Al-Qalam
İngilizce
Nun. By the Pen and the (Record) which (men) write
turkish
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou art not, by the Grace of thy Lord, mad or possessed
turkish
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, verily for thee is a Reward unfailing
turkish
Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thou (standest) on an exalted standard of character
turkish
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon wilt thou see, and they will see
turkish
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which of you is afflicted with madness
turkish
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily it is thy Lord that knoweth best, which (among men) hath strayed from His Path: and He knoweth best those who receive (true) Guidance
turkish
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So hearken not to those who deny (the Truth)
turkish
Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their desire is that thou shouldst be pliant: so would they be pliant
turkish
(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Heed not the type of despicable men,- ready with oaths
turkish
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A slanderer, going about with calumnies
turkish
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Habitually) hindering (all) good, transgressing beyond bounds, deep in sin
turkish
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Violent (and cruel),- with all that, base-born
turkish
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Because he possesses wealth and (numerous) sons
turkish
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When to him are rehearsed Our Signs, "Tales of the ancients", he cries
turkish
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon shall We brand (the beast) on the snout
turkish
Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning
turkish
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But made no reservation, ("If it be Allah's Will)
turkish
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then there came on the (garden) a visitation from thy Lord, (which swept away) all around, while they were asleep
turkish
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So the (garden) became, by the morning, like a dark and desolate spot, (whose fruit had been gathered)
turkish
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As the morning broke, they called out, one to another
turkish
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Go ye to your tilth (betimes) in the morning, if ye would gather the fruits
turkish
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So they departed, conversing in secret low tones, (saying)
turkish
Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let not a single indigent person break in upon you into the (garden) this day
turkish
Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they opened the morning, strong in an (unjust) resolve
turkish
Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way
turkish
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Indeed we are shut out (of the fruits of our labour)
turkish
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Said one of them, more just (than the rest): "Did I not say to you, 'Why not glorify (Allah)
turkish
Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong
turkish
Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then they turned, one against another, in reproach
turkish
Birbirlerini yermeye başladılar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They said: "Alas for us! We have indeed transgressed
turkish
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It may be that our Lord will give us in exchange a better (garden) than this: for we do turn to Him (in repentance)
turkish
Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such is the Punishment (in this life); but greater is the Punishment in the Hereafter,- if only they knew
turkish
İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, for the Righteous, are Gardens of Delight, in the Presence of their Lord
turkish
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Shall We then treat the People of Faith like the People of Sin
turkish
Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the matter with you? How judge ye
turkish
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have ye a book through which ye learn
turkish
Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That ye shall have, through it whatever ye choose
turkish
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have ye Covenants with Us to oath, reaching to the Day of Judgment, (providing) that ye shall have whatever ye shall demand
turkish
Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ask thou of them, which of them will stand surety for that
turkish
Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or have they some "Partners" (in Allahhead)? Then let them produce their "partners", if they are truthful
turkish
Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day that the shin shall be laid bare, and they shall be summoned to bow in adoration, but they shall not be able
turkish
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their eyes will be cast down,- ignominy will cover them; seeing that they had been summoned aforetime to bow in adoration, while they were whole, (and had refused)
turkish
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then leave Me alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not
turkish
Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A (long) respite will I grant them: truly powerful is My Plan
turkish
Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or is it that thou dost ask them for a reward, so that they are burdened with a load of debt
turkish
Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Or that the Unseen is in their hands, so that they can write it down
turkish
Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So wait with patience for the Command of thy Lord, and be not like the Companion of the Fish,- when he cried out in agony
turkish
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked shore, in disgrace
turkish
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thus did his Lord choose him and make him of the Company of the Righteous
turkish
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the Unbelievers would almost trip thee up with their eyes when they hear the Message; and they say: "Surely he is possessed
turkish
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But it is nothing less than a Message to all the worlds
turkish
Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir