-guarded

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
78 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَمَسُّهُۥۤ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
İngilizce

Which none shall touch but those who are clean

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
79 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَنزِیلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

A Revelation from the Lord of the Worlds

turkish

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
80 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَبِهَـٰذَا ٱلۡحَدِیثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
İngilizce

Is it such a Message that ye would hold in light esteem

turkish

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
81 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

And have ye made it your livelihood that ye should declare it false

turkish

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
82 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
İngilizce

Then why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
83 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنتُمۡ حِینَئِذࣲ تَنظُرُونَ
İngilizce

And ye the while (sit) looking on

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
84 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَیۡهِ مِنكُمۡ وَلَـٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
İngilizce

But We are nearer to him than ye, and yet see not

turkish

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz

56 (Al-Waqi'ah) Sure
85 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَوۡلَاۤ إِن كُنتُمۡ غَیۡرَ مَدِینِینَ
İngilizce

Then why do ye not,- If you are exempt from (future) account

turkish

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize

56 (Al-Waqi'ah) Sure
86 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
تَرۡجِعُونَهَاۤ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Call back the soul, if ye are true (in the claim of independence)

turkish

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize

56 (Al-Waqi'ah) Sure
87 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِینَ
İngilizce

Thus, then, if he be of those Nearest to Allah

turkish

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
88 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَوۡحࣱ وَرَیۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِیمࣲ
İngilizce

(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights

turkish

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
89 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

And if he be of the Companions of the Right Hand

turkish

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise

56 (Al-Waqi'ah) Sure
90 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَلَـٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand

turkish

Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir

56 (Al-Waqi'ah) Sure
91 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِینَ ٱلضَّاۤلِّینَ
İngilizce

And if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong

turkish

Eğer, sapık yalancılardan ise

56 (Al-Waqi'ah) Sure
92 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِیمࣲ
İngilizce

For him is Entertainment with Boiling Water

turkish

Ona kaynar sudan konukluk sunulur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
93 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَصۡلِیَةُ جَحِیمٍ
İngilizce

And burning in Hell-Fire

turkish

Cehenneme sokulur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
94 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡیَقِینِ
İngilizce

Verily, this is the Very Truth and Certainly

turkish

Doğrusu kesin gerçek budur

56 (Al-Waqi'ah) Sure
95 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

So celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme

turkish

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et

56 (Al-Waqi'ah) Sure
96 Ayet
537 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri