Al-Ma'arij
İngilizce
A questioner asked about a Penalty to befall
turkish
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Unbelievers, the which there is none to ward off
turkish
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(A Penalty) from Allah, Lord of the Ways of Ascent
turkish
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The angels and the spirit ascend unto him in a Day the measure whereof is (as) fifty thousand years
turkish
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore do thou hold Patience,- a Patience of beautiful (contentment)
turkish
Güzel güzel sabret
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They see the (Day) indeed as a far-off (event)
turkish
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But We see it (quite) near
turkish
Ama biz onu yakın görmekteyiz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day that the sky will be like molten brass
turkish
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the mountains will be like wool
turkish
Dağlar da atılmış pamuğa döner
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And no friend will ask after a friend
turkish
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Though they will be put in sight of each other,- the sinner's desire will be: Would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children
turkish
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
His wife and his brother
turkish
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
His kindred who sheltered him
turkish
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And all, all that is on earth,- so it could deliver him
turkish
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! for it would be the Fire of Hell
turkish
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Plucking out (his being) right to the skull
turkish
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Inviting (all) such as turn their backs and turn away their faces (from the Right)
turkish
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And collect (wealth) and hide it (from use)
turkish
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly man was created very impatient
turkish
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Fretful when evil touches him
turkish
Başına bir fenalık gelince feryat eder
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And niggardly when good reaches him
turkish
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Not so those devoted to Prayer
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who remain steadfast to their prayer
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those in whose wealth is a recognised right
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking)
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who hold to the truth of the Day of Judgment
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who fear the displeasure of their Lord
turkish
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For their Lord's displeasure is the opposite of Peace and Tranquillity
turkish
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who guard their chastity
turkish
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except with their wives and the (captives) whom their right hands possess,- for (then) they are not to be blamed
turkish
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But those who trespass beyond this are transgressors
turkish
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who respect their trusts and covenants
turkish
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who stand firm in their testimonies
turkish
Şahidliklerini gereği gibi yapanlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And those who guard (the sacredness) of their worship
turkish
Namazlarına riayet edenler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Such will be the honoured ones in the Gardens (of Bliss)
turkish
İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now what is the matter with the Unbelievers that they rush madly before thee
turkish
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
From the right and from the left, in crowds
turkish
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Does every man of them long to enter the Garden of Bliss
turkish
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! For We have created them out of the (base matter) they know
turkish
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Now I do call to witness the Lord of all points in the East and the West that We can certainly
turkish
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Substitute for them better (men) than they; And We are not to be defeated (in Our Plan)
turkish
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So leave them to plunge in vain talk and play about, until they encounter that Day of theirs which they have been promised
turkish
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The Day whereon they will issue from their sepulchres in sudden haste as if they were rushing to a goal-post (fixed for them)
turkish
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised
turkish
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür