Al-Qalam

۞ نۤۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا یَسۡطُرُونَ
İngilizce

Nun. By the Pen and the (Record) which (men) write

turkish

Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

68 (Al-Qalam) Sure
1 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَاۤ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ
İngilizce

Thou art not, by the Grace of thy Lord, mad or possessed

turkish

Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

68 (Al-Qalam) Sure
2 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَیۡرَ مَمۡنُونࣲ
İngilizce

Nay, verily for thee is a Reward unfailing

turkish

Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır

68 (Al-Qalam) Sure
3 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِیمࣲ
İngilizce

And thou (standest) on an exalted standard of character

turkish

Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir

68 (Al-Qalam) Sure
4 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَسَتُبۡصِرُ وَیُبۡصِرُونَ
İngilizce

Soon wilt thou see, and they will see

turkish

Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

68 (Al-Qalam) Sure
5 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بِأَییِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ
İngilizce

Which of you is afflicted with madness

turkish

Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

68 (Al-Qalam) Sure
6 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِیلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِینَ
İngilizce

Verily it is thy Lord that knoweth best, which (among men) hath strayed from His Path: and He knoweth best those who receive (true) Guidance

turkish

Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir

68 (Al-Qalam) Sure
7 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

So hearken not to those who deny (the Truth)

turkish

Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme

68 (Al-Qalam) Sure
8 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَدُّوا۟ لَوۡ تُدۡهِنُ فَیُدۡهِنُونَ
İngilizce

Their desire is that thou shouldst be pliant: so would they be pliant

turkish

(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar

68 (Al-Qalam) Sure
9 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِینٍ
İngilizce

Heed not the type of despicable men,- ready with oaths

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
10 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَمَّازࣲ مَّشَّاۤءِۭ بِنَمِیمࣲ
İngilizce

A slanderer, going about with calumnies

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
11 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَیۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِیمٍ
İngilizce

(Habitually) hindering (all) good, transgressing beyond bounds, deep in sin

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
12 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَ ٰلِكَ زَنِیمٍ
İngilizce

Violent (and cruel),- with all that, base-born

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
13 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِینَ
İngilizce

Because he possesses wealth and (numerous) sons

turkish

Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

68 (Al-Qalam) Sure
14 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِ ءَایَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

When to him are rehearsed Our Signs, "Tales of the ancients", he cries

turkish

Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der

68 (Al-Qalam) Sure
15 Ayet
564 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ
İngilizce

Soon shall We brand (the beast) on the snout

turkish

Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz

68 (Al-Qalam) Sure
16 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا بَلَوۡنَـٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُوا۟ لَیَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِینَ
İngilizce

Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning

turkish

Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

68 (Al-Qalam) Sure
17 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یَسۡتَثۡنُونَ
İngilizce

But made no reservation, ("If it be Allah's Will)

turkish

Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

68 (Al-Qalam) Sure
18 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَطَافَ عَلَیۡهَا طَاۤئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَاۤئِمُونَ
İngilizce

Then there came on the (garden) a visitation from thy Lord, (which swept away) all around, while they were asleep

turkish

Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

68 (Al-Qalam) Sure
19 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِیمِ
İngilizce

So the (garden) became, by the morning, like a dark and desolate spot, (whose fruit had been gathered)

turkish

Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

68 (Al-Qalam) Sure
20 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَتَنَادَوۡا۟ مُصۡبِحِینَ
İngilizce

As the morning broke, they called out, one to another

turkish

Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

68 (Al-Qalam) Sure
21 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَنِ ٱغۡدُوا۟ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰرِمِینَ
İngilizce

Go ye to your tilth (betimes) in the morning, if ye would gather the fruits

turkish

Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

68 (Al-Qalam) Sure
22 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمۡ یَتَخَـٰفَتُونَ
İngilizce

So they departed, conversing in secret low tones, (saying)

turkish

Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
23 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَن لَّا یَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡیَوۡمَ عَلَیۡكُم مِّسۡكِینࣱ
İngilizce

Let not a single indigent person break in upon you into the (garden) this day

turkish

Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
24 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَغَدَوۡا۟ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَـٰدِرِینَ
İngilizce

And they opened the morning, strong in an (unjust) resolve

turkish

Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler

68 (Al-Qalam) Sure
25 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوۤا۟ إِنَّا لَضَاۤلُّونَ
İngilizce

But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way

turkish

Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
26 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
İngilizce

Indeed we are shut out (of the fruits of our labour)

turkish

Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
27 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ
İngilizce

Said one of them, more just (than the rest): "Did I not say to you, 'Why not glorify (Allah)

turkish

Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi

68 (Al-Qalam) Sure
28 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ سُبۡحَـٰنَ رَبِّنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ
İngilizce

They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong

turkish

Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler

68 (Al-Qalam) Sure
29 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ یَتَلَـٰوَمُونَ
İngilizce

Then they turned, one against another, in reproach

turkish

Birbirlerini yermeye başladılar

68 (Al-Qalam) Sure
30 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِینَ
İngilizce

They said: "Alas for us! We have indeed transgressed

turkish

Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik

68 (Al-Qalam) Sure
31 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَسَىٰ رَبُّنَاۤ أَن یُبۡدِلَنَا خَیۡرࣰا مِّنۡهَاۤ إِنَّاۤ إِلَىٰ رَبِّنَا رَ ٰغِبُونَ
İngilizce

It may be that our Lord will give us in exchange a better (garden) than this: for we do turn to Him (in repentance)

turkish

Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz

68 (Al-Qalam) Sure
32 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡءَاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُوا۟ یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Such is the Punishment (in this life); but greater is the Punishment in the Hereafter,- if only they knew

turkish

İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler

68 (Al-Qalam) Sure
33 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِیمِ
İngilizce

Verily, for the Righteous, are Gardens of Delight, in the Presence of their Lord

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır

68 (Al-Qalam) Sure
34 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِینَ كَٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Shall We then treat the People of Faith like the People of Sin

turkish

Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız

68 (Al-Qalam) Sure
35 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا لَكُمۡ كَیۡفَ تَحۡكُمُونَ
İngilizce

What is the matter with you? How judge ye

turkish

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

68 (Al-Qalam) Sure
36 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ كِتَـٰبࣱ فِیهِ تَدۡرُسُونَ
İngilizce

Or have ye a book through which ye learn

turkish

Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var

68 (Al-Qalam) Sure
37 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَكُمۡ فِیهِ لَمَا تَخَیَّرُونَ
İngilizce

That ye shall have, through it whatever ye choose

turkish

Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır

68 (Al-Qalam) Sure
38 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَكُمۡ أَیۡمَـٰنٌ عَلَیۡنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ یَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ
İngilizce

Or have ye Covenants with Us to oath, reaching to the Day of Judgment, (providing) that ye shall have whatever ye shall demand

turkish

Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır

68 (Al-Qalam) Sure
39 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَلۡهُمۡ أَیُّهُم بِذَ ٰلِكَ زَعِیمٌ
İngilizce

Ask thou of them, which of them will stand surety for that

turkish

Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır

68 (Al-Qalam) Sure
40 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَاۤءُ فَلۡیَأۡتُوا۟ بِشُرَكَاۤئِهِمۡ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِینَ
İngilizce

Or have they some "Partners" (in Allahhead)? Then let them produce their "partners", if they are truthful

turkish

Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler

68 (Al-Qalam) Sure
41 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَیُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ
İngilizce

The Day that the shin shall be laid bare, and they shall be summoned to bow in adoration, but they shall not be able

turkish

O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

68 (Al-Qalam) Sure
42 Ayet
565 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
خَـٰشِعَةً أَبۡصَـٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُوا۟ یُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَـٰلِمُونَ
İngilizce

Their eyes will be cast down,- ignominy will cover them; seeing that they had been summoned aforetime to bow in adoration, while they were whole, (and had refused)

turkish

O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

68 (Al-Qalam) Sure
43 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَرۡنِی وَمَن یُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلۡحَدِیثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَیۡثُ لَا یَعۡلَمُونَ
İngilizce

Then leave Me alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not

turkish

Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız

68 (Al-Qalam) Sure
44 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأُمۡلِی لَهُمۡۚ إِنَّ كَیۡدِی مَتِینٌ
İngilizce

A (long) respite will I grant them: truly powerful is My Plan

turkish

Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır

68 (Al-Qalam) Sure
45 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ تَسۡءَلُهُمۡ أَجۡرࣰا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ
İngilizce

Or is it that thou dost ask them for a reward, so that they are burdened with a load of debt

turkish

Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır

68 (Al-Qalam) Sure
46 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَیۡبُ فَهُمۡ یَكۡتُبُونَ
İngilizce

Or that the Unseen is in their hands, so that they can write it down

turkish

Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar

68 (Al-Qalam) Sure
47 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ
İngilizce

So wait with patience for the Command of thy Lord, and be not like the Companion of the Fish,- when he cried out in agony

turkish

Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti

68 (Al-Qalam) Sure
48 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّوۡلَاۤ أَن تَدَ ٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَاۤءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ
İngilizce

Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked shore, in disgrace

turkish

Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı

68 (Al-Qalam) Sure
49 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱجۡتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ
İngilizce

Thus did his Lord choose him and make him of the Company of the Righteous

turkish

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
50 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِن یَكَادُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَیُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَـٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكۡرَ وَیَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ
İngilizce

And the Unbelievers would almost trip thee up with their eyes when they hear the Message; and they say: "Surely he is possessed

turkish

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

68 (Al-Qalam) Sure
51 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَـٰلَمِینَ
İngilizce

But it is nothing less than a Message to all the worlds

turkish

Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir

68 (Al-Qalam) Sure
52 Ayet
566 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri