An-Naba

۞ عَمَّ یَتَسَاۤءَلُونَ
İngilizce

Concerning what are they disputing

turkish

Neyi soruşturuyorlar

78 (An-Naba) Sure
1 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِیمِ
İngilizce

Concerning the Great News

turkish

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

78 (An-Naba) Sure
2 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِی هُمۡ فِیهِ مُخۡتَلِفُونَ
İngilizce

About which they cannot agree

turkish

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

78 (An-Naba) Sure
3 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
İngilizce

Verily, they shall soon (come to) know

turkish

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir

78 (An-Naba) Sure
4 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ثُمَّ كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
İngilizce

Verily, verily they shall soon (come to) know

turkish

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir

78 (An-Naba) Sure
5 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدࣰا
İngilizce

Have We not made the earth as a wide expanse

turkish

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı

78 (An-Naba) Sure
6 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰا
İngilizce

And the mountains as pegs

turkish

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı

78 (An-Naba) Sure
7 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا
İngilizce

And (have We not) created you in pairs

turkish

Sizi çift çift yarattık

78 (An-Naba) Sure
8 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰا
İngilizce

And made your sleep for rest

turkish

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık

78 (An-Naba) Sure
9 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱلَّیۡلَ لِبَاسࣰا
İngilizce

And made the night as a covering

turkish

Geceyi bir örtü yaptık

78 (An-Naba) Sure
10 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰا
İngilizce

And made the day as a means of subsistence

turkish

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık

78 (An-Naba) Sure
11 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَبَنَیۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰا شِدَادࣰا
İngilizce

And (have We not) built over you the seven firmaments

turkish

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik

78 (An-Naba) Sure
12 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰا
İngilizce

And placed (therein) a Light of Splendour

turkish

Parlak ışık veren güneşi varettik

78 (An-Naba) Sure
13 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَ ٰتِ مَاۤءࣰ ثَجَّاجࣰا
İngilizce

And do We not send down from the clouds water in abundance

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
14 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّا وَنَبَاتࣰا
İngilizce

That We may produce therewith corn and vegetables

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
15 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا
İngilizce

And gardens of luxurious growth

turkish

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık

78 (An-Naba) Sure
16 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِیقَـٰتࣰا
İngilizce

Verily the Day of Sorting out is a thing appointed

turkish

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir

78 (An-Naba) Sure
17 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یُنفَخُ فِی ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰا
İngilizce

The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds

turkish

Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz

78 (An-Naba) Sure
18 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَ ٰبࣰا
İngilizce

And the heavens shall be opened as if there were doors

turkish

Gökler kapı kapı açılacaktır

78 (An-Naba) Sure
19 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَسُیِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا
İngilizce

And the mountains shall vanish, as if they were a mirage

turkish

Dağlar yürütülüp serap olacaktır

78 (An-Naba) Sure
20 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰا
İngilizce

Truly Hell is as a place of ambush

turkish

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır

78 (An-Naba) Sure
21 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لِّلطَّـٰغِینَ مَءَابࣰا
İngilizce

For the transgressors a place of destination

turkish

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır

78 (An-Naba) Sure
22 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّـٰبِثِینَ فِیهَاۤ أَحۡقَابࣰا
İngilizce

They will dwell therein for ages

turkish

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır

78 (An-Naba) Sure
23 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَذُوقُونَ فِیهَا بَرۡدࣰا وَلَا شَرَابًا
İngilizce

Nothing cool shall they taste therein, nor any drink

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
24 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِلَّا حَمِیمࣰا وَغَسَّاقࣰا
İngilizce

Save a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
25 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءࣰ وِفَاقًا
İngilizce

A fitting recompense (for them)

turkish

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

78 (An-Naba) Sure
26 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ لَا یَرۡجُونَ حِسَابࣰا
İngilizce

For that they used not to fear any account (for their deeds)

turkish

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı

78 (An-Naba) Sure
27 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَذَّبُوا۟ بِءَایَـٰتِنَا كِذَّابࣰا
İngilizce

But they (impudently) treated Our Signs as false

turkish

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı

78 (An-Naba) Sure
28 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكُلَّ شَیۡءٍ أَحۡصَیۡنَـٰهُ كِتَـٰبࣰا
İngilizce

And all things have We preserved on record

turkish

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır

78 (An-Naba) Sure
29 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِیدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا
İngilizce

So taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment

turkish

Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız

78 (An-Naba) Sure
30 Ayet
582 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ مَفَازًا
İngilizce

Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart's) desires

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
31 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
حَدَاۤئِقَ وَأَعۡنَـٰبࣰا
İngilizce

Gardens enclosed, and grapevines

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
32 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰا
İngilizce

And voluptuous women of equal age

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
33 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَكَأۡسࣰا دِهَاقࣰا
İngilizce

And a cup full (to the brim)

turkish

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır

78 (An-Naba) Sure
34 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
لَّا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا كِذَّ ٰبࣰا
İngilizce

No vanity shall they hear therein, nor Untruth

turkish

Orada boş ve yalan söz işitmezler

78 (An-Naba) Sure
35 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
جَزَاۤءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَاۤءً حِسَابࣰا
İngilizce

Recompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient

turkish

Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir

78 (An-Naba) Sure
36 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا یَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰا
İngilizce

(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him

turkish

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır

78 (An-Naba) Sure
37 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰۤئِكَةُ صَفࣰّاۖ لَّا یَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰا
İngilizce

The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right

turkish

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir

78 (An-Naba) Sure
38 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَءَابًا
İngilizce

That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord

turkish

İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser

78 (An-Naba) Sure
39 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّاۤ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابࣰا قَرِیبࣰا یَوۡمَ یَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ یَدَاهُ وَیَقُولُ ٱلۡكَافِرُ یَـٰلَیۡتَنِی كُنتُ تُرَ ٰبَۢا
İngilizce

Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust

turkish

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der

78 (An-Naba) Sure
40 Ayet
583 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri