Al-Mutaffifin
İngilizce
Woe to those that deal in fraud
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But when they have to give by measure or weight to men, give less than due
turkish
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do they not think that they will be called to account
turkish
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On a Mighty Day
turkish
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds
turkish
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay! Surely the record of the wicked is (preserved) in Sijjin
turkish
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what Sijjin is
turkish
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is) a Register (fully) inscribed
turkish
O, yazılmış bir kitaptır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Woe, that Day, to those that deny
turkish
Yalanlayanların o gün vay haline
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those that deny the Day of Judgment
turkish
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And none can deny it but the Transgressor beyond bounds the Sinner
turkish
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
When Our Signs are rehearsed to him, he says, "Tales of the ancients
turkish
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do
turkish
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Verily, from (the Light of) their Lord, that Day, will they be veiled
turkish
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, they will enter the Fire of Hell
turkish
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false
turkish
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Nay, verily the record of the Righteous is (preserved) in 'Illiyin
turkish
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And what will explain to thee what 'Illiyun is
turkish
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(There is) a Register (fully) inscribed
turkish
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
To which bear witness those Nearest (to Allah)
turkish
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Truly the Righteous will be in Bliss
turkish
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On Thrones (of Dignity) will they command a sight (of all things)
turkish
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou wilt recognise in their faces the beaming brightness of Bliss
turkish
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Their thirst will be slaked with Pure Wine sealed
turkish
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The seal thereof will be Musk: And for this let those aspire, who have aspirations
turkish
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
With it will be (given) a mixture of Tasnim
turkish
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
A spring, from (the waters) whereof drink those Nearest to Allah
turkish
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Those in sin used to laugh at those who believed
turkish
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And whenever they passed by them, used to wink at each other (in mockery)
turkish
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And when they returned to their own people, they would return jesting
turkish
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And whenever they saw them, they would say, "Behold! These are the people truly astray
turkish
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But they had not been sent as keepers over them
turkish
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But on this Day the Believers will laugh at the Unbelievers
turkish
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
On Thrones (of Dignity) they will command (a sight) (of all things)
turkish
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Will not the Unbelievers have been paid back for what they did
turkish
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler