Al-Fajr

وَٱلۡفَجۡرِ
İngilizce

By the break of Day

turkish

Tanyerinin ağarmasına and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
1 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَیَالٍ عَشۡرࣲ
İngilizce

By the Nights twice five

turkish

Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
2 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ
İngilizce

By the even and odd (contrasted)

turkish

Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun

89 (Al-Fajr) Sure
3 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱلَّیۡلِ إِذَا یَسۡرِ
İngilizce

And by the Night when it passeth away

turkish

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

89 (Al-Fajr) Sure
4 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
هَلۡ فِی ذَ ٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِی حِجۡرٍ
İngilizce

Is there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand

turkish

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

89 (Al-Fajr) Sure
5 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
أَلَمۡ تَرَ كَیۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
İngilizce

Seest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people)

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
6 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ
İngilizce

Of the (city of) Iram, with lofty pillars

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
7 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّتِی لَمۡ یُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِی ٱلۡبِلَـٰدِ
İngilizce

The like of which were not produced in (all) the land

turkish

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
8 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَثَمُودَ ٱلَّذِینَ جَابُوا۟ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ
İngilizce

And with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
9 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَفِرۡعَوۡنَ ذِی ٱلۡأَوۡتَادِ
İngilizce

And with Pharaoh, lord of stakes

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
10 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱلَّذِینَ طَغَوۡا۟ فِی ٱلۡبِلَـٰدِ
İngilizce

(All) these transgressed beyond bounds in the lands

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
11 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَكۡثَرُوا۟ فِیهَا ٱلۡفَسَادَ
İngilizce

And heaped therein mischief (on mischief)

turkish

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

89 (Al-Fajr) Sure
12 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَصَبَّ عَلَیۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ
İngilizce

Therefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements

turkish

Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir

89 (Al-Fajr) Sure
13 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ
İngilizce

For thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower

turkish

Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir

89 (Al-Fajr) Sure
14 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَیَقُولُ رَبِّیۤ أَكۡرَمَنِ
İngilizce

Now, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me

turkish

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der

89 (Al-Fajr) Sure
15 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَأَمَّاۤ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَیۡهِ رِزۡقَهُۥ فَیَقُولُ رَبِّیۤ أَهَـٰنَنِ
İngilizce

But when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me

turkish

Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der

89 (Al-Fajr) Sure
16 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡیَتِیمَ
İngilizce

Nay, nay! but ye honour not the orphans

turkish

Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
17 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا تَحَـٰۤضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِینِ
İngilizce

Nor do ye encourage one another to feed the poor

turkish

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
18 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰا لَّمࣰّا
İngilizce

And ye devour inheritance - all with greed

turkish

Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
19 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّا جَمࣰّا
İngilizce

And ye love wealth with inordinate love

turkish

Malı pek çok seviyorsunuz

89 (Al-Fajr) Sure
20 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
كَلَّاۤۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّا دَكࣰّا
İngilizce

Nay! When the earth is pounded to powder

turkish

Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman

89 (Al-Fajr) Sure
21 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجَاۤءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّا صَفࣰّا
İngilizce

And thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank

turkish

Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince

89 (Al-Fajr) Sure
22 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَجِا۟یۤءَ یَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ یَوۡمَئِذࣲ یَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ
İngilizce

And Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him

turkish

O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne

89 (Al-Fajr) Sure
23 Ayet
593 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَقُولُ یَـٰلَیۡتَنِی قَدَّمۡتُ لِحَیَاتِی
İngilizce

He will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life

turkish

Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der

89 (Al-Fajr) Sure
24 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَیَوۡمَئِذࣲ لَّا یُعَذِّبُ عَذَابَهُۥۤ أَحَدࣱ
İngilizce

For, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict

turkish

O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez

89 (Al-Fajr) Sure
25 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَلَا یُوثِقُ وَثَاقَهُۥۤ أَحَدࣱ
İngilizce

And His bonds will be such as none (other) can bind

turkish

Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz

89 (Al-Fajr) Sure
26 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
یَـٰۤأَیَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ
İngilizce

(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction

turkish

Ey huzur içinde olan can

89 (Al-Fajr) Sure
27 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
ٱرۡجِعِیۤ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِیَةࣰ مَّرۡضِیَّةࣰ
İngilizce

Come back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him

turkish

O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön

89 (Al-Fajr) Sure
28 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
فَٱدۡخُلِی فِی عِبَـٰدِی
İngilizce

Enter thou, then, among My devotees

turkish

Ey can! İyi kullarımın arasına gir

89 (Al-Fajr) Sure
29 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri
وَٱدۡخُلِی جَنَّتِی
İngilizce

Yea, enter thou My Heaven

turkish

Cennetime gir

89 (Al-Fajr) Sure
30 Ayet
594 Sayfa
İbn Kesir Tefsiri