Al-Ghashiyah
İngilizce
Has the story reached thee of the overwhelming (Event)
turkish
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Some faces, that Day, will be humiliated
turkish
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Labouring (hard), weary
turkish
Zor işler altında bitkin düşmüştür
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The while they enter the Blazing Fire
turkish
Yakıcı ateşe yaslanırlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
The while they are given, to drink, of a boiling hot spring
turkish
Kızgın bir kaynaktan içirilirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
No food will there be for them but a bitter Dhari
turkish
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Which will neither nourish nor satisfy hunger
turkish
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
(Other) faces that Day will be joyful
turkish
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Pleased with their striving
turkish
Yaptıklarından hoşnuddurlar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
In a Garden on high
turkish
Yüksek bir cennettedirler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Where they shall hear no (word) of vanity
turkish
Orada boş söz işitmezler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein will be a bubbling spring
turkish
Orada akan kaynak vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therein will be Thrones (of dignity), raised on high
turkish
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Goblets placed (ready)
turkish
Yerleştirilmiş kaseler
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And cushions set in rows
turkish
Sıra sıra yastıklar
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And rich carpets (all) spread out
turkish
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Do they not look at the Camels, how they are made
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Sky, how it is raised high
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Mountains, how they are fixed firm
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
And at the Earth, how it is spread out
turkish
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish
turkish
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Thou art not one to manage (men's) affairs
turkish
Sen, onlara zor kullanacak değilsin
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
But if any turn away and reject Allah
turkish
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Allah will punish him with a mighty Punishment
turkish
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
For to Us will be their return
turkish
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir
İbn Kesir Tefsiri
İngilizce
Then it will be for Us to call them to account
turkish
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir