Al-Mursalat

وَٱلۡمُرۡسَلَـٰتِ عُرۡفࣰا
İngilizce

By the (Winds) sent forth one after another (to man's profit)

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
1 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡعَـٰصِفَـٰتِ عَصۡفࣰا
İngilizce

Which then blow violently in tempestuous Gusts

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
2 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلنَّـٰشِرَ ٰتِ نَشۡرࣰا
İngilizce

And scatter (things) far and wide

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
3 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡفَـٰرِقَـٰتِ فَرۡقࣰا
İngilizce

Then separate them, one from another

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
4 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱلۡمُلۡقِیَـٰتِ ذِكۡرًا
İngilizce

Then spread abroad a Message

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
5 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا
İngilizce

Whether of Justification or of Warning

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
6 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَ ٰقِعࣱ
İngilizce

Assuredly, what ye are promised must come to pass

turkish

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

77 (Al-Mursalat) Sure
7 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ
İngilizce

Then when the stars become dim

turkish

Yıldızların ışığı giderildiği zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
8 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلسَّمَاۤءُ فُرِجَتۡ
İngilizce

When the heaven is cleft asunder

turkish

Gök yarıldığı zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
9 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ
İngilizce

When the mountains are scattered (to the winds) as dust

turkish

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
10 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ
İngilizce

And when the messengers are (all) appointed a time (to collect)

turkish

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

77 (Al-Mursalat) Sure
11 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِأَیِّ یَوۡمٍ أُجِّلَتۡ
İngilizce

For what Day are these (portents) deferred

turkish

Bu, hangi güne bırakılmıştı

77 (Al-Mursalat) Sure
12 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِیَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ
İngilizce

For the Day of Sorting out

turkish

Hüküm gününe bırakılmıştı

77 (Al-Mursalat) Sure
13 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
İngilizce

And what will explain to thee what is the Day of Sorting out

turkish

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

77 (Al-Mursalat) Sure
14 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
15 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

Did We not destroy the men of old (for their evil)

turkish

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

77 (Al-Mursalat) Sure
16 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡءَاخِرِینَ
İngilizce

So shall We make later (generations) follow them

turkish

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

77 (Al-Mursalat) Sure
17 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَذَ ٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِینَ
İngilizce

Thus do We deal with men of sin

turkish

Suçlulara böyle yaparız

77 (Al-Mursalat) Sure
18 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün, yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
19 Ayet
580 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّاۤءࣲ مَّهِینࣲ
İngilizce

Have We not created you from a fluid (held) despicable

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
20 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَجَعَلۡنَـٰهُ فِی قَرَارࣲ مَّكِینٍ
İngilizce

The which We placed in a place of rest, firmly fixed

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
21 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
İngilizce

For a period (of gestation), determined (according to need)

turkish

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
22 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَـٰدِرُونَ
İngilizce

For We do determine (according to need); for We are the best to determine (things)

turkish

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

77 (Al-Mursalat) Sure
23 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
24 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا
İngilizce

Have We not made the earth (as a place) to draw together

turkish

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

77 (Al-Mursalat) Sure
25 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَحۡیَاۤءࣰ وَأَمۡوَ ٰتࣰا
İngilizce

The living and the dead

turkish

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

77 (Al-Mursalat) Sure
26 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا فِیهَا رَوَ ٰسِیَ شَـٰمِخَـٰتࣲ وَأَسۡقَیۡنَـٰكُم مَّاۤءࣰ فُرَاتࣰا
İngilizce

And made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)

turkish

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

77 (Al-Mursalat) Sure
27 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların vay o gün haline

77 (Al-Mursalat) Sure
28 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱنطَلِقُوۤا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İngilizce

(It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false

turkish

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
29 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱنطَلِقُوۤا۟ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِی ثَلَـٰثِ شُعَبࣲ
İngilizce

Depart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns

turkish

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
30 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا ظَلِیلࣲ وَلَا یُغۡنِی مِنَ ٱللَّهَبِ
İngilizce

(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze

turkish

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

77 (Al-Mursalat) Sure
31 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهَا تَرۡمِی بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ
İngilizce

Indeed it throws about sparks (huge) as Forts

turkish

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

77 (Al-Mursalat) Sure
32 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتࣱ صُفۡرࣱ
İngilizce

As if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)

turkish

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

77 (Al-Mursalat) Sure
33 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
34 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ لَا یَنطِقُونَ
İngilizce

That will be a Day when they shall not be able to speak

turkish

Bu, onların konuşamayacakları gündür

77 (Al-Mursalat) Sure
35 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَیَعۡتَذِرُونَ
İngilizce

Nor will it be open to them to put forth pleas

turkish

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

77 (Al-Mursalat) Sure
36 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
37 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَـٰذَا یَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَـٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِینَ
İngilizce

That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)

turkish

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

77 (Al-Mursalat) Sure
38 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَیۡدࣱ فَكِیدُونِ
İngilizce

Now, if ye have a trick (or plot), use it against Me

turkish

Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

77 (Al-Mursalat) Sure
39 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

Yalanlamış olanların o gün vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
40 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی ظِلَـٰلࣲ وَعُیُونࣲ
İngilizce

As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water)

turkish

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

77 (Al-Mursalat) Sure
41 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفَوَ ٰكِهَ مِمَّا یَشۡتَهُونَ
İngilizce

And (they shall have) fruits,- all they desire

turkish

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar

77 (Al-Mursalat) Sure
42 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَٱشۡرَبُوا۟ هَنِیۤءَۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
İngilizce

Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness)

turkish

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

77 (Al-Mursalat) Sure
43 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّا كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُحۡسِنِینَ
İngilizce

Thus do We certainly reward the Doers of Good

turkish

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

77 (Al-Mursalat) Sure
44 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
45 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِیلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ
İngilizce

(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners

turkish

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

77 (Al-Mursalat) Sure
46 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
47 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَإِذَا قِیلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُوا۟ لَا یَرۡكَعُونَ
İngilizce

And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so

turkish

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

77 (Al-Mursalat) Sure
48 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَیۡلࣱ یَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
İngilizce

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth

turkish

O gün yalanlamış olanların vay haline

77 (Al-Mursalat) Sure
49 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَبِأَیِّ حَدِیثِۭ بَعۡدَهُۥ یُؤۡمِنُونَ
İngilizce

Then what Message, after that, will they believe in

turkish

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar

77 (Al-Mursalat) Sure
50 Ayet
581 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri