Al-Qiyamah
İngilizce
I do call to witness the Resurrection Day
turkish
Kıyamet gününe yemin ederim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And I do call to witness the self-reproaching spirit: (Eschew Evil)
turkish
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Does man think that We cannot assemble his bones
turkish
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, We are able to put together in perfect order the very tips of his fingers
turkish
Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But man wishes to do wrong (even) in the time in front of him
turkish
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
He questions: "When is the Day of Resurrection
turkish
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
At length, when the sight is dazed
turkish
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the moon is buried in darkness
turkish
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And the sun and moon are joined together
turkish
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day will Man say: "Where is the refuge
turkish
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! No place of safety
turkish
Hayır; hayır; bir sığınak yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Before thy Lord (alone), that Day will be the place of rest
turkish
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day will Man be told (all) that he put forward, and all that he put back
turkish
O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, man will be evidence against himself
turkish
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Even though he were to put up his excuses
turkish
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Move not thy tongue concerning the (Qur'an) to make haste therewith
turkish
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
It is for Us to collect it and to promulgate it
turkish
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when We have promulgated it, follow thou its recital (as promulgated)
turkish
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay more, it is for Us to explain it (and make it clear)
turkish
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, (ye men!) but ye love the fleeting life
turkish
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And leave alone the Hereafter
turkish
Ahireti bırakırsınız
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Some faces, that Day, will beam (in brightness and beauty)
turkish
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Looking towards their Lord
turkish
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And some faces, that Day, will be sad and dismal
turkish
O gün bir takım yüzler de asıktır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In the thought that some back-breaking calamity was about to be inflicted on them
turkish
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Yea, when (the soul) reaches to the collar-bone (in its exit)
turkish
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And there will be a cry, "Who is a magician (to restore him)
turkish
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And he will conclude that it was (the Time) of Parting
turkish
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And one leg will be joined with another
turkish
Bacaklar birbirine dolaşır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
That Day the Drive will be (all) to thy Lord
turkish
O gün sevk Rabbin huzurunadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
So he gave nothing in charity, nor did he pray
turkish
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But on the contrary, he rejected Truth and turned away
turkish
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did he stalk to his family in full conceit
turkish
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe to thee, (O men!), yea, woe
turkish
Sana yazıklar olsun, yazıklar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Again, Woe to thee, (O men!), yea, woe
turkish
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Does man think that he will be left uncontrolled, (without purpose)
turkish
İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Was he not a drop of sperm emitted (in lowly form)
turkish
O, katılan bir meni damlası değil miydi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then did he become a leech-like clot; then did (Allah) make and fashion (him) in due proportion
turkish
Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And of him He made two sexes, male and female
turkish
Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Has not He, (the same), the power to give life to the dead
turkish
Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter