Al-Waqi'ah
İngilizce
When the Event inevitable cometh to pass
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will no (soul) entertain falsehood concerning its coming
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Many) will it bring low; (many) will it exalt
turkish
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When the earth shall be shaken to its depths
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains shall be crumbled to atoms
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Becoming dust scattered abroad
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye shall be sorted out into three classes
turkish
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand
turkish
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
turkish
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)
turkish
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
These will be those Nearest to Allah
turkish
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In Gardens of Bliss
turkish
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A number of people from those of old
turkish
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a few from those of later times
turkish
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)
turkish
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Reclining on them, facing each other
turkish
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Round about them will (serve) youths of perpetual (freshness)
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And with fruits, any that they may select
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the flesh of fowls, any that they may desire
turkish
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Like unto Pearls well-guarded
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Reward for the deeds of their past (life)
turkish
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Not frivolity will they hear therein, nor any taint of ill
turkish
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Only the saying, "Peace! Peace
turkish
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) among Lote-trees without thorns
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Among Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In shade long-extended
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By water flowing constantly
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And fruit in abundance
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Whose season is not limited, nor (supply) forbidden
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And on Thrones (of Dignity), raised high
turkish
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have created (their Companions) of special creation
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made them virgin - pure (and undefiled)
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Beloved (by nature), equal in age
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the Companions of the Right Hand
turkish
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A (goodly) number from those of old
turkish
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And a (goodly) number from those of later times
turkish
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
turkish
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in the shades of Black Smoke
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nothing (will there be) to refresh, nor to please
turkish
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)
turkish
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And persisted obstinately in wickedness supreme
turkish
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again
turkish
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(We) and our fathers of old
turkish
Önce gelip geçmiş babalarımız da mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Say: "Yea, those of old and those of later times
turkish
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
All will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known
turkish
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood
turkish
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ye will surely taste of the Tree of Zaqqum
turkish
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will ye fill your insides therewith
turkish
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And drink Boiling Water on top of it
turkish
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Indeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst
turkish
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such will be their entertainment on the Day of Requital
turkish
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is We Who have created you: why will ye not witness the Truth
turkish
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye then see?- The (human Seed) that ye throw out
turkish
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye who create it, or are We the Creators
turkish
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated
turkish
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not
turkish
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises
turkish
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the seed that ye sow in the ground
turkish
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye that cause it to grow, or are We the Cause
turkish
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Indeed are we shut out (of the fruits of our labour)
turkish
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the water which ye drink
turkish
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do ye bring it down (in rain) from the cloud or do We
turkish
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks
turkish
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye the Fire which ye kindle
turkish
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it
turkish
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts
turkish
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
turkish
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Furthermore I call to witness the setting of the Stars
turkish
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that is indeed a mighty adjuration if ye but knew
turkish
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That this is indeed a qur'an Most Honourable
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In Book well-guarded
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which none shall touch but those who are clean
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Revelation from the Lord of the Worlds
turkish
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Is it such a Message that ye would hold in light esteem
turkish
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And have ye made it your livelihood that ye should declare it false
turkish
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And ye the while (sit) looking on
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We are nearer to him than ye, and yet see not
turkish
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then why do ye not,- If you are exempt from (future) account
turkish
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Call back the soul, if ye are true (in the claim of independence)
turkish
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus, then, if he be of those Nearest to Allah
turkish
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights
turkish
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And if he be of the Companions of the Right Hand
turkish
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand
turkish
Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong
turkish
Eğer, sapık yalancılardan ise
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For him is Entertainment with Boiling Water
turkish
Ona kaynar sudan konukluk sunulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And burning in Hell-Fire
turkish
Cehenneme sokulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, this is the Very Truth and Certainly
turkish
Doğrusu kesin gerçek budur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
turkish
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et