Nuh
İngilizce
We sent Noah to his People (with the Command): "Do thou warn thy People before there comes to them a grievous Penalty
turkish
Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He said: "O my People! I am to you a Warner, clear and open
turkish
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That ye should worship Allah, fear Him and obey me
turkish
Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew
turkish
Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He said: "O my Lord! I have called to my People night and day
turkish
Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But my call only increases (their) flight (from the Right)
turkish
Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And every time I have called to them, that Thou mightest forgive them, they have (only) thrust their fingers into their ears, covered themselves up with their garments, grown obstinate, and given themselves up to arrogance
turkish
Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So I have called to them aloud
turkish
Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further I have spoken to them in public and secretly in private
turkish
Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Saying, 'Ask forgiveness from your Lord; for He is Oft-Forgiving
turkish
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He will send rain to you in abundance
turkish
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Give you increase in wealth and sons; and bestow on you gardens and bestow on you rivers (of flowing water)
turkish
Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What is the matter with you, that ye place not your hope for kindness and long-suffering in Allah
turkish
Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Seeing that it is He that has created you in diverse stages
turkish
Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
See ye not how Allah has created the seven heavens one above another
turkish
Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And made the moon a light in their midst, and made the sun as a (Glorious) Lamp
turkish
Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Allah has produced you from the earth growing (gradually)
turkish
Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And in the End He will return you into the (earth), and raise you forth (again at the Resurrection)
turkish
Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Allah has made the earth for you as a carpet (spread out)
turkish
Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That ye may go about therein, in spacious roads
turkish
Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Noah said: "O my Lord! They have disobeyed me, but they follow (men) whose wealth and children give them no increase but only Loss
turkish
Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they have devised a tremendous Plot
turkish
Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And they have said (to each other), 'Abandon not your gods: Abandon neither Wadd nor Suwa', neither Yaguth nor Ya'uq, nor Nasr
turkish
İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They have already misled many; and grant Thou no increase to the wrong-doers but in straying (from their mark)
turkish
Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Because of their sins they were drowned (in the flood), and were made to enter the Fire (of Punishment): and they found- in lieu of Allah- none to help them
turkish
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And Noah, said: "O my Lord! Leave not of the Unbelievers, a single one on earth
turkish
Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For, if Thou dost leave (any of) them, they will but mislead Thy devotees, and they will breed none but wicked ungrateful ones
turkish
Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
O my Lord! Forgive me, my parents, all who enter my house in Faith, and (all) believing men and believing women: and to the wrong-doers grant Thou no increase but in perdition
turkish
Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır