Al-Muddaththir
İngilizce
O thou wrapped up (in the mantle)
turkish
Ey örtüye bürünen
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Arise and deliver thy warning
turkish
Kalk da uyar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thy Lord do thou magnify
turkish
Rabbini yücelt
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And thy garments keep free from stain
turkish
Giydiklerini temiz tut
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And all abomination shun
turkish
Kötü şeyleri terke devam et
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor expect, in giving, any increase (for thyself)
turkish
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But, for thy Lord's (Cause), be patient and constant
turkish
Rabbin için sabret
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Finally, when the Trumpet is sounded
turkish
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That will be- that Day - a Day of Distress
turkish
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Far from easy for those without Faith
turkish
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone
turkish
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To whom I granted resources in abundance
turkish
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And sons to be by his side
turkish
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To whom I made (life) smooth and comfortable
turkish
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yet is he greedy-that I should add (yet more)
turkish
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! For to Our Signs he has been refractory
turkish
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will I visit him with a mount of calamities
turkish
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For he thought and he plotted
turkish
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And woe to him! How he plotted
turkish
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, Woe to him; How he plotted
turkish
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he looked round
turkish
Sonra baktı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he frowned and he scowled
turkish
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then he turned back and was haughty
turkish
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then said he: "This is nothing but magic, derived from of old
turkish
Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This is nothing but the word of a mortal
turkish
Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Soon will I cast him into Hell-Fire
turkish
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what Hell-Fire is
turkish
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone
turkish
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Darkening and changing the colour of man
turkish
İnsanın derisini kavurur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Over it are Nineteen
turkish
Orada ondokuz bekçi vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind
turkish
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, verily: By the Moon
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Night as it retreateth
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And by the Dawn as it shineth forth
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
This is but one of the mighty (portents)
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A warning to mankind
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To any of you that chooses to press forward, or to follow behind
turkish
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Every soul will be (held) in pledge for its deeds
turkish
Herkes kazancına bağlı bir rehindir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Except the Companions of the Right Hand
turkish
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other
turkish
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And (ask) of the Sinners
turkish
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
What led you into Hell Fire
turkish
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
They will say: "We were not of those who prayed
turkish
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nor were we of those who fed the indigent
turkish
Düşkün kimseyi doyurmuyorduk
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But we used to talk vanities with vain talkers
turkish
Batıla dalanlarla biz de dalardık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And we used to deny the Day of Judgment
turkish
Ceza gününü yalanlardık
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Until there came to us (the Hour) that is certain
turkish
Ölüm bize o haldeyken geldi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then will no intercession of (any) intercessors profit them
turkish
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then what is the matter with them that they turn away from admonition
turkish
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
As if they were affrighted asses
turkish
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Fleeing from a lion
turkish
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out
turkish
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! But they fear not the Hereafter
turkish
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, this surely is an admonition
turkish
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Let any who will, keep it in remembrance
turkish
Dileyen kimse öğüt alır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness
turkish
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir