Al-Muddaththir

یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
İngilizce

O thou wrapped up (in the mantle)

turkish

Ey örtüye bürünen

74 (Al-Muddaththir) Sure
1 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قُمۡ فَأَنذِرۡ
İngilizce

Arise and deliver thy warning

turkish

Kalk da uyar

74 (Al-Muddaththir) Sure
2 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
İngilizce

And thy Lord do thou magnify

turkish

Rabbini yücelt

74 (Al-Muddaththir) Sure
3 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثِیَابَكَ فَطَهِّرۡ
İngilizce

And thy garments keep free from stain

turkish

Giydiklerini temiz tut

74 (Al-Muddaththir) Sure
4 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
İngilizce

And all abomination shun

turkish

Kötü şeyleri terke devam et

74 (Al-Muddaththir) Sure
5 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
İngilizce

Nor expect, in giving, any increase (for thyself)

turkish

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma

74 (Al-Muddaththir) Sure
6 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
İngilizce

But, for thy Lord's (Cause), be patient and constant

turkish

Rabbin için sabret

74 (Al-Muddaththir) Sure
7 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا نُقِرَ فِی ٱلنَّاقُورِ
İngilizce

Finally, when the Trumpet is sounded

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
8 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذَ ٰلِكَ یَوۡمَئِذࣲ یَوۡمٌ عَسِیرٌ
İngilizce

That will be- that Day - a Day of Distress

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
9 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ غَیۡرُ یَسِیرࣲ
İngilizce

Far from easy for those without Faith

turkish

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür

74 (Al-Muddaththir) Sure
10 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَرۡنِی وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِیدࣰا
İngilizce

Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
11 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰا مَّمۡدُودࣰا
İngilizce

To whom I granted resources in abundance

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
12 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَنِینَ شُهُودࣰا
İngilizce

And sons to be by his side

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
13 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِیدࣰا
İngilizce

To whom I made (life) smooth and comfortable

turkish

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak

74 (Al-Muddaththir) Sure
14 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ یَطۡمَعُ أَنۡ أَزِیدَ
İngilizce

Yet is he greedy-that I should add (yet more)

turkish

Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar

74 (Al-Muddaththir) Sure
15 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَایَـٰتِنَا عَنِیدࣰا
İngilizce

By no means! For to Our Signs he has been refractory

turkish

Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır

74 (Al-Muddaththir) Sure
16 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
İngilizce

Soon will I visit him with a mount of calamities

turkish

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım

74 (Al-Muddaththir) Sure
17 Ayet
575 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
İngilizce

For he thought and he plotted

turkish

Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
18 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
İngilizce

And woe to him! How he plotted

turkish

Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
19 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ قُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
İngilizce

Yea, Woe to him; How he plotted

turkish

Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti

74 (Al-Muddaththir) Sure
20 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نَظَرَ
İngilizce

Then he looked round

turkish

Sonra baktı

74 (Al-Muddaththir) Sure
21 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
İngilizce

Then he frowned and he scowled

turkish

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı

74 (Al-Muddaththir) Sure
22 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
İngilizce

Then he turned back and was haughty

turkish

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı

74 (Al-Muddaththir) Sure
23 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَالَ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ یُؤۡثَرُ
İngilizce

Then said he: "This is nothing but magic, derived from of old

turkish

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

74 (Al-Muddaththir) Sure
24 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
İngilizce

This is nothing but the word of a mortal

turkish

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi

74 (Al-Muddaththir) Sure
25 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
سَأُصۡلِیهِ سَقَرَ
İngilizce

Soon will I cast him into Hell-Fire

turkish

İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım

74 (Al-Muddaththir) Sure
26 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
İngilizce

And what will explain to thee what Hell-Fire is

turkish

Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin

74 (Al-Muddaththir) Sure
27 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَا تُبۡقِی وَلَا تَذَرُ
İngilizce

Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone

turkish

O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer

74 (Al-Muddaththir) Sure
28 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ
İngilizce

Darkening and changing the colour of man

turkish

İnsanın derisini kavurur

74 (Al-Muddaththir) Sure
29 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَلَیۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
İngilizce

Over it are Nineteen

turkish

Orada ondokuz bekçi vardır

74 (Al-Muddaththir) Sure
30 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا جَعَلۡنَاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰۤئِكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِیَسۡتَیۡقِنَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَیَزۡدَادَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ إِیمَـٰنࣰا وَلَا یَرۡتَابَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِیَقُولَ ٱلَّذِینَ فِی قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَـٰفِرُونَ مَاذَاۤ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلࣰاۚ كَذَ ٰلِكَ یُضِلُّ ٱللَّهُ مَن یَشَاۤءُ وَیَهۡدِی مَن یَشَاۤءُۚ وَمَا یَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِیَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
İngilizce

And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind

turkish

Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir

74 (Al-Muddaththir) Sure
31 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
İngilizce

Nay, verily: By the Moon

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
32 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
İngilizce

And by the Night as it retreateth

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
33 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلصُّبۡحِ إِذَاۤ أَسۡفَرَ
İngilizce

And by the Dawn as it shineth forth

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
34 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
İngilizce

This is but one of the mighty (portents)

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
35 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
نَذِیرࣰا لِّلۡبَشَرِ
İngilizce

A warning to mankind

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
36 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِمَن شَاۤءَ مِنكُمۡ أَن یَتَقَدَّمَ أَوۡ یَتَأَخَّرَ
İngilizce

To any of you that chooses to press forward, or to follow behind

turkish

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir

74 (Al-Muddaththir) Sure
37 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِینَةٌ
İngilizce

Every soul will be (held) in pledge for its deeds

turkish

Herkes kazancına bağlı bir rehindir

74 (Al-Muddaththir) Sure
38 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡیَمِینِ
İngilizce

Except the Companions of the Right Hand

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
39 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فِی جَنَّـٰتࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
40 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

And (ask) of the Sinners

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
41 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
مَا سَلَكَكُمۡ فِی سَقَرَ
İngilizce

What led you into Hell Fire

turkish

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
42 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
قَالُوا۟ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّینَ
İngilizce

They will say: "We were not of those who prayed

turkish

Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik

74 (Al-Muddaththir) Sure
43 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِینَ
İngilizce

Nor were we of those who fed the indigent

turkish

Düşkün kimseyi doyurmuyorduk

74 (Al-Muddaththir) Sure
44 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَاۤئِضِینَ
İngilizce

But we used to talk vanities with vain talkers

turkish

Batıla dalanlarla biz de dalardık

74 (Al-Muddaththir) Sure
45 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
İngilizce

And we used to deny the Day of Judgment

turkish

Ceza gününü yalanlardık

74 (Al-Muddaththir) Sure
46 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَتَّىٰۤ أَتَىٰنَا ٱلۡیَقِینُ
İngilizce

Until there came to us (the Hour) that is certain

turkish

Ölüm bize o haldeyken geldi

74 (Al-Muddaththir) Sure
47 Ayet
576 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِینَ
İngilizce

Then will no intercession of (any) intercessors profit them

turkish

Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez

74 (Al-Muddaththir) Sure
48 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِینَ
İngilizce

Then what is the matter with them that they turn away from admonition

turkish

Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
49 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ
İngilizce

As if they were affrighted asses

turkish

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

74 (Al-Muddaththir) Sure
50 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
İngilizce

Fleeing from a lion

turkish

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler

74 (Al-Muddaththir) Sure
51 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
بَلۡ یُرِیدُ كُلُّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ أَن یُؤۡتَىٰ صُحُفࣰا مُّنَشَّرَةࣰ
İngilizce

Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out

turkish

Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister

74 (Al-Muddaththir) Sure
52 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ بَل لَّا یَخَافُونَ ٱلۡءَاخِرَةَ
İngilizce

By no means! But they fear not the Hereafter

turkish

Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar

74 (Al-Muddaththir) Sure
53 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ
İngilizce

Nay, this surely is an admonition

turkish

Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür

74 (Al-Muddaththir) Sure
54 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَمَن شَاۤءَ ذَكَرَهُۥ
İngilizce

Let any who will, keep it in remembrance

turkish

Dileyen kimse öğüt alır

74 (Al-Muddaththir) Sure
55 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَا یَذۡكُرُونَ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
İngilizce

But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness

turkish

Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir

74 (Al-Muddaththir) Sure
56 Ayet
577 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri