Al-Muzzammil

یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمُزَّمِّلُ
İngilizce

O thou folded in garments

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
1 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُمِ ٱلَّیۡلَ إِلَّا قَلِیلࣰا
İngilizce

Stand (to prayer) by night, but not all night

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
2 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نِّصۡفَهُۥۤ أَوِ ٱنقُصۡ مِنۡهُ قَلِیلًا
İngilizce

Half of it,- or a little less

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
3 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَوۡ زِدۡ عَلَیۡهِ وَرَتِّلِ ٱلۡقُرۡءَانَ تَرۡتِیلًا
İngilizce

Or a little more; and recite the Qur'an in slow, measured rhythmic tones

turkish

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku

73 (Al-Muzzammil) Sure
4 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا سَنُلۡقِی عَلَیۡكَ قَوۡلࣰا ثَقِیلًا
İngilizce

Soon shall We send down to thee a weighty Message

turkish

Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz

73 (Al-Muzzammil) Sure
5 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّیۡلِ هِیَ أَشَدُّ وَطۡءࣰا وَأَقۡوَمُ قِیلًا
İngilizce

Truly the rising by night is most potent for governing (the soul), and most suitable for (framing) the Word (of Prayer and Praise)

turkish

şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir

73 (Al-Muzzammil) Sure
6 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَكَ فِی ٱلنَّهَارِ سَبۡحࣰا طَوِیلࣰا
İngilizce

True, there is for thee by day prolonged occupation with ordinary duties

turkish

Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
7 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلۡ إِلَیۡهِ تَبۡتِیلࣰا
İngilizce

But keep in remembrance the name of thy Lord and devote thyself to Him whole-heartedly

turkish

Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel

73 (Al-Muzzammil) Sure
8 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِیلࣰا
İngilizce

(He is) Lord of the East and the West: there is no god but He: take Him therefore for (thy) Disposer of Affairs

turkish

O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut

73 (Al-Muzzammil) Sure
9 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا یَقُولُونَ وَٱهۡجُرۡهُمۡ هَجۡرࣰا جَمِیلࣰا
İngilizce

And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity)

turkish

Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl

73 (Al-Muzzammil) Sure
10 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَذَرۡنِی وَٱلۡمُكَذِّبِینَ أُو۟لِی ٱلنَّعۡمَةِ وَمَهِّلۡهُمۡ قَلِیلًا
İngilizce

And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while

turkish

Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver

73 (Al-Muzzammil) Sure
11 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لَدَیۡنَاۤ أَنكَالࣰا وَجَحِیمࣰا
İngilizce

With Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them)

turkish

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
12 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَطَعَامࣰا ذَا غُصَّةࣲ وَعَذَابًا أَلِیمࣰا
İngilizce

And a Food that chokes, and a Penalty Grievous

turkish

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

73 (Al-Muzzammil) Sure
13 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلۡجِبَالُ كَثِیبࣰا مَّهِیلًا
İngilizce

One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down

turkish

Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir

73 (Al-Muzzammil) Sure
14 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَیۡكُمۡ رَسُولࣰا شَـٰهِدًا عَلَیۡكُمۡ كَمَاۤ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ رَسُولࣰا
İngilizce

We have sent to you, (O men!) a messenger, to be a witness concerning you, even as We sent a messenger to Pharaoh

turkish

Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik

73 (Al-Muzzammil) Sure
15 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَـٰهُ أَخۡذࣰا وَبِیلࣰا
İngilizce

But Pharaoh disobeyed the messenger; so We seized him with a heavy Punishment

turkish

Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık

73 (Al-Muzzammil) Sure
16 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَكَیۡفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرۡتُمۡ یَوۡمࣰا یَجۡعَلُ ٱلۡوِلۡدَ ٰنَ شِیبًا
İngilizce

Then how shall ye, if ye deny (Allah), guard yourselves against a Day that will make children hoary-headed

turkish

Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz

73 (Al-Muzzammil) Sure
17 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلسَّمَاۤءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولًا
İngilizce

Whereon the sky will be cleft asunder? His Promise needs must be accomplished

turkish

O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir

73 (Al-Muzzammil) Sure
18 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِیلًا
İngilizce

Verily this is an Admonition: therefore, whoso will, let him take a (straight) path to his Lord

turkish

Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar

73 (Al-Muzzammil) Sure
19 Ayet
574 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
۞ إِنَّ رَبَّكَ یَعۡلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدۡنَىٰ مِن ثُلُثَیِ ٱلَّیۡلِ وَنِصۡفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَاۤئِفَةࣱ مِّنَ ٱلَّذِینَ مَعَكَۚ وَٱللَّهُ یُقَدِّرُ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحۡصُوهُ فَتَابَ عَلَیۡكُمۡۖ فَٱقۡرَءُوا۟ مَا تَیَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ عَلِمَ أَن سَیَكُونُ مِنكُم مَّرۡضَىٰ وَءَاخَرُونَ یَضۡرِبُونَ فِی ٱلۡأَرۡضِ یَبۡتَغُونَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ یُقَـٰتِلُونَ فِی سَبِیلِ ٱللَّهِۖ فَٱقۡرَءُوا۟ مَا تَیَسَّرَ مِنۡهُۚ وَأَقِیمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقۡرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰاۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَیۡرࣲ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَیۡرࣰا وَأَعۡظَمَ أَجۡرࣰاۚ وَٱسۡتَغۡفِرُوا۟ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِیمُۢ
İngilizce

Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful

turkish

Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder

73 (Al-Muzzammil) Sure
20 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri