Al-Haqqah
İngilizce
The Sure Reality
turkish
Gerçekleşecek olan
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the Sure Reality
turkish
Nedir o gerçekleşecek olan gün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will make thee realise what the Sure Reality is
turkish
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Thamud and the 'Ad People (branded) as false the Stunning Calamity
turkish
Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But the Thamud,- they were destroyed by a terrible Storm of thunder and lightning
turkish
Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the 'Ad, they were destroyed by a furious Wind, exceedingly violent
turkish
Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He made it rage against them seven nights and eight days in succession: so that thou couldst see the (whole) people lying prostrate in its (path), as they had been roots of hollow palm-trees tumbled down
turkish
Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then seest thou any of them left surviving
turkish
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Pharaoh, and those before him, and the Cities Overthrown, committed habitual Sin
turkish
Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And disobeyed (each) the messenger of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty
turkish
Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We, when the water (of Noah's Flood) overflowed beyond its limits, carried you (mankind), in the floating (Ark)
turkish
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance
turkish
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then, when one blast is sounded on the Trumpet
turkish
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the earth is moved, and its mountains, and they are crushed to powder at one stroke
turkish
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On that Day shall the (Great) Event come to pass
turkish
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the sky will be rent asunder, for it will that Day be flimsy
turkish
Gök yarılır; o gün düzeni bozulur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the angels will be on its sides, and eight will, that Day, bear the Throne of thy Lord above them
turkish
Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day shall ye be brought to Judgment: not an act of yours that ye hide will be hidden
turkish
O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he that will be given his Record in his right hand will say: "Ah here! Read ye my Record
turkish
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
I did really understand that my Account would (One Day) reach me
turkish
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he will be in a life of Bliss
turkish
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In a Garden on high
turkish
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Fruits whereof (will hang in bunches) low and near
turkish
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Eat ye and drink ye, with full satisfaction; because of the (good) that ye sent before you, in the days that are gone
turkish
Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he that will be given his Record in his left hand, will say: "Ah! Would that my Record had not been given to me
turkish
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And that I had never realised how my account (stood)
turkish
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Ah! Would that (Death) had made an end of me
turkish
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Of no profit to me has been my wealth
turkish
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
My power has perished from me
turkish
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(The stern command will say): "Seize ye him, and bind ye him
turkish
İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And burn ye him in the Blazing Fire
turkish
Sonra cehenneme yaslayın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, make him march in a chain, whereof the length is seventy cubits
turkish
Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This was he that would not believe in Allah Most High
turkish
Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And would not encourage the feeding of the indigent
turkish
Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So no friend hath he here this Day
turkish
Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor hath he any food except the corruption from the washing of wounds
turkish
Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which none do eat but those in sin
turkish
Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So I do call to witness what ye see
turkish
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what ye see not
turkish
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That this is verily the word of an honoured messenger
turkish
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is not the word of a poet: little it is ye believe
turkish
O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive
turkish
Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(This is) a Message sent down from the Lord of the Worlds
turkish
Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And if the messenger were to invent any sayings in Our name
turkish
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
We should certainly seize him by his right hand
turkish
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We should certainly then cut off the artery of his heart
turkish
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor could any of you withhold him (from Our wrath)
turkish
Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But verily this is a Message for the Allah-fearing
turkish
Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We certainly know that there are amongst you those that reject (it)
turkish
İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers
turkish
Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But verily it is Truth of assured certainty
turkish
O, şüphesiz kesin gerçektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So glorify the name of thy Lord Most High
turkish
Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et